cikolatali kek

Durum: 1906 - 0 - 0 - 0 - 11.11.2016 23:35

Puan: 26948 - Sözlük Kaşarı

12 yıl önce kayıt oldu. 4.Nesil Yazar.

sometimes, change is everything
  • /
  • 96

hoşlanılan erkeğin ayaklarının 41 numara olması

sanırım bu nefretin sahipleri şu videodaki hanım teyze gibi düşünüyorlar. her neyse nefret edenler nefret etmeye devam edecekler.*



bu arada ayak numaram 44,5.

bülent ersoy

ht hayat yazarı pınar aksu kendisi hakkında çok güzel bir yazı yazmış. buradan pınark aksu'yu tebrik ediyorum.

http://gzone.com.tr/lgbtilerin-merak-ett...

alttaki yazara soracaklarım var

altınız ıslattıysan ve yarın oruç tutacaksan al. eğer seni yapış yapış yapan o nemli şehirlerde yaşıyorsan, al.

vakit geçirmekten keyif aldığın bir insana güvenmediğinde ne yaparsın? güven ne kadar önemlidir?

eskişehirde üniversite okumak

güzel fikirdir. bu sözlükten çıkacağını düşünmüyorum ancak olur da bu sayfayı aşırı muhafazakar bir oğlan çocuğu olarak gidiyorsanız, eskişehir'i ailenizden uzak sizin deyiminizle "her pisliği yiyebileceğiniz" ve sonra tövbe edip yozgatınıza geri döneceğiz bir yer olarak görüyorsanız gitmeyin. şehir siz olmadan çok güzel. ne gerek var size...

teşekkür etmeyi becerememek

çok kolay teşekkür eden birisi olarak bu tarz insanlarda hep gizliden gizliye bir kibir hali olduğunu düşünüyorum. en azından zaten yapması gerekiyordu ne diye teşekkür edeyim gibi. ben en azından, hiç içimden gelmese bile karşımdakini daha fazla teşvik etmek için teşekkür ediyorum. insanları bana yardımları dokunduğunda iyi hissettirmek hoşuma gidiyor. zor değil, 14 kelime ve iki kelime.*)

queer

eskiden eşcinsel erkekleri aşağılamak için kullanılırken 1990'lı yıllardan itibaren lgbti hareketini tanımlayan bir ifade haline gelmiştir. queer kelime anlamı olarak "tuhaf, acayip" demektir. ancak her ne kadar ana akım eşcinseller erkekler ve kadınlar bu kelimeyi sahiplenmiş olsa bile queer kavramı değişkendir. bugün topluma queer olan bir 5 sene sonra queer olmayabiliyor.

alttaki yazara soracaklarım var

cevap alanım kısıtlanmış gibi hissediyorum. çoktan seçmeli soruları daha çok seviyorum.

alttaki yazar hiç hırsızlık yaptın mı? küçük şeyler çalma/aşırmak gibi gibi. yaptıysanız ne aşırdın?

herkesin her şeyden anlaması

beni en çok şaşırtan şeylerden bir tanesi. insanlar her şey hakkında konuşuyorlar. neden? neden yani? adama bakıyorsun sanayide esnaf ama diyetisyen arkadaşımla çok güzel ağız dalaşı yapıyor. ağzını yaya yaya "sen bilmiyorum yeğenim," deme küstahlığında bulunabiliyor. ya da bakıyorsun üç çocuklu ev kadını muayeneye gittiği doktora internetten öğrendiği üç beş bilgiyle yol gösteriyor.

sadece "bilmiyorum" demenin zor geldiği insanlar.

rahatlık göstergesi olarak yapılanlar

sinemada ayakları ön koltuğa uzatmak.

travesti

bu aralarda isimleri çok sık zikrediyorum. ne zaman sanal ortamda homofobisini kusan birisini göresem "sen hiç travesti yarrağı yedin mi? 3-5 tanesinin seni bir odada domaltmasını ister misin?" diye soruyorum. of suratlar, bakışlar, sessizlik.*

horizonmersin

nereye gitti diye merak ettiğim yazar. epeydir düşüncelerinden mahrum bıraktı bizi.
yokluğu hissediliyor. umarım sözlük'e küsmemiştir. umarım sadece tatil yapıyordur.

menüye bakıp bakıp çay söylemek

ne içeceğimize karar veremediğimiz zaman arkadaşlarla rast gele "çay" diye hönkürüyoruz. yazık adam dakikalardır gelip gidiyor başımızda.

bir de türk kahvesi diye hönkürdüğümüz versusu var.

ayı sözlük'ün homofobik saldırıya uğraması

bu gece sözlük'e giripte yazarlığımın alındığını görünce nasıl üzülmüştüm. mesaja atmaya çalışıyorum, kimseye atamıyorum. acaba yokluğumu fark eden olur mu falan diyorum. lan diyorum ne yaptımda attılar acaba falan. acaba oral seks yapan kızları çok eleştirdim dark bear ona mı kızdı attı falan diye geçiriyorum sonra yok diyorum bahsettiğimiz kişi dark bear, halklailiskilililierci değil.*

sonra sözlük'te ayı oğlu ayılar hepinizin götünü sikeyim başlığını görmüştüm. acaba dedim birisi benim hesabımı ele geçirdi o başlığı bana mı açtırdı. sonra attılar beni falan. sonuçta 3-4 saat girememiştim sözlük'e. sonra diyorum sen kimsin, başkan obama'mısın kim senle bu kadar uğraşsın.*

ardından bakıyorum entryler duruyor. vay dark bear diyorum cillop gibi entry'leri silmemişsin tabii. hıh falan.*

neyse tadım yerine geldi. ehe.

ara sıra gelen intihar etme isteği

eskiden çok sık gelirdi. lise hiç kolay geçmedi. ailevi sorunlar falan. sonra ölmeye hazır olmadığını anlıyorsun, istekten öteye geçmiyor. mücadele edin gençler. pes etmeyin. hiçbir şeyin son olmadığını hatırlayın. ne sonsuza kadar mutlu diye bir şey vardır ne de sonsuza kadar mutsuz. hayat akışkandır.

cumhurbaşkanlığı sarayı

yeni saray.

o değil de sanal tur yaparken fark ettim. eski cumhurbaşkanlarının fotoğraflarını sütunların arasına asmışlar. hepsi yan yana. sadece bir tane boşluk kalmış. yani şimdiki gitse, onun fotoğrafını asacaklar ama sonrakini asacak yer yok. adam her şeyi planlamış yahu.

istanbul'da ziyaret edilecek mekanlar ve sebepleri

sözlükçülerin istanbul'daki favori mekanlarını ve bunların sebeplerini içerir. neresi neyiyle meşhurdur? nerede ne yapmak gerekirdir falan gibi.

göğüs kıllarını jilet ile alan insan

lazerden bir gün önce yapması gerekiyordur. bilir ki o kıllar ne kadar uzunsa ertesi gün lazerde canı o kadar yanacak.

july 6th is coming... pf.

eski erkek arkadaşımın yeni sevgilisi bir kadın

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

alttaki yazara soracaklarım var

bazı insanlar vardır. kayıp puzzle'nızın parçasıdır. eğer sevgilin dediğin adam o'ysa elbette onu seçerim. onun dışında aile her şeyden önemlidir. aile köktür, kökendir. aile, en azından benim ailem için, ne yaparsan yap döndüğünde sevileceğini bildiğin yerdir. o adam dışında, kimse bunu hak etmez.

hayatında sahip olduğun en pahalı şey ne?



  • /
  • 96
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 1906

iğrençsin ama o kadar yol geldim sevişeyim bari

asla içinde bulunmadığımdır.

hayatımda bir kere sevişmek istemediğim birisiyle seviştim. o da hastalık gibiydi. uzun süre atamamıştım üzerimden.

artık "hayır," diyorum. "seninle sevişmeyeceğiz."

unutmayın, siz bir tanesiniz, kimseyle vakit harcamak peşkeş çekmek zorunda değilsiniz.

cinsel yönelim

herkes potansiyel biseksüeldir.

ayı sözlük'te dışlanmaktan korkmak

böyle biri/birileri var mı bilmiyorum ancak c tipi kişilik'e sahip olduklarını düşünüyorum.

vücut geliştirme

öncelikle bu sporun yüzde 60'ı yemek yüzde 20'si uyku ve yüzde 20'si harekettir. yani o vücutlar sadece ağırlığın altına yatarak gelişmiyor. tam tersine, uyku ve beslenmeyi yeterli almazsanız ağırlık çalışması sırasında parçalanan kaslarınız onarılmaz ve güçten düşerseniz. evet, ağırlık çalışırken kaslarınızı parçalarsınız. yemek ve uyku ile daha güçlü şekilde onarırsınız.

bir diğer yanlış ise pek çok spor salonunda verilen çoklu antreman programları. bu programların çoğu hiçbir işe yaramaz. neden mi? siz eğer pazartesi göğüs çalışıp haftaya pazartesiye kadar göğsünüzü çalıştırmazsanız doğru düzgün yol kat edemezsiniz. bakın, başlarda vücudu hızla gelişirken zamanla gelişimi duran ve sudak çıkmış ördek gibi salonlarda arkadaşlarına "abi benim vücudum neden artık gelişmiyor yaa" diye dolaşan arkadaşların en büyük sorunlarından birisi budur. çünkü bu spora yeni başlayan birisinin vücudu çok hızlı gelişecektir. bunu programla alakası yok. zamanal kas kütlesi artışı durur. işte sizin yapacağınız çoklu program bunu engeller.
peki çoklu programı kimler yapabilir? jay cutler yapabilir, arnold yapabilir. bu işi meslek haline getirmiş, hayvan gibi beslenip hayvan gibi yaşayan hayvanlar yapabilir. stereoid kullnananlar yapabilir. ancak onlarda gelişim olur.

yeni başlayanların yaptığı en büyük hatalardan birisi ise hemen ağır yüklerin altına girmeleri. okulun salonuna böyle haldır huldur gelen kaç arkadaşı ağırlıkların altından aldım bilmiyorum. vücut geliştirmeye yeni başlayan birinin kasları güçsüzdür. sinir sistemi güçsüzdür. sinir sistemi bu sporda çok önemlidir. bakın haltercilere ve hamallara... hiçbir çok kaslı değillerdir ancak oldukça kuvvetlidirler. neden? çünkü sinir sistemleri çok kuvvetli. sizinde ilk önceliğiniz sinir sisteminizi uyandırmak ve harekete geçirmek olmalıdır. zaten kaslarınız zamanla çalışmaya başlayacaktır. ama sinir sistemi önemli. sinir sistemini kuvvetlendirmek için ne yapmalı? aynı hareketli yavaş ve düzenli olarak yapmalısınız. aceleye gerek yok.

hah, aklıma gelmişken. bir de vücut geliştirme ekolü olarak brad pitt var. fight cluptaki gibi olsam yetercilere gelsin bu paragraf. ben hayvan gibi olmak istemiyorumculara gelsin. bu hatayı bu spora ilk başladığımda bende yapmıştım. spora başladığımda yağlarım vardı. az yiyordum. çünkü çok yersem "hayvan gibi olmaktan" korkuyordum. ama bir türlü doğru düzgün ilerleyemiyordum. sonra anladım ki bu sporu yapmak için "hayvan gibi yemek" gerekiyor. sonuçta o kaslar elma, armut yiyerek oluşmuyor. neler neler yiyorum gene de hayvan gibi olmuyorum. çünkü o hayvan gibi dediğiniz adamlar gerçekten hayvan gibi yiyen hayvanlar. stereoid almaları cabası.

şimdilik aklıma gelen bunlar. daha sonra güncellerim.

gay ilişkilerdeki en büyük sorun

erkeklerin sekse çok fazla önem vermesi. özellikle genç çiftlerin en büyük sorunu bu. seks, seks, seks. heteroseksüel bir çiftte en azından kadın ilişkinin duygusal tarafını sırtlayabilirken, bakınız lezbiyenlerin daha sağlam ilişkilerinin olması, bizde bu duygusal tarafı sırtlayacak kimsenin olmaması. bakınca otuza yaklaşmış veya otuzun üstünde geylerin ilişkileri daha sağlam. çünkü adamlar ancak belli cinsel hazzı içlerinde çürütünce ilişki yaşayabilecek kafaya gelebiliyorlar.

green apple'a cephe arkadaşları aranıyor

aziz ordumuzun uçaklarla cepheden cepheye uçuştuğu şu mübarek günlerde, sözlükte tek başına trollenmekten ve bilimum savaş karşıtı insana göğüs germekten memeleri sarkan, ışık ve sevgiyle, green apple'a cephe arkadaşları aramaktayız. eğer sizlerde 7/24 sol framei türklerin boklarının ne kadar pembe olduğuna dair doldurabilir, bütün bearhairy başlıklarının altına çemkirebilirseniz, durmayın başvurun.

aranan kriterlerimiz;

-düşük bir zeka
-bütün gün bilgisayarda vakit harcayacak kadar işsiz olmanız
-yazım yanlışları ve imla hatalarıyla dolu bir grameriniz
-2 veya 3 kelimeden fazla cümleler kurmamanız gerekmektedir.

hadi ne duruyorsunuz! dutchbear'ın eksikliğinde bu ablanıza sahip çıkmak, onu cephede bu savaş karşıtı çiçek çocuklarla yalnız bırakmamak için alın elinize klavyelerinizi.

onur yürüyüşünde iki kadının çırılçıplak soyunması

öncelikle herkesin yaptığı işe saygı duyuyorum. kimse oturduğum yerden eleştirmeye hakkım yok, biliyorum. sonuçta ben tüm lgbt'leri destekleyen arkadaşlarıma rağmen kendimde onur yürüyüşünde yürüyecek gücü bulamıyorum. sonuçta tüm arkadaşlarım facebook profillerini gökkuşaklarıyla döşerken ben hiçbir şey olmamış gibi devam ettim. türkiye'de yapılan onur yürüyüşüne de son derece saygı duyuyorum ancak zaman zaman kendime "neden onur yürüyüşüne katılmaktan bu kadar çekiniyorsun" diye sormadan edemiyorum.

şimdi izin verirseniz burada biraz bunu açıklayacağım. ama en başında şunu özellikle belirtmek istiyorum, bu uğurdan yapılan her şeye son derece saygı duyuyorum. sadece benimki biraz özeleştiri gibi.

eskiden en yakın arkadaşım olan çocukla, o da gay olduğunu öğrendim, onur yürüyüşü hakkında konuşurken "ya biz orada lgbt bireylerin hakkını savunuyoruz yoksa orospuların gördüğü polis şiddetini mi savunuyoruz?" diye sordum. "ben orada anneme aşkımı savunacağım yoksa aileme para karşılığı bedenini satmanın doğru bir şey olduğunu duyuracağım? ailem benim bir erkekle sevişmenin kabul edememişken beni bir hayat kadınıyla kol kola görseler ne düşünürler?" ki seks işçileriyle hiçbir problemim yoktur. ama benim yürüyüşümle bunun alakası ne?

biliyorsun türkiye'de tanzimattan sonra pek çok şey avrupa'dan direk alındı. biz roman üretmedik. şiir yazmadık. avrupa'dan alıp onu taklit ettik. bize hep batıyı takip etmek derken hep batıyı taklit etmeyi öğrettiler. şimdi onur yürüyüşünde yapılanda aynen bu. biz amerika'da bu yürüyüş nasıl yapılıyorsa aynen onu alıyoruz. taklit ediyoruz. senin muhattap olduğu adam obama değil ki? senin komşun kızını beceren adamla futbol izleyen john doe değil senin komşun kızını bir erkekle el ele görse tekme tokat döven onu eve kilitleyen hasan usta! seni nasıl bir amerika'lı gibi yaparsın?

recep ile şaban'ın arasın ramazan giremez! allah aşkına bu sloganı ne kadar düşündünüz? siz akp'nin yüzde 40 mhp'nin yüzde 16 aldığı bir ülkede, ki chp ile hdp'de ki muhafazakarları saymıyorum bile, bu şekilde saygı göreceğinizi mi bekliyorsunuz?

biraz önce paylaşılan görüntüleri izledim. yahu sen nasıl benim onur yürüyüşümde gidip oral seks yaparsın. bok. bok. bok. bok. boksunuz. ben anneme saatlerce iki erkeğin aşkını anlatayım, kalp hastası babamı iki erkeğin birbirini sevebileceğine ikna etmeye çalışacağım siz gidin benim cinsel yönelimimi içine aldığınız bir "onur yürüyüşü" düzenleyin ve çırılçıplak birbirinize oral seks yapın. boklar. boksunuz işte. şimdi bu görüntüyü ailem görse ben onlara ne derim? 1 senedir uğraştığım şeyi nasıl hiç edersiniz? hep üzülüyordum lgbt'ler haber programların yer bulmuyor diye. iyi ki bulmuyorlar. gerizekalılar.

bundan sonra bu ülkede tek kelime etmem lgbt hakları için. bana ne? yarın gidip ailemede tövbe ettim yok öyle bir şey derim. ne diye üzüyorum ki ben ailemi? sessiz sakin hayatımı yaşarım. okulumu bitirince de siktir olup giderim amerika'ya.

ayı sözlük itiraf

gay olmadığım halde erkeklerle cinsel ilişkim çok oldu (öpüşme ve sevişme hiç olmadı). anal ilişki ve düşüncesi bence çok çekici. yatsın yanıma götümü başımı dağıtsın sonra yatsın hali bence daha güzel.

her boku yiyip domuz eti yemeyen tipler

bıkmadınız milletin yediğini içtiğini eleştirmeye.

başkaları sizin yaşam tarzınıza karışsa "kömsö bözö önlömöyör" dersiniz. adam belki her boku yemeyi seviyor ama domuz eti yemeyi sevmiyor, olamaz mı?





30 yaşını geçtiği halde ailesiyle yaşayan adam

okullar okunmuş, iş güç sahibi olunmuş, evlenmemeyi tercih etmiş adamın ailesiyle yaşama durumudur. annesinin yaptığı yemekleri yemenin, temiz ve ütülenmiş çamaşırlar giymenin rahatlığını bırakamamış adamdır. muhtemelen ev işlerine uygun değildir. tek başına bıraksan ya yemeği yakar ya da gömlekleri ütülerken kat izi bırakır. aileyle oturmak demek, anne ve babanın otoritesini kabul etmek ve hayatını onların dünya görüşlerine göre şekillendirmek demektir. bir insan 30 yaşını geçtiği halde hala evin oğluşu muamelesi görüyorsa oturup düşünmesi gerekir.

tabii istisnası olanları bu durumun dışında tutuyorum.

edit: 30 yaşını geçtiği halde ailesiyle yaşayan adam beğenmedi.*

gay accountlarda feminenler ölsün akımı

genelde feminenleri rahatsız eden durum, anlıyorum.

ancak pek çok yazarında dediği gibi bir gey olarak maskülenlik arıyorum. pizzayı elleriyle yiyen, tornavidayı alıp ev işi yapan, araba bozulunca kendi işini görebilecek birisini. lady gaga dinleyip, skinny jeans pantolonların içinde kırıtan birisini değil. ben ilk kategorideyim ve ilk kategoriden hoşlanıyorum. bu yüzden arayışıma daha çabuk ulaşabilmek için feminenler yazmasın diyorum.

bir de kafa yapısı olarak çok farklıyız. etrafımdaki kadın arkadaşlarıma bakıyorum bir de feminen geylere bakıyorum... nasıl başarıyorlar bilmiyorum ama kadın arkadaşlarımdan daha kadın olmayı başarıyorlar. bilmiyorum belki burada da dendiği gibi aslında onlar gey değildir. transtırlar. ya da başka bir yaşam formu. gerçi onlar kendilerini ne olarak tanımlıyorlarsa o'durlar. benim haddime değil. ama hoşlanmıyorum işte. umarım onlarıda seven birileri vardır. hem benim sevgime muhtaç değiller ki. takılmasınlar bu kadar.

ülkede boğaziçi ve odtü'den başka üniversitenin olmaması

türkiye'nin acı gerçeği. eğer tıp fakültelerini ve hukuk fakültelerini çıkarırsanız bu okullar dışında türkiye'de doğru düzgün bir tane üniversite yok. belki itü veya bilkent'in bazı bölümleri bazı konularda iyi olabilir ancak genele baktığımızda bunlar bir üniversiteyi iyi yapmaya yetmiyor.

bir de şöyle bir tesellisi vardır bu okullara girmeyenlerin/giremeyenlerin* önemli olan nereden mezun olduğun değil nasıl mezun olduğun.*

eksi oy verenin kim olduğunu bilmediğimiz halde bir yazarı eksici olarak suçlamak

geçenlerde yukarıda bahsi geçen yazar bana mesaj atmış. benim yazdığım ikinci c sendin xxxxx, diye. çok şaşırdım ve üzüldüm. çünkü kendisine özel bir düşmanlığım yok. düşmanlığı bırakın sözlüğe ilk kayıt olduğum günlerde seri eksi verdiğim günün gecesinden dark bear tarafından uyarıldıktan sonra yaptığımın pasif-agresif ve sinsi bir davranış olduğunu fark edip seri eksi oy vermeyi bıraktım. ha,genelde artık eksi oy vermem ama hoşlanmadığım bir yazarın düşüncesini beğenmediysem anında eksiyi basarım ki tanım cümlelerini, bilgi cümlelerini asla eksilemem. dediğim gibi sevmediğim yazarların belli başlı görüşlerini eksilerim. ama beğenmediysem.

şimdi bu yazar bana öyle diyince ne yalan söyleyeyim üzüldüm. çünkü kendisiyle daha doğru düzgün tanışmadan onun düşmanı olduğumu düşünmüş. bir kaç gündür entrylerini gördükçe artılıyorum. kafasında soru işareti kalmasın diye. aman alt tarafı bir sözlük, eksi - artı için birbirimizi üzmeye değer mi? artılar feda olsun.*

mustafa kemal atatürk

(bkz: atam atam sen kalk ben yatam)

yok efendim o kadar şişirmeyin. özel bir adamdır. hatta bir dahidir. yaptığı pek çok şey vardır ancak kimse varlığını ona muhtaç değildir. kimse hiçbir şeyi kimseye muhtaç değildir. belki anne ve babamıza çok şey borçluyuz. ayrıca yaptığı bazı hatalar bugün pkk'nın doğmasına sebep olan bir domino halkasının ilk taşını devirmiştir.

götten gelen kanı alna sürmek

aktifin, bekaretini aldığı pasifinin, çatlayan deliğinden çıkan bir iki damla kanı pasifinin alnına sürme durumudur. bir kaç dakika göz göze gelinir. sonra yavaşça pasifin alnından öpüldükten sonra domaltılıp çatır çutur sikmeye devam edilir. ayrıca pasifin yüzüne attırmaktan daha romantik taam mı?!
Henüz takip ettiği biri yok.