sinan

Durum: 2325 - 0 - 0 - 0 - 21.03.2016 03:52

Puan: 34498 - Sözlük Kaşarı

12 yıl önce kayıt oldu. 5.Nesil Yazar.

Türkiye'yi ailemle birlikte temelli terk ediyorum. - Düzenimi kurunca yurtdışında, uğramaya çalışacağım buraya. - Yıkık fildişi kulemin enkazında 22.yy.´ı arıyorum.
  • /
  • 117

hildur gudnadottir

tam adı hildur ingveldardottir gudnadottir olan izlanda çellist** kadın.

bir üstteki giride bahsedilen parçasını buradan dinleyebilirsiniz:
hildur gudnadottir - strokur [touch] -


reha erdem'in jin filminin müziklerini de yapmıştır. ruha dokunan müziklerdendir yapıtları.

resmi sitesi şudur: http://www.hildurness.com/

kıvılcım vafi

dizelere göm şair beni'nin şairidir:
ivilv

basılı yapıtları şunlardır:

öfke bu yılların kahpeliğine , şiirler - nitelik yayınları - 1978
sevginin ter bastığı eller , şiirler - nitelik yayınları - 1982
dizelere göm şair beni, şiirler - nitelik yayınları - 1983
uzun ömürler şehri, epik şiir - nitelik yayınları - 1984
bahçesinde şarkı çöplüğü olan adam - ayrıkotu - 1991
kıvılcım, seçilmiş şiirler - a kitabevi yayınları - 1993

dizelere göm şair beni

durup dururken sevgiliye ters davranma isteği gelmesi

kendisine yeterince ilgi gösterilmediğini düşünen tarafın, diğer tarafa kızgınlığının bilinçaltı tezahürü olma olasılığının yüksek olduğu bir istek olsa gerek.

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

apolas lermi - mektup :

evde müziğin sesini açamamak

kulaklık, kablosuz kulaklık kullanılarak çözülebilecek sorunsal.

gaylerin yaptığı meslekler

yakın döneme dek, bilhassa kadınsı eşcinsel erkekler için, kuaförlük, makyajcılık gibi meslekler olarak toplumca düşünülen mesleklerdi bunlar.

elin oğlu

el sözcüğünün anlamlarından biri olan yabancı üzerinden ortaya çıkarılmış ifade.
yabancının oğlu, bizden olmayanın oğlu. elin kızı, elin bilmemnesi... gider böyle.

sürüm

model, uyarlama, versiyon.
genellikle ve en çok bilgisayar programları için kullanılır. ileri sürümlerde yeni özellikler getirilir ve eski sürümlerin hataları giderilir.

versiyon

eskişehir

" balık baştan kokar" lafını tersinden kanıtlayan şehirdir eskişehir. baştaki yöneticileri ve belediyesinin açık ve ilerici zihniyeti ile şehir güzelleşmiştir.

ragazzo solo ragazza sola

orijinali olan space oddity ile müzikleri aynı ama sözleri ve içeriği farklıdır bu şarkının:

la mia mente ha preso il volo
un pensiero uno solo
io cammino mentre dorme la città

i suoi occhi nella notte
fanali bianchi nella notte
una voce che mi parla chi sarà?

dimmi ragazzo solo dove vai,
perché tanto dolore?
hai perduto senza dubbio un grande amore
ma di amori è tutta piena la città,

no ragazza sola, no no no
stavolta sei in errore
non ho perso solamente un grande amore
ieri sera ho perso tutto con lei.

ma lei
i colori della vita
dei cieli blu
una come lei non la troverò mai più

ora ragazzo solo dove andrai
la notte è un grande mare
se ti serve la mia mano per nuotare
grazie ma stasera io vorrei morire
perché sai negli occhi miei
c'è un angelo, un angelo
che ormai non vola più che ormai non vola più
che ormai non vola più
c'è lei
i colori della vita
dei cieli blu
una come lei non la troverò
mai più

space oddity

şarkının sözleri şöyledir; birden fazla katmanlı anlam barındırır:

"space oddity"

ground control to major tom
ground control to major tom
take your protein pills
and put your helmet on

ground control to major tom
commencing countdown,
engines on
check ignition
and may god's love be with you

[spoken]
ten, nine, eight, seven, six, five, four, three, two, one, liftoff

this is ground control
to major tom
you've really made the grade
and the papers want to know whose shirts you wear
now it's time to leave the capsule
if you dare

this is major tom to ground control
i'm stepping through the door
and i'm floating
in a most peculiar way
and the stars look very different today

for here
am i sitting in a tin can
far above the world
planet earth is blue
and there's nothing i can do

though i'm past
one hundred thousand miles
i'm feeling very still
and i think my spaceship knows which way to go
tell my wife i love her very much
she knows

ground control to major tom
your circuit's dead,
there's something wrong
can you hear me, major tom?
can you hear me, major tom?
can you hear me, major tom?
can you....

here am i floating
round my tin can
far above the moon
planet earth is blue
and there's nothing i can do.

ragazzo solo ragazza sola

space oddity'nin italyanca versiyonu.
"ragazzo solo, ragazza sola" olarak yani virgül konularak yazılır.

space oddity

ragazzo solo ragazza sola adlı italyanca bir versiyonu da vardır şarkının. müzik aynıdır fakat sözler değiştirilmiş, adeta bir aşk şarkısı yaratılmıştır yeni baştan.

livelovelaugh

"yaşa, sev, gül" mottosunu kendine nick olarak seçen yazar.

(bkz: live love laugh)

live love laugh

anti lgbt

tanım: darısı benzerlerinin başına diyebileceğim, hasta ve gelişmemiş zihniyet(ler)in ürünü olan eski bir facebook sayfasıdır.

aile

zürefa

  • /
  • 117
  • /
  • 39

amfi


ada


atina


whoami


bağlanmamayı marifet sanan hastalıklı kişi


çingenelerin sitesi


şoför


baby jane


love


nori


justin trudeau


browsec


diyojen


megafon


mezi


müfteri


singapur


brexit


dert


bozacının şahidi şıracı


  • /
  • 39
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 2325

benlik uyuşmazlığı kuramı

carl gustav jung'un " gölge benlik" kavramı ile harmanlanırsa tadından yenmeyecek olan* kuramdır benlik uyuşmazlığı kuramı. kuramın adı, kendini açıklar niteliktedir.
edward tory higgins tarafından geliştirilen sosyal psikoloji kuramıdır*.
kurama göre üç farklı benlik bulunuyormuş:
- gerçek benlik
- ideal benlik
-(bkz:#zorunlu benlik)
bana biraz sigmund freud'un id, ego, süperego'sunu çağrıştırmadı* değil.

mobbing

sydney pollack'ın 1993 yapımı the firm filminde de işlenmiştir mobbing konusu.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

pluviophile

nasıl ki bibliophile / bibliyofil'i "kitapsever" diye türkçeleştirebiliyorsak, "yağmursever" diye türkçeleştirilebilecek bir kavram.
aşırı ve zarar verici yağmurlar, abartılı sağanaklar hariç, sanırım ben de yağmurseverim.

kaplumbağalar da uçar

bir filmdir. türkiye-ırak sınırının ırak tarafında geçer öykü. iran-ırak savaşı sonrası saddam hüseyin'in katliamından kaçan kürt sığınmacıların olduğu bir mülteci kampındaki hüzünlü, oldukça acıklı bir öyküdür.
lakposhtha parvaz mikonand'dır asıl adı. 2004, iran-fransa-ırak ortak yapımıdır.

https://www.imdb.com/title/tt0424227/

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

seri eksi oy veren ezik

eksilenen bazı girilerime, hatta hepsine baktığımda, aslında eksilenecek bir şey olmadığını, eksileyen tarafın farklı düşünmekten değil de sırf eksilemek için eylemde bulunduğunu ve bana takmış bir psikopatın varlığını duyumsadığımı, dolayısıyla "seri eksi oy veren ibne" gibi seksist bir tanımlama yerine, "seri eksi oy veren psikopat" tanımlamasını yeğlediğim "sözde" yazardır.

edit: bunu da eksileyeceğini düşünüyordum. haklı çıktım. meraklısı profilimden eksilenen girilerimi görebilir ve yazdıklarımın haklılığını da teyid eder.

edit-2: umursamadığım ama ne olduğunun bilinmesini istediğim kişi ve durumdur.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

türk

türk, yüzyıllardır etnik bir tanımlama olmaktan çıkmış, kültürel bir tanımlamadır.
türkiye cumhuriyeti için konuşursak, türkiye cumhuriyeti vatandaşı olan herkestir türk.
amerika birleşik devletleri'nde yaşayıp yerleşmiş olan italyan, meksika, çin, japon, alman, isviçreli, ingiliz vb. asıllı, kökenli herkes nasıl ki "i'm an american" diyebiliyorsa, türkiye'de etnik, dini, mezhepsel farklılıklardan dolayı kendini farklı hissedenler de bu söylemi dikkate almalıdır.
türk olmak, türklük'ten gurur duymak, ırkçılık değil, ne olduğunun, kendini nasıl ve ne hissettiğinin bir ifadesidir.
ben bir azınlık ile, ermeni ile, rum ile, yahudi ile, levanten'le hatta kürt ile kendi dillerinde değil türkçe konuşup anlaşıyorum. onlar da öyle...
bilmem hiç düşünebiliyor musunuz?
türkçe, dil bayrağıdır.
içeriden-dışarıdan etnik, bölücü, kuyruk acısı olanların çıkardığı söylemlere, piyonların kendilerinin piyon olduklarının farkına varmayışlarına, "takmayınız".
türk, kendini türk hisseden herkestir.
"ne mutlu türk'üm diyene!" söylemi, etnik değil, kültüreldir, ekinseldir. bu da böyle biline... *

bi

hem latince, hem arapça, hem farsça kökenli* bir önektir ama her dilde ayrı anlamlar yükler başına geldiği sözcüğe. her üç dilden de türkçe'ye girişi olmuştur bu ekin.

şöyle ki:

latince olarak, çift - iki anlamı taşır. biseksüel'deki, bipolar'daki "bi", budur.

farsça olarak, bitaraf örneğindeki gibi , tarafsızlık, taraf olmama, tarafsız yani "sız" eki üzerinden, yoksunluk, olmama durumu (susuz, kayıtsız gibi) belirtir. bihaber* - habersiz vb. ...

arapça üzerinden bir kullanım örneği verecek olursam, ki arapça'da " ile" karşılığı kullanılmaktadır "bi", bi'l - umum yani bilumum, genel ile, hepsi, tümü, "tüm çeşitleri ile" anlamında.

tüm anlamlarıyla bir tümce*de kullanırsam şöyle bir şey olur*: bilumum ayı sözlük yazarları, biseksüelliğe karşı aynı bakış açısının sergilenmesine karşı bitaraf olmalılar mı?*

how i met your mother'ın tek cümlelik özeti

dizi izlemeye yönlendirilerek uyuşturulmuş kitlelerin izledikleri amerikan dizilerinden biri.*

mustafa kemal atatürk

varlıklarını kendisine borçlu olduklarını algılayamayacak derecede olup, ötekileştirildiği halde ötekileştirme yapabilen zevatın dahi çamur atmaya yeltendiği fakat altının çamura düşmesiyle altın olma niteliğini kaybetmeyeceği misali, hala ışıldayan, ebediyen de ışıldayacak insan.

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

ivana sert

iyi ki ivana sert. ya sert olmayıp yumuşak olsaydı ivana? bu sıcaklarda hiç çekilmezdi.*

bedri baykam

sanatçı ve aydın bir kişilik. yazarlığı da vardır. "kemik" adlı romanını önerebilirim.
yıllar önce sanırım ist./ortaköy'de işlettiği bir parda yarı çıplak hatunlara çamur güreşi yaptırmaktan, ergenlikte yaptığı bir masturbasyonun kalıntısı olan sperm lekeli peçeteyi saklayıp, yıllar sonra bu kurumuş sperm lekeli peçeteyi sergilemeye ve daha neler neler... inanmayana google bir tık kadar yakın! velhasıl-ı kelam, ilginç bir kişiliktir.