2000 senesinde konserine gittiğim ünlü şarkıcı. konserinde fanları ile iletişim kurmaktan kaçınmış, konser bittiğinde veda etmeden sahneden ayrılmıştı. itici bir konuşma tarzı vardır.
27/05/1961 - kamuoyunda 1961 anayasası olarak bilinen yeni anayasa kurucu mecliste kabul edildi.
27/05/1995 - bir grup insan 27 mayıs 1998 cumartesi günü saat 12:00'de gözaltında kaybolan insanların bulunması, sorumluların ortaya çıkarılarak yargılanması ve artık kimsenin gözaltında kaybolmaması talebiyle istanbul galatasaray lisesi önünde oturdu. daha sonra, " cumartesi anneleri cumartesi insanları" olarak anılan insan hakları savunucuları polisin çeşitli müdahalelerine karşın neredeyse 4 yıl boyunca her cumartesi saat 12:00'de aynı yerde buluştu
tartışma anının yumruk yumruğa kavgaya dönüşmesine ramak kaldığındaki repliklerden biridir. yani bunu duyduğunuzda şiddetli bir kavga geliyor sinyallerini almalı ve iki taraf uzaklaştırılmalıdır.
cinsel taciz, tecavüz, çocuk istismarı ve sekso-manyak eğilim faillerini cezalandırmak için hükümet tarafından hazırlanan ancak taciz yasası görünümü sunarken gerçekte konu ile ilgisi olmayan pek çok fiili suç kapsamına sokan ceza düzenlemesi.
5. yargı paketi olarak tanımlanan düzenlemelerden çıkan sonuçlar hayli manda kafası zihniyette. buna göre yaşıt bireyler arasındaki rızaya dayalı cinsel ilişki, flört merak ya da tanışmaya dayalı fiiller de suç sayılacak. en enteresan yanı ise sarkıntılığık suçunun hafifletici sebep sayılması. ani olarak gerçekleşen taciz suçlarında, saldırı fiilinin çabucak gerçekleşmesi hafifletici hatta beraar sebebi olabilir. bu şu demek oluyor zamana yayarak taciz etmek ceza bulurken aniden tecavüz etmek hafifletici sebep. ayrıca çocuk şikayet etmedikçe tecavüzcü hakkında dava açılamayacak. tecavüz durumu herkesçe vakıf olsa bile çocuk sustuğu an dava açılamaması tam da türkiye şartlarına uymuş, tacize uğrayan çocukların %90'ının bunu korkup gizlediği ya da fikir beyan etmediği bir ülkede bu düzenleme açıkça " sen taciz et kardeşim ben arkandayım" olmuş.
sosyolojide sivil toplum örgütleri (stö) olarak anılan bu oluşumlar, bir toplumda, devlet adı verilen en büyük silahlı-sistemli-yasal örgüte karşı, toplumun kendini koruyabilme ve var edebilme becerisini gösterir. bir toplumda, böyle bir sivil yapı yeterince gelişememiş ve güçlenememişse, o toplumda adil, dengeli, insani ve demokratik bir siyasal sistemden söz edilemez.
başrollerinde shailene woodley, eva green, christopher meloni ve shiloh fernandez'in yer aldığı, 2014 yapımı gregg araki psikolojik gerilim filmi. konusu ise 1988 yılında henüz genç bir kız olan kat'in sorunlu annesinin kayboluşu ve devamında gelişen olaylar çerçevesinde ilerliyor. çok başarılı olmasa da ortalama üzeri bir film gibi.
filmin başından beri kat'in annesinde bir terslik olduğu apaçık; o dengesizlikleri, ruh halleri. ancak filmi sonu ile aslında insan bir anlamda az-çok kendisine hak da veriyor. yanlış eş seçiminin herkesin hayatının içine sıçtığının da bir başka güzel örneği. kat'in annesi eve ile arasındaki çatışmalar bir yana, babanın kızının sevgilisi ile kırıştırması gerçeği gerçekten çok güzel bir yerden vurdu. zaten o oğlan (shiloh fernandez) da bizim takıma oynamasa üzülürdüm açıkcası. zaten chris meloni olunca hafiften bir eşcinsellik çıkmasını da beklemedim değil. film boyunca kat'in rüyaları aslında annesinin nerede olduğu hakkında açık bir fikir verirken kendisimnin bu kadar geç anlaması beni şaşırttı ama güzel bir imgeleme olmuş. shailene woodley en iyi oyunculuğu olmasa da filmde güzel bir iş çıkartıyor, tam o cool, toplum yargılarını umursamaz kız tavırlarında. eva green zaten aşmış kendisini, bu kadın daha ne kadar iyi olacak bilemiyorum her filminde ayrı bir hayran bırakıyor beni kendisine. hele de filmin depeche modelu soundtrackleri ise ayrı bir güzel. özellikle de bağımsız bir film için epey iyi bir süreç ve twist yaptıran bir sondu.
ve bir kez daha gösteriyor ki '' it is always the husband.''
--- spoiler ---
bazı insanlarla sırf acıdığım için sevişmek istiyorum. mesela birisi yetimhanede büyüdüğünü söyleyince veya kolu olmayan birisi veya kelimenin tam anlamıyla hayatın tokadını yemiş birisi; işte bunlara kocaman sarılıp öpmek istiyorum. belki psikolojide bir sebebi vardır. bilen arkadaşlar varsa mesaj atabilir mi?