cikolatali kek

Durum: 1906 - 0 - 0 - 0 - 11.11.2016 23:35

Puan: 26948 - Sözlük Kaşarı

12 yıl önce kayıt oldu. 4.Nesil Yazar.

sometimes, change is everything
  • /
  • 96

ayı sözlük itiraf

998 beğeni ile green apple'ın kim olduğunu açıklayacam.*

piyasa rekabet piyasası.*

günümüz şarkılarında eski şarkıların tadının olmaması

90'lı yıllarda büyümüş 2000'li yıllarda çevresini gerçek anlamıyla başlamış bir jenerasyonun üyesiyim. bizim jenerasyonumuzda elbette başarılı sanatçılar vardı ancak onlarda yakın dönemde, piyasa silinmeye başladılar. oysa eski şarkılara bakıyorsunuz, 90'ların, 80'lerin ve 70'lerin müziklerine, o zamanlar dinlerken verdikleri hazdan hiçbir şey kaybetmemişler.

orgazm hissi veren şeyler

başarılı olmak.

uğrunda aylarca belki yıllarca mücadele ettiğiniz şeyin sonuçlandığını görmek.

zaten böyle zafer anlarında sevişmek istiyorum.

ayı sözlük yazarlarını ayı sözlük'te yazmaya iten sebepler

öncelikle, bir şekilde sesimi duyurmak, bende buradayım demek hoşuma gidiyor. bende varım diyorum.

sonra burada çok güzel adamlarla tanıştım. fikri güzel, kalbi güzel insanlarla. anlatabildim mi?

ayı sözlük itiraf

503 yorum olmuş. hıııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııı.

bankaci

yakında bende cikolatali olarak döneceğim. bu ne böyle?! hehe. şaka bir yana hoş geldin.

(bkz: kurokuma karşılama komitesi)

alttaki yazara soracaklarım var

çünkü kimse walt disney karakteri değildir kuş sesleriyle dans edip zevke gelsin.

alttaki; 2 kereden fazla izlediğin sinema filmi hangisi?

arkadaşının gay olduğunu nasıl anlarsın

bir leğen dolusu ılık suya oturturum. kabarcık geliyorsa geydir.*

olm bu ne böyle? bize ne elalemin gey olup olmadığından.

şaka bir yana;

- fazla duygusal değilim. aslında bilgisayar gibiyim. zaman zaman format atılması gerekiyor, o kadar. bazen sistem çöküyor. ama bu durumlar çok sık olmaz.

- aşırı bakım yapmıyorum. sabah kalkınca yüzümü yıkamaktan ve saçımı taramaktan acizim. arada bir pşik alerji falan olursam vaseline sürüyorum.

- madonna'yı severim ama çok sevmem. kadının 9869658758 küsür şarkısından sadece 10-15 tanesini bilirim.

- zaman zaman olaylara aşırı tepki veriyorum ama daha çok spordan ve seksten uzak kaldığım zamanlar oluyor bu. bu da benim gey olmamla alakalı değil, psikolojik. biliyorum sebebini.

- ferzan özpetek izlerken çok eğlenen birisi değilim. genelde seviştiğim adamların evinde oluyor, eh hadi izleyelim yapıyoruz. ve ben genelde uyuyakalmış oluyorum.*

- homofobik değilim. bangır bangır lgbti haklarını savunuyorum.

- fala inanmam. burçlara bile çok inanmam.

- hiçbir kadınla seks yapmadım ama o noktaya çok geldim. gençken hiç bahane üretmedim. yapabilecekken kadın istemediği için yapmadım. "kızlığım bozulur" korkusu taşıyan kadın bahane mi üretiyordu acaba. gey kadın.*

- aa bak bunu yapıyorum sanırım. özellikle önemli bir şey belirteceğim zaman ellerimle kesme işareti yapıyorum.

- amerikan dizilerini keşfetmeden önce türk dizilerini takip ederdim. ama ya kurtlar vadisi fanı olsaydım. başka bir şey izlemiyor olsaydım.

- diyet yapma takıntım var. vücut geliştirme ile ilgilenen herkesin vardır.

- evet iç çamaşırlarım biraz fazla estetik. hatta iç çamaşırı alma hastalığım bile var. çamaşırlara ödediğim parayla millet ev geçindiriyor.*

- evet en yakın arkadaşlarım kadın.

sanırım çok genelleme yapmış.

çekirdek aile

kısaca içinde doğmuş veya doğacak çocuğa 1. dereceden kimse olmazsa, neneler; dedeler; teyzeler; amcalar, bunlar çekirdek ailedir.

theodorus hall

yaşanan son olaydan sonra sıkı güvenlik tedbirleri alınması gereken yurt. şimdiye kadar almamış olmaları kabahat...

mizojinizm

kadınları belli kalıplar içinde görmek, onları genellemelere başvurarak anne veya fahişe gibi iki kutupta toplamaktır kimi zaman.

eğlenceli olmayan eşcinsel

geylerinde kalbi olduğunu, televizyonda izledikleri gösteri dünyasının şaşalı geylerinden olmadıklarını idrak edemeyen insanların şaşırdığı durumdur. herkes onur yürüyüşü canlılığında değildir.

askerlik

savaş karşıtı tarihin çiçek çocukları tarafından ta kötü kaka ilan edilen meslek grubu. kötü müdür askerlik gerçekten? hayır. kötü müdür çiçek çocuklar, hayır. sadece dünya çiçek çocukları sandığı kadar iyi bir yer değil. keşke herkes çiçek çocuklar gibi olsa ama değil. askerlikte çiçek çocukları koruyan en önemli unsurlardan birisidir.
hadi gelin hep beraber kadın ve eşcinsel haklarına bakalım. ne zaman çok konuşuluyordu ve ne zaman kadınlar ve eşcinseller baskı görüyorlardı? insan hakları gelişmeden önce değil mi? evet. peki devletler insan hakları konusunda devrim yaratırken kendi içlerinden hangi sistemden güç aldılar, askerlerden ve polislerden. en basitinden sen sanıyor musun elin boklu ışid'lisi senin askerin ve polisin olmasa senin ülkene saldırmak istemez? sen sanıyor musun kendi ülkemizde dahi yaşayan pek çok homofobik sırf "iyi insanlar" oldukları için daha fazla geyin canını yakmıyorlar? sen sanıyor musun amerika askeri alanda bu kadar güçlü bir devlet olmasaydı geylere evlilik hakkı tanıması bu kadar olay olurdu.

evet, savaşlarda masumlar ölür. evet, devlet politikası yüzünden son yıllarda polislerle aramız pek iyi değil. ancak gecenin bir yarısı evime hırsız girdiğinde ben polisi arıyorsam veya askerin benim ülkemi ve bağımsızlığımı tehdit eden insanlarla savaştığını bilerek yatağımda rahat uyuyorsam onlar için bok yoluna gittiler diyemem.

insanlar kötüdür. kimse gerçekten iyi değildir. bunca dini kurallar ve devlet kanunlarına rağmen bu kadar hainlik yapabilen insan hiçbir zaman iyi olamayacak. asker ve poliste bu düzen içerisinde hep gerekli olacak.

son olarak eklemem gerek. son bir kaç haftadır düşünüyorum. acaba iyi kötü bu kadar sıkı devlet kanunları olmasaydı, hayatında hiç yumruk atmamış ve yememiş iyi kalpli lgbti bireyler yürüyüş yaparken homofobikler bu kadar sakin kalırlar mıydı? tamam gene saldırılar oluyor ama pek çoğu iyi-kötü hapis korkusuyla evinde oturuyor. ya da o tarz bir şeyler. sanırım anlaşıldım.

sevgiliden şiddet görmek

genelde ailesiyle çok ciddi problemleri olan adamların/kadınların sevgilileriyle yaşadığı durumdur.

seks yapınca kaybedilen şeyler

eğer muhafazakar bir çevrede yetişmiş kadınsanız, sanırım bakire olmanın verdiği rahatlık olabilir. malum artık bu toplumda kendilerini hiçbir zaman eskisi gibi rahat hissedemeyecekler. evlendiklerinde kocalarına tecavüze uğradıkları veya bisiklet sürerken, bunu yiyenler varmış, bekaretlerini kaybettiklerini söyleyecekler.

ankaralı lgbt aktivistlerinin bitmek bilmeyen kavgaları

iç anadolunun sert ikliminden nasiplerini aldıkları için olabilir. tıpkı milletvekilleri gibi. bundan seneler önce meclisimiz sahil şeritlerinden birinde olsaydı milletvekillerimiz bu kadar gergin ve agresif olurlar mıydı, diye bir köşe yazısı okumuştum. şu an kimin olduğum hatırlayamadığım bu yazıda iç anadolu bölgesinin kıyı şeridine göre daha erken boşaldığını ve daha çok ereksiyon problemi yaşadığını belirtiyordu.

married with children

aklımda hep yemek yaparken sigarasını külünü tencereye sıyıran kadın olarak kalacak güzide amerikan dizisi. izlediğimde çok küçüktüm, az önce anlattığımdan daha fazlasını hatırlamıyorum ama gerçekten güldüğümü anımsıyorum.

sansürsüz atasözleri

bok boku helada hacı hacı tekkede bulurmuş.

benim sorunum askerlerle değil. havai fişekler gerçekten rahatsız edici. insan olanın başkasının hakkını çiğnenemesi gerekir.

gitti ağalar beyler itlere kaldı köşeler

  • /
  • 96
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 1906

iğrençsin ama o kadar yol geldim sevişeyim bari

asla içinde bulunmadığımdır.

hayatımda bir kere sevişmek istemediğim birisiyle seviştim. o da hastalık gibiydi. uzun süre atamamıştım üzerimden.

artık "hayır," diyorum. "seninle sevişmeyeceğiz."

unutmayın, siz bir tanesiniz, kimseyle vakit harcamak peşkeş çekmek zorunda değilsiniz.

cinsel yönelim

herkes potansiyel biseksüeldir.

ayı sözlük'te dışlanmaktan korkmak

böyle biri/birileri var mı bilmiyorum ancak c tipi kişilik'e sahip olduklarını düşünüyorum.

vücut geliştirme

öncelikle bu sporun yüzde 60'ı yemek yüzde 20'si uyku ve yüzde 20'si harekettir. yani o vücutlar sadece ağırlığın altına yatarak gelişmiyor. tam tersine, uyku ve beslenmeyi yeterli almazsanız ağırlık çalışması sırasında parçalanan kaslarınız onarılmaz ve güçten düşerseniz. evet, ağırlık çalışırken kaslarınızı parçalarsınız. yemek ve uyku ile daha güçlü şekilde onarırsınız.

bir diğer yanlış ise pek çok spor salonunda verilen çoklu antreman programları. bu programların çoğu hiçbir işe yaramaz. neden mi? siz eğer pazartesi göğüs çalışıp haftaya pazartesiye kadar göğsünüzü çalıştırmazsanız doğru düzgün yol kat edemezsiniz. bakın, başlarda vücudu hızla gelişirken zamanla gelişimi duran ve sudak çıkmış ördek gibi salonlarda arkadaşlarına "abi benim vücudum neden artık gelişmiyor yaa" diye dolaşan arkadaşların en büyük sorunlarından birisi budur. çünkü bu spora yeni başlayan birisinin vücudu çok hızlı gelişecektir. bunu programla alakası yok. zamanal kas kütlesi artışı durur. işte sizin yapacağınız çoklu program bunu engeller.
peki çoklu programı kimler yapabilir? jay cutler yapabilir, arnold yapabilir. bu işi meslek haline getirmiş, hayvan gibi beslenip hayvan gibi yaşayan hayvanlar yapabilir. stereoid kullnananlar yapabilir. ancak onlarda gelişim olur.

yeni başlayanların yaptığı en büyük hatalardan birisi ise hemen ağır yüklerin altına girmeleri. okulun salonuna böyle haldır huldur gelen kaç arkadaşı ağırlıkların altından aldım bilmiyorum. vücut geliştirmeye yeni başlayan birinin kasları güçsüzdür. sinir sistemi güçsüzdür. sinir sistemi bu sporda çok önemlidir. bakın haltercilere ve hamallara... hiçbir çok kaslı değillerdir ancak oldukça kuvvetlidirler. neden? çünkü sinir sistemleri çok kuvvetli. sizinde ilk önceliğiniz sinir sisteminizi uyandırmak ve harekete geçirmek olmalıdır. zaten kaslarınız zamanla çalışmaya başlayacaktır. ama sinir sistemi önemli. sinir sistemini kuvvetlendirmek için ne yapmalı? aynı hareketli yavaş ve düzenli olarak yapmalısınız. aceleye gerek yok.

hah, aklıma gelmişken. bir de vücut geliştirme ekolü olarak brad pitt var. fight cluptaki gibi olsam yetercilere gelsin bu paragraf. ben hayvan gibi olmak istemiyorumculara gelsin. bu hatayı bu spora ilk başladığımda bende yapmıştım. spora başladığımda yağlarım vardı. az yiyordum. çünkü çok yersem "hayvan gibi olmaktan" korkuyordum. ama bir türlü doğru düzgün ilerleyemiyordum. sonra anladım ki bu sporu yapmak için "hayvan gibi yemek" gerekiyor. sonuçta o kaslar elma, armut yiyerek oluşmuyor. neler neler yiyorum gene de hayvan gibi olmuyorum. çünkü o hayvan gibi dediğiniz adamlar gerçekten hayvan gibi yiyen hayvanlar. stereoid almaları cabası.

şimdilik aklıma gelen bunlar. daha sonra güncellerim.

gay ilişkilerdeki en büyük sorun

erkeklerin sekse çok fazla önem vermesi. özellikle genç çiftlerin en büyük sorunu bu. seks, seks, seks. heteroseksüel bir çiftte en azından kadın ilişkinin duygusal tarafını sırtlayabilirken, bakınız lezbiyenlerin daha sağlam ilişkilerinin olması, bizde bu duygusal tarafı sırtlayacak kimsenin olmaması. bakınca otuza yaklaşmış veya otuzun üstünde geylerin ilişkileri daha sağlam. çünkü adamlar ancak belli cinsel hazzı içlerinde çürütünce ilişki yaşayabilecek kafaya gelebiliyorlar.

green apple'a cephe arkadaşları aranıyor

aziz ordumuzun uçaklarla cepheden cepheye uçuştuğu şu mübarek günlerde, sözlükte tek başına trollenmekten ve bilimum savaş karşıtı insana göğüs germekten memeleri sarkan, ışık ve sevgiyle, green apple'a cephe arkadaşları aramaktayız. eğer sizlerde 7/24 sol framei türklerin boklarının ne kadar pembe olduğuna dair doldurabilir, bütün bearhairy başlıklarının altına çemkirebilirseniz, durmayın başvurun.

aranan kriterlerimiz;

-düşük bir zeka
-bütün gün bilgisayarda vakit harcayacak kadar işsiz olmanız
-yazım yanlışları ve imla hatalarıyla dolu bir grameriniz
-2 veya 3 kelimeden fazla cümleler kurmamanız gerekmektedir.

hadi ne duruyorsunuz! dutchbear'ın eksikliğinde bu ablanıza sahip çıkmak, onu cephede bu savaş karşıtı çiçek çocuklarla yalnız bırakmamak için alın elinize klavyelerinizi.

onur yürüyüşünde iki kadının çırılçıplak soyunması

öncelikle herkesin yaptığı işe saygı duyuyorum. kimse oturduğum yerden eleştirmeye hakkım yok, biliyorum. sonuçta ben tüm lgbt'leri destekleyen arkadaşlarıma rağmen kendimde onur yürüyüşünde yürüyecek gücü bulamıyorum. sonuçta tüm arkadaşlarım facebook profillerini gökkuşaklarıyla döşerken ben hiçbir şey olmamış gibi devam ettim. türkiye'de yapılan onur yürüyüşüne de son derece saygı duyuyorum ancak zaman zaman kendime "neden onur yürüyüşüne katılmaktan bu kadar çekiniyorsun" diye sormadan edemiyorum.

şimdi izin verirseniz burada biraz bunu açıklayacağım. ama en başında şunu özellikle belirtmek istiyorum, bu uğurdan yapılan her şeye son derece saygı duyuyorum. sadece benimki biraz özeleştiri gibi.

eskiden en yakın arkadaşım olan çocukla, o da gay olduğunu öğrendim, onur yürüyüşü hakkında konuşurken "ya biz orada lgbt bireylerin hakkını savunuyoruz yoksa orospuların gördüğü polis şiddetini mi savunuyoruz?" diye sordum. "ben orada anneme aşkımı savunacağım yoksa aileme para karşılığı bedenini satmanın doğru bir şey olduğunu duyuracağım? ailem benim bir erkekle sevişmenin kabul edememişken beni bir hayat kadınıyla kol kola görseler ne düşünürler?" ki seks işçileriyle hiçbir problemim yoktur. ama benim yürüyüşümle bunun alakası ne?

biliyorsun türkiye'de tanzimattan sonra pek çok şey avrupa'dan direk alındı. biz roman üretmedik. şiir yazmadık. avrupa'dan alıp onu taklit ettik. bize hep batıyı takip etmek derken hep batıyı taklit etmeyi öğrettiler. şimdi onur yürüyüşünde yapılanda aynen bu. biz amerika'da bu yürüyüş nasıl yapılıyorsa aynen onu alıyoruz. taklit ediyoruz. senin muhattap olduğu adam obama değil ki? senin komşun kızını beceren adamla futbol izleyen john doe değil senin komşun kızını bir erkekle el ele görse tekme tokat döven onu eve kilitleyen hasan usta! seni nasıl bir amerika'lı gibi yaparsın?

recep ile şaban'ın arasın ramazan giremez! allah aşkına bu sloganı ne kadar düşündünüz? siz akp'nin yüzde 40 mhp'nin yüzde 16 aldığı bir ülkede, ki chp ile hdp'de ki muhafazakarları saymıyorum bile, bu şekilde saygı göreceğinizi mi bekliyorsunuz?

biraz önce paylaşılan görüntüleri izledim. yahu sen nasıl benim onur yürüyüşümde gidip oral seks yaparsın. bok. bok. bok. bok. boksunuz. ben anneme saatlerce iki erkeğin aşkını anlatayım, kalp hastası babamı iki erkeğin birbirini sevebileceğine ikna etmeye çalışacağım siz gidin benim cinsel yönelimimi içine aldığınız bir "onur yürüyüşü" düzenleyin ve çırılçıplak birbirinize oral seks yapın. boklar. boksunuz işte. şimdi bu görüntüyü ailem görse ben onlara ne derim? 1 senedir uğraştığım şeyi nasıl hiç edersiniz? hep üzülüyordum lgbt'ler haber programların yer bulmuyor diye. iyi ki bulmuyorlar. gerizekalılar.

bundan sonra bu ülkede tek kelime etmem lgbt hakları için. bana ne? yarın gidip ailemede tövbe ettim yok öyle bir şey derim. ne diye üzüyorum ki ben ailemi? sessiz sakin hayatımı yaşarım. okulumu bitirince de siktir olup giderim amerika'ya.

ayı sözlük itiraf

gay olmadığım halde erkeklerle cinsel ilişkim çok oldu (öpüşme ve sevişme hiç olmadı). anal ilişki ve düşüncesi bence çok çekici. yatsın yanıma götümü başımı dağıtsın sonra yatsın hali bence daha güzel.

her boku yiyip domuz eti yemeyen tipler

bıkmadınız milletin yediğini içtiğini eleştirmeye.

başkaları sizin yaşam tarzınıza karışsa "kömsö bözö önlömöyör" dersiniz. adam belki her boku yemeyi seviyor ama domuz eti yemeyi sevmiyor, olamaz mı?





30 yaşını geçtiği halde ailesiyle yaşayan adam

okullar okunmuş, iş güç sahibi olunmuş, evlenmemeyi tercih etmiş adamın ailesiyle yaşama durumudur. annesinin yaptığı yemekleri yemenin, temiz ve ütülenmiş çamaşırlar giymenin rahatlığını bırakamamış adamdır. muhtemelen ev işlerine uygun değildir. tek başına bıraksan ya yemeği yakar ya da gömlekleri ütülerken kat izi bırakır. aileyle oturmak demek, anne ve babanın otoritesini kabul etmek ve hayatını onların dünya görüşlerine göre şekillendirmek demektir. bir insan 30 yaşını geçtiği halde hala evin oğluşu muamelesi görüyorsa oturup düşünmesi gerekir.

tabii istisnası olanları bu durumun dışında tutuyorum.

edit: 30 yaşını geçtiği halde ailesiyle yaşayan adam beğenmedi.*

gay accountlarda feminenler ölsün akımı

genelde feminenleri rahatsız eden durum, anlıyorum.

ancak pek çok yazarında dediği gibi bir gey olarak maskülenlik arıyorum. pizzayı elleriyle yiyen, tornavidayı alıp ev işi yapan, araba bozulunca kendi işini görebilecek birisini. lady gaga dinleyip, skinny jeans pantolonların içinde kırıtan birisini değil. ben ilk kategorideyim ve ilk kategoriden hoşlanıyorum. bu yüzden arayışıma daha çabuk ulaşabilmek için feminenler yazmasın diyorum.

bir de kafa yapısı olarak çok farklıyız. etrafımdaki kadın arkadaşlarıma bakıyorum bir de feminen geylere bakıyorum... nasıl başarıyorlar bilmiyorum ama kadın arkadaşlarımdan daha kadın olmayı başarıyorlar. bilmiyorum belki burada da dendiği gibi aslında onlar gey değildir. transtırlar. ya da başka bir yaşam formu. gerçi onlar kendilerini ne olarak tanımlıyorlarsa o'durlar. benim haddime değil. ama hoşlanmıyorum işte. umarım onlarıda seven birileri vardır. hem benim sevgime muhtaç değiller ki. takılmasınlar bu kadar.

ülkede boğaziçi ve odtü'den başka üniversitenin olmaması

türkiye'nin acı gerçeği. eğer tıp fakültelerini ve hukuk fakültelerini çıkarırsanız bu okullar dışında türkiye'de doğru düzgün bir tane üniversite yok. belki itü veya bilkent'in bazı bölümleri bazı konularda iyi olabilir ancak genele baktığımızda bunlar bir üniversiteyi iyi yapmaya yetmiyor.

bir de şöyle bir tesellisi vardır bu okullara girmeyenlerin/giremeyenlerin* önemli olan nereden mezun olduğun değil nasıl mezun olduğun.*

eksi oy verenin kim olduğunu bilmediğimiz halde bir yazarı eksici olarak suçlamak

geçenlerde yukarıda bahsi geçen yazar bana mesaj atmış. benim yazdığım ikinci c sendin xxxxx, diye. çok şaşırdım ve üzüldüm. çünkü kendisine özel bir düşmanlığım yok. düşmanlığı bırakın sözlüğe ilk kayıt olduğum günlerde seri eksi verdiğim günün gecesinden dark bear tarafından uyarıldıktan sonra yaptığımın pasif-agresif ve sinsi bir davranış olduğunu fark edip seri eksi oy vermeyi bıraktım. ha,genelde artık eksi oy vermem ama hoşlanmadığım bir yazarın düşüncesini beğenmediysem anında eksiyi basarım ki tanım cümlelerini, bilgi cümlelerini asla eksilemem. dediğim gibi sevmediğim yazarların belli başlı görüşlerini eksilerim. ama beğenmediysem.

şimdi bu yazar bana öyle diyince ne yalan söyleyeyim üzüldüm. çünkü kendisiyle daha doğru düzgün tanışmadan onun düşmanı olduğumu düşünmüş. bir kaç gündür entrylerini gördükçe artılıyorum. kafasında soru işareti kalmasın diye. aman alt tarafı bir sözlük, eksi - artı için birbirimizi üzmeye değer mi? artılar feda olsun.*

mustafa kemal atatürk

(bkz: atam atam sen kalk ben yatam)

yok efendim o kadar şişirmeyin. özel bir adamdır. hatta bir dahidir. yaptığı pek çok şey vardır ancak kimse varlığını ona muhtaç değildir. kimse hiçbir şeyi kimseye muhtaç değildir. belki anne ve babamıza çok şey borçluyuz. ayrıca yaptığı bazı hatalar bugün pkk'nın doğmasına sebep olan bir domino halkasının ilk taşını devirmiştir.

götten gelen kanı alna sürmek

aktifin, bekaretini aldığı pasifinin, çatlayan deliğinden çıkan bir iki damla kanı pasifinin alnına sürme durumudur. bir kaç dakika göz göze gelinir. sonra yavaşça pasifin alnından öpüldükten sonra domaltılıp çatır çutur sikmeye devam edilir. ayrıca pasifin yüzüne attırmaktan daha romantik taam mı?!
Henüz takip ettiği biri yok.