sıdıka: yeter kız anne rahat bırakın insanı bak bu gidişle canıma kıycam
anne: canına kıy da baban gebertsin seni *
öğle aralarında evde yemek yerken izlediğim aile komedi dizisi, çok severdim ya. eski diziler daha mı güzeldi ne!
aynı kategoride yer alan bir diğer dizi için (bkz: yedi numara)
takvimin arka yaprağı olsun, kitapların üst köşeleri, dergilerin orta sayfaları olsun her yerde okuduğumda zevk aldığım bilgilerdir. bununla ilgili çok güzel bir kitap var ilgililere duyurulur!! http://www.ntvyayinlari.com/tanim.asp?si...
white wine ile olan atışmalarını zevkle okuduğum, beni sailor moon müziği ile hatırlamasına bir yandan şaşırdığım bir yandan tebessüm ettiğim yazar.
not: bu tarz bir başlıkta birisiyle ardı ardına entry girmek beni üzen bir durum çünkü araya kaynıyormuşum ya da karşımdaki araya kaynıyormuş gibi hissediyorum. o yüzden empati yapıp sen de üzülmüş olabilirsin diye düşündüm biliyorum elimizde olan bir durum değil ama yine de özür dileriiimm *
"seni diğerlerinden farksız kılmaya; bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada kendin olarak kalabilmek; dünyanın en zor savaşını vermek demektir. bu savaş başladı mı artık hiç bitmez.''
işte güçlü olabilmek, bence bu savaştan zaferle çıkabilmektir.
sanılanın aksine sınavlardan kalmanın en büyük sebebi ne gezmek, ne dizi izlemek, ne de ders çalışmamaktır. en büyük sebep budur dediğim durum. bu konuda ileride bilimsel bir araştırma yapmayı düşünüyorum! *
parti kur oy verelim ayı sözlüüükkk!! diyebilecek kadar sevdiğim bir mecra ayı sözlük. günlük hayatta kimseye anlatamadığım, belki de anlatamayacağım birçok hayal kırıklığımı, duygularımı, içimde kalanları buraya yazabiliyorum. insanlar bundan hoşlanır hoşlanmaz bilemiyorum bu onların görüşü saygı duyarım ama buraya yazmak beni o kadar rahatlatıyor ki anlatamam. iyi ki varsın ayı sözlük!!
çok zor bir durum. sırf ona yakın olabilmek için onunla kanka olmak, sevdiği kızı ve onunla yaptığı şeyleri ballandıra ballandıra anlattığında onu ilgiyle dinliyormuş gibi davranmak, sevgilisiyle arası bozulduğunda istemediğin halde sırf o mutsuz olmasın diye aralarını düzeltmeye çalışmak, size yakın davrandığında mutlu olmak ama o her "kardeşimsin benim ya" dediğinde kendinizden nefret emek ve en sonunda bu durumun çıkmaz bir sokak olduğunu fark edip ona ve kendinize olan saygınızı yitirmemek adına saçma sapan bir bahaneyle ondan uzaklaşıp kankalığınızın bir süre arkadaşlığa dönüşmesi sonrasında ise tamamen hayatınızdan çıkması. sanki hiç olmamış gibi, kendi kendinizle büyük savaşlar vermemiş, onu hiç sevmemiş gibi tamamen hayatınızdan çıkarmak...
ilkokuldaki sıra arkadaşım. kendisini sınıfımızdan biri dövmüştü. o döven kişiye gücümüz yetmediğinden teneffüste intikam planları yaptım kendi kendime. bütün teneffüs gözlerimi ovuşturdum ve gözlerim kıpkırmızı oldu. öğretmen geldi, derse başladık derken öğretmen sordu "neyin var nikimsi neden ağlıyorsun?" ben de x kişisi sıra arkadaşımı ve beni dövdü dedim. sınıfın en gözde öğrencisiyim o sıralar o yüzden öğretmenim beni pek severdi, dediğime inandı ve o çocuğu bir dövdü ki anlatamam. ben tabi intikamımı almış, hoşlandığım kişinin ilgisini çekmiştim ya nasıl mutlu olmuştum anlatamam.
not: şu an çektiğim tüm zorluklar, o çocuk yüzünden herhalde. çocuğun ahını nasıl aldıysam artık.
bugün dersanede ders arasındayız arkadaşlarla sohbet, muhabbet derken ara bitivermiş. sınıf arkadaşım olan bir kız -ki kendisi sevdiğim biridir- hadi ara bitti, beni etüt sınıfına bırakır mısın hatta sen de gel beraber girelim dedi. ben de olmaz işim var dedim. o da şakayla karışık "gelmezsen nikimsi gay arkadaşlar" diye sınıfta dedikodu çıkarırım dedi. ben ise sadece gülümsedim işim var oraya yetişmem lazım dedim ve gittim. bana o an o cümleyi kurduğunda "istediğini istediğin kişiye söyleyebilirsin, ben zaten eşcinselim, herkese tek tek söylemenin zorluğunu senin sayende atlatmış olurum" diyemedim ya sözlük, o kadar içime oturdu ki anlatamam!!
bir günlüğüne kadın olsam heteroseksüel olurdum cinsiyetimiz değişti diye yönelimimiz değişecek diye bir şart mı var yahu * ardından bir kadın şunu şunu yapamaz diyen kişilerin çenelerini kapatmaları için o yapılamaz denen tüm işleri yapar ve günün sonunda da ödül olarak kendimi şöyle kaslı mı kaslı yakışıklı mı yakışıklı bir erkeğin kollarına atardım.
sakallıyken 25, sakalsızken 15 yaşında gösteren biri olarak her iki duruma da (bkz: yaşından küçük gösterme durumu) giriyorum. aslında çok eğlenceli sakallarımı kesince birden 10 yaş küçülüp evin küçük çocuğu oluyorum ve çocuk indirimlerinden falan faydalanabiliyorum * birkaç hafta sonra sakallarım çıkınca evin babası gibi oluyorum bir ağırlığım oluyor. sanırım ölümsüzlüğü buldum arkadaşlar *
çok güzel öten türkçede kızıl gerdan ya da nar bülbülü olarak adlandırılan sevili mi sevimli bir kuş.
diğer anlamları için (bkz: batman) (bkz: how i met your mother) (bkz: robin hood)
sadece fiziksel ve sözel şiddetle sınırlı kalmayandır. bu konu, çok daha geniş bir yelpazede incelenmeli ve ona göre davranılmalı, önlemler alınmalıdır. *
halka sunulan, göz önünde bulunan ve daha çok dikkat çeken gaylerin kadınsı* özelliklere sahip olmasından kaynaklı durumdur. ülkemizde kadın gibi davranmak güçsüzlüğü, pasifliği sembolize eder, gaylik ise istenmeyen bir durumdur. bu iki özellik birleştirilerek tüm gaylerin kadınsı olduğu ve bunun ne kadar kötü(!) bir şey olduğu mesajı tüm beyinlere altttan alta işlenmektedir. çünkü gaylerin de maskülen* olabileceği ihtimalinden korkulur ve yokmuş gibi davranılır.
hacı misi ile parlattığım cemaatçi götü mü açıkta bırakacak kırmızı bir tanga ile katılacağım zirvedir. tüm şeriatçıların gözleriylen günah işlemelerine, cünüp olmalarına sebebiyet verip toplandıklarına pişman edip ardından "türkiye laiktir laik kalacak" nidalarıylan izmir büyükşehir belediyesi logolu sancağı mekana dikip atamın gücüylen son noktayı koyacağımdır.
kisinin icinde birbirinden farkli kisilikler hissedip, bu kisiliklere uyan davranislarda bulunmasi, bu kisiliklerin etkisi altinda oldugu anlarda yaptiklarindan habersiz olma halidir. bu kisilikler bireyin kendi cinsiyetinden, yas grubundan, sosyoekonomik ve kulturel durumundan farkli olabilir. bu kisiliklere ait kafasinin icinden gelen ve kendisini yonlendiren sesler duyabilir. farkli kisilikler var olan "evsahibi" kisilige zarar verici davranislar gosterebilir (es ya da karsi cinsle uygunsuz iliskiler, suca yonelik davranislar gibi). evsahibi kisiligi oldurup, yerine gecmek icin intihar girisimlerinde bulunabilirler.
nasil olusmaktadir?
genellikle cocukluk yaslarinda cok agir fiziksel (dovulme, agir cezalandirmalar), cinsel (tecavuz, cinsel tacizler) ve duygusal (sevgi gosterilmeme, saglik, egitim ihmalleri ve bakim gereksinimlerinin yerine getirilmemesi gibi) travma yasantilari sonrasinda gelisir. bu donemde cocuk bu olaylar esnasinda kendini olayin etkisinden kurtarmak icin bir savunma mekanizmasi seklinde o olayi yasayan ben degilim, bu olanlar bana yapilmiyor, ben bunlari hissetmiyorum vb dusunce degisiklikleri gelistirir. bu zamanla normal disi bir hal alip, bu bozukluga donusur. bu sekil bir savunma sureci, agir travmalara uyum saglamada onemli bir yere sahiptir.
iki ya da daha fazla birbirinden ayri kimligin ayni kiside varligi (herbirinin kendi icinde sureklilik gosteren cevre ve benlik algisi, iliski kurma ve dusunme bicimi vardir). bu kimliklerden en az ikisi zaman zaman tekrarlayarak kisinin davranislarini denetim altinda tutar. onemli kisisel bilgileri siradan bir unutkanlikla aciklanamayacak sekilde animsayamazlar.
toplumda ne oranda gorulmektedir?
% 5-10 arasinda gorulmektedirler. daha cok kadinlarda teshis edilmektedir. erkek hastalarin ise suc isledikleri icin daha cok adli sistem icinde olduklari ve bu nedenle tani konulamadigi dusunulmektedir. kisilerin ozellikle kafalari icinden gelen sesler duymalari, yaptiklarini hatirlamadiklari seylerle karsilasmalari gibi belirtilerin, ogrenilmesi halinde kendilerinin akil hastanesine kapatilacaklari ya da toplumda damgalanacaklari yonundeki inanclari nedeniyle tedaviye basvurmadiklari gorulmektedir.
tedavi:
hastalik bu rahatsizligi bilen psikiyatristlerce uzun dönemli psikoterapi ile tedavi edilmektedir. tedavide kisiliklerin bir araya getirilerek bir butun olusturmasi ve gecmiste yasanan ve bazi hallerde unutulmus olan travma doneminin aydinlatilip, bunun normal bilinc hali ile birlestirilmesi ve butunlestirme sonrasi eslik eden diger kisilik sorunlari ve yaklasimlarin tedavisi ile surdurulur. psikoterapi esnasinda farkli kisiliklerin etkisi ile sikayetlerde alevlenmeler gorulebilir. bu durumlarda ilac tedavileri ve kisa sureli yatakli tedaviler gerekebilir.
gerçek hayatta:
(bkz: voleybol) favorim, pek severim <3 sokak, salon, plaj. her türlüsü olur fark etmez.
(bkz: yakar top) ikinci favorim. her türlü kapışırız. * (bkz: istop) top havaya atılır. ebe topu tutana kadar herkes uzaklaşır ardından ebe bir renk söyler herkes onu bulmaya çalışır.
(bkz: 9 aylık) ön eleme olarak top ayakta sektirilir. en az sektiren kaleye geçer her gol 1 puandır-kafa hariç o 3 puan- 9 puan tamamlanınca kişiye şut çekilir hiç birini kurtaramazsa çocuk doğurmuş olur. nasıl saçma bi oyunmuş lan bu böyle. * (bkz: saklambaç) bir ebe gözlerini kapatıp belirlenen sayıya kadar sayar. sayma işi bitince saklananları bulmaya çalışır. bulduğu kişiyle adeta yarışa girer gözlerini kapattığı yere koşarlar ebe onu orada sobelerse yani sayı saydığı yere bulduğu kişiden önce ulaşırsa sıradaki ebe o sobelenen kişi olur.
(bkz: köşe kapmaca) genelde römork gibi köşeli yerlerde oynanır. ebe ortadadır köşelerdeki kişilerin kalkıp yerlerini değiştirmelerini bekler. kalkan kişilerden birinin yerini kaparsa yeri kapılan kişi ebe olur.
(bkz: sessiz sinema) bir kişi aklından bir film, dizi tutar. jest ve mimikleriyle karşısındaki kişilere bu filmi anlatmaya çalışır.
(bkz: ortada sıçan) diğer adıyla (bkz: can) yakar topun kardeşi. karşılıklı en az iki kişi vardır ve bunların ortasında bir ya da birden fazla kişi vardır. amaç bu kişileri topla vurup oyundan çıkarmaktır.
(bkz: dokuz taş) dokuz taş üst üste dizilir. sonra topla yıkılır ardından herkes kaçışır. ebeler bu kaçışan kişileri vurmaya ve bu sayede dokuz taşın tekrar üst üste dizilmesini önlemeye çalışır
(bkz: mendil kapmaca) ortada biri mendil tutar. iki kişi karşılıklı olarak aynı anda koşarlar. mendili ilk kapan oyunu kazanır.
(bkz: beş taş) beş tane taşın farklı şekillerde havaya atıp tutulması ve toplanmasıyla oynanan bir oyundur.
(bkz: ip atlama) hunharca zıplayıp kalorilerinizi yakmaya yardımcı olan oyun. * (bkz: aç kapıyı bezirgan başı)
(bkz: yakalambaç) bir ebe kendisinden kaçan herkesi yakalamaya çalışır. yakaladığı herkes onun tarafına geçer ve son kişi kalana dek devam ederler.
(bkz: yerden yüksek) mantığı köşe kapmaca ile aynıdır. herkes yerden yüksekte bir yerde durur. ebe yerdedir. kişiler yer değiştirirken ebe onlardan birinin yerini kapmaya çalışır.
(bkz: ali baba saatin kaç) ebe diğer oyunculara arkasını dönmüştür. diğerleri sırayla bu soruyu sorarlar. "ali baba saatin kaç?" mesela "5" der. oyuncular da 5 adım yaklaşırlar ebeye. tabi herkes kendince adım attığından kimi daha yakın, kimi daha uzak olur. ali baba döner bakar ne kadar yaklaşmışlar diye. tekrar arkasını döner, aynı şey tekrarlanır. amaç ali baba henüz arkası dönükken atılan adımlar esnasında ona ulaşıp, sırtına vurmaktır. bu olay gerçekleştiği anda herkes başlangıç çizgisine geri kaçar. ali baba kimi yakalarsa o ebe olur.
yapamadığımdır. özellikle uzun süre yapamıyorum maksimium 10-15 saniye. daha uzun süreli kapalı tutarsam aklıma berber konulu porno filmleri geliyor. bunun sonucunda da erekte olurum, mal gibi kalırım diye düşünüp geriliyorum (bkz: ayı sözlük itiraf) *
yerim neresi, kendimi nereye ait hissediyorum artık hiç bir fikrim yok sözlük. üniversitemin bulunduğu ildeyken kendimi oraya pek ait hissetmiyorum, 3 gündür ailemin yanındayım kendimi buraya da ait hissetmiyorum. gerçi bu durumu yaklaşık 1senedir yaşıyorum. yurt dışındayken de kendimi oraya ait hissetmiyordum ülkemde ülkem diyordum *. fransız şair charles baudelaire'e ait şu söze tamı tamına uyuyorum sanırım: "nerede değilsem orada iyi olacakmışım gibi geliyor."
ayı sözlük üyeleri üniversitelerin hangi bölümlerinde okuyorsunuz?
cevap: (bkz: pdr)
aynı ya da yakın bölümlerde okuyorsak birbirimize yardımcı oluruz iyi olur
çevresindeki kişilerde zerre yaşama hevesi bırakmayan insan modelidir. ya arkadaş bi insan her şeyden mi memnuniyetsiz kalır, hiç mi bir şeyi beğenmez. tamam o beğenmediğin şey mükemmel olmayabilir ama şunu da bilmen lazım hiçbir şey mükemmel olmak zorunda da değil. karşındaki insan belki de bin bir hevesle, araştırarak, okuyarak, deneyerek vs. bir şekilde bir ürün ortaya koymuş en azından bir teşekkür et o da olmadı bir tebessüm et. yok illa bir bok atmalar, bir iğnelemeler, bir burun kıvırmalar. sırf beğenmemek için gösterdiği o çabayı aslında az da olsa pozitif bir yöne kanalize edebilse aslında belki de yapıcı eleştiri yapıp katkıda bulunabilecektir bu insan ama hayır o en iyi bildiği şeyi yapacaktır "hıh bu ne be pööffss" demek. cidden böyle yapıcı olmak yerine yıkıcı davranan insanları hiç sevmiyorum. insanı yormaktan zevk alıyorlar herhalde. platon'un bir lafı var o sözü bu arkadaşlara hediye etmek istiyorum: insanlara karşı düşünceli olun. çünkü karşılaştığınız herkes en az sizin kadar zorlu bir mücadele veriyor.