ayı sözlük itiraf

  • /
  • 91
tatildeyim. ormanlıklarla çayırlıkların arasında bir dağ evine yerleşik yaşıyorum bir süredir. ağacın dalına bir ip attım. hamak yapıp yatacağım. ip şu tarafa düştü. orada onu nasıl keseceğimi düşündüm. o küçük şeyi incelerken arkama dönüp bakınca da bunu gördüm. hamakta yatıyormuşum, ağaçlar esiyormuş. bulutlara dalarken yeşiller uçuşmaya başlamış. ineklerin möğlediği su birikintisine girip yıkandım. yanağımda bir sivri, favori sigara markam. şimdi biraz da red bull içeyim. vape juice'um bitmiş.
babam lgbt paylaşımlarımı beğeniyor. yenir ki bu.
bugün o kadar uğraştığım lgbt sitesi ile ilgili yorum falan göremeyince, lgbt topluluğu için bir şeyler yapma isteğim azaldı. sanırım lgbt için hiçbir şey yapmayacağım böyle giderse. koca sitede 2 kişi ya yazdı ya yazmadı yorumu. üzüldüm sadece. demek ki lgbt bireyler, üzerinde uğraşabileceğimiz kişiler değilmiş. gerçekten bozuk insanlarmış.
hayatıma almak istemediğim biri uzun süre uğraştı en sonunda hayatıma girdi. ilk başta benimde hoşuma gitti ama sonrada tavırları sinirimi bozmaya başladı. anladım ki egolu biri sürekli bir caba icinde. hayatıma girdigi andan itibarende bana baglandı. aslında bende ona baglandım ama tavırlarıyla beni soguttu. napıcam bilmiyorum. sogudugumu belli ettim ancak anlamamazlıktan geliyor. iyi hos iyi kalpli bir adam ama kompleksli, zamana bıraktım bakalım ne olacak...
bağlanmaktan korkuyorum yani karşımdakini mutlu edip edemeyeceğimden emin değilim ama kısa süreli ilişkilere de gelemiyorum. seviştiğim kişinin benden başkalarıyla da aynı şeyleri yaptığını, bana dokunduğu gibi başkalarına da dokunduğunu bilmek bende bir çeşit miğde bulantısı ve tiksinme duygusu yaratıyor. ayrıca bu şekilde kendimi değersiz hissediyorum. sanırım aradığım şey işin içine duyguları katmadan tek eşli olabileceğimiz bir partner, ama bir yandan duyguların da olması gerektiğini çünkü duygusuz sevişmenin tat vermediğini düşünüyorum. çoğunlukla benden büyük olan yani 30 yaş üstü insanlardan hoşlanıyorum ama bundan memnun değilim. kendi yaşıtlarımdan çok nadir hoşlanıyorum ama onlardan hoşlanmak benim için çok daha hayırlı olurdu. bunun nedeni var mı, çözümü ne keşke öğrenebilsem. bu durum bana kendimi yanlış hissettiriyor.
içime kapanık bir insan olmaktan nefret ediyorum bazen.

bir de galiba yalnızlıkla lanetlendim.
tavuk büzüğü ile ayı ayağı arasındaki fark üzerine düşünüyorum. şişman olmadığım aklıma geliyor. saç boyası reklamı izlerken daha ırkçıyım.
dün otobüste yanıma oturdu. nefsimi tuttum. sonra dayadı.
oh ne güzeldi. gözlerim kapalıydı. sürtündükçe yumuşadı.
bugün yaşadığım ilde son gecem. yarın akşam askere gidiyorum sözlük. karmaşık duygular içerisindeyim. böyle gıcık bir şey, tarif edemiyorum. neler göreceğim bilmiyorum. bu işin heyecanı bu belirsizlikte değil miydi zaten? neyse bir süre sözlükte aktif olamayacağım. en azından acemilik bitene kadar. normalde çok aktifimdir ya hani, bilirsiniz beni... her neyse hepinizin taşağını ferahlatacak bol bol rüzgar esen günler olması ve bol bol yaramazlıklar yapmanız temennisiyle hoşçakalın...
itiraf ediyorum çok vahşiyim. evet çok küfürbazım. evet çok edepsizim. alışın her yerdeyiz.
şu anda mr. köfte dudak yatağımızda uyuyor ve ben onu izliyorum
düşünecek vakit bulduğum günlerde de, hep olduğu gibi bolca sigara içiyorum. içtiğim her sigaranın bana verdiği zararı düşünmeye ayrılacak kadar bir düşünce payını da yazmaya ayırabilirim. kimi anlarda hissedilebileceği varsayılacak olanların yokluğu, soğuk gecelerin temiz kokulu sabahları öten kuşlarla birlikte soluduğumuz havaya katmakla da olsa paylaştığımız yokluğu beni yazmaya itebilir. sıcaklığa daha yakın akşamlarda tek başıma, odamda olsun, balkon ya da terasta olsun yürüyebildiğim —çemberler, dönüşlü yollar çizecek şekilde— dolanabildiğim, dolaşabildiğim yerlerde olsun, yalnız olduğumu gerçekten hissedebildiğimde neyi arıyor olduğumu anımsamaya çalışırım. neyi istediğimi, ne demeye çalıştığım belli ediyor olacaktır.
eski arkadaşlarım hatırıma geldiği zaman onların yalancılıkları kadar bana verdikleri değeri de görür gibi olmaya çalışıyorum. olduğum gibi kalmadığımı görünce hatırlanmadıklarını değil de, önemsenmediklerini yine anlamak için

bana verilen bu öfke çok değişti, bir sürü aşamadan geçti. aynı kalanları unutmayı seçtim. kimsenin aynı kalmaya değer görülemeyeceğini her geçen gün ile daha da iyi anladığım söylenebilir. meyve suyu ile çeşitli gazlı içecekleri karıştırarak yaptığım turuncu sıvıdan içiyorum.
beni önemseyen kimseler arasından yaşam biçimime saygı duymayanları, kendi üstün yönlerini yüksek sesle söyleyebiliyor olmanın gerçek özgürlük olduğu kanısına varmış olsalar bile diyeceklerimi kimsenin duymadığı bir yere gitmeye gerek duymadığım söylenemez. bağırmadan da yaşanabileceğini kendime kanıtlamak için öncelikle yapılması gerekenleri yapmak içimden gelmediğinde sırtımı arkaya yaslayıp kafamı kaldırarak odamın duvarına asılı olan saate bakıyorum. aynı yerde duruyor.

kimin neyi ne şekilde yaşayabileceğinin ölçüsünü ben tutmuyorum, en azından bu yaşadığım yerde. yatağımın üzeri biraz dağınık. bir ayna almak istiyorum. uzun uzun bakıp hiçbir şey dememek için yeterli gördüğüm tek şey ayna şimdilik. bakmayı sevdiğim şeyler arasında şarj aletimin kablosu da var. esinti, odamın sessizliği içinde varlığını sürdürüyor. sokaklar karardı, boşaldı, uzak, boğumlu bir gecenin altında kaldı. yanık tütün dumanı perdelerimden süzülüp akıyor dışarı.
renkleri düşünüyorum, düşlüyorum. hepsi birbirinin aynı değil; öyle olduğu söylenemez diyenlerden değildim önceden.
solgun bir umutla yazmak için dişlerimi dilimle sıvazlıyorum. pençelerim karanlık.
iri gülüşlerle yanından geçip gittiğimi duymamış olanlarla birlikte, sisli bir sabah ışığı bekliyoruz. iki elim de boş; uzanıp kırdığım bir çalının dalını hatırladığım yere gitmeden. gölgelerin seçilemez olduğunu kim söylerse söylesin, onların giysileri ne kadar kirlenmişse kirlensin, beklemek bitmiyor.
durduğum yerde, tam da ucunda durduğum yerde sivrilen bir sıcaklık var. sıcağında bulunduğum sivrilik ile ucunda vardığım bakış aynı olmamalı. hamburger paketinden çıkan iki kağıt tuz görüyorum. sesleri ıslak gibi. gidecekleri yer, benim gitmelerini istediğim yerdir.
sözlükteki bütün düzgün insanların kapılmış olması sorunsalı....
yalnızca çarşamba günleri sipariş verildiğinde gelen tatlı çocuk,
seni görmek için her çarşamba acılı kanat söylüyorum; tadı güzel olduğundan değil ya da siparişi geciktirip buz gibi ettiğinizden hiç değil.
kapıya geldiğinde on kere teşekkür etmem servisinizden memnun olduğumdan değil ya da sürekli bulabildiniz mi şurdan gelseniz daha kolay olurdu diye her hafta aynı yol tarifini yapmam takıntılı oluşumdan değil; seninle birkaç saniye daha konuşabilmek, gözlerine birkaç saniye daha bakabilmek için.
ulan ne güzel şeysin,belki evlisindir ya da nişanlı,belki de kız arkadaşın vardır...
ya senin de niyetin bozuksa benim gibi...ne güzel olurdu değil mi?
sanki eşcinsellere has bir terbiye var mizacında; nazik,ilgili,meraklı ama gururlu...
konuşurken neşelisin; kelimleri özenle seçiyorsun; sanki sadece servis elemanı değilim bir ben var bende benden içeri der gibi...
paketi alırken elime dokunuşun gözümden kaçmıyor -belki kazaradır belki ben büyük anlamlar yüklüyorum kendi kendime safça- ama her hafta aynı şey olur mu be güzellik.
geçen sizin dükkana geldim seni göremedim; belki sipariş götürmüşsündür gelirsin diye vakit öldürmek için sizin patronla iki saat muhabbet ettim, siyaset,ekonomi,futbol...konular bitti küresel ısınmayı bile konuştuk sen gelmedin...
geliver yanıma güldür yüzümü
#382778 de birine platonik aşık olduğumu yazmıştım. sonunda ona tam olarak ondan hoşlandığımı söylemesem de eşcinsel olduğumu söyledim. bu nasıl bir rahatlama, bu nasıl bir mutlulukmuş? kendisine karşı olan cinsel gerginliğim filanda uçtu gitti. zaten cinsel gerginliğimin en büyük sebebi ondan birşeyler beklemem ve "ya belki biseksüeldir" ümidi idi. konuşunca anladım ki değil ve kendisi bu konuda oldukça rahat biri. daha önceden gay arkadaşı olup gay barlara gitmiş biri ( açılmamda beni cesaretlendiren sebeplerden biri) şu an bu mesajı da o yanımda iken yazıyorum.

böyle bir arkadaşım olduğu için çok mutluyum. bu itirafı da burada belki başkalarına yardımı olur diye yazıyorum.
sözlüğe uyumayan biriyle sabaha dek muhabbet etmek için girdim
hepinize yalan söyledim. ben death grips sevmiyorum. benim sevdiğim müzik işte bu: 80lerin disko müziği
oturup ağlasam dinlenebilicem. kasılıp kaldım. devam etmek zorunda olmak, zorunluluklar içinde yaşamak. hay amk yaa
an itibariyle hiç gay veya lezbien yakın arkadaşımın olmadığını farkettim ve bu çok acı verici. denedim sözlük, samimi olmayı denedim onlarla. en iyi bulduğum kişi bile bir garip. mesaj atıyorsun bi cevap veriyorlar bi vermiyorlar. doğru düzgün oturup muhabbet edemiyorsun. sanırım birbirleriyle sadece sex için buluşuyorlar ya. bunu da bu sözlüğe yazmam çok garip belki ama çok dertliyim. kendimi yalnız hissediyorum ve bir grubun içine dahil olmak istiyorum, beni anlayan insanlar olsun istiyorum ama bir grup yok. hetero arkadaşlarım mükemmel ama onların yanında da tam olarak kendim gibi hissedemiyorum her şeyimi açıkça anlatamıyorum ve bu samimi gelmiyor bana. bakalım ne kadar daha böyle gidecek.
growler hesabımı tekrar aktifleştirdim, ama profil resmi filan koymadım. amaç partner bulmak değil sadece sıkıldığımda veya çok yalnız hissettiğimde bakmak. bunun bana ilginç bir şekilde iyi geldiğini fark ettim.
gay bara gitmek istiyorum. çılgınlar gibi dans edip, sarhoş olmak istiyorum. ama ilki dışında diğerlerini yapamayacağımı da biliyorum.
  • /
  • 91