cikolatali kek

Durum: 1906 - 0 - 0 - 0 - 11.11.2016 23:35

Puan: 26948 - Sözlük Kaşarı

12 yıl önce kayıt oldu. 4.Nesil Yazar.

sometimes, change is everything
  • /
  • 96

halklailiskilerci

tuğçe kazaz'la akarabalığını 10 maddelik bir onedio sayfası ile ispatlayabileceğim organizma.*

civil war

marvel en çok beklediğim filmlerinden birisi. çünkü bu savaşın sonunda artık daha farklı bir peter parker göreceğiz. hani sürekli maskesinin arkasından kötüleri haklayan bir parker'dan ziyade, halkın arasına karışmış ve sorumluluklarıyla yüzleşen bir parker var. hani uncle ben'in dediği "büyük güç büyük sorumluluk ister," lafını sonuna kadar yaşayan bir parker göreceğiz.

--- spoiler ---

savaştan sonra tony stark, peter parker'ın aklını çelerek "bak ben kimliğim açık yaşıyorum hiçbir şey olmuyor. sende maskeni çıkar, ne olacak?" der ve peter parker tüm dünyaya kim olduğunu tanıtır. işte bu olaydan peter parker'ın hayatın alt üst olur.

--- spoiler ---

ülkede boğaziçi ve odtü'den başka üniversitenin olmaması

tanım:
sabahattin zaim ile istanbul üniversitesi siyasal arasında kalan adamların kabullenemediği gerçek. bir de fi tarihinde hazırlanmış bir üniversite tanıtım sayfasını gönderiyor ki bakıyorsun en iyi sıralaması 116 falan sanırım. hayır adamlara sorsan sayfayı en son üniversite kurulduğunda hazırlamışlardır. nasıl olsa kimse sorgulamıyor diye refreshte etmezler tabii.*.swh

neyse daha fazla tartışmaya bile girilmez. neden konuşuyorsam. gerçekler kapı gibi ortada. bak o kadar kompleks yapacağına geçiş falan yapmaya çalış. ha tabii yapabilirsen.*

not: eziklemek gibi bir derdim yoktu ama gerçekleri bu kadar inkar etmen garip geldi. ama bak senin için gelsin (bkz: sen nereden mezun olursan ol hiçbir okul sana hayat boyu bir altın yol sunmaz) sınavdan sonra tercih yaparken dershane hocaların sana bunu çok dediler değil mi? kabul et, dediler.*

ülkede boğaziçi ve odtü'den başka üniversitenin olmaması

tıp ve hukuk fakültelerini saymıyorum çünkü bir okulda tıp ve hukuk fakültesi varsa diğer bölümlere yeterli önem verilmiyor. bu türkiye için gayet yerinde bir tespit. çünkü bakıyorsun dünyanın en başarılı üniversiteleri listesine giren okullara, ki burada odtü ve boğaziçi size selam versin, ikisinin de ortak özelliği tıp ve hukuk fakültelerini barındırmamaları.

dur bir geçen senin sonucunu paylaşayım.

http://www.metu.edu.tr/tr/duyuru/odtu-du...

ayrıca 100-300 skalası nedir yahu? bari 100-1000000 skalası de bari sıfırları çok yazarsan havalı görünür he.*

üstelik odtü ve boğaziçi öğrencisi olmadan okullara "senin sandığın kadar kaliteli değiller" demekte tamamen kedi uzanamadığı ciğere mundar der değildir de nedir yani? istanbul üniversitesinde okuyan arkadaşlarımda var. oturup okullarımızı konuşuyoruz. hepsi "keşke sınava biraz daha çalışsaydık-ta senin okulu kazansaydık," diyorlar yani.

istanbul üniversitesi tıp fakültesi iyidir ancak diğer bölümlerinin hiçbir özelliği yoktur. hukuk fakültesinin de eski özelliği kalmamıştır. istediği kadar tarih olsun. ukrayna harkov tıpta dünyada tıp alanında pek çok ilki başarmış bir üniversite ancak bugün en iyi tıplar arasında sıralamaya bile giremiyor.

kaldı ki bir de şöyle bir şey var (bkz: özel sektörde odtü ve boğaziçi faşizmi)

bir argümanında itü desen hadi bilkent desen gene anlayacağım ama istanbul üniversitesi ne kardeş? oldu olacak gazi üniversitesi de.*

ed wood

tam adı edward davis wood. amerikalı oyuncu, senarist, yönetmen, yapımcı, yazar ve şarkı sözü yazarıdır. kendisi tüm zamanların en kötü yönetmeni olarak anılmaktadır. ayrıca kendisi bir cd'dir.

the civil wars

iki defa grammy'e aday olmuş müzik grubu. grup joy williams ve john paul white'tan oluşmaktadır.

hitler in gizli eşcinsel olması

nefret söylemine girer mi bilmiyorum ama eğer böyle bir şey varsa homfobiklerin ağzına çok laf vereceğinden eminim. zaten böyle bir şey varsa bunu keşfeden devletin saklamasını rica ediyorum. zaten lut'i olmamız yetmiyormuş gibi bir de hiç hitler ile mukayese edilmeyi kaldıramayacağım.

http://odatv.com/n.php?n=osmanli-sarayla...

4 temmuz 2015 ışid'in israil'e saldırması

http://www.ntv.com.tr/dunya/israil-saldi...

israil'e üç roket fırlattığını duyuran işid ve yaralı ve mal kaybı olmadığını duyuran israil.* neyse. evet.

sweetgayeah

ben sweet gaye ah diye okuyorum. hatta bazen sweet gaye ahhhhhhh diye uzatıyorum. bazen utanıp sweetga yeaaahhhh diye okuyorum sanki sweetga rusça bir kelimeymiş gibi. ama hiçbirisi sweet gaye ahhhhh gibi tat vermiyor. fonetiğini acilen öğrenmem lazım.

alttaki yazara soracaklarım var

enva i çeşit kahvaltılıkla donatılmış bir sofrada, yayıla yayıla sevdiklerinle yapılan kahvaltıdır. ama sevdiklerin kısmı önemli. bir de çay.

ev gezmesinde çorabının yırtık olduğunu fark edersen, topuktan veya parmak ucundan, ne yaparsın?

miguel angel silvestre

yazın amaçsız amaçsız ne yapsam diye dolaşırken kendisi sayesinde ispanyolca öğrenmeye karar verdim. evet, tamamen işsizim. bir de çocukluğumdan beri saçma sapan şeylerden yola çıkarak yeni şeyler öğrenme gibi bir alışkanlığım vardır. neyse jamie dornan'ın bana bdsm ve stalklamayı öğrettiğini düşünecek olursak bu adam bir hayli işime yarıyor.

(bkz: ayı sözlük itiraf)

ayrıca bkz:


ülkede boğaziçi ve odtü'den başka üniversitenin olmaması

türkiye'nin acı gerçeği. eğer tıp fakültelerini ve hukuk fakültelerini çıkarırsanız bu okullar dışında türkiye'de doğru düzgün bir tane üniversite yok. belki itü veya bilkent'in bazı bölümleri bazı konularda iyi olabilir ancak genele baktığımızda bunlar bir üniversiteyi iyi yapmaya yetmiyor.

bir de şöyle bir tesellisi vardır bu okullara girmeyenlerin/giremeyenlerin* önemli olan nereden mezun olduğun değil nasıl mezun olduğun.*

berkay

anlamı gökyüzünde ki en parlak/güçlü yıldız anlamındadır. özellikle 1990'lı yıllarda doğan çocuklar arasında çok meşhurdu. şimdiler o çocukların ne kadar başarılı olduklarını göre aileler çocuklarına bu ismi veriyorlar.

çay house'un yaptığı tesettür özgürlüktür videosu

"yani yapılarındaki zayıf ve nazik oluşları yanı sıra kendisini "himaye" çok sevdiği evlatlarına bakacak bir eşe muhtaç olmaları tesettüre fıtri bir meyilleri olduğunu gösteriyor," gibi saçma sapan bir tanımdan sonra sonunu zor getirdiğim video. nedir bu insanları kalıplara sokmak? yani benim çevremde öyle kadınlar var ki ne zayıflar ne nazik. ayrıca kimsenin himayesi altına girmek istediklerini düşünmüyorum.

arabada sevişen çifte tecavüz etmek

"darıca’da otomobil içinde sevişen çifti gören iki şahıs, aracın yanına giderek, çifti aşağıya indirdi. araç sahibini bagaja kilitleyen şahıslar daha sonra kadına sırayla tecavüz ettiler!"

üstelik muhafazakarlığıyla ünlü kocaelinde meydana gelmiştir. elbette iki tecavüzcüye bakarak genelleme yapılmaz ancak işin garip yanı bu insanlar daha geçen sene homofobik pankartlarıyla yürüyüş yapmamışlar mıydı?

ayrıca bu haberde diğer onlarca haber gibi kendisine yer bulamamıştır. oysa tecavüze uğrayan bir kadın var. iki kişi tarafından. erkek arkadaşını bagaja kilitlemişler. bildiğin vahşet. ancak haber değeri taşımıyor. neden? çünkü muhtemelen kadın, toplumun görmek istediği masum genç kız çizgisinde olmadığı için. iğrençsiniz. tecavüz edenlerde bu haberi koltuk altına süpürenler de...

http://www.demokratgebze.com.tr/mobi/new...

şekersiz çay

çayın tadını gerçekten almak istiyorsanız onu şekersiz tüketiniz. gerçekten. başlangıçta tadı çay gibi gelmiyor. çünkü şekere alışmışsınız. bir gün, iki gün derken ben diyeyim bir hafta siz diyin iki haftanın sonunda çayın artık değerini bilir hale geliyorsunuz. hani şekersiz iken çay içmiş oluyorsunuz. şekersiz iken. öbür türlü şekerli su gibi. hele bazıları var, genelde küçük çocuklar ve yaşlı teyzeler, çaylarının içini üç tane küp şekerle dolduruyorlar. çok zararlı. küp şekerin vereceği kaloriyi geçtim, işlenmiş şeker çok zarar.

bence yeni bir şeyler denemekten zarar gelmez.

sinan

yeni yazar adayı. inan'çlı birisi bence, içime doğdu.

diyanet işleri başkanlığı

laik ülkeler için gereksiz bir kurumdur. isterse bakanlık olmasın. isterse başkanlık değil, diyanet işleri kurumu olsun. laik olduğunu iddia edene bir ülkede varlığı bir çelişkidir. üstelik bunu atatürk'ün kurması daha büyük bir çelişkidir.

yan yana gelince korkunç derecede tehlikeli olan şeyler

cd

özellikle küçük-yobaz anadolu şehrinde yaşarken pasif yönelimli bir eşcinsel olarak, kendisini kabul edememiş homofobik ibneler tarafından sıkça maruz bırakıldığım bir soru vardı: cd oluyor musun? muhtemelen açılımını bile tam olarak bilmedikler "cd" sayesinde kendilerini daha "erkek" ve "daha heterororo" hissediyorlardı. belki kolay birisi olsaydım, belki insanların beni sevmelerini çok önemseyen birisi olsaydım muhtemelen bir kere bile olsa bunu denerdim ancak onların bu isteği bende sadece nefret duygusu uyandırıyordu. elbette herkesin hoşlanacağı şeylere karar verme hakkı vardı ancak genelde cd'lere ilgi duyduğunu söyleyen ibnelerin taşak görmekten rahatsız olan homofobikler olduğunu düşünürsek, bir erkeğin kadın giyinmesinde neden ısrar ettiklerini anlamak hiç zor değil.

neyse tarihteki en ünlü cd sanırım ed wood'tur. tim burton'ın yönetmenliği yaptığı ve johnny deep tarafından başarıyla canlandırılan bir adet ed wood filmi vardır.

ayrıca gzone yazarlarından serdar egemen'in cross-dressing ve tarihi ile ilgili çok güzel bir yazısı mevcuttur.

http://gzone.com.tr/bilinmeyen-gercekler...

not: ed wood demişim ama zeki müren ile freddie mercury, elbette canımsınız.
  • /
  • 96
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 1906

iğrençsin ama o kadar yol geldim sevişeyim bari

asla içinde bulunmadığımdır.

hayatımda bir kere sevişmek istemediğim birisiyle seviştim. o da hastalık gibiydi. uzun süre atamamıştım üzerimden.

artık "hayır," diyorum. "seninle sevişmeyeceğiz."

unutmayın, siz bir tanesiniz, kimseyle vakit harcamak peşkeş çekmek zorunda değilsiniz.

cinsel yönelim

herkes potansiyel biseksüeldir.

ayı sözlük'te dışlanmaktan korkmak

böyle biri/birileri var mı bilmiyorum ancak c tipi kişilik'e sahip olduklarını düşünüyorum.

vücut geliştirme

öncelikle bu sporun yüzde 60'ı yemek yüzde 20'si uyku ve yüzde 20'si harekettir. yani o vücutlar sadece ağırlığın altına yatarak gelişmiyor. tam tersine, uyku ve beslenmeyi yeterli almazsanız ağırlık çalışması sırasında parçalanan kaslarınız onarılmaz ve güçten düşerseniz. evet, ağırlık çalışırken kaslarınızı parçalarsınız. yemek ve uyku ile daha güçlü şekilde onarırsınız.

bir diğer yanlış ise pek çok spor salonunda verilen çoklu antreman programları. bu programların çoğu hiçbir işe yaramaz. neden mi? siz eğer pazartesi göğüs çalışıp haftaya pazartesiye kadar göğsünüzü çalıştırmazsanız doğru düzgün yol kat edemezsiniz. bakın, başlarda vücudu hızla gelişirken zamanla gelişimi duran ve sudak çıkmış ördek gibi salonlarda arkadaşlarına "abi benim vücudum neden artık gelişmiyor yaa" diye dolaşan arkadaşların en büyük sorunlarından birisi budur. çünkü bu spora yeni başlayan birisinin vücudu çok hızlı gelişecektir. bunu programla alakası yok. zamanal kas kütlesi artışı durur. işte sizin yapacağınız çoklu program bunu engeller.
peki çoklu programı kimler yapabilir? jay cutler yapabilir, arnold yapabilir. bu işi meslek haline getirmiş, hayvan gibi beslenip hayvan gibi yaşayan hayvanlar yapabilir. stereoid kullnananlar yapabilir. ancak onlarda gelişim olur.

yeni başlayanların yaptığı en büyük hatalardan birisi ise hemen ağır yüklerin altına girmeleri. okulun salonuna böyle haldır huldur gelen kaç arkadaşı ağırlıkların altından aldım bilmiyorum. vücut geliştirmeye yeni başlayan birinin kasları güçsüzdür. sinir sistemi güçsüzdür. sinir sistemi bu sporda çok önemlidir. bakın haltercilere ve hamallara... hiçbir çok kaslı değillerdir ancak oldukça kuvvetlidirler. neden? çünkü sinir sistemleri çok kuvvetli. sizinde ilk önceliğiniz sinir sisteminizi uyandırmak ve harekete geçirmek olmalıdır. zaten kaslarınız zamanla çalışmaya başlayacaktır. ama sinir sistemi önemli. sinir sistemini kuvvetlendirmek için ne yapmalı? aynı hareketli yavaş ve düzenli olarak yapmalısınız. aceleye gerek yok.

hah, aklıma gelmişken. bir de vücut geliştirme ekolü olarak brad pitt var. fight cluptaki gibi olsam yetercilere gelsin bu paragraf. ben hayvan gibi olmak istemiyorumculara gelsin. bu hatayı bu spora ilk başladığımda bende yapmıştım. spora başladığımda yağlarım vardı. az yiyordum. çünkü çok yersem "hayvan gibi olmaktan" korkuyordum. ama bir türlü doğru düzgün ilerleyemiyordum. sonra anladım ki bu sporu yapmak için "hayvan gibi yemek" gerekiyor. sonuçta o kaslar elma, armut yiyerek oluşmuyor. neler neler yiyorum gene de hayvan gibi olmuyorum. çünkü o hayvan gibi dediğiniz adamlar gerçekten hayvan gibi yiyen hayvanlar. stereoid almaları cabası.

şimdilik aklıma gelen bunlar. daha sonra güncellerim.

gay ilişkilerdeki en büyük sorun

erkeklerin sekse çok fazla önem vermesi. özellikle genç çiftlerin en büyük sorunu bu. seks, seks, seks. heteroseksüel bir çiftte en azından kadın ilişkinin duygusal tarafını sırtlayabilirken, bakınız lezbiyenlerin daha sağlam ilişkilerinin olması, bizde bu duygusal tarafı sırtlayacak kimsenin olmaması. bakınca otuza yaklaşmış veya otuzun üstünde geylerin ilişkileri daha sağlam. çünkü adamlar ancak belli cinsel hazzı içlerinde çürütünce ilişki yaşayabilecek kafaya gelebiliyorlar.

green apple'a cephe arkadaşları aranıyor

aziz ordumuzun uçaklarla cepheden cepheye uçuştuğu şu mübarek günlerde, sözlükte tek başına trollenmekten ve bilimum savaş karşıtı insana göğüs germekten memeleri sarkan, ışık ve sevgiyle, green apple'a cephe arkadaşları aramaktayız. eğer sizlerde 7/24 sol framei türklerin boklarının ne kadar pembe olduğuna dair doldurabilir, bütün bearhairy başlıklarının altına çemkirebilirseniz, durmayın başvurun.

aranan kriterlerimiz;

-düşük bir zeka
-bütün gün bilgisayarda vakit harcayacak kadar işsiz olmanız
-yazım yanlışları ve imla hatalarıyla dolu bir grameriniz
-2 veya 3 kelimeden fazla cümleler kurmamanız gerekmektedir.

hadi ne duruyorsunuz! dutchbear'ın eksikliğinde bu ablanıza sahip çıkmak, onu cephede bu savaş karşıtı çiçek çocuklarla yalnız bırakmamak için alın elinize klavyelerinizi.

onur yürüyüşünde iki kadının çırılçıplak soyunması

öncelikle herkesin yaptığı işe saygı duyuyorum. kimse oturduğum yerden eleştirmeye hakkım yok, biliyorum. sonuçta ben tüm lgbt'leri destekleyen arkadaşlarıma rağmen kendimde onur yürüyüşünde yürüyecek gücü bulamıyorum. sonuçta tüm arkadaşlarım facebook profillerini gökkuşaklarıyla döşerken ben hiçbir şey olmamış gibi devam ettim. türkiye'de yapılan onur yürüyüşüne de son derece saygı duyuyorum ancak zaman zaman kendime "neden onur yürüyüşüne katılmaktan bu kadar çekiniyorsun" diye sormadan edemiyorum.

şimdi izin verirseniz burada biraz bunu açıklayacağım. ama en başında şunu özellikle belirtmek istiyorum, bu uğurdan yapılan her şeye son derece saygı duyuyorum. sadece benimki biraz özeleştiri gibi.

eskiden en yakın arkadaşım olan çocukla, o da gay olduğunu öğrendim, onur yürüyüşü hakkında konuşurken "ya biz orada lgbt bireylerin hakkını savunuyoruz yoksa orospuların gördüğü polis şiddetini mi savunuyoruz?" diye sordum. "ben orada anneme aşkımı savunacağım yoksa aileme para karşılığı bedenini satmanın doğru bir şey olduğunu duyuracağım? ailem benim bir erkekle sevişmenin kabul edememişken beni bir hayat kadınıyla kol kola görseler ne düşünürler?" ki seks işçileriyle hiçbir problemim yoktur. ama benim yürüyüşümle bunun alakası ne?

biliyorsun türkiye'de tanzimattan sonra pek çok şey avrupa'dan direk alındı. biz roman üretmedik. şiir yazmadık. avrupa'dan alıp onu taklit ettik. bize hep batıyı takip etmek derken hep batıyı taklit etmeyi öğrettiler. şimdi onur yürüyüşünde yapılanda aynen bu. biz amerika'da bu yürüyüş nasıl yapılıyorsa aynen onu alıyoruz. taklit ediyoruz. senin muhattap olduğu adam obama değil ki? senin komşun kızını beceren adamla futbol izleyen john doe değil senin komşun kızını bir erkekle el ele görse tekme tokat döven onu eve kilitleyen hasan usta! seni nasıl bir amerika'lı gibi yaparsın?

recep ile şaban'ın arasın ramazan giremez! allah aşkına bu sloganı ne kadar düşündünüz? siz akp'nin yüzde 40 mhp'nin yüzde 16 aldığı bir ülkede, ki chp ile hdp'de ki muhafazakarları saymıyorum bile, bu şekilde saygı göreceğinizi mi bekliyorsunuz?

biraz önce paylaşılan görüntüleri izledim. yahu sen nasıl benim onur yürüyüşümde gidip oral seks yaparsın. bok. bok. bok. bok. boksunuz. ben anneme saatlerce iki erkeğin aşkını anlatayım, kalp hastası babamı iki erkeğin birbirini sevebileceğine ikna etmeye çalışacağım siz gidin benim cinsel yönelimimi içine aldığınız bir "onur yürüyüşü" düzenleyin ve çırılçıplak birbirinize oral seks yapın. boklar. boksunuz işte. şimdi bu görüntüyü ailem görse ben onlara ne derim? 1 senedir uğraştığım şeyi nasıl hiç edersiniz? hep üzülüyordum lgbt'ler haber programların yer bulmuyor diye. iyi ki bulmuyorlar. gerizekalılar.

bundan sonra bu ülkede tek kelime etmem lgbt hakları için. bana ne? yarın gidip ailemede tövbe ettim yok öyle bir şey derim. ne diye üzüyorum ki ben ailemi? sessiz sakin hayatımı yaşarım. okulumu bitirince de siktir olup giderim amerika'ya.

ayı sözlük itiraf

gay olmadığım halde erkeklerle cinsel ilişkim çok oldu (öpüşme ve sevişme hiç olmadı). anal ilişki ve düşüncesi bence çok çekici. yatsın yanıma götümü başımı dağıtsın sonra yatsın hali bence daha güzel.

her boku yiyip domuz eti yemeyen tipler

bıkmadınız milletin yediğini içtiğini eleştirmeye.

başkaları sizin yaşam tarzınıza karışsa "kömsö bözö önlömöyör" dersiniz. adam belki her boku yemeyi seviyor ama domuz eti yemeyi sevmiyor, olamaz mı?





30 yaşını geçtiği halde ailesiyle yaşayan adam

okullar okunmuş, iş güç sahibi olunmuş, evlenmemeyi tercih etmiş adamın ailesiyle yaşama durumudur. annesinin yaptığı yemekleri yemenin, temiz ve ütülenmiş çamaşırlar giymenin rahatlığını bırakamamış adamdır. muhtemelen ev işlerine uygun değildir. tek başına bıraksan ya yemeği yakar ya da gömlekleri ütülerken kat izi bırakır. aileyle oturmak demek, anne ve babanın otoritesini kabul etmek ve hayatını onların dünya görüşlerine göre şekillendirmek demektir. bir insan 30 yaşını geçtiği halde hala evin oğluşu muamelesi görüyorsa oturup düşünmesi gerekir.

tabii istisnası olanları bu durumun dışında tutuyorum.

edit: 30 yaşını geçtiği halde ailesiyle yaşayan adam beğenmedi.*

gay accountlarda feminenler ölsün akımı

genelde feminenleri rahatsız eden durum, anlıyorum.

ancak pek çok yazarında dediği gibi bir gey olarak maskülenlik arıyorum. pizzayı elleriyle yiyen, tornavidayı alıp ev işi yapan, araba bozulunca kendi işini görebilecek birisini. lady gaga dinleyip, skinny jeans pantolonların içinde kırıtan birisini değil. ben ilk kategorideyim ve ilk kategoriden hoşlanıyorum. bu yüzden arayışıma daha çabuk ulaşabilmek için feminenler yazmasın diyorum.

bir de kafa yapısı olarak çok farklıyız. etrafımdaki kadın arkadaşlarıma bakıyorum bir de feminen geylere bakıyorum... nasıl başarıyorlar bilmiyorum ama kadın arkadaşlarımdan daha kadın olmayı başarıyorlar. bilmiyorum belki burada da dendiği gibi aslında onlar gey değildir. transtırlar. ya da başka bir yaşam formu. gerçi onlar kendilerini ne olarak tanımlıyorlarsa o'durlar. benim haddime değil. ama hoşlanmıyorum işte. umarım onlarıda seven birileri vardır. hem benim sevgime muhtaç değiller ki. takılmasınlar bu kadar.

ülkede boğaziçi ve odtü'den başka üniversitenin olmaması

türkiye'nin acı gerçeği. eğer tıp fakültelerini ve hukuk fakültelerini çıkarırsanız bu okullar dışında türkiye'de doğru düzgün bir tane üniversite yok. belki itü veya bilkent'in bazı bölümleri bazı konularda iyi olabilir ancak genele baktığımızda bunlar bir üniversiteyi iyi yapmaya yetmiyor.

bir de şöyle bir tesellisi vardır bu okullara girmeyenlerin/giremeyenlerin* önemli olan nereden mezun olduğun değil nasıl mezun olduğun.*

eksi oy verenin kim olduğunu bilmediğimiz halde bir yazarı eksici olarak suçlamak

geçenlerde yukarıda bahsi geçen yazar bana mesaj atmış. benim yazdığım ikinci c sendin xxxxx, diye. çok şaşırdım ve üzüldüm. çünkü kendisine özel bir düşmanlığım yok. düşmanlığı bırakın sözlüğe ilk kayıt olduğum günlerde seri eksi verdiğim günün gecesinden dark bear tarafından uyarıldıktan sonra yaptığımın pasif-agresif ve sinsi bir davranış olduğunu fark edip seri eksi oy vermeyi bıraktım. ha,genelde artık eksi oy vermem ama hoşlanmadığım bir yazarın düşüncesini beğenmediysem anında eksiyi basarım ki tanım cümlelerini, bilgi cümlelerini asla eksilemem. dediğim gibi sevmediğim yazarların belli başlı görüşlerini eksilerim. ama beğenmediysem.

şimdi bu yazar bana öyle diyince ne yalan söyleyeyim üzüldüm. çünkü kendisiyle daha doğru düzgün tanışmadan onun düşmanı olduğumu düşünmüş. bir kaç gündür entrylerini gördükçe artılıyorum. kafasında soru işareti kalmasın diye. aman alt tarafı bir sözlük, eksi - artı için birbirimizi üzmeye değer mi? artılar feda olsun.*

mustafa kemal atatürk

(bkz: atam atam sen kalk ben yatam)

yok efendim o kadar şişirmeyin. özel bir adamdır. hatta bir dahidir. yaptığı pek çok şey vardır ancak kimse varlığını ona muhtaç değildir. kimse hiçbir şeyi kimseye muhtaç değildir. belki anne ve babamıza çok şey borçluyuz. ayrıca yaptığı bazı hatalar bugün pkk'nın doğmasına sebep olan bir domino halkasının ilk taşını devirmiştir.

götten gelen kanı alna sürmek

aktifin, bekaretini aldığı pasifinin, çatlayan deliğinden çıkan bir iki damla kanı pasifinin alnına sürme durumudur. bir kaç dakika göz göze gelinir. sonra yavaşça pasifin alnından öpüldükten sonra domaltılıp çatır çutur sikmeye devam edilir. ayrıca pasifin yüzüne attırmaktan daha romantik taam mı?!
Henüz takip ettiği biri yok.