hepberabear

Durum: 1180 - 0 - 0 - 0 - 25.01.2017 20:57

Puan: 20904 - Sözlük Kaşarı

Live Seviyesi: Yayıncı

12 yıl önce kayıt oldu.
5.Nesil Yazar.

"Normal insan kurgudur!"
  • /
  • 59

ikili şarkıcılar

aşil topuğu

şebnem ferah'ın mükemmel şarkısı ben bir mülteciyim'in sözlerinde geçer kendisi.

şöyledir;

aşil topuğum aşktı başka yüreklerde,
mutlu olmadım, yaşayamadım...
oysa içimde ne ok var ne de atan,
ne yön, ne arka ön, ister yaşa, ister sön!

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

leoparsiz burjuva

güzelimli, bebeğimli, aşkımlı! inşallah siz kazanırsınız, çünkü ben sizi tutuyorum. kalp.

sevmeyeceğim

gece gece ızdıraptan klitorisimi sarkıtan, yerlere çalan şarkı olmuştur... söz konusu yıldız tilbe ise gerisi teferruattır ibnelerinden biri olaraktan ay cihangir seni yenecem ulan! vallahi! neyse!

eloğludur kandırır yaşlı gözlerle,
gözyaşlarını silmez sel olsa bile...

ayı sözlük itiraf

sözlükteki atışmalardan "resmen" rahmim daraldı. ay bir avuç ibne lütfen oturalım yerimize gül gibi geçinip gidelim aşkımlar. lütfen. geriliyom ben biliyonuz mu? 1 2 3 4 yeter diyom! tamam diyom yani!

yüksek lisans

tez aşamasında olduğum enstantağne. eğer olur da uzatma alırsam enstitüye, tez danışmanıma ve tez jürime atacağım mail aşağıdadır. sevgiler...

ben master ders döneminden sonra yemin ediyorum disipline girmiş bir öğrenci olarak, sen kimsin benim tezimi uzatıyorsun? sen kimsin? sana bir tavsiyem, yazık o git asistanlarına sahip çık önce. inşallah allah seni öğrencilerinle terbiye etmesin. inşallah allah seni, o geride bıraktığın yarım tübitak projelerinle terbiye etmesin. sen çok alçak bir danışmansın, çok alçak. insanlara süre uzatma verene kadar. senin akıl hocalarını da biliyorum. senin akıl hocaların, kendi öğrencilerinin yazdığı tezlere baksın. hepsini çıkarırım! oğlum ayağınızı denk alacaksınız. herkes ayağını denk alacak! öyle kolay değil bu enstitüde tez yazıcam da, beni tez jürisi... seni tez jür kim koruyor? hangi tez jürisi o, hangi tez jürisi seni koruyor! kim?? herkesten hesabını sorarım. kimse bana bu konuda konuşamaz. dört dörtlük çalışan, bu enstitüde çalışıp, köpek gibi çalışıp akademisyen gibi yaşamaya çalışan, tez danışmanını, katılımcılarını en iyi derecede çalışmaya katmaya çalışan, aslan gibi feed backini veren, son düzeltmelerini yapan. ne yaptınız ulan siz? ne yaptınız! nerde ne yaptın! pis! yazdığı tezi pisleyen şerefsiz adam! onu bile bir danışmanlık sayıyorsun, o bile bir danışmanlık değil. git intihar et be. yazdığım tezi pislemem be ne olursa olsun. git ulan kendi tezini yaz! yazarım tezimi, öyle bir öğrenciyim biliyor musunuz? tez yazdıysam, o insanlar ne olursa olsun, beni ilgilendirmez arkadaş. görmedim bilmiyorum derim be!

eski sevgilinin düğününe davet edilmek

anlamlı şarkı sözleri

"hangi dil anlatmaya yetkin yeterince sonsuzu?"

cuddle pig

entrylerine en çok güldüğüm yazarlardan biri. çoğunu okuduktan sonra "veee cortland'den akkıl dolu bir goooool" diyerekten çığlık atıyor iç sesim. zeki ve nüktedan tavrı kendine has. severiz.

ayı sözlük itiraf

hiçbir zaman ne bu topluma ne de örf, adet, anane gibi yazısız, uydurma, ayrıştırıcı, ötekileştirici saçma kurallarına uymadım ve kendimi ait hissetmedim. bunun yanında hiçbir zaman aile, sülale, akraba gibi kavramları kutsallaştırmadım ve kendimi bu oluşumların da olmazsa olmaz bir parçası olarak görmedim. bu tavrımda bu zamana kadar hiçbir sorun olduğunu düşünmezken birileri hep bunların önemini, kutsallığını vurgulayıp arka planda hep zıttını yaptı. içselleştirdiği iki yüzlülükle hep hadsizce bana parmak sallama hakkını kendinde buldu. demek istediğim bana "özgürce düşünen bir birey" olmayı ne toplum, ne mahalleli, ne akrabalarım, ne de ailem öğretti. negatif yönde katkı koymak, inandıklarımdan vazgeçmemek konusundaki azmimi beslemeye yarayan emeklerini tabi ki yok sayamam ama hastalıklı ilişkilerle bezenmiş bir toplumla gerekmedikçe ilişki kurmamanın hep faydasını gördüm diyebilirim. hastalıklı inanışların, kimsenin göstermelik haricinde özünde içselleştirip uygulamadığı, gözlerden ıraksa her boku yemek mübahtır düşüncesi ile sözde toplumu düzene sokma amacıyla genel ahlak diye isimlendirdiği mantıksız ilkelerin bende hiçbir yaptırımı olmadı. hep bildim ki hastalıklı bir toplumun parçası olmamak hiçbir zaman kayıp değildi! çünkü özgür düşünce önce birey odaklıydı, önce bireyle başlardı, temelinde diğer dinamiklerle bağlantılı gözükse de önce "ben" diyebildiğimiz, kendimizi kendimiz gibi kabul edip, var etmeye başladığımız noktadaydı ve en önemlisi belki de hiç unutulmaması gerekeni ise şuydu; "özgürlük verilmez, alınırdı!"

isa şahmarlı

iki sene önce bugün kendisini ofisinde gökkuşağı bayrağına asarak bir çocuk aramızdan ayrıldı...

üniversitede arkadaşlarından fiziksel, hocalarından psikolojik şiddete maruz kalıyordu ardında bıraktığı not ve yaşayamadığı hayat hepimize yeter de artar;

"gidiyorum. herkes hakkını helal etsin. bu ülke, bu dünya bana göre değil… mutlu olmak için gidiyorum… anneme de onu çok sevdiğimi söyleyin. hepiniz ölümümde günahkarsınız. bu dünya benim renklerimi taşıyacak kadar güçlü değil. elveda."

dedi ve gitti...

isa gitti bugün iki sene oldu, bir çocuk hastalıklı ahlakınızın, takıntılarla dolu baskılarınızın yere batasıca değerlerinizin kurbanı oldu... ölüme sürüklediğiniz çocukların ahı dilerim peşinizi hiç bırakmaz...

rahat uyu isa...

sözlükteki türk kürt çatışması

hetero üretimi ataerki ve erk çılgınlığı ile yine hetero üretimi militarizm için birbirini harcayan ibnelerin lüzumsuz savaşıdır. günün sonunda aynı erk duygusu ve homofobik yok etme arsuzu ile her iki kesim de dünya zemininden bizi aynı iştahla kazımak isteyecektir aşkımlar. hatta bizi yok etmeye karşı kardeşlik naraları atarak birlik bile olabilirler. hiç şaşırmam. siz siz olun kenetlenin lgbti'nin lgbti'den başka dostu yok.

(bkz: yaz bunu bir yere)

ayı sözlük yazarlarının idolleri

esra mungan

boğaziçi üniversitesi psikoloji bölümü'nün tarzı, tavrı, duruşu ve bilgi birikimi ile tatlılıktan ölen alanında eşsiz hocasıdır. hele öğrenciyle "siz" dili ile bir konuşması var al içine sok! ye resmen onu! bebeğim esra hocam. esra hocam kalp ben.

en sevmediğim şey

hislerimin hiç yanılmaması hatta aklıma gelenin hep başıma gelmesi. geldi de. yok canım o kadar da değil dediğim her şeyin. tam da o kadarı. hatta fazlası. oldu da.

bağdat kafe

her dinlediğimde burnumun direğini sızlatan, gözlerimi dolduran, bulutsuzluk özlemi'nin 2005 yılında çıkardığı felluce/bağdat singleının yüreklerde yer etmiş şarkısıdır...

"orda taş üstünde taş,
omuz üstünde baş kalmadı..."

sözleri sanki yüreğe hançer etkisi yapmaktadır.

hem söz hem de müziğe doyuran şarkının vaktiyle nejat yavaşoğulları'nın gitarının üzerindeki "savaşa hayır" yazısı sebebi ile "politik" bulunarak yasaklanan/sansürlenen klibi için;


savaşın öznesi olarak çocuk

lamdaistanbul'un önümüzdeki pazar günü gerçekleştireceği ayı sözlük ve asdi'yi temsilen katılmayı düşündüğüm etkinliktir. etkinlik herkese açık ve ücretsizdir.

etkinlik açıklaması şu şekilde;

lambdaistanbul ruh sağlığı komisyonu ve toplumsal dayanışma için psikologlar derneği (todap) ortaklığında “savaşın öznesi olarak çocuk” başlığı altında tartışma etkinliği düzenliyoruz.
savaşın bir parçası olarak çocukları nasıl yorumlamalıyız? savaşın çocuklara yaşattığı travmanın ötesinde savaş-çocuk ilişkisini başka şekillerde ele almak mümkün mü? savaş koşulları çocukların şiddetle ilişkisini; ve benliklerine, kimliklere ve dünyaya dair algılarını nasıl etkiliyor? anaakım bilim çocukların psikolojik ve sosyal durumunu yorumlamada hangi noktalarda eksik kalıyor? savaşın içindeki ve toplumsal gösterilerdeki çocuklar ve gençleri gelişim dönemlerini göz önünde tutarak değerlendirebilir miyiz ve bu çocukların yetişkinlerle aralarındaki farklar nelerdir? çocukları masum ve savaşın mağduru olarak görmekle savaşın politik öznesi olarak görmek arasında bir çelişki yatıyor mu? savaş koşullarında hangi etmenler çocukların psikolojik dayanıklılığını oluşturuyor ve destekliyor?

bu sorulara hazır cevaplarımız yok; ama konuya ilgi duyanlarla birlikte disiplinlerarası bir çerçevede düşünmek ve tartışmak istiyoruz.

yer: lambdaistanbul lgbti dayanışma derneği
saat:16.00
adres: halitağa cad. şemsitap sok. yılmaz palas apt. no:1 k:2 d:3

etkinliğin facebook sayfası için;

http://www.facebook.com/events/178525719...

sen hiç ateş böceği gördün mü

teknolojinin hayatımıza girmesi ile birlikte 90lı yıllarda başlayan insan ilişkilerindeki yozlaşmayı ana karakter gülseren'in doğumundan akıl hastanesine düşene kadar inceleyen ve olayları espirili bir dille anlatırken bir yandan da ters köşe yapıp aşırı duygulandıran yılmaz erdoğan'ın yazıp yönettiği tiyatro oyunudur. izlediğim en iyi oyunlar içerisindedir ve aşırı kaliteli espriler barındırmaktadır.

otogargara

yılmaz erdoğan tarafından yazılmış ve yönetilmiş, yolu otogara düşmüş, otogardan geçen hayatların mizahi bir dille işlendiği müzikal komedi türündeki 90'lı yılların en güzel işlerinden biridir. tekrar tekrar kendini izlettirir ve her defasında aynı lezzeti bırakır. çocukluğuma dair hatırladığım güzel şeylerdendir. bir diğeri için;

(bkz: sen hiç ateş böceği gördün mü)
  • /
  • 59
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 1180

aileye açılmak

benim açılma hikayem çok çok ilginç olmuştu. ailem bir şekilde ajanlıkla bunu öğrenmişti fakat aldığım olumsuz tepki çok gariptir ki şuydu; böyle bir şeyi neden bizden saklıyorsun, biz senin aileniz her şekilde yanındayız, aptal mısın sen neden bizden saklıyorsun diye daha çok sinirlerimi bozmuşlardı. aradan aylar geçince inanın herkes alışıyor o kriz bir şekilde aşılıyor.(tabii benim ailem kabullenip sağlıklı biçimde bunu aşan tipe örnek) şimdi annem yüzümün gülüşünden anlıyor, sevgilimle barışık mıyım?, ayrı mıyım?, kavgalı mıyım? diye. hatta son günlerde aramızda geçen bomba muhabbet;

"ay ona mı üzülüyorsun oğlum, yavrum be! bir senin güzelliğine bak bir de şu adama, haşlanmış yumurta gibi! üzme kendini sen en iyilerini bulursun!" *

yine de şu var ailenin bireyi kabulu ve anlayış göstermesi çok önemliyken aynı şekilde açılmamanız da bence bir sorun çıkarmaz. yani illa ki bilmek zorunda değiller. eğer bu sosyal ilişkilere zarar verecek derecede ailede bir bozulma yaratacaksa en iyisi açılmamaktır. ayrıca kimse kusura bakmasın ama evladını her şekilde kucaklayamayan aile, aile değildir! siz onları reddedin, kendi hayatınızı kurun, dostlarınız, sevdikleriniz, aşklarınızla kendi ailenizi kendiniz kurun! unutmayın açık ya da gizli; ne yanlışız, ne de yalnız!

seda sayan

“ben çocuğumun doğumundan sonra yemin ediyorum disipline girmiş bir kadın olarak, sen kimsin beni yargılıyorsun? sen kimsin? sana bir tavsiyem, yazık o git kızına sahip çık önce. inşallah allah seni kızınla terbiye etmesin. inşallah allah seni, o geride bıraktığın karınla terbiye etmesin. sen çok alçak bir adamsın, çok alçak. insanlara belden aşağı vuracak kadar. senin akıl hocalarını da biliyorum. senin akıl hocaların, kendi karılarının çektiği pornolara baksın. hepsini çıkarırım! oğlum ayağınızı denk alacaksınız. herkes ayağını denk alacak! öyle kolay değil bu memlekette ahkam kesicem, beni hükümet..seni hükü kim koruyor? hangi hükümet o, hangi hükümet seni koruyor! kim?? herkesten hesabını sorarım. kimse bana bu konuda konuşamaz. dört dörtlük yaşayan, bu memlekette çalışıp, köpek gibi çalışıp kraliçe gibi yaşamaya çalışan, evladını ailesini en iyi derecede yaşatmaya çalışan, aslan gibi vergisini veren, yardımlarını yapan. ne yaptınız ulan siz? ne yaptınız! nerde ne yaptın! pis! yediği kapıya pisleyen şerefsiz adam. onu bile bir adamlık sayıyorsun, o bile bir adamlık değil. git intihar et be. yediğim kaba pislemem be ne olursa olsun. git ulan kendini as. asarım kendimi, öyle bir kadınım biliyor musunuz? ekmek yediysem, o insanlar ne olursa olsun, beni ilgilendirmez arkadaş. görmedim bilmiyorum derim be!

benim yirmi yaşındaki evladıma sen kimsin? sen onu üzebilir misin? ben onun tırnağına taş değdirir miyim? hele senin gibi bir soytarıya. soytarı. sende evlat mevhumu olsa çocuğunu barlardan, seninki kız çocuğu bi de. git çocuğunu barlardan topla. git geride bıraktığın karına sahip çık. ben aslan gibi ortadayım bak. aslanım be. valla. senden daha adamım. bi de sen kadınlarla uğraşıyorsun. çok üzülüyorum, hayır ne gibi bir sorunun var, bir sorunun var senin? var, hep kadınlarla. bu adamın ilk bana kini nasıl başladı bana anlatıyorum. bu adamın aramızda geçen bir şeye kadar…(anlatmıyor, orada fark edip susuyor) hepsi elimde!

bi de bu hükümetin adını kullanıyorsun bu hükümet hangi hükümet kim bu başka bir hükümet daha mı var? başka benim bilmediğim bir hükümet mi var? direkt hükümet diyor! gene yazmış ’'hükümetim var arkamda”, bizim ne var arkamızda! benim kimse yok kardeşim arkamda, kimse yok. gel ulan, gel! böyle bir şey var mı ya? bir tane adam çıkacak onun karısına kızına çoluğuna çocuğuna namusuna her şeyine laf atacak, biz de onun bulunduğu ortamda ay dur bulaşmayayım da bana da bunu demesin. diyorsan de hadi git! hadi git lan! git de! senin karının memeleri sen yanındayken ekrandan ağzımıza giriyordu? bulun o görüntüleri. buldururum hepsini! hepsi var. yazık o kadıncağıza da yazık. evine geldim bir kahve içtim diye bu kadar sustum, pislik. popstarda sen çıktın gülşen'e olan aşkını ilan ettin. sonra da gülşene dedin ki, bu kadar türk halkının önünde “evliyim ama seviyorum ne yapayım” dedin, sonra da kadına dedin ki “gülşenin üstünden dozer geçti’’ dedin reha muhtar için. yazık. midem bulanıyor benim. midem bulanıyor.

ben hiçbir ayrılığımın arkasından konuşmadım. hiçbiri de benimle ilgili konuşmadı. çünkü ben gerçekten kimseye kötülük yapmadım, yapmam da. hep iyiliğim dokunmuştur, hep. çünkü ruhum öyle değil benim ya. kimseye zarar veremem, vermedim. hayatım boyu vermedim. vermedim. iki üç tane bunun gibidir konuşan. onlar da zaten benle kafayı yediler. bu kadaaaaaar yılların içerisinde ne mutlu sedanıza ki iki tane üç tane, soytarı üç taneyi geçmez (eliyle iki yapıyor) dikkat edin. üç soytarıdır bu. en fazla iki soytarıdır konuşan. iki tane soytarı. işlerine baksalar belki de yol alacaklar. bunlar soytarı. bunlara prim vermeyiniz. bunların yazdığı söylediği her şey yalan. erol köse, karşındayım, bir kadın olarak. hiçbir adam senin karşına dikilemedi, ben dikiliyorum ulan. gel konuşalım, gel. gidip başka yerlerde soytarılık yapma. sen zaten soytarısın, seni türk halkı soytarı olarak tanıdı. soytarı olarak tanıdı? e soytarısın, devam ettiriyorsun. ben doktorum diyorsun beni ezmeye çalışıyorsun kültürsüzlükle. ben senin okuduğun üniversitenin beş tanesini bitirdim burda be. ben gecekondu çocuğuyum, ordan geliyorum. benim evimin tuvaleti dışarıdaydı. kurban olurum. kurban ol bütün gecekondu çocuklarına. bütün orda yaşayanlara kurban ol sen kurban ol!’'


söyleyeceklerim bu kadar.

hornet'te kuzeni görmek

sevda

efsane aysel gürel sözlerine efsane akustik cover yapmış (bkz: pandora) "budur!"

ayı sözlük itiraf

hiçbir aidiyetimin olmadığı bir kara parçasının vatandaşıyım. mutsuzum. umutsuzum. defolup gitmek istiyorum. ve en yakın zamanda da gideceğim.

31 çeken terörist videosunu yayınlayan güvenlik güçleri

ülkenin en geniş gay porno arşivine sahip tsk'nin solo kategorilerdeki arşiv eksiğini gidermeye yönelik bir girişim de olabilir. hani şaşırtmaz yani.

edit: şu yazdığım şeyi eksileyen ibnelerin zavallılığından daha zavallı bir durum yoktur herhalde. ulan sizi obje yerine bile koymayan, doğanız gereği var olan benliğinizi her fırsatta aşağılayan. heteroseksüel bir insana kursa kan çıkacak (yine heteronormatif ahlaktan ötürü tabii) cümleyi hiç düşünmeden kurup "bize sikilirken bir videonu getir belgele" diyen kurumun yardakçılığını yapmaya ne meraklısınız be. gurursuzsunuz. onursuzsunuz hatta üzgünüm.

ayı sözlük itiraf

bazen çok severek seçtiğim ve yaptığım mesleğimin ağır geldiğini hissediyorum sözlük. deliye vurmak, hayatın her anından, her yaşantıdan mizah çıkarmak ve en kötü görünen şeylerden bile yaşanacak değerli yanlar bulmak benim hayattaki misyonum olarak belirlediğim şeydir ama bazen olmuyor. bireysel ya da çevresel koşulların etkisi ile bazen insan aşırı yoğunlaşır ya bugün sanırım öyle günlerden biri. çocukluk döneminde çocukluk şizofrenisi tanısı almış 29 yaşında bir danışanım ile seansım vardı bugün. annesi hakkında iş yerimdeki çalışanlardan bir kaç şey duymuştum ama kendim görmek istedim. danışanım annesi ile geldiğinde annesinin danışanıma olan tavrı, o bir an önce kurtulmak ister hali, o insan yerine bile koymayışı ve çocuğu hakkında bana yapmış olduğu uyarılar beni dehşete düşürdü. sanki çocuğundan değil, bir eşyadan, objeden, gereksiz bir ayrıntıdan bahsediyordu. biliyorum özel gereksinimli bireylerle yaşamak çok zor. bunun bir yerde farkındayım, o annenin de görev ve sorumluluklarından sıyrılmak isteyişini, bir yerde bezginliğini, birey olarak gereksinimlerini anlıyorum ama danışanımın bunların hepsinden aşırı derecede etkilendiğini bildiği halde buna devam etmesi çok yaralayıcı. seans boyunca danışanım sevilmediğinden, içinde bir acısı olduğundan, değersiz hissettiğinden bahsetti durdu. hiç susturmadım. hiç müdahale etmedim. belki de istediği gibi, bir birey olarak, özgürce ilk defa anlattı, anlattı, anlattı dakikalarca... o an şunu fark ettim o kadar benziyordu ki aslında hayatın karşısındaki itilmişliğimiz ve birilerinin, yedi kat yabancının ya da en yakınlarımız, ailemiz, arkadaşlarımız, eş, dostun izin verdiği kadar kendimiz oluşumuz... bitmesin istedi, bitmesin istedim o seans... keşke anlatsaydık saatlerce, günlerce... hafifleseydik biraz. haykırsak, bağırsak, bir kere daha sizin lütfettiğiniz hayatı değil hakkımız olan hayatı yaşamak istiyoruz diye... keşke...

ayı sözlük itiraf

ablamın bilişimci arkadaşları sayesinde bütün yazışmalarımı ip üzerinden tüm veri aktarımlarımı denetlettirerek belgelerle aile meclisinde gay olduğumu kanıtlama gecesiydi sözlük. buna hakkı yoktu, evet özel hayata müdahaleydi ama "artık sen de rahatla biz de ve biz de seni destekliyoruz, yanındayız" demek için bunu yaptığını söyledi. kaldı ki garip olan şuydu annem ve babamın biz zaten biliyorduk sana sorup emin olmak istedik tavrı inanılmaz garip ama bir o kadar rahatlatıcı geldi. bugünden itibaren resmi olarak ailesine açık bir eşcinselim ve çok garip bir his. yılın en uzun gecesiydi hakikaten. çok değişik bir his ilk kez bu evde kendimi kendim gibi hissedip ailemin beni "gerçek" ben olduğum için sahiplendiğini ve sevdiğini anladım.

(bkz: ölüm gibi bir şeydi ama kimse ölmedi)

ayı sözlük itiraf

hiçbir aidiyetimin olmadığı bir kara parçasının vatandaşıyım. mutsuzum. umutsuzum. defolup gitmek istiyorum. ve en yakın zamanda da gideceğim.

sözlük yazarlarının hep beraber grup seks yapması

başlığı ilk bakışta sözlük yazarlarının hepberabearla grup seks yapması diye okumam ve ardından başımdan aşağı dökülen kaynar sular hissi. oyyyyy. tövbeler tövbesi. *

zeki insanların ortak özellikleri

ben merkezci.
maymun iştahlı.
dengesiz.
obsesif.
asosyal.
ukala.

(bkz: herbokolog)

edit: eksileyin amk. unuttuğum bir özelliği daha hatırlattı bana.

övülmekten orgazm olmak!

efsane internet replikleri

vazgeçilmez kadın replikleri

derin bir nefesin ardından, kısık ses tonu ve sürekli tekrar ile;

(bkz: ben kime anlatıyorum ki kendin söyle kendin işit...)

özür dilemenin yapay olduğu gerçeği

mehmet hıdır tanboğa

silopi'de polisin katlettigi mehmet hıdır tanboğa henüz 17 yaşındaydı!
çocuktu!
mehmet hıdır tanboğa yaralı halde hastaneye götürülürken, polisler tarafından hastane önünde katledildi!!!
16'sındaki erdal gibi o da çocuktu!
derdiniz, meseleniz umurumda değil!
çocuklar katlediliyor!
yahu 17 yaşındaki çocuk öldü!
çocuk öldü!
çocuk ulan!
çocuk!


#silopidekatliamvar
#silopidepolisterörüvar
Henüz takip ettiği biri yok.