cemal süreya

şöyle söylemiş cemal'im süreya'm:
"sevişmek, çiftleşmek değil tekleşmektir."
ne güzel demiş.
ayarbozandır , karadeliktir , tehlikelidir .
en son sezen aksunun son albümündeki sayım adlı şarkının sözlerinin cemal süreyyanın olduğunu öğrendim.benim kadar şiirden nefret eden bi adama şiir sevdirmeye başladı cemal süreyya
sizin hiç babanız öldü mü?


sizin hiç babanız öldü mü?
benim bir kere öldü kör oldum
yıkadılar aldılar götürdüler
babamdan ummazdım bunu kör oldum
siz hiç hamama gittiniz mi?
ben gittim lambanın biri söndü
gözümün biri söndü kör oldum
tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak
şöylelemesine maviydi kör oldum
taşlara gelince hamam taşlarına
taşlar pırıl pırıldı ayna gibiydi
taşlarda yüzümün yarısını gördüm
bir şey gibiydi bir şey gibi kötü
yüzümden ummazdım bunu kör oldum
siz hiç sabunluyken ağladınız mı?

şiirinin sahibi. ne güzelsin sen cemal süreya...
"kim istemez mutlu olmayı
ama mutsuzluğa da var mısın?"
ölüyorum tanrım <br>bu da oldu işte. <br> <br>her ölüm erken ölümdür <br>biliyorum tanrım. <br> <br>ama, ayrıca, aldığın şu hayat <br>fena değildir... <br> <br>üstü kalsın...
9 ocak 1990 tarihinde aramızdan ayrılmış, benim yaşar sayesinde tanıdığım, hayatını inceledikçe ne kadar derin olduğunu görme şansına eriştiğim, erotizmi bile ustalıkla, ucuzlaştırmadan şiirine katan, aynı zamanda zamanında mali müşavirlik yapmış şair edebiyatçı, favori mekanı edebiyatçıların buluşma yeri olan bostancı hatay restoranında hatay meyhanesi defterlerini geleneğini başlatmış, hayatı dolu dolu yaşamış, varlığı da yokluğu da görmüş, hem kendi ruhunu hem şiir severlerin hem de sşiir sevmezlerin ruhunu zenginleştirmiş şair. şimdi bizi sevgilinin saçlarının kumral göklerinden seyrediyor. <br> <br>san <br> <br>kırmızı bir kuştur soluğum <br>kumral göklerinde saçlarının <br>seni kucağıma alıyorum <br>tarifsiz uzuyor bacakların <br> <br>kırmızı bir at oluyor soluğum <br>yüzümün yanmasından anlıyorum <br>yoksuluz gecelerimiz uzun <br>dört nala sevişmek lazım.
sunay akının anlattığı bir anekdottan: <br> <br>1915 yılının 18 martında, çanakkale martıları bir daha hiç unutamayacakları, çocuklarına anlatacakları gürültüleri duyarlar… o gün, işgal güçlerinin zırhlı gemilerinden ve türk bataryalarından yükselen top sesleri tarihin en büyük direnişini haber veriyordu… ingiliz ve fransızlar, türklerin elinde son model iki bine yakın top olduğunu rapor ediyorlardı… oysa elimizde, 82 tanesi savaş gemilerinden sökülmüş sadece 150 top vardı!.. işgalcileri yanıltan, top namlusu görüntüsü verilerek toprağa gömülen, zaman zaman da ateş ediyor havası yaratsın diye ağızlarına konulan toz barutun yakıldığı yüzlerce soba borusuydu!.. çanakkale savaşı’nın yaşanıldığı siperler, bataryalar, bağımsız türkiye cumhuriyetinin kuruluşuna giden ilk adımların atıldığı yerler olarak kabul edilir… sadece türklerin cephesinde değil, anzaklarda da bağımsız bir ülke düşü ilk kez çanakkalede yeşermiştir… her yıl on binlerce insan ziyaret eder çanakkaleyi… eder de duygulanıp gözyaşı dökenler arasında, direnişimizin sembolü haline gelen topların bir şair tarafından korunduğunu bilen nerdeyse hiç yoktur!.. 1915 yılından tam elli yıl sonra bir savaş daha yaşanılır çanakkalede… bu kez tarih 1965’tir… maliye müfettişi cemalettin seber, teftiş amacıyla iki ay çanakkalede görevlidir… müfettiş seber, demir tüccarlarının savaştan kalma topları hurda olarak satın almak üzere olduklarını görür… bir rapor hazırlayarak satışı durdurur… 1965 yılında yaşanılan bu savaşın bir cephesinde hurdacılar, öbür cephesinde ise bir şair vardır!.. cumhuriyet döneminde yaşanılan bu çanakkale direnişinin kahramanı olan şairin asıl adı cemalletin seber olsa da şiir kitaplarında adını “cemal süreya” olarak okuruz!.. şair cemal süreya yalnızca birbirinden güzel şiirleriyle değil, çanakkale savaşı’ndan kalan topların hurdacılara satılmasını önlemesiyle de kalplerimizde iz bırakmayı fazlasıyla hak etmektedir.
ikinci yeni şair ve yazarlarındandır. üvercinka kitabı ile ikinci yeni sorgulanmıştır.
üniversitede mülkiye bölümünde okuduğu dönemde cemal süreya ile sezai karakoç sınıf arkadaşıymışlar. ikisi de onlarla aynı sınıfta olan muazzez akkaya isimli bir kızdan hoşlanırlar. bir iddiaya girerler:

ikisi de muazzez akkayayı tavlamaya çalışacak, iddiayı kaybeden kişi isminden bir harf eksiltecek. daha sonrası hüzünlü bir hikayedir..

sezai sarakoç birçok kez teklif etmesine rağmen muazzez akkaya teklifini kabul etmez. dördüncü sınıfın sonunda mezuniyet töreninde sezai karakoç an bir şiir okuması istenir. o da kendi yazdığı mona rosa isimli şiirini okur (şiir muazzez akkayaya yazılmıştır ve kıtaların ilk harfleri birleştirildiğinde muazzez akkaya ismi çıkar). şiir çok beğenilir ve alkışlarla sahnede arka arkaya 3 kere okutulur sezai karakoça. daha sonra sezai karakoç sahneden inecekken muazzez akkaya sahneye koşar ve "teklifin hala geçerli mi?" diye sorar. sezai karakoç net bir şekilde "hayır" der. ertesi gün muazzez akkaya
ın intihar ettiği öğrenilir. bunun üzerine cemal süreya, "süreyya" olan soyadından bir harf eksiltir.

edit: psk2 uyardı. muazzez akkaya ölmemiş, yurtdışında yaşıyormuş.
"hayat kısa,
kuşlar uçuyor."



imzasına yandığım. şu afiye, şu fiyakaya bak hele! hey gidi!
"biz kırıldık daha da kırılırız,
kimse dokunamaz bizim suçsuzluğumuza..."

(bkz: yarımada)
hakan gerçek 'in oynadığı üstü kalsın adlı tek perdelik gösteri ckm 'de gösterimdeydi cemal süreyya'nın doğumunun 20. yılı şerefine. mükemmel şiirleri bir de iyi oyunculukla birleştirin, akılda kalan bir performanstı.
"yemek yemek üstüne ne düşünürsünüz bilmem
ama kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı"

[cemal süreya]
zaman lazım sadece, unutacaksın!
nasıl unuttuysan çocukluğunu,
kırılan oyuncaklarını...
kırılan kalbini de öyle unutacaksın.

cs
yalnız aşkı vardır aşkı olanın
ve kaybetmek daha güç bulamamaktan
sen yüzüne sürgün olduğum kadın
kardeşim olan gözlerini unutamadım
çocuğum olan alnını sevgilim olan ağzını
dostum olan ellerini unutamadım
karım olan karnını ve önlerini
orospum olan yanlarını ve arkalarını
işte bütün bunlarını bunlarını bunlarını
nasıl unuturum hiç unutamadım
sabah sabah canım çekti, okudum. paylaşıp çoğaltayım dedim...

"biz şimdi alçak sesle konuşuyoruz ya
sessizce birleşip sessizce ayrılıyoruz ya
anamız çay demliyor ya güzel günlere
sevgilimizse çiçekler koyuyor ya bardağa
sabahları işimize gidiyoruz ya sessiz sedasız
bu, böyle gidecek demek değil bu işler
biz şimdi yan yana geliyor ve çoğalıyoruz
ama bir ağızdan tutturduğumuz gün hürlüğün havasını
işte o gün sizi tanrılar bile kurtaramaz."
bu akşam saat 20.00'de caddebostan kültür merkezi'nde cemal süreya'nın doğum günü şerefine etkinlik, hakan gerçek'in üstü kalsın adlı cemal süreya şiirlerinden oluşan tek kişilik oyun/dinletisi ve cemal süreya ödül töreni var. gelmek isteyen istanbullu ayıcanları bekleriz. ücretsiz etkinlik.
  • /
  • 2