cikolatali kek

Durum: 1906 - 0 - 0 - 0 - 11.11.2016 23:35

Puan: 26948 - Sözlük Kaşarı

12 yıl önce kayıt oldu. 4.Nesil Yazar.

sometimes, change is everything
  • /
  • 96

erkekler bir günlüğüne kadın olsaydı

kız olsalar tüm sorunlarının çözüleceğini, hoşlandıkları her heteroseksüelin kendilerine vereceğini zanneden kezban ruhlu gaylerimizi ortaya çıkarmış. he arkadaş, bir am sizde olacaktı ve tüm erkekler sizin için kuduracaktı. artık seks yapmak heteroseksüeller için bile sıradan bir şey olmaya başladı. onlarda seçiyorlar. boş hayaller kurmayalım.

facebook

gay kadınlara evlat verirken gay erkeklere evlat vermemiştir. aşk olsun facebook.

stephen king

hayatının bir dönemini madde bağımlısı olarak geçirmiştir. pek çok ünlü yazar madde bağımlısı olduğu için bunu normal bulmuştur. bırakmak istememiştir. ne zaman eşi, çocukları alıp kendisini terk etmeyle tehdit etmiş, o zaman madde bağımlılığını bırakmaya karar vermiş. tedavi olduktan sonra görmüş ki, yazarlığının bununla hiçbir ilgisi yok. o zaten iyi bir yazar.

ekmekle tabağın dibini sıyıran insan

ekmek yemediğim için eğer yemeği çok beğendiysem direk tabağı yalıyorum. tabii her yerde yapamıyorum. bazen kederle tabağın önümden alınışını seyrediyorum.

muse

world war z için yaptığı müzik dinlemeye değer.

fillerin burun yapısıyla erkeklerin penis yapısının benzerliği

kadınların penisinden daha çok benzediği doğrudur.

erkek penisi vs kadın penisi

(bkz: yaran başlıklar)

a lannister always pays his debts

dizinin o sözden ilham alarak veya o söze ithaf ettiği müzik:

fools in love



"everything you do, everywhere you go now
everything you touch, everything you feel
everything you see, everything you know now
everything you do, you do it for your baby
love, your baby love, your baby love, your baby love"

güzel gülen erkekler

mesaj geldi mi diye sürekli telefona bakmak

telefonunuza sürekli bakarsınız. zil sesi sonuna kadar açık olmasına rağmen bakarsınız. sanki "o beklenen mesaj" gelmişte telefonunuz piçlik yapıp mesajı size göstermiyormuş gibi. telefonunun ekranına her baktığınızda son mesajlaşmanız üzerinden kaç dakika geçmiş diye bakarsınız. acaba ben mi yazmalıyım diye düşünürsünüz... sonra telefonu tekrar kenara bırakıp her ne yapıyorsanız ona odaklanmak istersiniz, yapamazsınız. çünkü beyniniz o gelecek mesaja o kadar odaklanmıştır ki, nefes alıp hayatta kalmak dışında hiçbir işi doğru düzgün beceremeyecek durumdadır.

eleştirilmekten hoşlanmak

"bana kızmazsan sana bir şey söyleyeceğim," diyorlar.

"neden kızayım, içinden ne geliyorsa söyle," diyorum.

bunu derken samimiyim. çünkü eleştiriler bizim tahlil sonuçlarımız gibidir. elbette herkesin vereceği sonuç farklıdır. çünkü herkesin laboratuvarı farklı çalışır. ama akıl sağlığı yerinde her insan üç aşağı beş yukarı aynı sonucu verir. ve eğer sonuç düşündüğümüz gibi değilse, kendimizi tedavi etme imkanımız vardır. onun için eleştiriler güzeldir.

bunun için eleştirilerden hoşlanıyorum. beni her zaman daha iyiye götürdüklerini düşünüyorum.

tabii eleştiri yaparken bir şeye dikkat etmek gerek, niyetimiz bağcıyı dövmek değil üzüm yemektir!

çorbaya ekmek doğrayan insan

kimisi damak zevkinden kimisi yetiştiği ortamdan dolayı doğruyor. mesela benim babam, çocukken çok yokluk çekmiş. "tamamen alışkanlık oğlum," diyor. babam makarnayı bile ekmekle yiyor.
üniversite öğrencileri de böyle. ben yapmıyorum ama arkadaşlarımın çoğu yemekhanede çorbanın içini ekmekle dolduruyor. öyle ki içine atılan ekmekler tüm çorbayı çekiyor ve artık çorbadaki ekmekler değil de ekmeğe çorba damlatılmış gibi görünüyor.

uyudun mu

genelde "seninle konuşmak istiyorum" anlamına gelen mesajdır. mesaj atılan kişinin müsait olup olmadığı bilinmediği için bu şekilde yoklama yapılır.

ayrıca mesajı atan kişiyle olan samimiyete göre verilecek cevaplar değişebilir. mesela sevdiğiniz adam/kadın bu mesajı size yazdıysa zaten yükselen libidonuzla "yok canım ne uyuması bende bir şeyler okuyordum," gibi bir cevap vererek hızla yatağınızdan kalkıp arkanıza yaslanabilirsiniz.

ya da benim hoşlanmadığım adam/kadına sıkça yaptığım gibi "bugün çok yoruldum ve yarın erken kalkmam gerek, önemli bir şey mi oldu?" diyerek hem iyiliği bırakmamış hem de kibarca başınızdan savmış olursunuz.

ayı sözlük yazarlarının aşık olduğu otomobiller

fırat

bu aralar bana her şey fırat. herkes fırat.

torku

şekeri çok lezzetli. hatta piyasadaki en iyi şeker olabilir. ancak çikolatalı için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. ağza alınca topak topak oluyor. kıvamı hoşuma gitmiyor.

nihat doğan'ın türkiye'ye veda etmesi

kan penisi

çok sinir bozucu bir durum. bence et penisine sahip olanlar daha şanslılar. sertleşmiş hali 17 cm olan penis tamamen inikken 4-5 cm bir şey lan! bunu kas yaparakta değiştiremiyorum. çalışarak da değiştiremiyorum. oysa bana yeterince çalışırsam her şeyi başaracağımı öğretmişlerdi.

neyse ünlü bir düşünürün dediği gibi;

(bkz: you can't get always get what you want)

(bkz: but if you try sometimes you get what you need)

bütün islam ülkelerinin geri kalmış olması

çünkü gerçekten hiçbirisinin islam ülkesi olmamasındandır. bakın kaçı şeriatla yönetiliyor. ha sen eğer türkiye cumhuriyetini de islam ülkesi olarak sayıyorsan, senin islamcın "bu ülke islam ülkesi burada ibnelik olamaz hede hödö," dediğinde ağzını açamazsın. çünkü sen baştan kanunlarında şeriat geçmeyen bu ülkeleri islam ülkesi olarak saymışsın.

son olarak bahsettiğiniz ülkelerin geri kalmışlığı islamdan değil, zihinlerinin örümceklenmesindendir. şimdi islamın savunmak istemiyorum ancak islamın ilk yıllarında müslümanların icatları ve buluşlarıda ortada yani.

facebook'ta selamünaleyküm diye mesaj atan eşcinsel

merhaba diye cevap atıyorum tekrar merhaba diyorlar. onlar tekrar merhaba diyince ben tekrar selam yazıyorum ve onlar tekrar selam yazıyorlar. sonra muhabbet kesiliyor falan zaten.
  • /
  • 96
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 1906

iğrençsin ama o kadar yol geldim sevişeyim bari

asla içinde bulunmadığımdır.

hayatımda bir kere sevişmek istemediğim birisiyle seviştim. o da hastalık gibiydi. uzun süre atamamıştım üzerimden.

artık "hayır," diyorum. "seninle sevişmeyeceğiz."

unutmayın, siz bir tanesiniz, kimseyle vakit harcamak peşkeş çekmek zorunda değilsiniz.

cinsel yönelim

herkes potansiyel biseksüeldir.

ayı sözlük'te dışlanmaktan korkmak

böyle biri/birileri var mı bilmiyorum ancak c tipi kişilik'e sahip olduklarını düşünüyorum.

vücut geliştirme

öncelikle bu sporun yüzde 60'ı yemek yüzde 20'si uyku ve yüzde 20'si harekettir. yani o vücutlar sadece ağırlığın altına yatarak gelişmiyor. tam tersine, uyku ve beslenmeyi yeterli almazsanız ağırlık çalışması sırasında parçalanan kaslarınız onarılmaz ve güçten düşerseniz. evet, ağırlık çalışırken kaslarınızı parçalarsınız. yemek ve uyku ile daha güçlü şekilde onarırsınız.

bir diğer yanlış ise pek çok spor salonunda verilen çoklu antreman programları. bu programların çoğu hiçbir işe yaramaz. neden mi? siz eğer pazartesi göğüs çalışıp haftaya pazartesiye kadar göğsünüzü çalıştırmazsanız doğru düzgün yol kat edemezsiniz. bakın, başlarda vücudu hızla gelişirken zamanla gelişimi duran ve sudak çıkmış ördek gibi salonlarda arkadaşlarına "abi benim vücudum neden artık gelişmiyor yaa" diye dolaşan arkadaşların en büyük sorunlarından birisi budur. çünkü bu spora yeni başlayan birisinin vücudu çok hızlı gelişecektir. bunu programla alakası yok. zamanal kas kütlesi artışı durur. işte sizin yapacağınız çoklu program bunu engeller.
peki çoklu programı kimler yapabilir? jay cutler yapabilir, arnold yapabilir. bu işi meslek haline getirmiş, hayvan gibi beslenip hayvan gibi yaşayan hayvanlar yapabilir. stereoid kullnananlar yapabilir. ancak onlarda gelişim olur.

yeni başlayanların yaptığı en büyük hatalardan birisi ise hemen ağır yüklerin altına girmeleri. okulun salonuna böyle haldır huldur gelen kaç arkadaşı ağırlıkların altından aldım bilmiyorum. vücut geliştirmeye yeni başlayan birinin kasları güçsüzdür. sinir sistemi güçsüzdür. sinir sistemi bu sporda çok önemlidir. bakın haltercilere ve hamallara... hiçbir çok kaslı değillerdir ancak oldukça kuvvetlidirler. neden? çünkü sinir sistemleri çok kuvvetli. sizinde ilk önceliğiniz sinir sisteminizi uyandırmak ve harekete geçirmek olmalıdır. zaten kaslarınız zamanla çalışmaya başlayacaktır. ama sinir sistemi önemli. sinir sistemini kuvvetlendirmek için ne yapmalı? aynı hareketli yavaş ve düzenli olarak yapmalısınız. aceleye gerek yok.

hah, aklıma gelmişken. bir de vücut geliştirme ekolü olarak brad pitt var. fight cluptaki gibi olsam yetercilere gelsin bu paragraf. ben hayvan gibi olmak istemiyorumculara gelsin. bu hatayı bu spora ilk başladığımda bende yapmıştım. spora başladığımda yağlarım vardı. az yiyordum. çünkü çok yersem "hayvan gibi olmaktan" korkuyordum. ama bir türlü doğru düzgün ilerleyemiyordum. sonra anladım ki bu sporu yapmak için "hayvan gibi yemek" gerekiyor. sonuçta o kaslar elma, armut yiyerek oluşmuyor. neler neler yiyorum gene de hayvan gibi olmuyorum. çünkü o hayvan gibi dediğiniz adamlar gerçekten hayvan gibi yiyen hayvanlar. stereoid almaları cabası.

şimdilik aklıma gelen bunlar. daha sonra güncellerim.

gay ilişkilerdeki en büyük sorun

erkeklerin sekse çok fazla önem vermesi. özellikle genç çiftlerin en büyük sorunu bu. seks, seks, seks. heteroseksüel bir çiftte en azından kadın ilişkinin duygusal tarafını sırtlayabilirken, bakınız lezbiyenlerin daha sağlam ilişkilerinin olması, bizde bu duygusal tarafı sırtlayacak kimsenin olmaması. bakınca otuza yaklaşmış veya otuzun üstünde geylerin ilişkileri daha sağlam. çünkü adamlar ancak belli cinsel hazzı içlerinde çürütünce ilişki yaşayabilecek kafaya gelebiliyorlar.

green apple'a cephe arkadaşları aranıyor

aziz ordumuzun uçaklarla cepheden cepheye uçuştuğu şu mübarek günlerde, sözlükte tek başına trollenmekten ve bilimum savaş karşıtı insana göğüs germekten memeleri sarkan, ışık ve sevgiyle, green apple'a cephe arkadaşları aramaktayız. eğer sizlerde 7/24 sol framei türklerin boklarının ne kadar pembe olduğuna dair doldurabilir, bütün bearhairy başlıklarının altına çemkirebilirseniz, durmayın başvurun.

aranan kriterlerimiz;

-düşük bir zeka
-bütün gün bilgisayarda vakit harcayacak kadar işsiz olmanız
-yazım yanlışları ve imla hatalarıyla dolu bir grameriniz
-2 veya 3 kelimeden fazla cümleler kurmamanız gerekmektedir.

hadi ne duruyorsunuz! dutchbear'ın eksikliğinde bu ablanıza sahip çıkmak, onu cephede bu savaş karşıtı çiçek çocuklarla yalnız bırakmamak için alın elinize klavyelerinizi.

onur yürüyüşünde iki kadının çırılçıplak soyunması

öncelikle herkesin yaptığı işe saygı duyuyorum. kimse oturduğum yerden eleştirmeye hakkım yok, biliyorum. sonuçta ben tüm lgbt'leri destekleyen arkadaşlarıma rağmen kendimde onur yürüyüşünde yürüyecek gücü bulamıyorum. sonuçta tüm arkadaşlarım facebook profillerini gökkuşaklarıyla döşerken ben hiçbir şey olmamış gibi devam ettim. türkiye'de yapılan onur yürüyüşüne de son derece saygı duyuyorum ancak zaman zaman kendime "neden onur yürüyüşüne katılmaktan bu kadar çekiniyorsun" diye sormadan edemiyorum.

şimdi izin verirseniz burada biraz bunu açıklayacağım. ama en başında şunu özellikle belirtmek istiyorum, bu uğurdan yapılan her şeye son derece saygı duyuyorum. sadece benimki biraz özeleştiri gibi.

eskiden en yakın arkadaşım olan çocukla, o da gay olduğunu öğrendim, onur yürüyüşü hakkında konuşurken "ya biz orada lgbt bireylerin hakkını savunuyoruz yoksa orospuların gördüğü polis şiddetini mi savunuyoruz?" diye sordum. "ben orada anneme aşkımı savunacağım yoksa aileme para karşılığı bedenini satmanın doğru bir şey olduğunu duyuracağım? ailem benim bir erkekle sevişmenin kabul edememişken beni bir hayat kadınıyla kol kola görseler ne düşünürler?" ki seks işçileriyle hiçbir problemim yoktur. ama benim yürüyüşümle bunun alakası ne?

biliyorsun türkiye'de tanzimattan sonra pek çok şey avrupa'dan direk alındı. biz roman üretmedik. şiir yazmadık. avrupa'dan alıp onu taklit ettik. bize hep batıyı takip etmek derken hep batıyı taklit etmeyi öğrettiler. şimdi onur yürüyüşünde yapılanda aynen bu. biz amerika'da bu yürüyüş nasıl yapılıyorsa aynen onu alıyoruz. taklit ediyoruz. senin muhattap olduğu adam obama değil ki? senin komşun kızını beceren adamla futbol izleyen john doe değil senin komşun kızını bir erkekle el ele görse tekme tokat döven onu eve kilitleyen hasan usta! seni nasıl bir amerika'lı gibi yaparsın?

recep ile şaban'ın arasın ramazan giremez! allah aşkına bu sloganı ne kadar düşündünüz? siz akp'nin yüzde 40 mhp'nin yüzde 16 aldığı bir ülkede, ki chp ile hdp'de ki muhafazakarları saymıyorum bile, bu şekilde saygı göreceğinizi mi bekliyorsunuz?

biraz önce paylaşılan görüntüleri izledim. yahu sen nasıl benim onur yürüyüşümde gidip oral seks yaparsın. bok. bok. bok. bok. boksunuz. ben anneme saatlerce iki erkeğin aşkını anlatayım, kalp hastası babamı iki erkeğin birbirini sevebileceğine ikna etmeye çalışacağım siz gidin benim cinsel yönelimimi içine aldığınız bir "onur yürüyüşü" düzenleyin ve çırılçıplak birbirinize oral seks yapın. boklar. boksunuz işte. şimdi bu görüntüyü ailem görse ben onlara ne derim? 1 senedir uğraştığım şeyi nasıl hiç edersiniz? hep üzülüyordum lgbt'ler haber programların yer bulmuyor diye. iyi ki bulmuyorlar. gerizekalılar.

bundan sonra bu ülkede tek kelime etmem lgbt hakları için. bana ne? yarın gidip ailemede tövbe ettim yok öyle bir şey derim. ne diye üzüyorum ki ben ailemi? sessiz sakin hayatımı yaşarım. okulumu bitirince de siktir olup giderim amerika'ya.

ayı sözlük itiraf

gay olmadığım halde erkeklerle cinsel ilişkim çok oldu (öpüşme ve sevişme hiç olmadı). anal ilişki ve düşüncesi bence çok çekici. yatsın yanıma götümü başımı dağıtsın sonra yatsın hali bence daha güzel.

her boku yiyip domuz eti yemeyen tipler

bıkmadınız milletin yediğini içtiğini eleştirmeye.

başkaları sizin yaşam tarzınıza karışsa "kömsö bözö önlömöyör" dersiniz. adam belki her boku yemeyi seviyor ama domuz eti yemeyi sevmiyor, olamaz mı?





30 yaşını geçtiği halde ailesiyle yaşayan adam

okullar okunmuş, iş güç sahibi olunmuş, evlenmemeyi tercih etmiş adamın ailesiyle yaşama durumudur. annesinin yaptığı yemekleri yemenin, temiz ve ütülenmiş çamaşırlar giymenin rahatlığını bırakamamış adamdır. muhtemelen ev işlerine uygun değildir. tek başına bıraksan ya yemeği yakar ya da gömlekleri ütülerken kat izi bırakır. aileyle oturmak demek, anne ve babanın otoritesini kabul etmek ve hayatını onların dünya görüşlerine göre şekillendirmek demektir. bir insan 30 yaşını geçtiği halde hala evin oğluşu muamelesi görüyorsa oturup düşünmesi gerekir.

tabii istisnası olanları bu durumun dışında tutuyorum.

edit: 30 yaşını geçtiği halde ailesiyle yaşayan adam beğenmedi.*

gay accountlarda feminenler ölsün akımı

genelde feminenleri rahatsız eden durum, anlıyorum.

ancak pek çok yazarında dediği gibi bir gey olarak maskülenlik arıyorum. pizzayı elleriyle yiyen, tornavidayı alıp ev işi yapan, araba bozulunca kendi işini görebilecek birisini. lady gaga dinleyip, skinny jeans pantolonların içinde kırıtan birisini değil. ben ilk kategorideyim ve ilk kategoriden hoşlanıyorum. bu yüzden arayışıma daha çabuk ulaşabilmek için feminenler yazmasın diyorum.

bir de kafa yapısı olarak çok farklıyız. etrafımdaki kadın arkadaşlarıma bakıyorum bir de feminen geylere bakıyorum... nasıl başarıyorlar bilmiyorum ama kadın arkadaşlarımdan daha kadın olmayı başarıyorlar. bilmiyorum belki burada da dendiği gibi aslında onlar gey değildir. transtırlar. ya da başka bir yaşam formu. gerçi onlar kendilerini ne olarak tanımlıyorlarsa o'durlar. benim haddime değil. ama hoşlanmıyorum işte. umarım onlarıda seven birileri vardır. hem benim sevgime muhtaç değiller ki. takılmasınlar bu kadar.

ülkede boğaziçi ve odtü'den başka üniversitenin olmaması

türkiye'nin acı gerçeği. eğer tıp fakültelerini ve hukuk fakültelerini çıkarırsanız bu okullar dışında türkiye'de doğru düzgün bir tane üniversite yok. belki itü veya bilkent'in bazı bölümleri bazı konularda iyi olabilir ancak genele baktığımızda bunlar bir üniversiteyi iyi yapmaya yetmiyor.

bir de şöyle bir tesellisi vardır bu okullara girmeyenlerin/giremeyenlerin* önemli olan nereden mezun olduğun değil nasıl mezun olduğun.*

eksi oy verenin kim olduğunu bilmediğimiz halde bir yazarı eksici olarak suçlamak

geçenlerde yukarıda bahsi geçen yazar bana mesaj atmış. benim yazdığım ikinci c sendin xxxxx, diye. çok şaşırdım ve üzüldüm. çünkü kendisine özel bir düşmanlığım yok. düşmanlığı bırakın sözlüğe ilk kayıt olduğum günlerde seri eksi verdiğim günün gecesinden dark bear tarafından uyarıldıktan sonra yaptığımın pasif-agresif ve sinsi bir davranış olduğunu fark edip seri eksi oy vermeyi bıraktım. ha,genelde artık eksi oy vermem ama hoşlanmadığım bir yazarın düşüncesini beğenmediysem anında eksiyi basarım ki tanım cümlelerini, bilgi cümlelerini asla eksilemem. dediğim gibi sevmediğim yazarların belli başlı görüşlerini eksilerim. ama beğenmediysem.

şimdi bu yazar bana öyle diyince ne yalan söyleyeyim üzüldüm. çünkü kendisiyle daha doğru düzgün tanışmadan onun düşmanı olduğumu düşünmüş. bir kaç gündür entrylerini gördükçe artılıyorum. kafasında soru işareti kalmasın diye. aman alt tarafı bir sözlük, eksi - artı için birbirimizi üzmeye değer mi? artılar feda olsun.*

mustafa kemal atatürk

(bkz: atam atam sen kalk ben yatam)

yok efendim o kadar şişirmeyin. özel bir adamdır. hatta bir dahidir. yaptığı pek çok şey vardır ancak kimse varlığını ona muhtaç değildir. kimse hiçbir şeyi kimseye muhtaç değildir. belki anne ve babamıza çok şey borçluyuz. ayrıca yaptığı bazı hatalar bugün pkk'nın doğmasına sebep olan bir domino halkasının ilk taşını devirmiştir.

götten gelen kanı alna sürmek

aktifin, bekaretini aldığı pasifinin, çatlayan deliğinden çıkan bir iki damla kanı pasifinin alnına sürme durumudur. bir kaç dakika göz göze gelinir. sonra yavaşça pasifin alnından öpüldükten sonra domaltılıp çatır çutur sikmeye devam edilir. ayrıca pasifin yüzüne attırmaktan daha romantik taam mı?!
Henüz takip ettiği biri yok.