ben aileme ve en yakın arkadaşlarıma açıldım. ailem kabul etsin, tüm dünyaya açılacağım. çünkü ben güçlü bir adamım. belli bir noktaya geldim ve bazı şeyleri aştım. ama herkes benim geldiğim noktaya gelemediği için kimseyi yargılamıyorum.
ablam üniversite hocası. derslerinde sürekli lgbt haklarından bahsettiği için hocalık yaptığı kampüste ne kadar lgbt birey varsa hepsi kendisini sever ve sayar. hatta bazı öğrencilerinin ailesine yemeğe gitmişliği bile vardır, neyse benim anlatacağım bu değil. konu dolaptan çıkmış/açılmış bir öğrenci ve onun nasıl tecavüzden kurtulduğu hakkında.
evet, yanlış okumadınız. bu çocuk herkese açılıyor ve açıldıktan sonra önce sevgilisi terk ediyor sonra bir gün ders çıkışı bir arabaya zorla bindiriliyor. eğer arabanın benzini bitmese ve adamlar çocuğu arabada bırakacak kadar aptal olmasalar büyük ihtimalle o çocuk tecavüze uğramıştı. belki öldürülmüştü. işin üzücü yanı ne biliyor musun, şu konumda insanlar özgecan için eylem yaparken, ki yapsınlar buna kesinlikle karşı değilim, senin için kılını kıpırdatmaz. akşam haberlerinde yer bile bulamazsın. şansın varsa bir mahali gazetenin üçüncü sayfasında bir köşe kapabilirsin!
ben güçlüydüm. benim ailem bana bir fiske dahi atmadan büyüttü. iyi okullara gittim. iyi insanlarla arkadaş oldum. bunun için şanslıydım. ama herkes bu şansa sahip değil. herkes böyle bir ortamda yaşamıyor. ve bugün türkiye'de basit bir yürüyüşte bile saldırıya uğrayan bu insanlardan nasıl açılmalarını beklersin? kime güvensinler?
onlardan nefret eden bir anadolu'ya mı?
hükümete mi?
kendilerini korumaları gerekirken saldıran polise mi?
bunu diyen adamın ilk fırsatta ailesinin yanında porno açmasını istiyorum. hatta gay pornosu olmasına bile gerek yok heterororo pornosu bile açabilir. ya da sokak ortasında bir kadının, yazanın erkek olduğunu tahmin ediyorum, amını yalasın. insanların tepkisi ne olacak bakalım. hadi bunu türkiye'de yapmasın, amerika'da yapsın. sokak ortasında bir kadının amını yalasın. sikerler olm sikerler.
ayrıca sabah ereksiyonunu gizlemesin. mastürbasyon yaparken kapısını açık bıraksın. seks normal ya hani. orgazm olmayı herkesin içinde yaşayabilmeliyiz. ya da ailesi akşam haberlerini izlerke sikini çıkarıp tokatlamaya başlasın.
açılmak/dolaptan çıkmak çok önemli bir şeydir. bunu gerçekleştiren adam/kadın, bunu kendi hür vicdanı ile istemeli. ali için mehmet için veya oya ile ayşe için bunu yaparsa yarın öbür gün pişman olabilir. onun için iki günlük insanlarsınız, belki bugün onun hayatındasınız ama yarın ne olacağınız belli değil, sakın egolarınız için insanları yapmak istemedikleri şeylere zorlamayın.
sokakta elini tutmak, rahatça öpmek, cafelerde sarılmak bende istiyorum ama sevdiğim birinden, özellikle sevdiğim kısmını belirtmek istiyorum, böyle bir sorumluluk isteyemem. sonuçta bu hayat onun hayatı.
bilen bilir. bu partiyi günahım kadar sevmem. ancak başımızı iki elimizin arasına alıp düşünecek olursak bugün devlet bahçeli tabanına zıt hiçbir şey söylemiyor. sosyal medyada sürekli bahçeli'nin bu tavrını akp yalakası/destekçisi olmakla bir tutanlar var. yanılıyorlar.
sizin çevrenizde mhp ile hdp'nin ortak olmasını isteyen bir tane mhp'li/ülkücü var mı? sizin çevrenizde sol görüşü savunan bir tane mhp'li/ülkücü var mı? bangır bangır türkçenin uyanışı mitingleri düzenleyen adamdan nasıl kürtçenin kabul edilmesini savunan bir partiyle beraber yürümesini beklersiniz? gururla "ne mutlu türküm" diyen adamlardan nasıl istiklal marşı'nı okumayan bir partiyle omuz omuza savaşmasını beklersiniz.
evet, mhp'yi günahım kadar sevmem. ancak adamlar onurlu duruyorlar. düşüncelerinden hiçbir zaman vazgeçmiyorlar. ki şu an mecliste hdp ve akp'nin de yaptığı budur. hdp ve akp'de tıpkı mhp gibi düşüncesinin arkasında duran partidir. sevmem ama düşmanıma saygı duymayı biliyorum.
çok sonradan gelen edit: akp'nin hiçbir şeyin arkasında durduğu yok. belli bir düşünce sistemi olduğunu bile düşünmüyorum. adamları bilgisayarımın klasöründe etiketleyecek olsam #din ve #iktidarolmak #sonsuzakadaryönetmearzusu #diktatör etiketleri altında toplarım. şu an mecliste kurulduğu günden beri düşüncesinin arkasında duran tek hdp ve mhp var.
ekstra edit: chp'de çok iyi bir parti olma yolunda ilerliyor.
insanın abazanlığıyla doğru olarak algıladığı şey olsa gerek. yakışıklı gelirler. tüpçü de yakışıklı gelir, sütçü de yakışıklı gelir. mahallenin bakkalı bir içim sudur zaten. sakin.
6 nisan 1982 doğumlu ispanyol oyuncu/model, son olarak sense8'in baş rollerinden. sense8'te ne zaman çıksa ispanyolca şarkı söyleyesim geliyordu sözlük gene funboy'luğum tuttu.
kendisi aynı zamanda jon kortajarena'nın arkadaşı.
en yakın kadın arkadaşlarım spora başlayacakları zaman bana hep "aa cikolatali kek şunun gibi olmak istemiyoruz," derler.
zaten normal bir şekilde, yemesine içmesine dikkat ederek ve sporunu aksatmadan ve proteinini düzgünce alan, spor yapan hiçbir kadın böyle olamaz! çünkü bir kadının böyle olması için ilaç kullanması gerekir. bakın ilaç diyorum, protein tozu olarak bilinen besin takviyelerinden bahsetmiyorum. çünkü bir kadının salgıladığı hormonlar, anatomisi gereği erkeğinden farklıdır. yani aynı sporu aynı koşullarda yapan bir erkek ile kadının kas büyümesi farklı olur. erkek daha çok kalınlaşır.
bahsettiğim şekilde, ilaçsız spor yapan kadın böyle olur.
ha eğer isterseniz düzgün çalışarak six pack yapılabilir. ama dediğim gibi ilaçsız, o kimsenin beğenmediği görüntüyü kazanamazsınız.
2 - tek gecenin ardından aşık olduğum adamdansa veya beni boşluk anında becerip sonrada görmek istememiş bir adamsa; çok düşünürüm. büyük ihtimalle adamı sevdiğim için karnımdaki veledide severim. ama aldırmam gerek falan diye düşünürken büyük ihtimalle o bebek doğar.
3 - fuckbudy'den hamile kaldıysam; eğer 30'dan genç isem aldırırım. 30'dan büyük isem daha ne zaman bu şans elime geçer, zaten kuruyorum falan diyerek çocuğu doğururum. babasına da doğurduktan sonra söylerim ama babalık yapmak zorunda değilsin. sorumluluğu bana ait diye eklerim. belki adam karşı çıkar falan 30'umdan sonra kim tekrar hamile kalmayla uğraşır?
4 - sevgilimden hamile kaldıysam; ölümüne doğururdum. aşk bebeği oğlum o, dünyadaki en kutsal yaratık.
5 - sevdiğim veya sevmediğim adamdan kendi isteğimle hamile kaldıysam; kesin aldırırdım.
ah 5 maddede farklı dizi karakterleri ne düşünür diye verdim. 22 yıl boyunca gözlemlediğim/izlediğim bütün hamile kadınları kustum.*
aslında olay çok basit. bizim ülkemizde insanlar takım tutar gibi oy veriyorlar. yani onlar için kişiler değil, hangi partiden aday oldukları önemli. siz isterseniz dünyanın en namuslu, anadolu insanına göre diyelim, adamını chp'den aday yapın radikal muhafazakarlar için hiçbir şey ifade etmeyecektir. çünkü onun gözünde chp hala camileri ahır yapan, ezanı türkçe okutan partidir. adam 2015 ile düşünmez. çünkü babasının "takımı" chp değildir. aynı şekilde örnekleri akp, mhp ve hdp ile genişletebiliriz.
bana kalırsa türkiye coğrafyasının eşcinseller için en büyük çelişkisi her fırsatta "yaratılanı severiz yaratandan ötürü severiz," diyen insanlardan şiddet ve nefret görmeleridir. yani sen bu kadar sevgi dolu olduğunu iddia edeceksin sonra insanları hayat tarzlarından dolayı dışlayacaksın. işte benim için türkiye coğrafyasının eşcinseller için bence en büyük çelişkisi budur.
çok kaliteli entry'ler giren, zihnimde hep glee'nin son sezonunda adını bilmediğim çocuk olarak canlanan, kaliteli insan. en azından ben entry'lerine bakarak öyle olduğunu düşünüyorum.
öncelikle bu sporun yüzde 60'ı yemek yüzde 20'si uyku ve yüzde 20'si harekettir. yani o vücutlar sadece ağırlığın altına yatarak gelişmiyor. tam tersine, uyku ve beslenmeyi yeterli almazsanız ağırlık çalışması sırasında parçalanan kaslarınız onarılmaz ve güçten düşerseniz. evet, ağırlık çalışırken kaslarınızı parçalarsınız. yemek ve uyku ile daha güçlü şekilde onarırsınız.
bir diğer yanlış ise pek çok spor salonunda verilen çoklu antreman programları. bu programların çoğu hiçbir işe yaramaz. neden mi? siz eğer pazartesi göğüs çalışıp haftaya pazartesiye kadar göğsünüzü çalıştırmazsanız doğru düzgün yol kat edemezsiniz. bakın, başlarda vücudu hızla gelişirken zamanla gelişimi duran ve sudak çıkmış ördek gibi salonlarda arkadaşlarına "abi benim vücudum neden artık gelişmiyor yaa" diye dolaşan arkadaşların en büyük sorunlarından birisi budur. çünkü bu spora yeni başlayan birisinin vücudu çok hızlı gelişecektir. bunu programla alakası yok. zamanal kas kütlesi artışı durur. işte sizin yapacağınız çoklu program bunu engeller.
peki çoklu programı kimler yapabilir? jay cutler yapabilir, arnold yapabilir. bu işi meslek haline getirmiş, hayvan gibi beslenip hayvan gibi yaşayan hayvanlar yapabilir. stereoid kullnananlar yapabilir. ancak onlarda gelişim olur.
yeni başlayanların yaptığı en büyük hatalardan birisi ise hemen ağır yüklerin altına girmeleri. okulun salonuna böyle haldır huldur gelen kaç arkadaşı ağırlıkların altından aldım bilmiyorum. vücut geliştirmeye yeni başlayan birinin kasları güçsüzdür. sinir sistemi güçsüzdür. sinir sistemi bu sporda çok önemlidir. bakın haltercilere ve hamallara... hiçbir çok kaslı değillerdir ancak oldukça kuvvetlidirler. neden? çünkü sinir sistemleri çok kuvvetli. sizinde ilk önceliğiniz sinir sisteminizi uyandırmak ve harekete geçirmek olmalıdır. zaten kaslarınız zamanla çalışmaya başlayacaktır. ama sinir sistemi önemli. sinir sistemini kuvvetlendirmek için ne yapmalı? aynı hareketli yavaş ve düzenli olarak yapmalısınız. aceleye gerek yok.
hah, aklıma gelmişken. bir de vücut geliştirme ekolü olarak brad pitt var. fight cluptaki gibi olsam yetercilere gelsin bu paragraf. ben hayvan gibi olmak istemiyorumculara gelsin. bu hatayı bu spora ilk başladığımda bende yapmıştım. spora başladığımda yağlarım vardı. az yiyordum. çünkü çok yersem "hayvan gibi olmaktan" korkuyordum. ama bir türlü doğru düzgün ilerleyemiyordum. sonra anladım ki bu sporu yapmak için "hayvan gibi yemek" gerekiyor. sonuçta o kaslar elma, armut yiyerek oluşmuyor. neler neler yiyorum gene de hayvan gibi olmuyorum. çünkü o hayvan gibi dediğiniz adamlar gerçekten hayvan gibi yiyen hayvanlar. stereoid almaları cabası.
şimdilik aklıma gelen bunlar. daha sonra güncellerim.
erkeklerin sekse çok fazla önem vermesi. özellikle genç çiftlerin en büyük sorunu bu. seks, seks, seks. heteroseksüel bir çiftte en azından kadın ilişkinin duygusal tarafını sırtlayabilirken, bakınız lezbiyenlerin daha sağlam ilişkilerinin olması, bizde bu duygusal tarafı sırtlayacak kimsenin olmaması. bakınca otuza yaklaşmış veya otuzun üstünde geylerin ilişkileri daha sağlam. çünkü adamlar ancak belli cinsel hazzı içlerinde çürütünce ilişki yaşayabilecek kafaya gelebiliyorlar.
aziz ordumuzun uçaklarla cepheden cepheye uçuştuğu şu mübarek günlerde, sözlükte tek başına trollenmekten ve bilimum savaş karşıtı insana göğüs germekten memeleri sarkan, ışık ve sevgiyle, green apple'a cephe arkadaşları aramaktayız. eğer sizlerde 7/24 sol framei türklerin boklarının ne kadar pembe olduğuna dair doldurabilir, bütün bearhairy başlıklarının altına çemkirebilirseniz, durmayın başvurun.
aranan kriterlerimiz;
-düşük bir zeka
-bütün gün bilgisayarda vakit harcayacak kadar işsiz olmanız
-yazım yanlışları ve imla hatalarıyla dolu bir grameriniz
-2 veya 3 kelimeden fazla cümleler kurmamanız gerekmektedir.
hadi ne duruyorsunuz! dutchbear'ın eksikliğinde bu ablanıza sahip çıkmak, onu cephede bu savaş karşıtı çiçek çocuklarla yalnız bırakmamak için alın elinize klavyelerinizi.
öncelikle herkesin yaptığı işe saygı duyuyorum. kimse oturduğum yerden eleştirmeye hakkım yok, biliyorum. sonuçta ben tüm lgbt'leri destekleyen arkadaşlarıma rağmen kendimde onur yürüyüşünde yürüyecek gücü bulamıyorum. sonuçta tüm arkadaşlarım facebook profillerini gökkuşaklarıyla döşerken ben hiçbir şey olmamış gibi devam ettim. türkiye'de yapılan onur yürüyüşüne de son derece saygı duyuyorum ancak zaman zaman kendime "neden onur yürüyüşüne katılmaktan bu kadar çekiniyorsun" diye sormadan edemiyorum.
şimdi izin verirseniz burada biraz bunu açıklayacağım. ama en başında şunu özellikle belirtmek istiyorum, bu uğurdan yapılan her şeye son derece saygı duyuyorum. sadece benimki biraz özeleştiri gibi.
eskiden en yakın arkadaşım olan çocukla, o da gay olduğunu öğrendim, onur yürüyüşü hakkında konuşurken "ya biz orada lgbt bireylerin hakkını savunuyoruz yoksa orospuların gördüğü polis şiddetini mi savunuyoruz?" diye sordum. "ben orada anneme aşkımı savunacağım yoksa aileme para karşılığı bedenini satmanın doğru bir şey olduğunu duyuracağım? ailem benim bir erkekle sevişmenin kabul edememişken beni bir hayat kadınıyla kol kola görseler ne düşünürler?" ki seks işçileriyle hiçbir problemim yoktur. ama benim yürüyüşümle bunun alakası ne?
biliyorsun türkiye'de tanzimattan sonra pek çok şey avrupa'dan direk alındı. biz roman üretmedik. şiir yazmadık. avrupa'dan alıp onu taklit ettik. bize hep batıyı takip etmek derken hep batıyı taklit etmeyi öğrettiler. şimdi onur yürüyüşünde yapılanda aynen bu. biz amerika'da bu yürüyüş nasıl yapılıyorsa aynen onu alıyoruz. taklit ediyoruz. senin muhattap olduğu adam obama değil ki? senin komşun kızını beceren adamla futbol izleyen john doe değil senin komşun kızını bir erkekle el ele görse tekme tokat döven onu eve kilitleyen hasan usta! seni nasıl bir amerika'lı gibi yaparsın?
recep ile şaban'ın arasın ramazan giremez! allah aşkına bu sloganı ne kadar düşündünüz? siz akp'nin yüzde 40 mhp'nin yüzde 16 aldığı bir ülkede, ki chp ile hdp'de ki muhafazakarları saymıyorum bile, bu şekilde saygı göreceğinizi mi bekliyorsunuz?
biraz önce paylaşılan görüntüleri izledim. yahu sen nasıl benim onur yürüyüşümde gidip oral seks yaparsın. bok. bok. bok. bok. boksunuz. ben anneme saatlerce iki erkeğin aşkını anlatayım, kalp hastası babamı iki erkeğin birbirini sevebileceğine ikna etmeye çalışacağım siz gidin benim cinsel yönelimimi içine aldığınız bir "onur yürüyüşü" düzenleyin ve çırılçıplak birbirinize oral seks yapın. boklar. boksunuz işte. şimdi bu görüntüyü ailem görse ben onlara ne derim? 1 senedir uğraştığım şeyi nasıl hiç edersiniz? hep üzülüyordum lgbt'ler haber programların yer bulmuyor diye. iyi ki bulmuyorlar. gerizekalılar.
bundan sonra bu ülkede tek kelime etmem lgbt hakları için. bana ne? yarın gidip ailemede tövbe ettim yok öyle bir şey derim. ne diye üzüyorum ki ben ailemi? sessiz sakin hayatımı yaşarım. okulumu bitirince de siktir olup giderim amerika'ya.
gay olmadığım halde erkeklerle cinsel ilişkim çok oldu (öpüşme ve sevişme hiç olmadı). anal ilişki ve düşüncesi bence çok çekici. yatsın yanıma götümü başımı dağıtsın sonra yatsın hali bence daha güzel.
okullar okunmuş, iş güç sahibi olunmuş, evlenmemeyi tercih etmiş adamın ailesiyle yaşama durumudur. annesinin yaptığı yemekleri yemenin, temiz ve ütülenmiş çamaşırlar giymenin rahatlığını bırakamamış adamdır. muhtemelen ev işlerine uygun değildir. tek başına bıraksan ya yemeği yakar ya da gömlekleri ütülerken kat izi bırakır. aileyle oturmak demek, anne ve babanın otoritesini kabul etmek ve hayatını onların dünya görüşlerine göre şekillendirmek demektir. bir insan 30 yaşını geçtiği halde hala evin oğluşu muamelesi görüyorsa oturup düşünmesi gerekir.
tabii istisnası olanları bu durumun dışında tutuyorum.
genelde feminenleri rahatsız eden durum, anlıyorum.
ancak pek çok yazarında dediği gibi bir gey olarak maskülenlik arıyorum. pizzayı elleriyle yiyen, tornavidayı alıp ev işi yapan, araba bozulunca kendi işini görebilecek birisini. lady gaga dinleyip, skinny jeans pantolonların içinde kırıtan birisini değil. ben ilk kategorideyim ve ilk kategoriden hoşlanıyorum. bu yüzden arayışıma daha çabuk ulaşabilmek için feminenler yazmasın diyorum.
bir de kafa yapısı olarak çok farklıyız. etrafımdaki kadın arkadaşlarıma bakıyorum bir de feminen geylere bakıyorum... nasıl başarıyorlar bilmiyorum ama kadın arkadaşlarımdan daha kadın olmayı başarıyorlar. bilmiyorum belki burada da dendiği gibi aslında onlar gey değildir. transtırlar. ya da başka bir yaşam formu. gerçi onlar kendilerini ne olarak tanımlıyorlarsa o'durlar. benim haddime değil. ama hoşlanmıyorum işte. umarım onlarıda seven birileri vardır. hem benim sevgime muhtaç değiller ki. takılmasınlar bu kadar.
türkiye'nin acı gerçeği. eğer tıp fakültelerini ve hukuk fakültelerini çıkarırsanız bu okullar dışında türkiye'de doğru düzgün bir tane üniversite yok. belki itü veya bilkent'in bazı bölümleri bazı konularda iyi olabilir ancak genele baktığımızda bunlar bir üniversiteyi iyi yapmaya yetmiyor.
bir de şöyle bir tesellisi vardır bu okullara girmeyenlerin/giremeyenlerin* önemli olan nereden mezun olduğun değil nasıl mezun olduğun.*
geçenlerde yukarıda bahsi geçen yazar bana mesaj atmış. benim yazdığım ikinci c sendin xxxxx, diye. çok şaşırdım ve üzüldüm. çünkü kendisine özel bir düşmanlığım yok. düşmanlığı bırakın sözlüğe ilk kayıt olduğum günlerde seri eksi verdiğim günün gecesinden dark bear tarafından uyarıldıktan sonra yaptığımın pasif-agresif ve sinsi bir davranış olduğunu fark edip seri eksi oy vermeyi bıraktım. ha,genelde artık eksi oy vermem ama hoşlanmadığım bir yazarın düşüncesini beğenmediysem anında eksiyi basarım ki tanım cümlelerini, bilgi cümlelerini asla eksilemem. dediğim gibi sevmediğim yazarların belli başlı görüşlerini eksilerim. ama beğenmediysem.
şimdi bu yazar bana öyle diyince ne yalan söyleyeyim üzüldüm. çünkü kendisiyle daha doğru düzgün tanışmadan onun düşmanı olduğumu düşünmüş. bir kaç gündür entrylerini gördükçe artılıyorum. kafasında soru işareti kalmasın diye. aman alt tarafı bir sözlük, eksi - artı için birbirimizi üzmeye değer mi? artılar feda olsun.*
yok efendim o kadar şişirmeyin. özel bir adamdır. hatta bir dahidir. yaptığı pek çok şey vardır ancak kimse varlığını ona muhtaç değildir. kimse hiçbir şeyi kimseye muhtaç değildir. belki anne ve babamıza çok şey borçluyuz. ayrıca yaptığı bazı hatalar bugün pkk'nın doğmasına sebep olan bir domino halkasının ilk taşını devirmiştir.
aktifin, bekaretini aldığı pasifinin, çatlayan deliğinden çıkan bir iki damla kanı pasifinin alnına sürme durumudur. bir kaç dakika göz göze gelinir. sonra yavaşça pasifin alnından öpüldükten sonra domaltılıp çatır çutur sikmeye devam edilir. ayrıca pasifin yüzüne attırmaktan daha romantik taam mı?!