sigarayı bırakmak

üçüncü günümdeyim. bir haftayı atlatırsam hiçbir şey olmayacak gibi. bir de sürekli yemek yeme isteği olmasa içimde, ona da bir çözüm getirdim sayılır. *
bana 13 kg'a mal oldu sigarayı bırakmak aman nikotinden gelecek zarar baklavadan gelsin.
hayatımda aldığım en mantıklı karar olsa gerek
birkaç vakit öncesine kadar tek bir kelimem bile "i love your skin oooooo sooo white" diyen ville valo etkisindeyken (lütfen bkz:
),
artık dünyanın en güzel şiirlerini bile okusam, efenime söyliyim, ülkeyi ve dahi dünyayı kurtaracak fikirlerimden bile bahsetsem şurdan ileriye gidemiyorum:


ay lav yooor sıkiiişirim ben.
of!
bırakıp, ardından pipoya başlanması tavsiye edilir.
ne olduğunu çözemediğim rahatsızlıklar silsilesinin sonunda yapmak zorunda kaldığım atraksiyon. günde bir pakete yakın içiyordum. uzunca bir süre boyunca hastane hastane dolaşmama rağmen neyim olduğunu anlayamadım. sonra düşündüm: "zaten bu meret her şeye kötü geliyor, belki bırakmak yaşam kalitemi yükseltir ve bir nebze de olsa iyileşirim." allen carr abimizin kitabı bana pek tesir etmedi. (kitapta yazılanların zaten bilinen şeyler olmasından mütevellit sanırsam). cold turkey tekniğiyle, takviye kullanmadan bıraktım.

ilk gün zordu. "dal sigara mı alsam acep?" sorusu beynimi epey bir oyaladı. sonra vazgeçtim. iki dal sigara alıp günü geçirebilen, hiç sigarasız da geçirebilirdi. markete inip bir paket muratti'nin fiyatına denk gelecek şekilde kuruyemiş ve ice tea ile kendimi ödüllendirdim. eve gidip zeyna izleyerek biraz vakit öldürdüm. geceleri, gündüzden daha da zor. balkona çıkıp keyifle sigara içtiğim flashbackler yaşadım. bu arada gece ciğerleri tertemiz hissettiğimi fark edip buruk bir sevinç duymadım değil. bir tiryaki için sigara içilmeyen gün görülen rüyalar high definition oluyor.

ikinci güne vardığımda önceki günden daha şiddetli bir istek vardı. "eeh! yeter be!" mottosuyla çıktım sokağa. bir dal sigara aldım. müthiş bir baş dönmesi eşliğinde verdiği duygu "bu muydu yani?" oldu. tüm olay dizginlenen arzunun şiirselleşmesiymiş meğersem. (bkz: arzu engellendikçe talep şiirselleşir) bu ufak kaçamaktan sonra paket yerine güzel ve pahalı bir diş fırçası aldım. an itibarıyla ikinci günün akşamındayım. entry'me burada son verirken cold turkeylere başarılar diler, kritik zamanın üç gün olduğunu hatırlatırım.
franz kafka'nın ondokuz temmuz bin dokuz yüz on pazar günü, günlüğüne; "uyudum, uyandım. uyudum, uyandım. kepaze bir yaşam." yazması. gezegenin bu cümle üzerine 105 yıl daha geçirmesi. ondokuz sayısını yitik bir düşünce haritası üzerinde her sabah akla getirmek.

leos carax'ın "insanın evrendeki varoluşu hakkında ne düşünüyorsunuz?" sorusuna, "bu soruyu bana sorduğunuz için teşekkür ederim." deyip susması üzerinden 3 yıl 1 ay 7 gün geçmesi. carax'ın manyak olmasının, fiziki ölümünü engelleyemeyecek oluşu.

oğuz atay'ın "bazı kelimeler bazı anlamlara gelmiyor." diye yazması üzerinden kaç gün, hafta, ay ve yıl geçtiğini bilmemek.

vedat özdemiroğlu'nun woddy allen'a benzemeye çalışmadığını iddia etmesi üzerinden 47 yıl geçmesi. özdemiroğlu'nun 47 yaşında olması.

*** buraya kadar reklamları izlediniz, şimdi asıl filme geçiyoruz ***

sigarayı bırakıp, yerine hergün 1 paket olips almaya başlamam üzerinden 5 gün 14 saat 3 dakika geçmesi. şimdi olips'i, günde 2 pakete çıkarmış olmam. beliren şekerden gitme riski karşısında, olips'i bırakabilmek için sigaraya başlama düşüncesi.
temmuzun 14 itibarı ile 3. ayıma girmiş olacağım eylem! müthiş bir duygu! yapptaaağğğmm diyyeee bağğııraaarrr (bkz: mario oynayan kız)
daha önce 1-2 defa daha denemişliğim olmuştu birinde 1 gün diğerinde 3-4 gün içmemiştim geri başlamıştım. bu defa baya baya kararlıyım 7.gündeyim. ilk zamanlarım çok zordu parmak uçlarım dahi uyuşuktu, ağzım gözüm şiş gibi geliyordu. 7 günde bile inanılmaz değişimler var. şiddetle herkese tavsiye ederim.

inşallah devam eder de bırakabilirim.
3 saniye önce sigaramı söndürdüm bırakamam ben erken öleceğim.
zor bir hadise olmasına rağmen yolu çok kolay olan eylemdir. zamanında sigara içip bırakmış bir insan olarak şunu söyleyebilirim ki bu olay tamamen bizim içselleştirilmiş bir bağımlılıktır. evet, nikotin bağımlılık yapıcı bir maddedir ama kimin sigara içemedi diye titrediğini, kriz geçirdiğini gördünüz?
çok farklı bir açıdan bakıyorum şu an olaya. pavlov'un köpeklerini bilirsiniz. köpeklere et gösterince ağızları sulanır. bir süre boyunca et göstermeden önce zil çalınır ve köpek bunu bir uyarı olarak öğrenir ve ne zaman zil çalınsa et geleceğini düşünüp ağzı sulanır. aynı şekilde sigarayı da kafanızda kötü bir eylemle, düşünceyle birleştirirseniz çok kolay bırakabilirsiniz.
ben mesela sürekli yalnız kaldığımda tek başıma yapacak aktivite bulamadığım için içtiğimi ve bunun ne kadar özgüvenli birisi olmadığımı hatırlattığını düşündüm. bir süre sonra her sigaram bana eziksin sen der gibi oldu ve şimdi kokusu bile bende negatif düşünceler uyandırdığı için canım çekmiyor.
yedi ay önce gerçekleştirdiğim ve akabinde efendime söyleyeyim gereksiz bir zafer duygusu, böyle lüzumundan fazla bir başarı hissi, ben yaptım tripleri getirse de iyi çocuğum aslında. ama başardım mı? başardım tabi lan! yedi aydır ağzıma sigara sürmedim boru mu oğloooooom?!!*
yaklaşık olarak 6 saattir içmiyrum çünkü 6 saat uyudum şimdi de sigaram yok, allah kahretsin. tüm evi ayağa kaldırıcam sigara diye
benim gibi günde 2 paketten fazla sigara içen birisi için oldukça zor olan ama artık alınması gereken karar. sırf maddiyat ve nefes darlığımın ilerlemesinden kaynaklı bu kararı aldım. bu gece tüm sigara paketini içip daha da içmicem
elektronik sigaralara müptela eden durum.
bazı bünyeler için haddinden fazla zor olan durumdur. eşini terk eden var.
son bir gündür içerisinde bulunduğum eylem, daha öncesinde birkaç girişimde bulunmama rağmen tekrardan başlamıştım ancak kararım bu kez kesin gibi. hadi bakalım.
eskiden içenleri hep küçük gördüğüm bu arkadaşı yaklaşık 8 ay kullandım. az az içtim. günde 5, 6’yı geçmedi. sonra baktım günde 10 sigara içmeye başlıyorum, bırakma psikolojisine girdim ben de.

sigara güzel bir arkadaş. kim ne derse desin. hele yalnızsanız, sokaklarda boş boş yürüyorsanız, kafede tek başınıza oturuyorsanız hayatınıza eşlik ediyor işte. ciğerlerinizi gıdıklıyor ve bir eylemle meşgulmüşsünüz hissi veriyor. şahsen ben bir zararını görmedim çünkü az bir süre içtim. en tatlı zamanlarında bırakma kararı almamın sebebi kendisine zamanla daha çok bağlandığımı hissetmemdi. hiç sevmem bağlanmayı, arada takılalım yeter değil mi?

geçenlerde iki gün sigarasız kalıp yeniden başlamıştım. bu sefer bir haftayı devirebildim. sigaranın insana ne kadar etki ettiğini onu bırakınca anlıyor insan. 2. gün kendimi çok kötü hissettim ve beynim bahaneler uydurmaya başladı. “sonra bırakırsın, şimdi zamanı değil, çok sıkılıyorsun, zaten bir sürü derdin var” gibi şeyler düşünerek kendimi kandırırken marketin yolunu tutuyordum ki arkadaşım engelledi. bu açıdan bırakmaya çalıştığınızı çevrenize yaymanız iyi bir seçenek sanırım.

bir hafta geçti, çok da sigara istemiyorum artık. sadece boş zamanlarımı hep sigarayla doldurduğum için yerine bir şey koyamama hissi yaşıyorum. kahve içerken, dışarıda laflarken, yemek yedikten sonra hep bir sigara içme isteği oluyor. sanki o olmadan bu anlardan keyif almayacakmışım gibi hissediyorum. sonra, sigaraya başlamadan önce bu anları nasıl değerlendirdiğim aklıma geliyor. bunu düşünmek bana iyi geliyor. eskiden kahve içerken yanına sigara ekleme gereği duymazdım. bu psikolojiye sokmaya çalışıyorum kendimi. iyi geliyor. arada akciğerlerim o hissi yaşamak istiyor, derin derin nefes alarak doyuruyorum ciğerlerimi o hisse.

bir şekilde oluyor yani. tabi yıllardır içen, her gün bir paket içen biri gibi hissedemem. azıcık zorlansam da devam ettirmeye çalışıyorum. umarım bir daha başlamam.

20. yüzyılda yaşadaydık rahat rahat içerdik anasını satayım. hep bu 21. yüzyıl sağlıklı yaşam trendi hayatı sıkıcılaştırıyor, peh!
  • /
  • 3