otel odaları

bir murathan mungan şiiri. gülden karaböcek ise eşsiz yorumuyla bu şiiri taçlandırmıştır. şiirde/şarkıda geçen, öyle kredi kartına sayısız taksitle yerleşilen, servisin ayağa kadar yapıldığı, sahte gülümsemelerin havalarda uçuştuğu otel odaları konseptinin dışındadır. burada duvar köşelerinde dışarıdaki arayışlardan eli boş dönenlerin hayal kırıklıklarından ağlar örülmüştür. ve yalnızlığın en saf halinden sınırsızca yararlanılabilir. çarşaflar, havlular sık değişir mi bilinmez ama yaşanmışlıkları yıkasan arıtamazsın bu odalardan. yumuşak yataklarda gömülmeyi seçenlerin yerini sert yataklarda acıya gömülmek zorunda kalanlar alır. ve gülden karaböcekin nefis yorumuyla odalar dolusu acı çöker üzerinize. ama iyi gelir.
insanı insanda alan gülden karaböcek şarkısıdır. murathan munganın söz vermiş şarkılar albümünde yer alır.

göçebe ruhların şarkısıdır, yalnızlığı anlatır.
çoğu zaman kurtarıcı olduklarını düşündüğüm mekanlar.
gülden karaböcek söylüyor:





yalnızlığın mezarları, otel odaları, otel odaları...

şiiri:
pencerelerine ışıklar düşer
ah otel odaları, otel odaları
sarı, yeşil, kırmızı, mor
hepsi de acının değişik tonları
ah otel odaları, otel odaları
yalnızlığın mezarları
otel odaları ah otel odaları
yalnızlığın mezarları
otel odaları, otel odaları
sürgünlerin, gurbetlerin diyarı

her gece sabaha karşı dönersin
bir bardak su durur masanın üzerinde
sabahtan kalma ekmek peynir kırıntıları
rutubetli duvarlarında hayallerin gezinir
yatağında küflenmiş bir battaniyeyle dertleşirsin
bitmiştir gece şimdi artık kendi kendinlesin
ah otel odaları, otel odaları
yalnızlığın mezarları
otel odaları, otel odaları
sürgünlerin, gurbetlerin diyarı
yıldız tilbe'nin giden mi sürgün kalan mı şarkısında geçen mekandan ibarettir.

"adın yazılı bazı otel odalarında
sürüyorlar sevdamızı ordan oraya"
zaman zaman keyifli olabiliyor. kiminle olduğun önemli tabi. bazen stres ve korku yaşadığın da olmuyor değil tabi. ben penceresi küçük olanları ve minik balkonu olanları seviyorum. ne kadar eski bir yapıya sahipse o kadar huzurlu oluyor. lakin şu damlatan muslukları yok mu? en sinir bozucu kısmı da orası.
hüzünlüdür bir de unutmayalım bunu.
american horror story'nin son sezonunda sıkça kullanılan mekanlar.
bazen yalnızlık bazen kalabalık olma hissi duyduğun, bazen rahat hissettiğin bazen gözünü kırpamadığın, beş yıldızlısı insana lüks bir yalnızlık, çok soğuk, mesafeli, üstü yaldızlı altı paslı, samimiyetten uzak, duygusuz bir konaklama imkanı vaat eden, daha küçükleri daha insani ve sıcak gelen ev dışı tatil ve konaklama mecraları. *
necip fazıl kısakürekin bir siiri.

otel odaları
bir merhamettir yanan, daracık odaların,
isli lâmbalarında, isli lâmbalarında.

gelip geçen her yüzden gizli bir akis kalmış,
küflü aynalarında, küflü aynalarında.

atılan elbiseler, boğazlanmış bir adam,
kırık masalarında, kırık masalarında.

bir sırrı sürüklüyor, terlikler tıpır tıpır,
izbe sofalarında, izbe sofalarında.

atıyor sızıların, çıplak duvarda nabzı,
çivi yaralarında, çivi yaralarında.

kulak verin ki, zaman, tahtayı kemiriyor,
tavan aralarında, tavan aralarında.

ağlayın, âşinasız, sessiz, can verenlere,
otel odalarında, otel odalarında!...
yalnız olduktan sonra yıldız sayısının hiçbir önemi kalmadığı mekanlardır.
bi ara kaçıncı kata kadar anılarım olacak diye merak ediyordum umarsızca yaşarken.*
tek başınayken zindan gibi sıkıcı olabilen;
doğru insanlarla birlikte bir cennet bahçesine dönüşebilen odalardır.