cikolatali kek

Durum: 1906 - 0 - 0 - 0 - 11.11.2016 23:35

Puan: 26948 - Sözlük Kaşarı

12 yıl önce kayıt oldu. 4.Nesil Yazar.

sometimes, change is everything
  • /
  • 96

ashton kutcher

yamulmuyorsam biyoloji mezunudur. genetik olarak iki ayak parmağı birbirine yapışıktır. bir ikizi vardır. ayrıca demi moore'un eski kocişidir.

mcdonald's

çalışanları çok iyidir. sosları beleştir. patatesleri doğaldır öyle ki geçen gün patatesin üzerinde kabuk bile buldum. hamburgerleri hem gözü hem karnı doyuracak boyuttadır. burger king ile kıyaslamaya hiç girmiyorum. siz zaten bu özelliklerin hiçbirini burger king'te bulamadığı anlamışsınızdır.

ayrıca quarter pounder, double köfte burger ve big mac menülerini tek geçerim. ve micbites, tabii ki.

tansu çiller

hanımefendinin gafları, şu an okuduğumuz pek çok fıkraya malzeme olmuştur.

benim favorim halüsinasyonu bir türlü okuyamamasıdır.

https://www.youtube.com/watch?v=0zbmddshvcc

ayrıca öncesi var mıdır bilmiyorum ancak kendisi türkiye cumhuriyeti tarihinde kocasına soyadını veren ilk kadındır.

(bkz: you go baby vamp!)*

harvard'ın öğrenci öğretmen ilişkisini yasaklaması

üniversite yönetiminin istismarı önlemek için aldıkları kararmış. bu açıdan mantıklı olsa bile aklı başı yerinde koca koca insanların özel hayatlarına müdahale ederek neyi amaçlamaktadırlar, merak ediyorum.

http://www.radikal.com.tr/dunya/harvard_...

man is the cruelest animal

meali "insan en vahşi hayvandır," olan; en son madonna'nın "living for love" klibinin sonunda karşımıza çıkan nietzsche sözü.

süleyman demirel

necmettin erbakan'ın deyimiyle "biz siyasetle uğraşırken kendisi fakültenin merdivenlerinin altında kızlarla tango yapıyordu."

biliyorsunuz, bir siyasetçi akademisi olarak itü vardır bizim ülkemizde ve tüm ünlü siyasetçilerimiz, son dönem yobazlarını tenzih ediyorum, bu üniversitenin mühendislik fakültesinden mezundurlar. ne hoş lan bir okul düşünün hepsi arkadaş ve ilerde yönetim kesiminde bulunuyorlar.

hoşlanılan herkesi eşcinsel sanma durumu

zaman zaman benimde içine düştüğüm anlamsız durum. gaydar'larımızın error verdiği durumlardan birisidir. duygularla mantık tamamen iç içe girmiştir. sokakta, otobüste, okulda veya işte kestiğimiz adam iki kere bize baksa "hımm kesin gey boş değil," durumuna düşeriz. son zamanlarda malumunuz bir de bu heterororo'lar gey modasına merak saldılar. feminen saçlar, dar pantolonlar, renkli kıyafetler.. işte bunlar hep algıyı bozan durumlar.

büyüdükçe insanların o kadar rahat top diyememesi

çocukken, ibneliğimi ilk hissettiğim yıllarda bunu çevremdeki çocuklar anlayacak diye çok korkardım. ailelerinden öğrendikleriyle konuşan çocuklar, acımasızdılar ve onlara eşcinselliğin doğuştan geldiğini anlatamazdınız. zaten o zamanlar bu konu hakkında benimde pek bilgim yoktu. o zamanlar için tek yapabildiğimiz nefesimizi tutmaktı ve gelecek saldırıları geri püskürtmeye çalışmaktı.

siz ne kadar tepki gösterirseniz, onlar o kadar saldırırlardı. okuldan soğurdunuz. derslere odaklanamazsınız; zira hoca tam sayıları anlatırken siz geçen teneffüste uğradığınız muameleyi düşünmektesinizdir. bunun bir sonu yoktur.

ben de o yaşlarda "top," diyen çocuklardan pek farklı değildim. çünkü çevremdeki ibnelere ne kadar kötü olursam o kadar bu saldırılardan kurtulacağımı düşünüyordum. işte en büyük homofobikler, ibnelerden çıkar diyoruz ya tam o durumdu. neyse bunu da günah çıkartmak olarak düşünelim. (bkz: ayı sözlük itiraf)

ta ki büyüyene kadar. yetişkin olunca, kendimden biliyorum, çevremde birbirine top diyen insanları daha az duyar oldum. eskiden kendimi çok kasardım. kıyafetlerimden, oturma şeklime kadar her şeyi heterororo yapmak için yırtınırdım resmen.

şimdiyse hiç kasmıyorum. canım ne çekerse onu yapıyorum, onu konuşuyorum. ama şimdiye kadar bir kere bile bu hakarete maruz kalmadım.

sanırım heterororo kültürde bu öyle bir hakarete karşılık geliyor ki yetişkin bir adama bunu yakıştırmayı göze alamıyorlar. böyle bir şey derlerse karşılaşacakları tepkiden korkuyor olabilirler. bilemedim.

bir de şöyle bir anım var. arkadaşlarla galatasaray-fenerbahçe maçından çıkmışız. arkadaşlardan bir tanesi burak'a "kime götünü siktiriyorsa mk şerefisizi," tarzında bir küfür etti. bir diğer arkadaşımda "kimseyi böyle aşağılık bir şeyle yaftalama," diye çıkışmıştı. öyle yani. bu da böyle bir anımdır.

bir erkeğin ellerinden yemek yemek

eğer yemek yenilen erkek, sevdiğiniz erkekse bünyede ambrosia* etkisi yaratacak yemektir.

vikings

yeni sezonu 19 şubatta gösterime girecek müthiş dizi.

ünlü eşcinseller

evlenme meraklısı gay

evlenmeyi aktivist bir olay olarak görse, çok iyi anlıyorum. en nihayetinde heterororolar ile gerçek anlamda bir eşitlikten bahsetmek için bu gerekli.

avrupa'da veya amerika'da yaşasak gene anlarım. oralarda evlenince faturalarda indirim yapıyorlar.

ama türkiye'de, böylesine özgür, böylesine toplumun kurallarından bağımsızken evlenme hayali kuran geyi bir türlü anlamıyorum. heterororo'ların düzenine girmek için bu kadar çırpınan insanları anlamıyorum.

lady gaga

madonna ile çok dalaştın
ne olduğunu şaşırdın
geldiğin çöplüğü ne çabuk unuttun
şimdi düşünürsün

şaka bir yanan kadın cidden bitti.

madonna

lgbt ve kadın hareketinde çok önemli bir yeri olan sanatçı.

bir erkeğin en çekici olduğu an

güldüğü andır. bir erkek güldüğü zaman güzelleşiyor.

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

madonna - like a virgin (tronicz remix 2012) -

magic mike

hayatımdan 110 dakikayı sana seksi adamların popo sallamasını izlettireceğiz diye çalmış filmdir. zaten filmi izlemeye başlarken ne beklediğimi biliyordum o yüzden filmi eleştirmeyeceğim.

19'luk sahne bakiresi oğlumuz piste çıktığında çalan like a virgin şarkısı çok güzel olmuş.


sözlük yazarlarının gösterdiği çekememezlik

yazarların ilk 31 çektiklerinde düşledikleri

sınıf arkadaşım ece'yi düşünmüştüm. hatta spermlerimi elimde dolaştırıp onunla nasıl çocuklarımız olur diye düşünmüştüm.

yeniden dünyaya gelme şansı verilmesi gereken insanlar

  • /
  • 96
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 1906

iğrençsin ama o kadar yol geldim sevişeyim bari

asla içinde bulunmadığımdır.

hayatımda bir kere sevişmek istemediğim birisiyle seviştim. o da hastalık gibiydi. uzun süre atamamıştım üzerimden.

artık "hayır," diyorum. "seninle sevişmeyeceğiz."

unutmayın, siz bir tanesiniz, kimseyle vakit harcamak peşkeş çekmek zorunda değilsiniz.

cinsel yönelim

herkes potansiyel biseksüeldir.

ayı sözlük'te dışlanmaktan korkmak

böyle biri/birileri var mı bilmiyorum ancak c tipi kişilik'e sahip olduklarını düşünüyorum.

vücut geliştirme

öncelikle bu sporun yüzde 60'ı yemek yüzde 20'si uyku ve yüzde 20'si harekettir. yani o vücutlar sadece ağırlığın altına yatarak gelişmiyor. tam tersine, uyku ve beslenmeyi yeterli almazsanız ağırlık çalışması sırasında parçalanan kaslarınız onarılmaz ve güçten düşerseniz. evet, ağırlık çalışırken kaslarınızı parçalarsınız. yemek ve uyku ile daha güçlü şekilde onarırsınız.

bir diğer yanlış ise pek çok spor salonunda verilen çoklu antreman programları. bu programların çoğu hiçbir işe yaramaz. neden mi? siz eğer pazartesi göğüs çalışıp haftaya pazartesiye kadar göğsünüzü çalıştırmazsanız doğru düzgün yol kat edemezsiniz. bakın, başlarda vücudu hızla gelişirken zamanla gelişimi duran ve sudak çıkmış ördek gibi salonlarda arkadaşlarına "abi benim vücudum neden artık gelişmiyor yaa" diye dolaşan arkadaşların en büyük sorunlarından birisi budur. çünkü bu spora yeni başlayan birisinin vücudu çok hızlı gelişecektir. bunu programla alakası yok. zamanal kas kütlesi artışı durur. işte sizin yapacağınız çoklu program bunu engeller.
peki çoklu programı kimler yapabilir? jay cutler yapabilir, arnold yapabilir. bu işi meslek haline getirmiş, hayvan gibi beslenip hayvan gibi yaşayan hayvanlar yapabilir. stereoid kullnananlar yapabilir. ancak onlarda gelişim olur.

yeni başlayanların yaptığı en büyük hatalardan birisi ise hemen ağır yüklerin altına girmeleri. okulun salonuna böyle haldır huldur gelen kaç arkadaşı ağırlıkların altından aldım bilmiyorum. vücut geliştirmeye yeni başlayan birinin kasları güçsüzdür. sinir sistemi güçsüzdür. sinir sistemi bu sporda çok önemlidir. bakın haltercilere ve hamallara... hiçbir çok kaslı değillerdir ancak oldukça kuvvetlidirler. neden? çünkü sinir sistemleri çok kuvvetli. sizinde ilk önceliğiniz sinir sisteminizi uyandırmak ve harekete geçirmek olmalıdır. zaten kaslarınız zamanla çalışmaya başlayacaktır. ama sinir sistemi önemli. sinir sistemini kuvvetlendirmek için ne yapmalı? aynı hareketli yavaş ve düzenli olarak yapmalısınız. aceleye gerek yok.

hah, aklıma gelmişken. bir de vücut geliştirme ekolü olarak brad pitt var. fight cluptaki gibi olsam yetercilere gelsin bu paragraf. ben hayvan gibi olmak istemiyorumculara gelsin. bu hatayı bu spora ilk başladığımda bende yapmıştım. spora başladığımda yağlarım vardı. az yiyordum. çünkü çok yersem "hayvan gibi olmaktan" korkuyordum. ama bir türlü doğru düzgün ilerleyemiyordum. sonra anladım ki bu sporu yapmak için "hayvan gibi yemek" gerekiyor. sonuçta o kaslar elma, armut yiyerek oluşmuyor. neler neler yiyorum gene de hayvan gibi olmuyorum. çünkü o hayvan gibi dediğiniz adamlar gerçekten hayvan gibi yiyen hayvanlar. stereoid almaları cabası.

şimdilik aklıma gelen bunlar. daha sonra güncellerim.

gay ilişkilerdeki en büyük sorun

erkeklerin sekse çok fazla önem vermesi. özellikle genç çiftlerin en büyük sorunu bu. seks, seks, seks. heteroseksüel bir çiftte en azından kadın ilişkinin duygusal tarafını sırtlayabilirken, bakınız lezbiyenlerin daha sağlam ilişkilerinin olması, bizde bu duygusal tarafı sırtlayacak kimsenin olmaması. bakınca otuza yaklaşmış veya otuzun üstünde geylerin ilişkileri daha sağlam. çünkü adamlar ancak belli cinsel hazzı içlerinde çürütünce ilişki yaşayabilecek kafaya gelebiliyorlar.

green apple'a cephe arkadaşları aranıyor

aziz ordumuzun uçaklarla cepheden cepheye uçuştuğu şu mübarek günlerde, sözlükte tek başına trollenmekten ve bilimum savaş karşıtı insana göğüs germekten memeleri sarkan, ışık ve sevgiyle, green apple'a cephe arkadaşları aramaktayız. eğer sizlerde 7/24 sol framei türklerin boklarının ne kadar pembe olduğuna dair doldurabilir, bütün bearhairy başlıklarının altına çemkirebilirseniz, durmayın başvurun.

aranan kriterlerimiz;

-düşük bir zeka
-bütün gün bilgisayarda vakit harcayacak kadar işsiz olmanız
-yazım yanlışları ve imla hatalarıyla dolu bir grameriniz
-2 veya 3 kelimeden fazla cümleler kurmamanız gerekmektedir.

hadi ne duruyorsunuz! dutchbear'ın eksikliğinde bu ablanıza sahip çıkmak, onu cephede bu savaş karşıtı çiçek çocuklarla yalnız bırakmamak için alın elinize klavyelerinizi.

onur yürüyüşünde iki kadının çırılçıplak soyunması

öncelikle herkesin yaptığı işe saygı duyuyorum. kimse oturduğum yerden eleştirmeye hakkım yok, biliyorum. sonuçta ben tüm lgbt'leri destekleyen arkadaşlarıma rağmen kendimde onur yürüyüşünde yürüyecek gücü bulamıyorum. sonuçta tüm arkadaşlarım facebook profillerini gökkuşaklarıyla döşerken ben hiçbir şey olmamış gibi devam ettim. türkiye'de yapılan onur yürüyüşüne de son derece saygı duyuyorum ancak zaman zaman kendime "neden onur yürüyüşüne katılmaktan bu kadar çekiniyorsun" diye sormadan edemiyorum.

şimdi izin verirseniz burada biraz bunu açıklayacağım. ama en başında şunu özellikle belirtmek istiyorum, bu uğurdan yapılan her şeye son derece saygı duyuyorum. sadece benimki biraz özeleştiri gibi.

eskiden en yakın arkadaşım olan çocukla, o da gay olduğunu öğrendim, onur yürüyüşü hakkında konuşurken "ya biz orada lgbt bireylerin hakkını savunuyoruz yoksa orospuların gördüğü polis şiddetini mi savunuyoruz?" diye sordum. "ben orada anneme aşkımı savunacağım yoksa aileme para karşılığı bedenini satmanın doğru bir şey olduğunu duyuracağım? ailem benim bir erkekle sevişmenin kabul edememişken beni bir hayat kadınıyla kol kola görseler ne düşünürler?" ki seks işçileriyle hiçbir problemim yoktur. ama benim yürüyüşümle bunun alakası ne?

biliyorsun türkiye'de tanzimattan sonra pek çok şey avrupa'dan direk alındı. biz roman üretmedik. şiir yazmadık. avrupa'dan alıp onu taklit ettik. bize hep batıyı takip etmek derken hep batıyı taklit etmeyi öğrettiler. şimdi onur yürüyüşünde yapılanda aynen bu. biz amerika'da bu yürüyüş nasıl yapılıyorsa aynen onu alıyoruz. taklit ediyoruz. senin muhattap olduğu adam obama değil ki? senin komşun kızını beceren adamla futbol izleyen john doe değil senin komşun kızını bir erkekle el ele görse tekme tokat döven onu eve kilitleyen hasan usta! seni nasıl bir amerika'lı gibi yaparsın?

recep ile şaban'ın arasın ramazan giremez! allah aşkına bu sloganı ne kadar düşündünüz? siz akp'nin yüzde 40 mhp'nin yüzde 16 aldığı bir ülkede, ki chp ile hdp'de ki muhafazakarları saymıyorum bile, bu şekilde saygı göreceğinizi mi bekliyorsunuz?

biraz önce paylaşılan görüntüleri izledim. yahu sen nasıl benim onur yürüyüşümde gidip oral seks yaparsın. bok. bok. bok. bok. boksunuz. ben anneme saatlerce iki erkeğin aşkını anlatayım, kalp hastası babamı iki erkeğin birbirini sevebileceğine ikna etmeye çalışacağım siz gidin benim cinsel yönelimimi içine aldığınız bir "onur yürüyüşü" düzenleyin ve çırılçıplak birbirinize oral seks yapın. boklar. boksunuz işte. şimdi bu görüntüyü ailem görse ben onlara ne derim? 1 senedir uğraştığım şeyi nasıl hiç edersiniz? hep üzülüyordum lgbt'ler haber programların yer bulmuyor diye. iyi ki bulmuyorlar. gerizekalılar.

bundan sonra bu ülkede tek kelime etmem lgbt hakları için. bana ne? yarın gidip ailemede tövbe ettim yok öyle bir şey derim. ne diye üzüyorum ki ben ailemi? sessiz sakin hayatımı yaşarım. okulumu bitirince de siktir olup giderim amerika'ya.

ayı sözlük itiraf

gay olmadığım halde erkeklerle cinsel ilişkim çok oldu (öpüşme ve sevişme hiç olmadı). anal ilişki ve düşüncesi bence çok çekici. yatsın yanıma götümü başımı dağıtsın sonra yatsın hali bence daha güzel.

her boku yiyip domuz eti yemeyen tipler

bıkmadınız milletin yediğini içtiğini eleştirmeye.

başkaları sizin yaşam tarzınıza karışsa "kömsö bözö önlömöyör" dersiniz. adam belki her boku yemeyi seviyor ama domuz eti yemeyi sevmiyor, olamaz mı?





30 yaşını geçtiği halde ailesiyle yaşayan adam

okullar okunmuş, iş güç sahibi olunmuş, evlenmemeyi tercih etmiş adamın ailesiyle yaşama durumudur. annesinin yaptığı yemekleri yemenin, temiz ve ütülenmiş çamaşırlar giymenin rahatlığını bırakamamış adamdır. muhtemelen ev işlerine uygun değildir. tek başına bıraksan ya yemeği yakar ya da gömlekleri ütülerken kat izi bırakır. aileyle oturmak demek, anne ve babanın otoritesini kabul etmek ve hayatını onların dünya görüşlerine göre şekillendirmek demektir. bir insan 30 yaşını geçtiği halde hala evin oğluşu muamelesi görüyorsa oturup düşünmesi gerekir.

tabii istisnası olanları bu durumun dışında tutuyorum.

edit: 30 yaşını geçtiği halde ailesiyle yaşayan adam beğenmedi.*

gay accountlarda feminenler ölsün akımı

genelde feminenleri rahatsız eden durum, anlıyorum.

ancak pek çok yazarında dediği gibi bir gey olarak maskülenlik arıyorum. pizzayı elleriyle yiyen, tornavidayı alıp ev işi yapan, araba bozulunca kendi işini görebilecek birisini. lady gaga dinleyip, skinny jeans pantolonların içinde kırıtan birisini değil. ben ilk kategorideyim ve ilk kategoriden hoşlanıyorum. bu yüzden arayışıma daha çabuk ulaşabilmek için feminenler yazmasın diyorum.

bir de kafa yapısı olarak çok farklıyız. etrafımdaki kadın arkadaşlarıma bakıyorum bir de feminen geylere bakıyorum... nasıl başarıyorlar bilmiyorum ama kadın arkadaşlarımdan daha kadın olmayı başarıyorlar. bilmiyorum belki burada da dendiği gibi aslında onlar gey değildir. transtırlar. ya da başka bir yaşam formu. gerçi onlar kendilerini ne olarak tanımlıyorlarsa o'durlar. benim haddime değil. ama hoşlanmıyorum işte. umarım onlarıda seven birileri vardır. hem benim sevgime muhtaç değiller ki. takılmasınlar bu kadar.

ülkede boğaziçi ve odtü'den başka üniversitenin olmaması

türkiye'nin acı gerçeği. eğer tıp fakültelerini ve hukuk fakültelerini çıkarırsanız bu okullar dışında türkiye'de doğru düzgün bir tane üniversite yok. belki itü veya bilkent'in bazı bölümleri bazı konularda iyi olabilir ancak genele baktığımızda bunlar bir üniversiteyi iyi yapmaya yetmiyor.

bir de şöyle bir tesellisi vardır bu okullara girmeyenlerin/giremeyenlerin* önemli olan nereden mezun olduğun değil nasıl mezun olduğun.*

eksi oy verenin kim olduğunu bilmediğimiz halde bir yazarı eksici olarak suçlamak

geçenlerde yukarıda bahsi geçen yazar bana mesaj atmış. benim yazdığım ikinci c sendin xxxxx, diye. çok şaşırdım ve üzüldüm. çünkü kendisine özel bir düşmanlığım yok. düşmanlığı bırakın sözlüğe ilk kayıt olduğum günlerde seri eksi verdiğim günün gecesinden dark bear tarafından uyarıldıktan sonra yaptığımın pasif-agresif ve sinsi bir davranış olduğunu fark edip seri eksi oy vermeyi bıraktım. ha,genelde artık eksi oy vermem ama hoşlanmadığım bir yazarın düşüncesini beğenmediysem anında eksiyi basarım ki tanım cümlelerini, bilgi cümlelerini asla eksilemem. dediğim gibi sevmediğim yazarların belli başlı görüşlerini eksilerim. ama beğenmediysem.

şimdi bu yazar bana öyle diyince ne yalan söyleyeyim üzüldüm. çünkü kendisiyle daha doğru düzgün tanışmadan onun düşmanı olduğumu düşünmüş. bir kaç gündür entrylerini gördükçe artılıyorum. kafasında soru işareti kalmasın diye. aman alt tarafı bir sözlük, eksi - artı için birbirimizi üzmeye değer mi? artılar feda olsun.*

mustafa kemal atatürk

(bkz: atam atam sen kalk ben yatam)

yok efendim o kadar şişirmeyin. özel bir adamdır. hatta bir dahidir. yaptığı pek çok şey vardır ancak kimse varlığını ona muhtaç değildir. kimse hiçbir şeyi kimseye muhtaç değildir. belki anne ve babamıza çok şey borçluyuz. ayrıca yaptığı bazı hatalar bugün pkk'nın doğmasına sebep olan bir domino halkasının ilk taşını devirmiştir.

götten gelen kanı alna sürmek

aktifin, bekaretini aldığı pasifinin, çatlayan deliğinden çıkan bir iki damla kanı pasifinin alnına sürme durumudur. bir kaç dakika göz göze gelinir. sonra yavaşça pasifin alnından öpüldükten sonra domaltılıp çatır çutur sikmeye devam edilir. ayrıca pasifin yüzüne attırmaktan daha romantik taam mı?!
Henüz takip ettiği biri yok.