bondbear

Durum: 1924 - 0 - 0 - 0 - 29.01.2017 03:58

Puan: 30692 - Sözlük Kaşarı

16 yıl önce kayıt oldu. 2.Nesil Yazar.

geliyorummm...
  • /
  • 97

hepberabear

lgbti ruh sağlığı sempozyumu

sempozyum ile ilgili hepbearbear'in homojen dergi 2. sayı için yazdığı yazıyı tıklıyın tıklayın okuyun.

http://homojen.ayisozluk.com/ruhumuz-daraldi-ayol-demeyin-cikin-cikin-gelin/

hiv ile yaşamak ölüm değildir

homojen dergi'nin 2. sayısında yer alan, mistweaver tarafından yazılmış, okunması elzem bir yazıdır.

http://homojen.ayisozluk.com/hiv-ile-yasamak-olum-degildir/

1 aralık dünya aids günü

homojen dergi'nin 2. sayısında yer alan hiv ile yaşamak ölüm değildir yazısı aids hakkında tüm merak edilenlere cevap veriyor.

https://homojendergi.com/hiv-ile-yasamak...

homojen dergi

uzun süredir başlığa açıklayıcı bir yazı girmeyi düşünüyordum, ama iş yoğunluğu, 2. sayı çalışmaları derken bu güne kısmet oldu.

öncelikle belirtmeliyim ki; ilk sayfadan son sayfaya kadar tamamen gönüllülük çerçevesinde hazırlanan ve lgbti bireyler öncelikli olarak tüm dergi okuyucularına sunulan homojen dergi’yi piyasadaki * birçok dergiye göre daha içten, kaliteli buluyorum. bu nedenle emeği geçen herkese öncelikle teşekkür ederim. yaradan yazan, çizen, düşünen uzuvlarınıza zeval vermesin.

yoğun bir hayat tempom olduğu için sözlüğe çok giremeyen ben, homojen dergi’nin hazırlık çalışmalarına ne yazık ki dahil olamamış ve ilk sayı çıktıktan sonra görme şansım olmuştu. gelen sağlam içerik, zayıf tasarım eleştirilerine karşın dark bear ile hemen iletişime geçerek ekibe dahil olmak istediğimi söyledim.

20 yıllık gazeteci, 10 yıllık grafiker geçmişimle işin içine girerken ne yazık ki tek bir hatam oldu. o da derginin internet üzerinden okunacağını unutarak 2 sayıyı da sanki matbaaya gidip basılacakmış gibi çizmem oldu. bu aslında bir hata değil! olması gerekendi , ama derginin henüz matbaaya giremeyeceği için internet üzerinden okunmasını daha kolaylaştırıcı bir çizim ile çalışmakta fayda var. yani görsele boğmadan, başlık ve spot dışındaki yazıları daha okunur büyüklükte çalışmak gibi…

bu meseleye 3. sayı ile değinip, daha rahat okunur bir dergi tasarlayacağım.

2 sayıdır süre gelen tasarım tamamen homojen dergi’ye özel bir çizimdir. dergiyi ben çizmeye devam ettikçe de hali hazırdaki tasarım geliştirilecektir. yani demem o ki; her sayı birbirinden farklı olmayacak. çizgimiz şimdilik budur.

ilk sayıyı yeniden çizerken ellemediğimiz tek şey kapak olmuştu. bunun en büyük sebebi derginin basına duyurulmuş ve sağda solda o kapakla haberlerin yapılmış olmasıydı. yani insanların kafasını karıştırmak istemedik. ayrıca çıkış sayısı için -sloganı da dahil- oldukça iyi bir kapaktı.

2. sayı ile kapağa da el attık. mesleğim gereği yerli yabancı dergileri yakından takip ediyorum. hatta dilini hiç bilmediğim dergileri bile netten indirip inceliyorum. kapağı çalışırken bu bağlamda eskilere dönüş mantığını kullandım. özellikle son 2-3 yıldır dergiler 80’lerdeki gibi kapaklarla çıkmaya başladı. özellikle avrupa’daki dergilerin kapaklarında bunu görebilirsiniz. “bir gün homojen dergi basılacak inşallah” diyerek yola çıktığımız için, kapağı geçmişten gelen çizgi ile günümüz modernliği çerçevesinde çizdim. ayrıca o kadar dolu dolu bir dergi hazırladık ki, (120 sayfa) * tek konu ve diğer konuların sadece başlıkları ile kapağı geçiştirmek inanın ki çok zor!

tek görselli kapaklarda okura sunulan görselin özgünlüğü de önemli. imkanlar dahilinde stüdyo fotoğrafları çekip, bize özgün görseller çıkardığımız zaman bu konuyu tekrar gündeme getirmek üzere not aldım.

kapak hep sıkıntı olmuştur zaten :) ana konu seçimi ayrı sıkıntı, sür manşet seçimleri ayrı sıkıntı… bu bağlamda 2. sayının kapağını biraz anlatayım istiyorum.

ana konu da dahil olmak üzere tüm kapak konularını dark bear ile seçtik. seçim yaparken de lgbti’nin tüm detayları ile kapağı doldurmaya özen gösterdik. tüm cinsel kimlikleri gözler önüne seren bir kapak olsun, ayı sözlük çıkışlı olduğumuz için sadece bear bir dergi gibi görünelim istemedik. bu yüzden tüm renklerimize yer vermeye çalıştık. temel olarak ana konu dışında gündem ve kültür sanattan başlıklar seçmeye çalıştık. bu her sayı için geçerli olacak. köşe yazarları ise her sayıda ikişer ikişer öne çıkarılarak okura kapaktan sunulacak. ama burada tek kıstas kendi fotoğrafını kullanan köşe yazarlarına öncelik vermemiz. netice ile biz bu dergiyi hazırlarken (mimar’a kesinlikle katılıyorum) bazı noktalarda saklanmamalı, öne çıkmalıyız. bu bağlamda kendi fotoğrafı ile yazan köşe yazarları bizim için önemli.

hazır mimar demişken, giriş yazısı hakkında yaptığı eleştiriye sonuna kadar katılıyorum. derginin sadece grafikeri olduğum için içeriğe çok müdahale etmemeye çalışıyorum, ama editör yazısı kanlı canlı, imzalı olmalı… bunca emek düşünülünce bu zorunlu hale geliyor!

genel olarak dergimiz beğeniliyor. hatta lgbti bireylerin dışında birçok kişiden “satılsa alırım” sözlerini duydum. bu güzel bir şey. beğenilmek istiyoruz tabi ki… verdiğimiz emeğin karşılığı ise “övgü” almak, lütfen alalım yani :)

oldukça sağlam bir içerik ile 2 sayıdır lgbti adına kaliteli bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. arkamızda götümüzden başka bir şey yok. herkes evinde üretiyor; yazanı da çizeni de… her şey istediğimiz gibi gitsin ve homojen dergi basılsın, daha çok saygı görsün… daha kabul edilir olsun…

teknik olarak yazan arkadaşlardan bazı ricalarım olacak, ama onları buradan yazmayacağım. gizlilik politikamıza uygun değil :) ayrıca mail ile yazan herkese ulaştıracağım.

son olarak, biz lgbti bireyler zor beğeniriz, hata ararız, didikleriz! işte, yaradanın bize lütfettiği bu çift cinsiyetli bakış açısı sayesinde de bir şey yaparsak, iyi yaparız.

lütfen mütevazi olmayalım, homojen dergi iyi, çok iyi! daha da iyi olması ise bizim elimizde… göğsümüzü gere gere dergimizin arkasında durmalıyız!

umarım bu kadar uzun yazdığım için küfretmeden okumuşunuzdur. sahi, okudunuz değil mi?

kendi cennetim

eski üretimlerine göre pek zayıf kalan nilüfer albümüdür.

nilüfer

rock cover albümlerine bayıldığım, eski 45'liklerine bittiğim, kayahan imzalı şarkılarını pek sevdiğim ama, son albümü kendi cennetim'i bir fiyasko olarak gördüğüm efsane popçu.

anket sıçmak

canı sıkılan sözlük yazarlarının; "koltuk altımdan kıl çektim, kaçı uzun kaçı kısa", "sizce spermimin tadı tatlı mıdır, tuzlu mudur", "burak özçivit bıyıklı mı gider, bıyıksız mı gider, gidere gider kaç yazar" tadında açtıkları anketlerin tamamıdır.

(bkz: anket başlıklara bıdı bıdı eden yazar)
(bkz: ayı sözlük yazarlarının anket merakı)
(bkz: yine mi anket)

sek süt reklamındaki abi sizce yakışıklı mı anketi

uğur arslan

evleneceksen gel adlı tv programının jeneriğindeki gülüşüyle adamın aklına "ne gördü acaba?" sorusunu getiren televizyon insanıdır.

kader

vildan atasever'i bana sevdiren filmdir. çok acıdır ki, hayat böyle bir şeydir. bazen açıklaması, neden sorularına verilecek cevabı yoktur. aranmamalıdır.

(bkz: zeki demirkubuz)

sığınak

hidden

matt duffer ve ross duffer kardeşlerin gerilim/korku arasında gidip gelen ama gerilime daha çok sırnaşan, son zamanların en iyi senaryolarından biri olarak parlayan filmidir. ülkemizde sığınak adıyla gösterime giren filmin ucu izleyeni rahatsız etmeden açık bırakılarak, devamına şimdiden göz kırpılmıştır.

sözlüğe yapılan faşist saldırı

bütün gecemi piç eden saldırıdır. siteyi düzenleyelim, yok dergiye bakalım, saldırı var duralım derken gece ziyan oldu gitti. ama o kadar! sadece bir gece.

mad max: fury road

gözünü kırpmadan aksiyon izlemek isteyenlere ilaç gibi gelecek bir film. arkadaşlar bırkın artık şu ilk filmler, felsefeler falan. adamlar yapmış işte, dibine kadar aksiyon, tempo neredeyse hiç düşmüyor, daha ne olsun.

evleneceksen gel

orada özer diye bir adam var, adamın cildi mars tabakası gibi, ama el üstünde tutuluyor. karakter demeyin bana valla koşarak tv'ye kafa atıp öldürürüm kendimi... * *

aslan gibi bir herifin adres sorması

verilecek tarifin kendi evine çıkmasının sağlanması gereken durumdur.

homojen lezzetler

homojen lezzetler

homojen dergi'nin lezzet sayfalarını süsleyen yemeklerin tariflerine bu başlıktan ulaşabilirsiniz.

intikam

bana yakışmayan ama son bir haftadır almam gerekenler listesine habire yeni isimler eklenen duygudur.
  • /
  • 97
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 1924

sevgili olmazsak sevişmem

tek eşliliğin faydaları

birisine ait olmanın güzelliğle girilen yataktan daha bir hoş kalkmaktır. zordur elbet, sonu acıdır ama unu ayrı, fıstığı ayrı, şekeri ayrı yiyince midede voltranı oluşturup baklava olmaz... emek vermek gerekendir.

her insan biseksüel doğar

ayı sözlük üçüncü heybeliada zirvesi

bir takım insanların bir araya gelerek, düşüncesizce fotoğraf paylaşıp, "amına godumun bursa'sında ne işim var len" feryatları attıran, beni kıskançlık krizlerine sokan zirve olarak hiç unutmayacağımdır. aşk olsundur. kötüsünüzdür. :(

alttaki yazara soracaklarım var

aşk şarkılarına sesi çok yakıştığı için nilüfer düğünüme gelsin, makberi hakkıyla söyleyen sertab erener de cenazeme...

alttaki, saat olmuş 03.30 hala neden ayaktasın? neler yapmaktasın? *

ilk eşcinsel deneyim

taksimden avcılara otostop çekerek eve dönme çabası anında yaşanandır.

adam hoştur, yakışıklıdır, boyludur posludur, kıllıdır, sakallıdır. sorar, nereye?
çocuk (ben) gençtir, toydur, hafif sarhoştur. yanıtlar, avcılara?
adam, şirinevler der, çocuk olur der.
ateş basar çocuğu, yaş 17-18dir. adam yakışıklıdır, esmer güzeli bir şey. yol uzar, ara sokaklardan falan gidilir. adam süzer, çocuk yanar. adam her kelimesini kızlara getirir, çocuk sınanır. şirinevler geçilir, çocuk kısık bir sesle, ben uygun bir yerde ineyim der. adam göz kırpar, acelen yoksa dolaşalım. ses çıkmaz çocuktan, yola devam edilir. avcılar geçilir, büyükçekmeceye gelinir. adam arabayı karanlıkta sağa çeker. çocukla göz göze gelir. nasıl bir şehvettir ki, dudaklar dakikalarca kenetlenir?
adam dur der, otele gidelim. çocuk tamam der, çabuk olalım.

gerisini de yazamam yani... bu kadar yeter...

sevgiliye sucuklu tost yedirmemek

her an dudaklarına yapışma isteğinin tavan yapmasıdır.

- iki tost, biri sucuklu olsun.
+ kamil, sucuklu yemesen?!
- sucuklu seviyorum ama..
+ tamam da, bugün yemesen..
- niye, sucuklu tost yememe günü mü?
+ elbette hayır, iki gündür görüşmedik yaa..
- eee...
+ boş ver eee lemeyi, adam yapmadan iptal et işte!
- ama sucuklu seviyorum!
+ biliyorum kamil, ben de bir öküz seviyorum!

istek parça çalmıyorum

kısa süre içinde ayı radyo djlerinin diline yapışacak olan geri çevirme açıklamasıdır.

yazar: sezen'den bir parça çalar mısın?
dj: canım ben istek parça çalmıyorum!
yazar: neden?
dj: belli bir konseptim, ona göre de playlist'im var.
yazar: listeni yiyeyim sana bir şey olmasın!
dj: kırıldın mı?
yazar: ne kırılacağım yahu, winamp sağ olsun. seni kapatır winamp'a bağlanırım.
dj: aaa, olmadı şimdi.
yazar: n'oldu, kırıldın mı?

cumartesi anneleri

ilk jopumu davalarına ses verdiğim için yediğim analardır.

uğurlarına bir değil on jop dahi yesem yine de seslerine ses vereceğimdir.

(bkz: şafak türküsü)

(bkz: benim annem cumartesi)

seri eksi oy veren ezik

acıyor

hemoroidi olan pasifin favori şarkısı;

acıyor acıyor acıyor
her pozisyonu denedim dinmiyor
seninkide amma büyük
fena kanatıyor

(bkz: göksel)

kadınsı olmayı kusur sanmak

gay ilişkide partnerine karıcım diyen erkek

ruhu kadın bedeni erkek eşcinsellerin fink attığı günümüzde yaşanılan seks maduriyetidir.

(bkz: kestir de kurtulalım)

sevişirken başa gelen komik olaylar

şiddetli diş çarpışmasıyla yaşadığımdır. acı içinde gülerken bir yandan hala öpüşmeye devam etmekse ayrı bir komedi olmuştu.

ama en acımasızı dalyan gibi bir adamda düğme gibi bir penisçik gördüğümde ''anam, bamya bile daha büyük'' demekle yetinmeyip üstüne bir de gülmüştüm. tabiki tek gülen bendim..

bir kitabın sonunda ağlamak

ağlak yurdum insanının her şeyin sonunda ağlama isteğinin edebiyata sıçramasıdır. tamam ağlarız da, sonunda ağlamak kitabı kitap yapmaz! buna dikkat!
Henüz takip ettiği biri yok.