iki durak arasında yaşanan aşklar

toplu taşıma araçlarında görülen ve hoşlanılan kişi ile göz göze gelmek ve sürekli dikizleme, baştan aşağı süzme durumu, cesaret edilip de o indiğinde arkasından gidip tanışma durumu. ne aşklar harcandı iki durak arasında bee.
göze kestirilen otobüs şöförleriyle dikiz aynası vasıtasıyla kesişme durumu da çok sık yaşanır.
metrobüste o aşırı sıkışıklıkta taş gibi yakışıklı bir çocukla burun buruna gitme olayı. nefesini bile hissedersin o an. mmmh.*
benimki köprü altında domalarak nihayete ermişti. zincirlikuyu boğaz köprüsü metrobüs hattında. hala da görüşürüz zaman zaman köprü altında.
keşke sadece duraklararası kalmasa da biri bi hamle yapsa.
ya da bir şekilde hamle yapacak cesareti bulsak.
bu şey değil mi ya? fort.
benim de dönemin başından beri dikkatimi çeken bir tip var. böyle salaş giyimi var, gereksiz konuşmayan ve soğuk bir hali var. ne bileyim, hoşlanmak da değil de öyle beğendim diyebilirim. geçenlerde bununla hiç yan yana denk gelemedik diye düşünmüş ve arka koltuklardan birine oturmuştum. o gün öyle geçti bitti.

aradan 2 gün geçti, ben boş bulduğum bir koltuğa oturdum. otobüs aşırı kalabalık da değildi. kafamı cama yasladım güzelce, öyle dışarı bakıyorum. nasıl dalmışsam, yol böyle yarım saat geçti. (yanıma da ilk durakta birinin oturduğunu fark ettim. ama hiç yanımdaki kim diye bakamadım.) yarım saat sonra bir baktım, yanımdaki inmek için kapıya yönelecek. kafamı kaldırdım meğerse bu o arkadaşmış. hay allah dedim ya, yarım saat boyunca beklediğim kişiyle yolculuk yapmışım. sonuç tabii ki hüsran. hey, birlikte her sabah yolculuk yaptığım insan! denk geldiğimizde yanıma oturursan bir daha fark edeyim seni. malum ben uyuyakalıyorum. swh
bakışırsın, bakışırsın sonra o bakıyor diye mi bakıyorsun baktığın için mi bakıyor karışır ama güzeldir.