sinan

Durum: 2325 - 0 - 0 - 0 - 21.03.2016 03:52

Puan: 34498 - Sözlük Kaşarı

12 yıl önce kayıt oldu. 5.Nesil Yazar.

Türkiye'yi ailemle birlikte temelli terk ediyorum. - Düzenimi kurunca yurtdışında, uğramaya çalışacağım buraya. - Yıkık fildişi kulemin enkazında 22.yy.´ı arıyorum.
  • /
  • 117

omerta

omerta, sicilya kökenli mafia'nın* sessizlik yeminidir. bir tür üç maymun oyunu gibi: "görmedim, duymadım, konuşmadım". yemini bozan, infaz edilir.

karınca kararınca

karıncalanmış karınca kararınca, kara karınca olur veya bronzlaşmış karınca.*

karınca, kararınca daha mı yakışıklı oluyormuşsun? = karına göre, bronzlaştığında daha mı yakışıklı oluyormuşsun?*

peyk

eski dilde* uydu demektir peyk.

örnek kullanım: suni peyk=yapay uydu

şalom

haftalık olarak türkçe yayın yapan musevi gazetesi.

hem basılı olarak hem de internet'te yayınlanan şalom, geçmişte sadece ladino yayınlanırmış. geçmiş ile bağlarını koparmamak adına günümüzde bir sayfa da olsa bu ölmekte olan dile yer veriyor gazete.

web'deki ikametgahları şurada:
lom

(bkz: şalom gazetesi)

sonumuzu hazırlamak

insanoğlu ya şimdiki düzenini aşacak ve doğayla, evrenle barışık bir yaşam tarzına geçecek ve gezegenimizi de koruyarak, sonrasında uzaya açılacak ya da kendini yok edecek.

(bkz: quo vadis)

homojen dergi

hayırlı olsun. hızlıca baktım içeriğe. bankacibear'in dediği gibi dolu dolu olmuş dergi; ilk sayı için oldukça iyi. sırayla her yazının baştan sona okunası var. içerik sağlayanlara, katkısı olanlara teşekkürler.

eşcinselliğin artık sınıfları aşamaması

sadece eşcinsellikte değil, tüm insanlar için geçerli bir durum. sınıflar arası keskinlik artmakta. zenginle fakir arasındaki uçurum açılmakta. bu da kültürel altyapılar ve ahlaki duruşlar arasındaki ayrımları daha da çoğaltmakta.

bir sosyal sınıf, diğerini ötekileştirmekte. hindistan'ın kast sistemine doğru bir gidiş var sanki.
fakirlerin aşağılandığı, zenginlerden nefret edildiği bir ortam oluştu sosyal medyada. bu konularda yapılan sözde esprilerin haddi hesabı yok.

sosyal medya da, tam olarak olmasa da, reel hayatın yansımasıdır ve kullanıcısı olan kişilerin, reel hayatta açıkça yapamadıklarının bilinçaltlarından sanal hayata yansıyan tezahürüdür aslında. gerçeklik ile sanallık arasındaki ayrım belirsizleşirken, sınıfsal ayrımlar daha belirgin olmaya başladı. oysa internet'te zengin-fakir gibi ayrımlar yoktur aslında. internet, eşitlikçi bir ortam("dı" - hala öyle mi? - emin değilim.).

reel hayata, gerçek hayata dönecek olursak, sahte trendlerin ve reklam yönlendirmelerinin esiri olmuş kitleler arasında eşcinsellerin oranının daha yüksek olduğunu düşünmek için sebeplerim var. sınıflararası ilişki kurulmakta zorlanılması da, eşcinsellik dışı kitlelerdekinden birazcık daha yüksek oranda olabilir bu meyanda...

fiş ve prizin cinsel çağrışım yapması

eskiden çok kullanılan güzide bir özdeyiş olan (!) "tak fişi, bitir işi!" ile özetlenebilecek çağrışım yapma durumu.

(bkz: fişle priz eşit mi)

they live

sistemin insanları nasıl subliminal mesajlarla yönlendirdiğinin ayırdına özel bir gözlük sayesinde varan birinin ve etrafında gelişen olayların konu edildiği müthiş bir sistem eleştirisi, distopik bilimkurgu.

imdb: ylv

subliminal mesaj

they live (1988) filminde de işlenen bir konudur.

(bkz: )

ayı sözlük'te yazan bir insanın amacı

lgbti kültürünü daha iyi anlamaya çalışmak, ego tatmini, paylaşım zevki, farklı fikirleri görebilmek ve kendi fikirlerimi paylaşabilmek ve (bkz:#224109)´dakinden!

hariçten gazel okumak

bir olay, durum, konu hakkında kendisini doğrudan ilgilendirmediği halde, yapılan tartışmaların içine girmek, kendini de katmaya çalışmak. bunu yapan kişiler çoğu zaman dahil olmak istedikleri konuya da yeterince vakıf değillerdir üstelik."dışarıdan eleştirmek" anlamını da barındırır.

yurtdışında yaşayıp türkiye'deki konulara dahil olmaya çalışmak

türkiye'deki konulara hakimseniz ve sürekli takip edebiliyorsanız gündemi, yapılabilecek bir davranıştır. aksi halde hariçten gazel okumaktır ki, yapana da, yapılana da faydası değil zararı vardır.

amak-ı hayal

felsefi, tasavvufi olduğu kadar, anti-materyalist ve spiritüalist bir içeriğe sahip kitap. karmakarışıktır ve anlaşılması zordur.

a'mak-ı hayâl'dir doğru yazılışı bu romanın yani "hayalin derinlikleri". a'mak, umk'un yani derinlik sözünün çoğuludur arapça olarak. amak yazılırsa "göz pınarları hayali" anlamına geliyor ki, yanlıştır.

sefardim

aşkenazi

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

luigi tenco - ho capito che ti amo:

alevi

köken olarak alevi olmayan fikret otyam, ömrünün çoğunda türk alevi kültürünü araştırmış ve aleviler ile hemhal olmuştur; vasiyetinde bir alevi gibi cenaze töreninin olmasını istemiştir ve öyle de olmuştur.

kerkenez

aziz nesin'in " gol kralı" adlı romanındaki bir karakterin lakabı olan kuş. sait hopsait'in sevgilisi sevim ferferik'e "kerkenez sevim" lakabı takılmıştı romanda. bu romandan uyarlama kemal sunal'ın oynadığı bir film de yapılmıştır. kerkenez kuşuna gelirsek, yırtıcı bir kuş olup, gözleri çok keskindir. yüzlerce metre yüksekten avını algılar. kanat çırpmadan uygun hava akımlarını yakalayarak saatlerce havada süzülebilir.

yürek yemek

bir sakatat olarak "yürek yemek" anlamına da gelebilen eylem.
  • /
  • 117
  • /
  • 39

amfi


ada


atina


whoami


bağlanmamayı marifet sanan hastalıklı kişi


çingenelerin sitesi


şoför


baby jane


love


nori


justin trudeau


browsec


diyojen


megafon


mezi


müfteri


singapur


brexit


dert


bozacının şahidi şıracı


  • /
  • 39
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 2325

benlik uyuşmazlığı kuramı

carl gustav jung'un " gölge benlik" kavramı ile harmanlanırsa tadından yenmeyecek olan* kuramdır benlik uyuşmazlığı kuramı. kuramın adı, kendini açıklar niteliktedir.
edward tory higgins tarafından geliştirilen sosyal psikoloji kuramıdır*.
kurama göre üç farklı benlik bulunuyormuş:
- gerçek benlik
- ideal benlik
-(bkz:#zorunlu benlik)
bana biraz sigmund freud'un id, ego, süperego'sunu çağrıştırmadı* değil.

mobbing

sydney pollack'ın 1993 yapımı the firm filminde de işlenmiştir mobbing konusu.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

pluviophile

nasıl ki bibliophile / bibliyofil'i "kitapsever" diye türkçeleştirebiliyorsak, "yağmursever" diye türkçeleştirilebilecek bir kavram.
aşırı ve zarar verici yağmurlar, abartılı sağanaklar hariç, sanırım ben de yağmurseverim.

kaplumbağalar da uçar

bir filmdir. türkiye-ırak sınırının ırak tarafında geçer öykü. iran-ırak savaşı sonrası saddam hüseyin'in katliamından kaçan kürt sığınmacıların olduğu bir mülteci kampındaki hüzünlü, oldukça acıklı bir öyküdür.
lakposhtha parvaz mikonand'dır asıl adı. 2004, iran-fransa-ırak ortak yapımıdır.

https://www.imdb.com/title/tt0424227/

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

seri eksi oy veren ezik

eksilenen bazı girilerime, hatta hepsine baktığımda, aslında eksilenecek bir şey olmadığını, eksileyen tarafın farklı düşünmekten değil de sırf eksilemek için eylemde bulunduğunu ve bana takmış bir psikopatın varlığını duyumsadığımı, dolayısıyla "seri eksi oy veren ibne" gibi seksist bir tanımlama yerine, "seri eksi oy veren psikopat" tanımlamasını yeğlediğim "sözde" yazardır.

edit: bunu da eksileyeceğini düşünüyordum. haklı çıktım. meraklısı profilimden eksilenen girilerimi görebilir ve yazdıklarımın haklılığını da teyid eder.

edit-2: umursamadığım ama ne olduğunun bilinmesini istediğim kişi ve durumdur.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

türk

türk, yüzyıllardır etnik bir tanımlama olmaktan çıkmış, kültürel bir tanımlamadır.
türkiye cumhuriyeti için konuşursak, türkiye cumhuriyeti vatandaşı olan herkestir türk.
amerika birleşik devletleri'nde yaşayıp yerleşmiş olan italyan, meksika, çin, japon, alman, isviçreli, ingiliz vb. asıllı, kökenli herkes nasıl ki "i'm an american" diyebiliyorsa, türkiye'de etnik, dini, mezhepsel farklılıklardan dolayı kendini farklı hissedenler de bu söylemi dikkate almalıdır.
türk olmak, türklük'ten gurur duymak, ırkçılık değil, ne olduğunun, kendini nasıl ve ne hissettiğinin bir ifadesidir.
ben bir azınlık ile, ermeni ile, rum ile, yahudi ile, levanten'le hatta kürt ile kendi dillerinde değil türkçe konuşup anlaşıyorum. onlar da öyle...
bilmem hiç düşünebiliyor musunuz?
türkçe, dil bayrağıdır.
içeriden-dışarıdan etnik, bölücü, kuyruk acısı olanların çıkardığı söylemlere, piyonların kendilerinin piyon olduklarının farkına varmayışlarına, "takmayınız".
türk, kendini türk hisseden herkestir.
"ne mutlu türk'üm diyene!" söylemi, etnik değil, kültüreldir, ekinseldir. bu da böyle biline... *

bi

hem latince, hem arapça, hem farsça kökenli* bir önektir ama her dilde ayrı anlamlar yükler başına geldiği sözcüğe. her üç dilden de türkçe'ye girişi olmuştur bu ekin.

şöyle ki:

latince olarak, çift - iki anlamı taşır. biseksüel'deki, bipolar'daki "bi", budur.

farsça olarak, bitaraf örneğindeki gibi , tarafsızlık, taraf olmama, tarafsız yani "sız" eki üzerinden, yoksunluk, olmama durumu (susuz, kayıtsız gibi) belirtir. bihaber* - habersiz vb. ...

arapça üzerinden bir kullanım örneği verecek olursam, ki arapça'da " ile" karşılığı kullanılmaktadır "bi", bi'l - umum yani bilumum, genel ile, hepsi, tümü, "tüm çeşitleri ile" anlamında.

tüm anlamlarıyla bir tümce*de kullanırsam şöyle bir şey olur*: bilumum ayı sözlük yazarları, biseksüelliğe karşı aynı bakış açısının sergilenmesine karşı bitaraf olmalılar mı?*

how i met your mother'ın tek cümlelik özeti

dizi izlemeye yönlendirilerek uyuşturulmuş kitlelerin izledikleri amerikan dizilerinden biri.*

mustafa kemal atatürk

varlıklarını kendisine borçlu olduklarını algılayamayacak derecede olup, ötekileştirildiği halde ötekileştirme yapabilen zevatın dahi çamur atmaya yeltendiği fakat altının çamura düşmesiyle altın olma niteliğini kaybetmeyeceği misali, hala ışıldayan, ebediyen de ışıldayacak insan.

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

ivana sert

iyi ki ivana sert. ya sert olmayıp yumuşak olsaydı ivana? bu sıcaklarda hiç çekilmezdi.*

bedri baykam

sanatçı ve aydın bir kişilik. yazarlığı da vardır. "kemik" adlı romanını önerebilirim.
yıllar önce sanırım ist./ortaköy'de işlettiği bir parda yarı çıplak hatunlara çamur güreşi yaptırmaktan, ergenlikte yaptığı bir masturbasyonun kalıntısı olan sperm lekeli peçeteyi saklayıp, yıllar sonra bu kurumuş sperm lekeli peçeteyi sergilemeye ve daha neler neler... inanmayana google bir tık kadar yakın! velhasıl-ı kelam, ilginç bir kişiliktir.