sait faik abasıyanık

bir şekilde çocukken küstüğüm sonradan eşcinsel olduğunu öğrenince semaver adlı öykü kitabını okuduğum toplumcu edebiyatçı. semaveri çok sevmeme rağmen o küskünlüğüm devam etti, istemesem de.* *

(bkz: son kuşlar)
kuşluk vaktidir sait faik, sokaktaki adamdır, istanbul'un ara sokaklarının insanıdır, balıkçıdır, balıktır, martıdır, istanbul'da yaşayan azınlıktan biridir, denizdir, aşktır, hüzündür... türk edebiyatının devrimcisidir, yüz akıdır. durum hikayeciliğinin bir numaralı ismidir tartışmasız. herkesin kendini bulabileceği aydınlık bir dünyadır hikayeleri. havuz başında kendisini terk ettiğini düşündüğü sevgilisini beklerken hissettikleri sözcük sözcük akar yüreğinize. küsmeyiniz, okuyunuz, okutunuz!
"nefes aldığın şehir ne kadar şanslı. kim bilir, sesini gökyüzü sanan kuşlar bile vardır."
eşcinsel olduğu pek bilinmeyen yazar.
eşcinselliğini gizlemiş cumhuriyet dönemi yazarlarından/şairlerinden biri sanırım.
sait faik abasıyanık hayatı boyunca üç kadına yakınlaştı. bunlardan ilkiyle evlenmesini annesi istemedi. bilenler bilir; sait faik annesine aşırı düşkündür. evlenmek istediği ikinci kadın teklifini reddetti. üçüncüyle ise annesinin isteği üzerine nişanlandı. on ay nişanlı kaldı, ayrıldı. sait faik'in yakın arkadaşı ise yazarın kimseye dile getirmediği aşk hayatını öykülerinde anlattığı ve sait faik'in aslında eşcinsel olduğunu söyledi. başka bir yazarda bunu onayladı ve abasıyanık'ın ölmesine yakın sırf içindekileri söyleyebilmek için hikayelerinin biçimini değiştirip gerçeklik duygusu uyandırma isteğinden vazgeçtiğini söyledi.

sait faik abasıyanık'ın hikaye ve romanlarında homoerotizm, erkek imgesi ve kadın temsilleri başlığı altında oğuz güven'in yüksek lisans tezi bulunmaktadır.

meraklısı için:

http://www.thesis.bilkent.edu.tr/0006152...
bir gün dershanede deneme olurken üst sınıfta ders işleyen türkçe hocasının hakkında şunları söylediği yazar "durum hikayelerinde bir üstattır, muhakkak okumalısınız ama ülkemizde her üstada çamur atıldığı gibi kendisine de çamur atılıyor, hiç evlenmediği için eşcinsel olduğu söyleniyor yok öyle bir şey!" adam bunları söylerken o kadar hiddetliydi ki... "heeyy hocam birinin eşcinsel olması bir çamur olarak görülüyorsa ve bu onu tüm başarılarına rağmen küçültüyorsa, bunun sebebi siz ve sizin görüşünüzdeki insanlardır" diyemedim ya la. zaten o andan itibaren denemeye de pek odaklanamamıştım ya neyse.
"bir takım insanlar" adlı muazzam eserin sahibi
"...
sana önce
şiirlerin tadını
aşkların tadını
kitaplardan tattırmalıyım
resimlerden duyurmalıyım, resimlerden...

...

seni satmam çocuğum
dört yüz bin tekliğe.
ne güzel kaşların var
ne güzel bileklerin
hele ne ellerin var, ne ellerin.

söylemeliyim
yok
yok... meydanlarda bağırmalıyım,
...
kiraz mevsiminin
sevişme vakti olduğunu.

resimler seyrettirmeli, şiirler okutturmalıyım
baygınlık getiren şiirler

...

bir kere duyursam hele güzelliğini, tadını,
sonra oturup hüngür hüngür ağlasam
boş geçirdiğim, bağırmadığım sustuğum günlere
mezarımda bu güzel, uzun kaşlı boyacı çocuğunun
oğlu bir şiir okusa
karacaoğlan'dan
orhan veli'den
yunus'tan, yunus'tan..."

(bkz: şimdi sevişme vakti)
köpek, deniz, odun kokusu, balık, köşk, fransa, anne, tekne, baharat, baron, burgazada, çingene ve mahalle kadınları... tabii bir de alemdağ!