gelmiş geçmiş en iyi türkçe dizeler

haberin var mı taş duvar
demir kapı, kör pencere
yastığım, ranzam, zincirim
uğruna ölümlere gidip geldiğim
zulamdaki mahzun resim
haberin var mı
görüşmecim, yeşil soğan göndermiş
karanfil kokuyor cıgaram
dağlarına bahar gelmiş memleketimin

ahmet arif
şimdi şiir bence senin yüzündür
şimdi benim tahtım senin dizindir

sabahattin ali
*
"yıllardır kendini bulutlara saklamış illegal bir yağmurum,
bi yağsam pahalıya malolacağım"

(bkz: nilgün marmara)
"kılı kırk yardım, altını üstüne getirdim,
ve işte en gümüş cümlem:
içimi açtım sana.
içini açmak için."

(bkz: birhan keskin)
"kim istemez mutlu olmayı, ama mutsuzluğa da var mısın?"

(bkz: cemal süreya)
"adındaki harf kadar alfabem."

(bkz: küçük iskender)
yaşarın yalnızlık dört bin perde adlı şiir kitabından dizeler. örn:

bütün şiirlerimi sana yazmadım ama
kimse yazmıyor ki
hem senden öncesi vardı

sen ilk olsaydın da yazamazdım
senden sonrası da olacaktı
dayanamazdım
y.g.
...........................................

tarak değdi saçıma,
hani ben serseriydim
y.g.
............................................

koşu yolu durağı

aşklar bir cereyanla başlar
cereyanda durmamalı
çarpar

aşklar kendine varmada basamak
basamakta durmayın
otomatik kapı çarpar
y.g.
..............................................

menekşe apt. no:5

uzaklaşıp giden arabaların
arka stop lambalarına bakıyorum
biri ben biri sen
biri yanmiyor, biri yanıp yanıp sönüyor
y.g.
.............................................

sokaklar durduğu yerde dururdu
içimden bir ses beni çagırırdı
bir şey durduk yere kanardı

ben seni bilmezdim sokaklar anlardı
dilini bilmezdim sokaklar yanardı

sözlüğüm vardı açardım
her şeyi sana çevirirdi
orada bütün diller vardı
bütün dilleri bilirdim

bir seni bilmezdim,sokaklar anlardı
dilini bilmezdim sokaklar yanardı
sen beni sevseydin,sokaklarda yatardım
oralarda yatanlar sevgimi anlardı
y.g.
................................................

içimde bir ateş ağlar,
ve kendini söndürür...
y.g.
.................................................
vee bir tane de cemal süreya’dan:

san (üvercinka’dan)

kırmızı bir kuştur soluğum
kumral göklerinde saçlarının
seni kucağıma alıyorum
tarifsiz uzuyor bacakların

kırmızı bir at oluyor soluğum
yüzümün yanmasından anlıyorum
yoksuluz gecelerimiz çok kısa
dört nala sevişmek lazım

1957
yokuş
öteki dünyada, akşam vakitleri,
fabrikamızın paydos saatinde
bizi evlerimize götürecek olan yol
böyle yokuş değilse eğer
ölüm hiç de fena bir şey değil.
(bkz: orhan veli)
ve şimdi aşk; bir fahişenin karnındaki bebek gibi. olabildiğine masum ve bi o kadar da orospuçocuğu...
küçük iskender
evet gözümüz var bu vatanın topraklarında, ama parça koparıp götürmek için değil en dibine gömülmek için.. hrant
(bkz: ajdar) – nane şekeri

nane nane nane nan nane nane
nane şekeri bu ne bahane
şahaneyim şahane bundan sana ne
yıldız kaydı gökten yürek yandı birden
unutamadı sende unutamadı alem

nane nane nane nan nane nane…
bitene kadar bitmez hayat, bitti mi de biter ama.
(bkz: rapsodi istanbul )
(bkz: teoman )
ben senin beni sevebilme ihtimalini sevdim.. y.erdoğan
açılır sonsuz kere yoluna güllerim
koparıp açsam da solmaz gönlüm nafile
yokluğun soğuk,tenine susadı tenim
üşüdüm yorgan misali seril üstüme...
sevgilim sabahın erkenini seviyor,
ben geceyi ve esmerliğini onun,
o dorukları sevior, korkuyor bundan
ben rüzgarla buluşan tepeyi, tuhaflığı,
ona bir yeşil gülümsüyor,
ben, hayatı delice sevdiysem nasıl,
diyorum, seni de öyle.
o kendi boşluğunda oyalanan günlerde
canı sıkılan bir çocuk gibi uyuyor,
ben göğe bakıyorum geceden,
kendi çukurunu bulmuş deniz gibiyim
diyorum, yanında,
o sabahları eğilip öpüyor denizi.

çıplağın çıplağımda, rüzgarın dağımda olsun,
esmerliğin gecemde, öyle kal.
"bulutlara bak, gidiyorlar, hızla" diyorsun,
yağmur bir yalıyor yüzümü,
bir duruyor. sabahları eğilip yüzüme
öpüşün geçiyor bir, bir duruyor aklım.

su ve rüzgar, dağ ve doruk, sonsuz hepsi,
oysa camdaki sardunya gibi üşür
bana biçtiğin ömür, ölüm geliyor aklıma bir
bir, çıplağın çıplağımda.

rüzgarın dağımda olsun esmerliğin gecemde
öyle kal, sana sonsuz sarıldığımda.

(bkz : birhan keskin)
bulut geçti gözyaşları kaldı çimende
gül rengi şarap içilmez mi böyle günde
seher yeli eser yırtar eteğini gülün
güle baktıkça çırpınır yüreği bülbülün
bu yıldızlı gökler ne zaman başladı dönmeye
kimse bilmez…

(bkz: ömer hayyam)
''... ey iki adımlık yerküre, senin bütün arka bahçelerini gördüm ben.''


(bkz: nilgün marmara)
ey kanımın bataklığının altın yldızı ; hoş olsun sarhoşluğun beni içiyorsun..

(bkz: fürug ferruhzade)
"ona kötü bir şey olsun istedim.
bana aşık olsun istedim."

(bkz: lale müldür)
küçükken nasıldı ? diye sordu anneme; -küçükken yaramazdı.. dedi annem, tebessüm etti; doğru mu dedi gözlerime bakarak; -doğru dedim. ve aynen tekrarladım annemin sözlerini " küçükken yaram azdı..."
  • /
  • 4