ayı sözlük itiraf

  • /
  • 91
1 (bir) saattir spotify'da yağmur ormanlarını dinliyorum. sanırım bağımlılık yaptı.
öncelikle ilk itirafım 2016 yılına gelsin, maşallah nasıl geldin sindire sindire ben bile anlamakta güçlük çekiyorum. güya seninle anlaşmıştık hoş süprizlerle geleceğine dair.. havada asılı kalmış sigara dumanından ibaretim. ne yerim belli ne yurdum, sürekli yeni tekliflerle köşeden çıkıyorsun korkutuyorsun beni 2016.

ikinci mevzu ise anladım ki ilişki dediğin anlardan belki de an'dan ibaretmiş. yani gözünün önündeki kareler.. ne ne kadar sürdüğünün bir önemi var ne de ne yaşadığının, sadece hissettiklerinden ibaretmiş. biliyorum her zaman "ilk uçuşlar hep en yüksekten olur" ama bu kitaplarda bilimsel hali ile mevcut. yaşayınca yine "nerde kalmıştık" deyip yine kaldığın yerden devam ediyorsun. çakılınca yere yine kendine üzülüyorsun..
geçen haftasonu spod'un açılma toplantısı moderatörlüğü eğitimi için istanbul'daydım. harika geçti eğitim, türkiye'nin değişik illerindeki lgbt örgütlerinden gelen 20 kişi kadardık, pek çok şeyden konuştuk, açılma süreçleri, yas süreci, açılmada aile perspektifi, grup dinamikleri, toplantılarda karşılaşılabilecek nefret söylemleri durumları, insanları konuşmaya motive etmek vs. pek çok şey. benim açımdan bu eğitimin bir başka önemi de oldu, zaten eğitime çok aktif olarak, sorular sorup yorumlar yapıp görüş bildirerek katıldım, bunun yanında konuşulan konularla ilgili olarak kendi deneyimlerimden pek çok örnek verebildim. bu örnekleri verirken de çok rahattım. bunun benim için önemi, hayatımda ilk defa, bir grup içinde (her ne kadar lgbt grubu olsa da) kendi durumlarım ve deneyimlerim hakkında ilk defa konuşabilmiş olmam oldu. eğitim sonunda pazar günkü spod'un olağan açılma toplantısına da katıldık, orada da kendi açılma sürecimi güle eğlene anlattım, ki bu da benim için ilk oldu. daha önceden o kadar açılma toplantısı moderatörlüğü yaptım, hiç birinde kendi hikayemi anlatacak kadar cesaretim olmamıştı, bu sefer nasıl oldu bilmiyorum, bıraksalar bütün hayat hikayemi anlatacak kadar rahattım.

zihnimde ne gibi birşey değişti bilmiyorum. bu tür konuları konuşmak, kendi hikayemi bir topluluk önünde anlatmak imkansızdı benim için. daha 6 ay önce gittiğim psikologa bile anlatmaya utanıyordum, anlatıcam diye soğuk soğuk terler boşanmıştı, 6 ayda resmen evrim geçirdim. bu benim için şaşırtıcı oldu. hala über süper rahat bir insan değilim bu konuda, ama ciddi bir aşama kaydettiğim kesin. kendimle gurur duyuyor muyum, yok hissettiğim gurur gibi değil, ama bolca hayret hissediyorum, bir de iyileşiyormuşum gibi geliyor. hala korkularım ve çekincelerim var elbette, hala en yakın arkadaşıma açılamadım mesela ama sürekli bu konuda bir adım atabiliyorum.

duygular ve sıkıntılar konuşuldukça hafifliyormuş, derdini anlatmayan derman bulamıyormuş, kanlı canlı yaşamış durumdayım. benden havadisler böyle.
ayı sözlük asdi özel ödülünü sözlüğün en psikopatı dalında aday gösterilerek almıştım. ilk zamanlar bu ödüle hep itiraz etsem de bugün gergin bir şekilde bankada sıra beklerken ödülü verenlere hak verdim.

not: eksileyen arkadaşım daha karpuz kesecektik.
oyuna çocuk eklemişim. onu kaldırdım. büyüğe şiddetin şakası neyse de, çocuğa şiddetin şakası bile olmamalı.
annem son entry ciddi değil yav, tüm dünyayı gömüp asırlara meydan okuyan illet tip var bende bsnsnsnsjdmdd
sözlükten biri daha uçmuş,epey merak ettim çünkü eksi oylarımda hissedilir azalma oldu. *
oh be. kaç aydır uğraştığım oyunu bitiriyorum sonunda. 1-2 gün kaldı. belki de bugün biter. valla neler çektim yav, umarım karşılığını alırım. türkler çok destekçi o konuda. valla o kadar boktan bir yoldu ki, ta geçen yaz başlamıştım, psikolojik sorunlar, sağlık sorunları, ameliyat, okul derken uzadı da uzadı. neyse, en azından planlamayı öğrendim. acaba gelecekte bu güne bakıp, "vay be, neler neler yapmışım hehe" mi diyeceğim, yoksa "o zaman boktanmışım, şimdi daha da boktanım" mı diyeceğim. oyunun test aşaması ve pazarlama aşaması var daha maalesef. hepsini kendim yapmak zorundayım. en az 2 hafta süreceğini düşünüyorum bu aşamanın. bu iş bittikten sonra, kendime uzun bir dinlenme arası vereceğim.
esim dunyanin en guzel kalpli erkegi. bu denli kendimi cok sansli hissediyorum. ilk basta alisamadigim seyler suan bana normal geliyor, insan belli bir yasta da olsa hosgorunun/sayginin onemini daha iyi bir sekilde kavriyor. aslinda tatli dil herseyi cozuyor.
bi keresinde sevgilimi uyutup porno izlemiştim. napiyim!
bugün ameliyat tarihi almak için doktora gittim. bi de ne göreyim. çok tatlı, galiba üniversiteli bir asistan. götümü soydu, götümün üstünü gördü. orada soyundurup beni halletseydi... ay neler düşünüyorum böyle. çok tatlıydı.
okuduğum kitap açıkken uyuyamıyorum.içindeki kahramanlar ben gece uyurken odamda dolaşırlar diye.
sadece 3 saat mesajlaştığım kişi kalbimde inanılmaz tatlı bir his bıraktı. 3 saat çok az
merhaba sözlük... itiraf ediyorum sözlüğe en son 2012 de girdim :) ... bu akşam otururken birden aklıma geldi ve açtım. entry de görünce birşeyler söylemek istedim... sözlüğe ve aranıza ayı sözlüğün 1. yaşındaki zirvesinde, bir arkadaşın zorlaması ve yancısı olarak katılmıştım. yine o zirvede (sözlükle alakası olmayan) tanıdığım ve 7 ay gibi bir ilişki yaşadığım ilk sevgilimle tanıştım. tabi sonrasında hunharca boynuzlandığımı öğrenip herşeyi bitirmiştim ki, geçen ay, yıllar sonra bir mekanda ilk defa yüzyüze geldik... tüm keyfim ve moralim yerlebir olmuş, tüm enerjimi somurtmaya harcarken, yan taraftan gelen "oooo göbek yapmışsın" diyen sese yöneldim ve dark bear (yazar etiketlemeyi unutmuşum) ile gözgöze geldik.(daha önce kendisiyle zirvelerde 2 defa konuşmuştum ama beni hatırladı). tam karnımı içime çekerken "göbek iyidir" dedi. herkes göbeğime bu ne diye laf ederken bunu duymak çok güzeldi... benim ağzım kulaklarıma vardı ve günü mutlu sonlandırdım... teşekkürler dark bear... çok parantez oldu ama itiraf ediyorum parantezi de seviyorum
(bkz: göbeğimle sev beni )
hepinize yalan söyledim.

bundan aylar önce dergi için bir röportaj hazırlamıştım. dergi zirvesine katılmış, arkamdan yalan yanlış konuşulanları bir bir yüzüme vuruluşunu oturup seyretmiştim. herhangi bir kimse ile ne alacağım ne de vereceğim vardı. bir an da sözlük ve sözlükteki yazarlardan soğumuştum. irtibatı kesmiş ve numaramı değiştirmiştim. o esna da elimde olan röportajı da kaybetmiştim. kızgındım evet. gıybet yapılmasını sevmeme rağmen insanların arkasından atılıp tutulmasının hiçte hoş bir davranış olmadığının yanı sıra hala bana karşı yüzlerinden gülücüklerinin eksik olmaması son derece motivasyon kaybıydı.
belki de iyi bir yazar değilimdir. sözlükten sevgili edinip anlaşmazlıklar sonucu ayrılıkta yaşayabilirim. ama sürekli dillerde pelesenk olan o yalanı sevmem cümlesini kurarken bile yalan söyleyen insanlarla bir arada durmayı da istemedim.
" peki hala sözlükte ne işin var? " diye sorabilirsiniz. buna ben bile kendi içimde cevaplayamıyorum. kopamadığım bir kaç insandan ibarette olabilir. diyeceğim şudur ki aylardır içimde tuttuğum onca şeyden sadece bir tanesiydi bu. yaptığım bu şeyin içinde tabi ki de vermiş olduğum sözü tutmamak gibi büyük bir hata var. sadece yanlış zaman da ortak oldum bu göreve.
sözlük içinde 'o bana arkamdan bunu dedi şu ona bunu önünden demedi lanet olsun' tarzı trajedi yaşayan ve yaşatanları çok seviyorum.

adeta türkiyenin paranoyak bir özeti gibi. mısır patlat izle.
çoğu zaman aileme ders çalışıyor gibi görünüp aylarca hiç ders çalışmadım. e övünüyor da değilim ama yine olsa yine çalışmam..
başka insanların da bulunduğu bir ortamda sevişmek istiyorum. 3. kişiler tarafından izlenme fikri inanılmaz erotik geliyor...
gün itibari ile iletişimlerimdeki tahammül düzeyim ve seviyem;

(bkz: nazire şenlendirici)'nin (bkz: hüsnü şenlendirici) ile boşanma sürecinde şıpakat terlikleri ile adliyeden çıkarken kendisini darlayan basın mensupları yüzünden yanlış taksiye binmesinin ardından hatasını fark ederek doğru taksiye yönelirken "hepinizin allah belasını versin" demesi.
200 tllik kira parasını kaybettiği için saatlerdir ağlayan simitçi amcayla konuşurken mahvoldum. kendim de dahil hepimizin allah belasını versin
  • /
  • 91