ayı sözlük yazarlarının yediği öğretmen dayakları

(bkz: ayı sözlük yazarlarının attığı öğrenci dayakları)

yaramaz ve dayak yemek isteyen sözlük yazarlarından mesaj bekliyorum ;)
öğretmen dayakları,eğitimin sistemimizin vazgeçilmez fantezisi.

peyzaj mimarlığı mezunu sınıf öğretmenimin 4 işlemdeki başarısızlığım bahanesiyle kulağımı çekerek,cetvelle elime vurarak gerçekleştirdiği eylem.deli gibi kulak çekerdi.yelloz kadın,kulak memesini tırnağıyla cimciklerdi.onun harici,orta halli öğrenci olduğumdan pek bulaşmazdı.

bir de ortaokulda türkçe öğretmenimiz berbattı,uyuz oluyorduk,herkes kadından şikayetçiydi.zayıf karnından vurmak istedim,sırf sinirden kudursun diye bozkurt işaretiyle söz almak için elimi kaldırdım.gördüğü gibi üzerime yürüyüp demediğini bırakmadı.sadece kulağımı çekişi ve bir daha yaparsan parmaklarını kırarım sözü aklımda kaldı.sağlam papara yemiştim ama sınıfça çok mutluyduk.
staj da hastane tuvaletinde sigara içtiğim için ertesi gün istiklal marşından önce dövmüştü.ibreti alem olsun diye on dakka ulusa seslendi.ama etkisi bir hafta sürdü sonra tekrar içtim.gavat hastane bahçesinde nöbet tutardı sigara içecekler mi diye.
umarım ölmüşsündür anatomici halil ve sen ispiyoncu orospu nihal hemşire umarım hasta yakınları darp etmiştir seni.
lisede eskiden nöbetçi öğrenci olurduk, katta veya okulun ana girişinde kolluğu takıp gururla bakardık dünyaya.. nöbetçi olduğum bir gün anons düğmesine birkaç kez basmıştım, net hatırlamıyorum ama okulun her yerinde sinyal sesi gibi bir ses çıkıyordu. diğer arkadaşla delirir gibi eğleniyorduk çıkış saatine yaklaşınca birkaç sefer peşpeşe yapmıştık. bunu farkeden müdür yardımcısı gelip bizi tokatlamıştı, peşpeşe tokatlamıştı. hala unutmadığım kötü bir andır.. gerçekten tüm içtenliğimle o müdür yardımcısının ettiklerini bulmasını dilerim ölmeden, ölmedi hala biliyorum.
ilkokul 6 ya da 7. sınıftaydım. günlerden bir gün 40 dakikakılık sıkıcı bir dersin sonunda hoca eline topu alıp koşmaya başladı, bizle voleybol oynayacak güya. hani insanlar yeni bir kelime öğrendiğinde onu kullanma ihtiyacı duyar ya ben de o günlerde beygir kelimesini öğrenmiştim. bir baktım ki hoca elinde topla yardırıyor, arkasından hocam beygir gibi koşuyosunuz diye bağırdım. hiçbir kötü niyetim yoktu zaten çok sevdiğim bir hocaydı sadece beygiri cümle içinde kullanmak istemiştim. tabi sonrasında hoca sevda demirel gibi "ne dedin seeen?" diye bağırırken elindeki topu suratıma fırlattı. haklıydı da. bi daha benle konuşmadı.

üzerinden yıllar geçince bu trajik olay trajikomik bir hal aldı ama hala düşündükçe utanıyorum. *
hoşlandığım kıllı bıyıklı göbekli hocalardan dayak yemek ayrı bir zevkti.normalde uslu ve kendi halinde bir öğrenci olduğum halde o hocaların dersinde yerimde durmaz,becerebiliyorsam ders içi olmuyorsa ders dışı aktivitelerde öne çıkmaya çalışırdım.tabi ikisini de beceremezsem yapma dedikleri ne varsa yaparak azar ve dayak yeme yoluyla birebir iletişime geçmek zorunda kalırdım.özellikle beğendiğim hocalardan dayak yemediğim bitane bile olmamıştır.tarihte daha dayak attığı görülmemiş tombul dinkültürü hocasından bile dayak yemeyi başarmıştım.melek gibi adamdı hakettiğim halde o tokatları bile okşar gibi atmıştıda çok hoşuma gitmişti.
lisede öğrenim hayatım boyunca iki kızla aynı sırada oturduğum için gayet yobaz bir hoca tarafından eleştirilmem dışında başıma herhangi bir dayak ve şiddet fiili gelmedi. şimdiki kafa ile düşünüyorum da çocukluğumun geçtiği yerin mutaassıp ve aşırı yobaz olduğu düşünülürse lise hayatım boyunca 2 kızla aynı sırada öğrenim hayatımı sürdürmem devrim imiş cidden.

bu kızlardan biri yeliz adında gayet şuh bir hatun idi diğeri aşırı solcu özlem adında aşırı güzel bir kız idi. o zamandan bu zamana güzel olana yönelimim hep devam ediyormuş demek ki.

ha bir kez de lisede cadılar bayramına denk gelen gün okula up uzun takma tırnaklarla gitmiştik. disipline çağırdılar. ancak okulun en başarılı öğrencilerinden biri olduğum için yediğim boklar görmezden geliniyordu. vallahi bir allahın kulu da tırnakları görünce bu nedir demedi. 25 sene önce demokrasi cidden tavan imiş. şimdi bir erkek takma tırnaklarla devlet lisesine gitse ibne diye arkasından teneke çalıp hakkında soruşturma başlatırlar abv.
sonra da öğretmenler neden sevilmiyor diye sorguluyoruz. şiddete her anlamda karşıyım. evet, öğretmenler eskiden öğrenciye şiddet uygulayabiliyordu fakat şimdilerde bu tip olaylar oldu mu öğretmen şikayet hattı devreye giriyor. lütfen öğrencileri dövmeyin, unutmayın ki hepsi çocuğunuz gibi.
ilkokulda küflenmesi için kavanoza koyup beklettiğimiz portakal, teneffüste iki arkadaşın azıtması sonucu kırılmıştı. öğretmen önce ikisini dövdü sonra da sıra dayağı attı tüm sınıfa. nedeni de şuydu ona göre: onlar azıttığı için dayak yemişmiş, biz de onları engellemediğimiz için.
pek dayak sayılmaz: su savaşı yaparken hocaya yakalanmıştık, daha doğrusu hoca bir tek beni yakalamıştı ve içi dolu su şişesini elimden alıp başımdan aşağı boca etmişti.
kulağımı çekmişti orta okuldayken sınıfta simariyoruzdur falan babam da onun kafasını patlatmisti ! hiç unutmam yavsak bi de şikayetçi olmuştu ama sonra ben o okyla devam ettim ama o ogretmen gitmisti ! öğretmen de olsa haddini bilecek ! yapraam git disipline ver cok umrumda sanki devlet memuru olcam hahahaha...
genel olarak uslu ve çalışkan bir öğrenciydim. ortaokulda türkçe sınavında bir uçlu kalem kullanmıştım. * küçük yazdığım için çok sevgili öğretmenimiz yazdıklarımı okuyamamış. esasici anlayışı benimseyen bu yaşlı adama göre küçük bir tokadı hak etmiştim. okul hayatımda yaşadığım tek fiziksel şiddetti. etkisinden çıkamamış olacağım ki yıllar sonra türkçe öğretmeni oldum.
(bkz: ayı sözlük yazarlarının attığı öğrenci dayakları )
istiklal marşı'nı ezberlemediğim ve hayat bilgisi kitabında pembe-mor sayfali ünite sonu değerlendirmesini yazıp cevapları işaretlemeyi unuttuğum için iki kez cetvelle vurmuştu ilkokul öğretmenim. daha kötüsü ödev vs. yapılmadığında sıradan bütün sınıfı dövebilen bir öğretmenin dayaklarından korkarak okumakti. bir de buna bacağıma dokunarak yaptığı taciz ekleniyor. hakkındaki taciz iddialarına rağmen adam başka bir okula müdür olmuştu. inşallah cezasını bulmuştur.
ilkokulda bandodaydım ve siyah ayakkabı şarttı. benim yoktu siyah ayakkabım. koyu kahveyi siyaha boyayıp gittim okula sonra müdür çıktı geldi. yağmur yağarsa napıcaz diye sordum sadece okkalı bir tokat yedim müdürden. sonra bir de ortaokulda ingilizce öğretmenimiz değişmişti, ilk geldiği gün için ödev vermiş ve benim haberim yoktu nasıl dinlemediysem artık kadını herkes defteri açıp gösterirken ben unuttum demiştim kulağımı koparır gibi sıkmıştı orospu. sonra şikayet ettim okuldan uzaklaştırma aldı kaltak hahhayt. ha bir de aynı okulun müdürü arkadaşla birikte kızlar tuvaletine girdiğimiz için yakalayıp kulaklarımızı çekmişti iyi kanırtmıştı yalnız onu şikayet edemedim ühühüüü
dayak mevzusu önemli değil, bir iki ufak şey oldu ama psikolojik şiddetin alasını yaşadım herkes gibi. kadın bir tarih öğretmenimiz yürüyüşümden, konuşmamdan rahatsız olup okula annemi çağırarak uyardı. annem ne düşünmüştür o konuda hala bilmem, her şeyi içine atan bir kadındır. baba zaten yok. bize yaşattığı o gerginlik için hiç bir zaman affetmedim o hocamı. derste ondan nefret ettiğimi söylediğim için okulda namım yürümüştü bir ara, zira korkulan bir kadındı. benim okuldaki yaşantımı etkilememesi için saklamaya çalıştığım özelliklerimi de cümle aleme duyurmuş oldu böylece. daha da sıkıntı çektim sayesinde, eksik olmasın.