akakiyevic

Durum: 7 - 0 - 0 - 0 - 20.12.2017 23:32

Puan: 127 - Sözlük Kezbanı

3 ay önce kayıt oldu. 7.Nesil Yazar.

Kimsenin korumadığı, hiç arkadaşı olamayan, hayatı boyunca hiç kimseden içten bir yakınlık görmemiş, bir böceği iğneyle tutturup mikroskop altında inceleme fırsatını kaçırmayan doğabilimcilerin bile ilgisini çekmeyen bir insan evladı...

yalçın tosun

müthiş bir öykücüdür. öykülerinde işlediği konuların buradaki yazarlar tarafından dikkate değer olabileceğini düşünüyorum. özellikle "peruk gibi hüzünlü" ve "anne, baba ve diğer ölümcül şeyler" kitapları şiddetle tavsiye edilir. yalın bir dil ve sağlam öykü tekniğine sahip bu yazar, birçok saygın edebi ödülü de toplamıştır. kalemini, türk edebiyatının cinsiyetçi yaklaşımından uzakta tutmaktadır. "bitmemiş her sevişme, paslı bir iğne gibi doğrudan kalbe yürür." der.

hiç pasif olmadım diyen aktif

hiç pasif olmadım diyen aktif, hiç pasif olmamış bir aktiftir. ha neden böyle bir açıklama yapma gereği duymuştur, muamma olan budur. yoksa hayatta her tercih, yönelim veya karar bir tecrübe sonucu ortaya çıkmaz. zaten çıksaydı, hepimizin kişiliğimizi oluşturabilmek adına uzun yıllara ihtiyacı olurdu. bir arslanla karşılaşma deneyimim olmadı, ama arslandan korkuyorum diyebilirim. hiç uçağa binmeyen arkadaşımın uçak fobisi var. ona "ne kadar ahmaksın! hatta yalancısın! uçağa binmeden korkup korkmadığını nasıl keşfettin?" diye sormak abesle iştigaldir. herhalde tüm geyler kadınlardan hoşlanmadığına kadınlarla ilişkiye girerek karar vermedi. velhasıl bir pasifin hiç aktif olmaması, bir aktifin hiç pasif olmaması gayet normal şeylerdir. çünkü ruhsal olarak yönelimlerini bu şekilde belirlemişlerdir. normal olmayan, aktif birini pasif olmaya, pasif olanı aktif yapmaya uğraşmaktır. bu uğraşının altında da muhtemelen garip bir fantazi yatmaktadır.

eşcinseller hakkında yanlış bilinenler

türk filmlerinde hangi fantastik kafadan çıktığını merak ettiğim durum, tecavüze uğrayan erkeğin durup dururken eşcinselliğe yönelmesidir. bir de böyle absürd bir durumun genelde komedisi yapılır. buna bağlı olarak da her eşcinselin çocukken taciz yahut tecavüze uğradığı gibi yanlış bir bilgi vardır toplumda.

vapur

mavi bir rüzgara doğru bırakılmış sakız gibi beyaz çarşafların salındığı balkonlarıdır şehrin...

edebiyat

artistik ve ahlâkî değerlere asırlar boyu bir türlü erişemedikleri için bunlar uğruna bir ömür harcamayı enayilik olarak gören ve güzelliği üretmek yerine onu para, şiddet ya da kurnazlıkla elde etmeyi fazilet sayan insanların ülkesindeki okullarda, en az rağbet gören ve pek ciddîye alınmayan bir derstir "edebiyat". matematik ve fizik gibi dersler; ayakları yere sağlam basan, oturaklı, gerçekçi, yani hesabını kitabını bilen insanların işidir. oysa "edebiyat", fuzulî bir meşgale, gergefle nakış işlemek gibi kadın harcı beyhude bir çaba, hayalperest bir serseri mesleği...

ezginin günlüğü

orhan veli dinlemek, sait faik okumak, adalarda dolaşmak, denizlerde yüzmek, gemilere binmek, balık tutmak, martılarla uçmak demektir.

six feet under

maalesef yeni izlemeye başladığım efsane dizi. kişiler arası diyalogların sağlamlığını, oyuncuların muhteşem performanslarını ve senaryonun gerçekçiliğini gördükçe bir daha türk dizisi izlememeye yemin ediyor insan. sanırım eşcinsellik konusunu da en iyi işleyen dizidir: david ve keith'in arasındaki tükenmeyen çatışma, tüm bu çatışmaya rağmen bitmeyen sevgi, toplum içindeki yalnızlıkları, çelişkileri... her açıdan muazzam.
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 7

hiç pasif olmadım diyen aktif

hiç pasif olmadım diyen aktif, hiç pasif olmamış bir aktiftir. ha neden böyle bir açıklama yapma gereği duymuştur, muamma olan budur. yoksa hayatta her tercih, yönelim veya karar bir tecrübe sonucu ortaya çıkmaz. zaten çıksaydı, hepimizin kişiliğimizi oluşturabilmek adına uzun yıllara ihtiyacı olurdu. bir arslanla karşılaşma deneyimim olmadı, ama arslandan korkuyorum diyebilirim. hiç uçağa binmeyen arkadaşımın uçak fobisi var. ona "ne kadar ahmaksın! hatta yalancısın! uçağa binmeden korkup korkmadığını nasıl keşfettin?" diye sormak abesle iştigaldir. herhalde tüm geyler kadınlardan hoşlanmadığına kadınlarla ilişkiye girerek karar vermedi. velhasıl bir pasifin hiç aktif olmaması, bir aktifin hiç pasif olmaması gayet normal şeylerdir. çünkü ruhsal olarak yönelimlerini bu şekilde belirlemişlerdir. normal olmayan, aktif birini pasif olmaya, pasif olanı aktif yapmaya uğraşmaktır. bu uğraşının altında da muhtemelen garip bir fantazi yatmaktadır.

eşcinseller hakkında yanlış bilinenler

türk filmlerinde hangi fantastik kafadan çıktığını merak ettiğim durum, tecavüze uğrayan erkeğin durup dururken eşcinselliğe yönelmesidir. bir de böyle absürd bir durumun genelde komedisi yapılır. buna bağlı olarak da her eşcinselin çocukken taciz yahut tecavüze uğradığı gibi yanlış bir bilgi vardır toplumda.

hiç pasif olmadım diyen aktif

hiç pasif olmadım diyen aktif, hiç pasif olmamış bir aktiftir. ha neden böyle bir açıklama yapma gereği duymuştur, muamma olan budur. yoksa hayatta her tercih, yönelim veya karar bir tecrübe sonucu ortaya çıkmaz. zaten çıksaydı, hepimizin kişiliğimizi oluşturabilmek adına uzun yıllara ihtiyacı olurdu. bir arslanla karşılaşma deneyimim olmadı, ama arslandan korkuyorum diyebilirim. hiç uçağa binmeyen arkadaşımın uçak fobisi var. ona "ne kadar ahmaksın! hatta yalancısın! uçağa binmeden korkup korkmadığını nasıl keşfettin?" diye sormak abesle iştigaldir. herhalde tüm geyler kadınlardan hoşlanmadığına kadınlarla ilişkiye girerek karar vermedi. velhasıl bir pasifin hiç aktif olmaması, bir aktifin hiç pasif olmaması gayet normal şeylerdir. çünkü ruhsal olarak yönelimlerini bu şekilde belirlemişlerdir. normal olmayan, aktif birini pasif olmaya, pasif olanı aktif yapmaya uğraşmaktır. bu uğraşının altında da muhtemelen garip bir fantazi yatmaktadır.

six feet under

maalesef yeni izlemeye başladığım efsane dizi. kişiler arası diyalogların sağlamlığını, oyuncuların muhteşem performanslarını ve senaryonun gerçekçiliğini gördükçe bir daha türk dizisi izlememeye yemin ediyor insan. sanırım eşcinsellik konusunu da en iyi işleyen dizidir: david ve keith'in arasındaki tükenmeyen çatışma, tüm bu çatışmaya rağmen bitmeyen sevgi, toplum içindeki yalnızlıkları, çelişkileri... her açıdan muazzam.

ezginin günlüğü

orhan veli dinlemek, sait faik okumak, adalarda dolaşmak, denizlerde yüzmek, gemilere binmek, balık tutmak, martılarla uçmak demektir.

edebiyat

artistik ve ahlâkî değerlere asırlar boyu bir türlü erişemedikleri için bunlar uğruna bir ömür harcamayı enayilik olarak gören ve güzelliği üretmek yerine onu para, şiddet ya da kurnazlıkla elde etmeyi fazilet sayan insanların ülkesindeki okullarda, en az rağbet gören ve pek ciddîye alınmayan bir derstir "edebiyat". matematik ve fizik gibi dersler; ayakları yere sağlam basan, oturaklı, gerçekçi, yani hesabını kitabını bilen insanların işidir. oysa "edebiyat", fuzulî bir meşgale, gergefle nakış işlemek gibi kadın harcı beyhude bir çaba, hayalperest bir serseri mesleği...
Henüz takip ettiği biri yok.
Henüz takip eden biri yok.