ingilizce müzik kutusu demek. ayrıca taksim'de önce old city ve bronx'ta şu anda da mojo'da sahne alan başarılı cover grubu. benim taksim'de dinlediklerimin en iyisi, eğleneceğinizi garanti ediyorum.
genelde tüm kıllarını alan feminen pasifler bu gruba girer. "tüm kıllarımı alıyorum, çok bakımlıyım" diye de kendileriyle övünürler. bir insanın kıllarını alıp almaması beni ilgilendirmez, kendi tercihidir ama sırf bu yüzden kendisini daha temiz, bakımlı görmek dangalaklığın alasıdır. biz almıyoruz diye bu bizim pis olduğumuzu, sürekli ter koktuğumuzu göstermez. senden daha çok para harcıyoruzdur belki de bakım ürünlerine.
jessie j'nin en güzel şarkılarından biridir. sözleri, aldatan bir kadının pişmanlığını ve af dileyişini anlatıyor. işte o sözler:
when i'm nervous i have this thing, yeah, i talk too much
sometimes i just can't shut the hell up
it's like i need to tell someone, anyone who'll listen
and that's where i seem to fuck up
yeah, i forget about the consequences
for a minute there i lose my senses
and in the heat of the moment my mouth starts going
the words start flowing, oh
but i never meant to hurt you
i know it's time that i learned to
treat the people i love like i wanna be loved
this is a lesson learned
i hate that i let you down
and i feel so bad about it
i guess karma comes back around
'cause now i'm the one that's hurting, yeah
and i hate that i made you think
that the trust we had is broken
don't tell me you can't forgive me
'cause nobody's perfect
no, no, no, no, no, no, no, nobody's perfect, no
if i could turn back the hands of time
i swear i never would've crossed that line
i should've kept it between us
but, no, i went and told the whole world how i feel and oh
so i sit and i realize
with these tears falling from my eyes
i gotta change if i wanna keep you forever
i promise that i'm gonna try
but i never meant to hurt you
i know it's time that i learned to
treat the people i love like i wanna be loved
this is a lesson learned
i hate that i let you down
and i feel so bad about it
i guess karma comes back around
'cause now i'm the one that's hurting, yeah
and i hate that i made you think
that the trust we had is broken
so don't tell me you can't forgive me
'cause nobody's perfect
no, no, no, no, no, no, no, nobody's perfect
i'm not a saint, no, not at all, but what i did, it wasn't cool
but i swear that i'll never do that again to you, oh
i'm not a saint, no, not at all, but what i did, it wasn't cool
but i swear that i'll never do that again to you, yeah
i hate that i let you down
and i feel so bad about it
i guess karma comes back around
'cause now i'm the one that's hurting, yeah
and i hate that i made you think
that the trust we had is broken
so don't tell me you can't forgive me
'cause nobody's perfect, no
i hate that i let you down
and i feel so bad about it
i guess karma comes back around
'cause now i'm the one that's hurting, yeah
and i hate that i made you think
that the trust we had is broken
so tell me you can forgive me
'cause nobody's perfect, yeah, yeah, whoa
don't tell me, don't tell
don't tell me you can't forgive me
no, no, no, no
'cause nobody's perfect, no
sözlüğe facebook muamelesi yapan yazardır. entry girmeden önce kafanı topla ve söylemek istediklerini bir seferde söyle. sonra başka bir şey demek istediğinde yine entry girersin ama 5 tane üst üste, birer cümleden oluşan entry girme yani.
yiyebileceğiniz en lezzetli yemekleri yapan restoran. taksim'de pera müzesini biraz geçince küçük ama şık bir yere sahip bu restoranda hem mezeler hem de ana yemekler oldukça başarılı. patlıcan hiç sevmememe rağmen patlıcan kızartmalarını bayıla bayıla yedim. restorandan ayrıldıktan sonra saatlerce kendime gelemedim, yemeğe zaafı olanlara önermiyorum burayı kesinlikle, mide fesatı geçirebilirsiniz aşırı yemekten. sebzeli mezelerin tabağı 8, deniz ürünlü mezelerinse 12 lira. ana yemekler de 30-40 arası. kesinlikle verdiğiniz paraya değecek, emin olun.
bir şarkısın sen programıyla tanıdığımız ve o günden beri kendisine hayran olduğum, sadece türkiye değil dünya çapında güzel bir sese sahip şarkıcı. belki de söylenmesi en zor şarkılardan biri olan whitney houston'ın i have nothing şarkısını whitney'den sonra bu kadar güzel söyleyen birini daha dinlemedim. sam brown 'ın stop şarkısında da harikalar yaratmıştır. buyrun linkler:
haftasonu yurtdışından gelen bir arkadaşımın ısrarıyla ilk ve son kez gittiğim hamam. entryime başlamadan önce şunu söylemeliyim ki dünyanın en masum gayi değilim sonuçta. tanıştığım bir adamla aynı gün yattığım oldu, hepimizin olduğu gibi. ama bu hamamda bekleyip birini bulma durumu kesinlikle benim olayım değil. içeri girer girmez inanılmaz rahatsız hissettim kendimi. sürekli oramı buramı kapamaya çalıştım. evet, çok hoş adamlar vardı ama bir o kadar da rahatsız edici insanlar vardı. aktif olduğunu insanların gözüne sokmak için 31 çeken amcalar, pasif olduğunu belli etmek için peştemali her yerini gösterecek şekilde saranlar, orta mermerlere yüz üstü uzanıp kıçını havaya kaldıranlar, aralıksız gözünü bile kırpmadan seni izleyen adamlar.. allah aşkına biraz kendinize saygınız olsun. sikmek veya sikilmek dünyanın en önemli olayları değil. gitmeden önce bir kez daha düşünmenizi tavsiye ederim.
geylerin en önemli ortak özelliklerinden biridir. özellikle sevgi açlığı yaşayanların gördükleri biraz ilgi ve güleryüz karşısında neyi var neyi yoksa ortaya döktüğü tecrübeyle sabittir. aynı şeyi sizin de yapmanızı beklemediği sürece sıkıntı yoktur.
sözlüğün son zamanlardaki en büyük sorunu. tanım içermeyen entryler, üstteki entrylere cevaben yazılan entryler, laf sokma amaçlı bakınızlar bu olaya neden olmaktadır.
ne çok seveni varmış arkadaş bu adamın. bir orospu çocuğu dedik diye eksiler sıralandı valla. istediğiniz kadar eksileyin, binlerce insanın ölümüne neden olan, binlerce çocuğu yetim bırakan, binlerce anneyi acılar içinde bırakan adam orospu çocuğudur.
bugün en yakın erkek arkadaşıma gay olduğumu söyledim ve korktuğum gibi bir tepki almadım. "aktif misin pasif misin" sorusu dışında bir öküzlük yapmadı. *
sözlüğe harcadığı değerli saatlerinin en önemli kanıtları olan entryleri silinmekle kalmayıp, yaşananları sözlüğe aktaramasın diye entry yazma hakkı da elinden alınan yazardır. neyse ki son 1 ayda başkalarının sesi olmaya alıştık, bu görevi de üstleniriz.
tamamen kişisel sebeplerle sözlükte çömez durumuna düşürülen yazardır. düşünce özgürlüğü ve farklı görüşlere saygı uğruna savaştığımız şu günlere hiç yakışmayan bir harekettir. sözlükteki olumsuz giden noktalara dikkat çeken yazarlara kulak tıkamanın milyonları sokağa döken diktatörlükten ve faşizmden farkı yoktur. kaldı ki sözlükte hiçbir hakaret ve küfür içerikli entry yazmayan bir yazarın çömez durumuna düşürülmesinin sözlük kurallarına ne kadar uygun olduğu da tartışılabilecek bir konu. ayrıca kadına şiddetin desteklendiği bazı entry sahibi yazarların bile çömez durumuna düşürülmemesine rapmen, yazarla olan kişisel sorunlardan dolayı yazarın çömez yapılması anti-demokratik hareketin en güzel örneğidir.
gereksiz yere eleştirilen insan. okulda tüm derslerini ingilizce gören, çalıştığı şirkette sürekli ingilizce sunumlar, raporlar hazırlayan biri olarak mümkün olduğunca dikkat ederim türkçe kelimeleri kullanmaya. hem konuşurken hem de yazarken bir nevi tdk gibi davranırım. sosyal medyada yaptığım paylaşımlarda bile oldukça dikkatliyimdir. ancak bazı kelimeler var ki türkçe'de karşılığı yok kesinlikle. konuşmasının arasına ingilizce kelimeler sıkıştıran insanın amacı da hava atmak değildir çünkü o kişi ingilizce biliyor olmanın hava atılacak bir şey olmadığını zaten biliyordur.
ayrıca şöyle de bir durum var ki konuşmanın veya yazışmanın içine ingilizce kelimeler yerleştiren insanların eleştirildiği yukarıdaki entrylerin (yazar burada entry diyerek hava atmaya(!) çalışmıyordur) neredeyse tamamında yazım yanlışı var. ayrı yazılması gereken -de/-da eklerinin bitişik yazılması, entry boyunca ü, ç, ö gibi türkçe karakterlerin kullanılmaması, özel isimlerden sonra gelen çekim eklerinin kesme işaretiyle ayrılmaması, ayrı yazılması gereken "bir şey" kelimelerinin bitişik yazılması gibi bir sürü hata var.
o zaman adama derler ki eğer bu kadar sahip çıkmak istiyorsan diline önce kendin nasıl kullanılacağını öğren sonra başkalarını eleştir. ben konuşmanın gerektirdiği yerde ingilizce kelimeler kullanıyor olabilirim ama burada ahkam kesen birçok insandan daha düzgün türkçe kullanıyorum. evet, şimdi gelebilir eksi oylarınız.