offff nasıl sıkılıyorum belli değil. sıkıntıdan şu an show tv'de hayatımda gördüğüm en gerizekalıca filmlerden biri olan kolpaçino bomba'yı izliyorum oyyy dostlar oyy oyyy.
harezmi'nin bulduğu sayı. günlük kullanımda gerçek yokluğu ifade ederken ölçmede ise bunun haricinde başka bir anlamı daha vardır. kısaca bahsetmek gerekirse:
doğal sıfır (mutlak): gerçekte yokluğu ifade eden sıfırdır. kg, metre gibi birimler. örneğin, 0 metre olan bir şey gerçekte yokluğu ifade eder ve gerçekten yoktur.
tanımlanmış sıfır (bağıl, izafi sıfır): gerçekte yokluğu ifade etmeyen, izafi olarak oluşturulmuş bir başlangıç noktasıdır. sıcaklık, takvim. örneğin, sıcaklık 0 derece ise sıcaklık yoktur diyemeyiz, sıfır derece de olsa ortada hissedilen bir sıcaklık mevcuttur.
şu da bir gerçektir ki sıfıra gerçek anlamını kazandıran şu adamdır *
bloom'a göre öğrenme birden fazla şekilde gerçekleşir ve eğitim aktiviteleri de bu faktörden kaynaklı üç farklı alanda yapılır. bu alanlar; bilişsel, duygusal ve psikomotor alanlardır. eğitim sistemleri/sistemimiz daha çok bilişsel öğretimler üzerinde durduğu için bloom'un bilişsel alan taksonomisi genelde kısaca bloom taksonomisi olarak bilinmektedir.
bloom'un bilişsel taksonomisi
bu taksonomi çeşidi bilgi ve zihinsel becerilerin gelişimini içerir. blooma göre öğrencilerin düşünme seviyeleri en basitten en karışığa doğru altı seviyeden oluşmaktadır.
bilgi : önceden edinilen bilginin hatırlanması ve tanımlanması yani geri çağırınım olarak adlandırılabilir.
kavrama : yorumlama,başka sözcüklerle tanımlama,diğer biçimdeki malzeme ve materyallere dönüştürme ,problem yorumu olarak özetlenebilir.
uygulama : önceden edinilen bir bilgiyi yeni koşullarda kullanabilmek olarak özetlenebilir.matematik problemlerini bu kategoride ele alabiliriz.
analiz : elde olan verilerden mantıklı çıkarımlar yaparak çözmek,sonuç odaklı inceleme işlemi yapmak olarak özetlenebilir.
sentez : parçaları birleştirerek bütüne ulaşmak olarak adlandırılabilir.
değerlendirme : sorgulama diyebiliriz kısaca,bir bilgiyi doğru kriterleri seçerek sorgulamak.
ben duruma farklı bir açıdan yaklaşıcam. bu söz genelde sevgili olma aşamasıyla ilgilidir ama ben arkadaşlık açısından yaklaşmak istiyorum olaya. mezuniyet balosudur, mezuniyet sofrasıdır, keple fotoğraf çekilme günüdür derken bugün resmen üniversiteden mezun olabildim. tabi konu mezuniyet olunca aileler falan da geliyor. neyse bu senenin başında canım, ciğerim dediğim bir insanla eşcinsel olduğumu söylediğim ilk insanla aram bozuldu. ikimiz de inat. o kendinin haklı olduğunu düşünüyor, ben kendimin. bir türlü barışmadık. birbirimizi belki de adamakıllı görebileceğimiz bu son günde birbirimize ve ailelerimize kaçamak bakışlar atıp durduk. ikimiz de ilk adımı o aramızdaki buzları eritecek ilk adımı karşı taraftan bekledik. çok kırdı beni be sözlük her ne kadar sevsem de ona olan kırgınlığım ve haksızlığa uğramışlığım geçmedi. belki de bu yüzdendir ilk adımı atmayışım. onun sebebi de her zamanki gibi gereksiz gururu. kendine iyi bak eski dostum ilk adımı atmasam da aynı şekilde sen de bana ilk adımı atmasan da iyi bir gelecek senin olsun...
arkadaşlar merhaba. haziranın sonlarına doğru istanbul'da olacağım bir iş için ama istanbul'a yabancıyım. hiç bilmediğim bir şehir. şişli'den kadıköy'e nasıl gidebilirim? hangi araçları kullanmam gerek? git-gel ortalama ne kadar tutar? yardımcı olursanız çok sevinirim...
ortaokuldayken oynayabilmek için her teneffüs bilgisayar laboratuarından yer kapmaya çalıştığım, sinir bozucu ve eğlenceli oyun. bu oyunu her oynadığımda şu moda bürünürdüm: *
pergamon museum türkçesi bergama müzesi. berlin'deki müzeler adasında bulunan 5 müzeden en çok turist çeken ve en ilgi çekici olanı. bergama zeus sunağı, milet market kapısı gibi yapılar ve bu yapılara ait eserlerin, gerçek yerlerinden ayrıntılı bir şekilde toplanıp yeniden birleştirilerek sergilendiği müze.
taş ve beton yığını olan, aslında bize ait olan ama bazı çok akıllı devlet adamlarımız yüzünden almanlara satılan permagon müzesi sayesinde yığınla turist çeken, pek de beğenmediğim şehir. ayrıca gece hayatı baya renkli diyolla.
türkçeye can dostum olarak çevrilmiş 1997 yapımı film. açıkçası imdb'de şişirilen balon filmlerden biri olduğunu düşünüyorum. kötü bir film değil tabi ki replikler, oyunculuklar gayet iyi ama 8 küsur puanı hak ettiğini düşünmüyorum. en fazla 7 puan eder. ayrıca filmdeki zeki ama umursamaz karakterin bir benzeri için (bkz: shameless) (bkz: lip)
realizm akımının öncüsü sayılan, 19. yy'da yaşamış fransız yazar. yazmış olduğu "madam bovary" isimli kitap okunması gereken temel eserler arasındadır.
sadece fiziksel ve sözel şiddetle sınırlı kalmayandır. bu konu, çok daha geniş bir yelpazede incelenmeli ve ona göre davranılmalı, önlemler alınmalıdır. *
halka sunulan, göz önünde bulunan ve daha çok dikkat çeken gaylerin kadınsı* özelliklere sahip olmasından kaynaklı durumdur. ülkemizde kadın gibi davranmak güçsüzlüğü, pasifliği sembolize eder, gaylik ise istenmeyen bir durumdur. bu iki özellik birleştirilerek tüm gaylerin kadınsı olduğu ve bunun ne kadar kötü(!) bir şey olduğu mesajı tüm beyinlere altttan alta işlenmektedir. çünkü gaylerin de maskülen* olabileceği ihtimalinden korkulur ve yokmuş gibi davranılır.
hacı misi ile parlattığım cemaatçi götü mü açıkta bırakacak kırmızı bir tanga ile katılacağım zirvedir. tüm şeriatçıların gözleriylen günah işlemelerine, cünüp olmalarına sebebiyet verip toplandıklarına pişman edip ardından "türkiye laiktir laik kalacak" nidalarıylan izmir büyükşehir belediyesi logolu sancağı mekana dikip atamın gücüylen son noktayı koyacağımdır.
kisinin icinde birbirinden farkli kisilikler hissedip, bu kisiliklere uyan davranislarda bulunmasi, bu kisiliklerin etkisi altinda oldugu anlarda yaptiklarindan habersiz olma halidir. bu kisilikler bireyin kendi cinsiyetinden, yas grubundan, sosyoekonomik ve kulturel durumundan farkli olabilir. bu kisiliklere ait kafasinin icinden gelen ve kendisini yonlendiren sesler duyabilir. farkli kisilikler var olan "evsahibi" kisilige zarar verici davranislar gosterebilir (es ya da karsi cinsle uygunsuz iliskiler, suca yonelik davranislar gibi). evsahibi kisiligi oldurup, yerine gecmek icin intihar girisimlerinde bulunabilirler.
nasil olusmaktadir?
genellikle cocukluk yaslarinda cok agir fiziksel (dovulme, agir cezalandirmalar), cinsel (tecavuz, cinsel tacizler) ve duygusal (sevgi gosterilmeme, saglik, egitim ihmalleri ve bakim gereksinimlerinin yerine getirilmemesi gibi) travma yasantilari sonrasinda gelisir. bu donemde cocuk bu olaylar esnasinda kendini olayin etkisinden kurtarmak icin bir savunma mekanizmasi seklinde o olayi yasayan ben degilim, bu olanlar bana yapilmiyor, ben bunlari hissetmiyorum vb dusunce degisiklikleri gelistirir. bu zamanla normal disi bir hal alip, bu bozukluga donusur. bu sekil bir savunma sureci, agir travmalara uyum saglamada onemli bir yere sahiptir.
iki ya da daha fazla birbirinden ayri kimligin ayni kiside varligi (herbirinin kendi icinde sureklilik gosteren cevre ve benlik algisi, iliski kurma ve dusunme bicimi vardir). bu kimliklerden en az ikisi zaman zaman tekrarlayarak kisinin davranislarini denetim altinda tutar. onemli kisisel bilgileri siradan bir unutkanlikla aciklanamayacak sekilde animsayamazlar.
toplumda ne oranda gorulmektedir?
% 5-10 arasinda gorulmektedirler. daha cok kadinlarda teshis edilmektedir. erkek hastalarin ise suc isledikleri icin daha cok adli sistem icinde olduklari ve bu nedenle tani konulamadigi dusunulmektedir. kisilerin ozellikle kafalari icinden gelen sesler duymalari, yaptiklarini hatirlamadiklari seylerle karsilasmalari gibi belirtilerin, ogrenilmesi halinde kendilerinin akil hastanesine kapatilacaklari ya da toplumda damgalanacaklari yonundeki inanclari nedeniyle tedaviye basvurmadiklari gorulmektedir.
tedavi:
hastalik bu rahatsizligi bilen psikiyatristlerce uzun dönemli psikoterapi ile tedavi edilmektedir. tedavide kisiliklerin bir araya getirilerek bir butun olusturmasi ve gecmiste yasanan ve bazi hallerde unutulmus olan travma doneminin aydinlatilip, bunun normal bilinc hali ile birlestirilmesi ve butunlestirme sonrasi eslik eden diger kisilik sorunlari ve yaklasimlarin tedavisi ile surdurulur. psikoterapi esnasinda farkli kisiliklerin etkisi ile sikayetlerde alevlenmeler gorulebilir. bu durumlarda ilac tedavileri ve kisa sureli yatakli tedaviler gerekebilir.
gerçek hayatta:
(bkz: voleybol) favorim, pek severim <3 sokak, salon, plaj. her türlüsü olur fark etmez.
(bkz: yakar top) ikinci favorim. her türlü kapışırız. * (bkz: istop) top havaya atılır. ebe topu tutana kadar herkes uzaklaşır ardından ebe bir renk söyler herkes onu bulmaya çalışır.
(bkz: 9 aylık) ön eleme olarak top ayakta sektirilir. en az sektiren kaleye geçer her gol 1 puandır-kafa hariç o 3 puan- 9 puan tamamlanınca kişiye şut çekilir hiç birini kurtaramazsa çocuk doğurmuş olur. nasıl saçma bi oyunmuş lan bu böyle. * (bkz: saklambaç) bir ebe gözlerini kapatıp belirlenen sayıya kadar sayar. sayma işi bitince saklananları bulmaya çalışır. bulduğu kişiyle adeta yarışa girer gözlerini kapattığı yere koşarlar ebe onu orada sobelerse yani sayı saydığı yere bulduğu kişiden önce ulaşırsa sıradaki ebe o sobelenen kişi olur.
(bkz: köşe kapmaca) genelde römork gibi köşeli yerlerde oynanır. ebe ortadadır köşelerdeki kişilerin kalkıp yerlerini değiştirmelerini bekler. kalkan kişilerden birinin yerini kaparsa yeri kapılan kişi ebe olur.
(bkz: sessiz sinema) bir kişi aklından bir film, dizi tutar. jest ve mimikleriyle karşısındaki kişilere bu filmi anlatmaya çalışır.
(bkz: ortada sıçan) diğer adıyla (bkz: can) yakar topun kardeşi. karşılıklı en az iki kişi vardır ve bunların ortasında bir ya da birden fazla kişi vardır. amaç bu kişileri topla vurup oyundan çıkarmaktır.
(bkz: dokuz taş) dokuz taş üst üste dizilir. sonra topla yıkılır ardından herkes kaçışır. ebeler bu kaçışan kişileri vurmaya ve bu sayede dokuz taşın tekrar üst üste dizilmesini önlemeye çalışır
(bkz: mendil kapmaca) ortada biri mendil tutar. iki kişi karşılıklı olarak aynı anda koşarlar. mendili ilk kapan oyunu kazanır.
(bkz: beş taş) beş tane taşın farklı şekillerde havaya atıp tutulması ve toplanmasıyla oynanan bir oyundur.
(bkz: ip atlama) hunharca zıplayıp kalorilerinizi yakmaya yardımcı olan oyun. * (bkz: aç kapıyı bezirgan başı)
(bkz: yakalambaç) bir ebe kendisinden kaçan herkesi yakalamaya çalışır. yakaladığı herkes onun tarafına geçer ve son kişi kalana dek devam ederler.
(bkz: yerden yüksek) mantığı köşe kapmaca ile aynıdır. herkes yerden yüksekte bir yerde durur. ebe yerdedir. kişiler yer değiştirirken ebe onlardan birinin yerini kapmaya çalışır.
(bkz: ali baba saatin kaç) ebe diğer oyunculara arkasını dönmüştür. diğerleri sırayla bu soruyu sorarlar. "ali baba saatin kaç?" mesela "5" der. oyuncular da 5 adım yaklaşırlar ebeye. tabi herkes kendince adım attığından kimi daha yakın, kimi daha uzak olur. ali baba döner bakar ne kadar yaklaşmışlar diye. tekrar arkasını döner, aynı şey tekrarlanır. amaç ali baba henüz arkası dönükken atılan adımlar esnasında ona ulaşıp, sırtına vurmaktır. bu olay gerçekleştiği anda herkes başlangıç çizgisine geri kaçar. ali baba kimi yakalarsa o ebe olur.
yapamadığımdır. özellikle uzun süre yapamıyorum maksimium 10-15 saniye. daha uzun süreli kapalı tutarsam aklıma berber konulu porno filmleri geliyor. bunun sonucunda da erekte olurum, mal gibi kalırım diye düşünüp geriliyorum (bkz: ayı sözlük itiraf) *
yerim neresi, kendimi nereye ait hissediyorum artık hiç bir fikrim yok sözlük. üniversitemin bulunduğu ildeyken kendimi oraya pek ait hissetmiyorum, 3 gündür ailemin yanındayım kendimi buraya da ait hissetmiyorum. gerçi bu durumu yaklaşık 1senedir yaşıyorum. yurt dışındayken de kendimi oraya ait hissetmiyordum ülkemde ülkem diyordum *. fransız şair charles baudelaire'e ait şu söze tamı tamına uyuyorum sanırım: "nerede değilsem orada iyi olacakmışım gibi geliyor."
ayı sözlük üyeleri üniversitelerin hangi bölümlerinde okuyorsunuz?
cevap: (bkz: pdr)
aynı ya da yakın bölümlerde okuyorsak birbirimize yardımcı oluruz iyi olur
çevresindeki kişilerde zerre yaşama hevesi bırakmayan insan modelidir. ya arkadaş bi insan her şeyden mi memnuniyetsiz kalır, hiç mi bir şeyi beğenmez. tamam o beğenmediğin şey mükemmel olmayabilir ama şunu da bilmen lazım hiçbir şey mükemmel olmak zorunda da değil. karşındaki insan belki de bin bir hevesle, araştırarak, okuyarak, deneyerek vs. bir şekilde bir ürün ortaya koymuş en azından bir teşekkür et o da olmadı bir tebessüm et. yok illa bir bok atmalar, bir iğnelemeler, bir burun kıvırmalar. sırf beğenmemek için gösterdiği o çabayı aslında az da olsa pozitif bir yöne kanalize edebilse aslında belki de yapıcı eleştiri yapıp katkıda bulunabilecektir bu insan ama hayır o en iyi bildiği şeyi yapacaktır "hıh bu ne be pööffss" demek. cidden böyle yapıcı olmak yerine yıkıcı davranan insanları hiç sevmiyorum. insanı yormaktan zevk alıyorlar herhalde. platon'un bir lafı var o sözü bu arkadaşlara hediye etmek istiyorum: insanlara karşı düşünceli olun. çünkü karşılaştığınız herkes en az sizin kadar zorlu bir mücadele veriyor.