yaklaşık üç dört yıl önce gördüğüm bir rüyadır:
arkadaşımla dershaneden cıkmısız yürüyoruz önümüzde kırmızı bir otobüs beliriyor. aa bi bakıyorum bizim coni dep, kırmızı otobüsle ayakta tıklım tıkış bir şekilde istanbul'a gelmiş. güya popüler olmadığı dönemlermiş bi ben tanıyormuşum. otobüsten inince "coniiğ!" diye bağırıyorum o da gülümseyip "sedat, nerelerdeydin" diyor ve sarılıyoruz. bence coni'nin türkçe konuşması çok saçmaydı
minareyi allah, ezanı da allahın söylediği türkü sanardım.bu yüzden yıllarca ezanın "söylenme" değil de "okunma" mantığını kavrayamamıstım
bir de diş perisine inancım coktu, arkadaşlarımla allahtan çok diş perisine inanırdık.bi arkadaşımın disinin çıkması için yüzünü yumrukladıgını hatırlarım, allah affetsin *
gereğinden fazla egosu olan insan
kasları olduğu için hulk gibi yürüyen insan
bir de her şeye karşı "tanıdık geliyo ya","biliyorum galiba" tarzı şeyler söyleyen insan.bilmiyosun
sadece köfte yiyenler ve cidden vejetaryen olanlar olarak ikiye ayrılır
''ya ben et yemem ama köfte yerim,hayvanlar katlediliyor''
köfteyi de zaten gökkuşağı ve peri tozundan yapıyorduk