sabah erken saatlerde ve akşam iş çıkışı saatlerinde kullanılmak istendiğinde karşılaşılan manzara aynen şudur. durakta beklenir, araç gelir, kapı açılır, yanyana dizilmiş 3-4 tane göt* adeta size hoşgeldiniz der. aslında araca binmeye çalışsanız da bindiğiniz yer araçtan çok daha farklı bir yerdir malesef.
id ve ego dan sonra gelen evrimleşmiş parçaya denir. örnek vermek gerekirse; küçükken yaramazlık yaptığınızda aileniz size kızar, uyarır. bu belli süre tekrar eder. uyarma, kızma hadisesini çocuk içselleştirir. zaman geçtikçe etrafında uyaracak kızacak birisi olmasa bile çocuk yaramazlık yapmaz. çünkü o aile çocuğun zihninin bir parçası olmuştu. çocuk nereye gitse onlar da oraya gelecektir.
her insan karşısındakinden, kendinde olmayanı beklermiş önermesini çürüten bir görüş. " sen kıllıysan ayıysan ne yapacaksın başka bir tane daha ayıyı. onda olanlar sende var zaten. gel sen bakayım şöyle. " diye kenara çekmeye, aklını çelmeye çalışabilirsiniz.**
deniz seki nin dile kolay parçasından da bulunan bir atasözüdür.
unut demek dile kolay
ateş düştüğü yeri yakar
anlamaz ki o zalim yar
gezer gezer uzaktan bakar
seni ben ben işte böyle
severim böyle sevince
yaşarım güzelliğince
solarım seninle ben de.
her söyleyene on adım gerilip sonrasında koşa koşa nah yapmak istediğim kelime grubu. hayat zor diyen bir milletin gerçek hayata başlama noktası olan bir yere kolay demesi gerçekten insanı çıldırtabilecek bir tezattır. zira ailemizin uzakta olduğu, bazen okurken çalışmak zorunda kaldığımız*, bazı geceler aç yatmamıza sebep olan ama yine de sabah kalkıp dinç olup ders çalışmamız gereken bir dönemin neresi kolay sormak isterim.
boyumun kısa olmasının verdiği, en ön sıraya oturmanın getirdiği sorunsaldı bir zamanlar. sonra bende büyüdüm* alayına isyan dedim, öğretmen masasının bana bakan kenarına yazmaya başladım kopyaları. yetmeyince kalorifer peteğine yazdığımda olmuştu.
internet bağlantımın bir anlık kopmasının verdiği boşlukla, listede görünmeyişimin verdiği şoku atlatma çabasına iten başlıktır. oysa ki ne demiştim. (bkz:#38083)**
çömezlik zamanlarımda yazdığım entryim. hala aynı şeyleri düşünüyorum, demekki çok birşey değişmemiş. zaten sözlüğe kayıt olalı 20 gün oldu. değişse kendime tutarsız derdim. * (bkz: sevgiliyle uyumak) (bkz:#33038)*
aslında gitmemek değilde gidememek durumudur, yoksa gelmeyi çok istiyoruz öyle değil mi;
- sözlükte yazar olduğunu bilmeyen sevgilinin gazabından korkmak
- " bu yazıları bu tıfıl mı yazıyomuş lan bsg. bundan da ancak bu çıkar."ı işitmek
- uzun saç başlığındaki entryler sonucu can güvenliğinin sağlanamamış olması
- sap gibi ortada kalmak *
genelleme yapmadan konuya kenardan girmek gerekirse; eğer sevgiliniz olacak adamsa aldatma potansiyeli çok yüksek olan kişidir. zira " beni şu saatlerde arama lütfen" dediği saatlerde eşiyle birlikte değil başka bir erkekle birlikte olma olasılığı yüksektir. aynı zamanda adam eşini bile sizinle aldatıyorken elbette sizi de başka birileriyle aldatabilir. bu gibi durumlarda en iyisi karşınızdakinin doğru kişi olduğuna emin olmanızdır. zira bazı evli gayler de* ne istediğini bilen, aklı başında, ilişki kıymeti bilen erkeklerdir.*
anlamadığım bir sebepten ötürü günümüz ergen gençliğinin* marjinal olma çabası çemberine girmiş bir durumdur. zamane gençlerine bakarsak neredeyse hepsi;
1- vejetaryenim
2- metal müzikten başka dinlemem
3- ateist
4- süt mü iğğğkk mottosuyla yaşamaktadırlar. **