cikolatali kek

Durum: 1906 - 0 - 0 - 0 - 11.11.2016 23:35

Puan: 26948 - Sözlük Kaşarı

12 yıl önce kayıt oldu. 4.Nesil Yazar.

sometimes, change is everything
  • /
  • 96

eski sevgiliden kalanlar

kedi patisinden mektup açacağı

budur.

http://ayisozluk.com/lnk/aa07ca

aşık olmak



şu şarkıyı defalarca dinleyip yaşadıklarınızı düşünmek.

"çünkü biz saçmalıklar dolu bir dünyada yaşıyoruz biz ayıran. oysa bizi kendi halimize bıraksalar biz birbirimize aitiz."

iki isimli olan insanların daha karizmatik olması

üç ismimle ve soyadımla yarışmayı önde bitiriyorum.

eşcinsel platformlarındaki seks düşkünlüğü

türkiye'nin pek çok ilinde senelerce, gerek töre adıyla gerekse berdel adıyla 60 yaşındaki köy ağaları 13-14 yaşlarındaki ünzile*'leri koyunlarına alırken kimse heteroseksüellerin seks düşkünlüğü diye heterofobik bir genelleme yapmadı. kimse türbanlı hanım kızımız sinemada erkek arkadaşının penisini ağzına alırken bu heteroseksüeller ne kadar seks düşkünü demediler. ah tabii demezler çünkü biz ibneler biriyle yatacaksak mutlaka yatacağım adam girdiğim günaha değmeli demek zorundayız.

ayı sözlük yazarlarının okuduğu kitaplar

john gray - ölümsüzleştirme kurulu (şu an için)

ayı sözlük itiraf

bugün otostop sırasında karşılaştık. bir süre birbirimize eşlik ettik. yanımızda onun eski sınıfından arkadaşı da vardı. arkadaşına bir fotoğraf gösterecek oldu ve iphonu'nun fotoğraflar kısmına girdiğinde, son baktığın fotoğraf açıldı. o fotoğrafta benim bugün tüm gün vakit geçirdiğim kadının fotoğrafıydı. elbette buna hiçbir anlam yüklemiyorum. tesadüf olabilir. peki ta biz tanışmadan çok önce, okula gelmediği gün arkadaşına "bu ödevi cikolatali kek diye birisi var, ona teslim et," demesi ne demek peki? bunu bana arkadaşı anlattı. normalde isimleri aklımda tutamam ama seni çok önceden tanıyorum dedi. evet, bunu da yanlış anlamıyorum.

belki sadece çok iyi bir arkadaştır. dünyanın en iyi insanıdır. ve ben her şeyi abartıyorumdur ama platonikte böyle işte. bir şeyleri abartmasam olmazdı...

penisin üstüne isim yazdırmak

çocukken aldatmanın önüne geçmek için bir şeyler düşünüyordum. nişan yüzükleri parmaktan çıkıyordu. vücudun bir kısmına dövme yapılsa üstü örtülebilirdi ancak penise yazılacak isim önlenemezdi. elbette engellemezdi ama kabul edelim epey azaltırdı. çocuktum işte. böyle değişik şeyler düşünüyordum.

herkesin hayatına kimse karışamaz

anadolu'nun bağrından çıkmış bir abimizin son derece yerinde bir tespiti. gülmeden alkışlayalım. arada gülebilirsiniz.

ygs

çok kolay bir sınav. üniversitedeki sınavları bilenler, bu görüşüme katılacaktır. bu sene öylesine gireyim dedim. hiç çalışmadan ygs 2'den 20 bin küsür derece aldım.

kuma

paylaştığı müziklerle kulaklarımın pasını atmama sebep olan, aynı zamanda yeni müzikleri keşfetmemi sağlamıştır.*

ayı sözlük itiraf

öyle seviyorum ki ne kadar başarılı olduğu, kazağının altında baklavalarının görünüp görünmediği veya vücudunun ne kadarının kıllarla kaplı olduğu hiç önemli değil. sivilceli suratı, gram umurumda değil. dünyadaki bütün maddeden ayrı, sadece o var gözümde.

fatgalcga

seviyor mu bilmiyorum ama bana glee'ye bu sezon dahil olan şu çocuğu anımsatıyor. ya da yazdıklarını okurken zihnimde bu çocuk canlanıyor. evet.



not: benzettiğim adam beğenmiş, beğenmeyene ne oluyor mk.

1.90 boyunda sarışın mavi gözlü erkek çekiciliği

sözlük yazarlarının hayattaki mutluluk kaynakları

bu aralar onun gülümsemesi. allah'ım arada derste bana bakarak gülümsüyor ya öyle mutlu oluyorum ki birde ayağa kalkıp bağıra bağıra şarkı söyleyesim geliyor.

başlıkları alt alta okumak

*takıntılı biçimde aşık
*yazarlardan bear fotoğrafları

sakalları kızıl çıkan erkekler

benim bu. ailemde kızıl var ama çıkana kadar böyle bir şeyin olabileceğini hiç düşünmüyordum. bir görüşe göre kızıl sakallar, ilk beyazlayan sakallar oluyormuş. bir kadın arkadaşımın dediğine göre de barbarossa'nın sakalları böyleymiş. onun soyundan gelenler böyle olurmuş, efsane tabii. kadın su sporlarıyla ilgilendiğimi duyunca yapıştırdı diyeceğim ama öyle bir şeyde yok. bilmiyordu.

neyse, güzel bir şeydir.

bütün erkekler bana aşık kadını

sen erkeksin tüm kadınları sikersin ve sen kadınsın tüm erkekler seni sikmek ister diyen atalarından nasibi almış heteroseksüel kültürün kadın modelidir. bu kadınlara ne kadar arkadaşça yaklaşırsan yaklaş sonunda seninde kendisine yazdığını düşünür. eğer senin yazdığını düşünmüyorsa o sana yazmaya başlar. sonuçta sende bir sik, kendisinde bir am varken sen adem o ise havva'dır.

eğer çevrenizde size yazan kadınlar varsa mütemadiyen dalga geçin. eğer aşağılanmaktan zevk almıyorsa, ki bu tip kadınların çoğu aşağılanmayı değil pirenses* muamelesi görmeyi isterler, sonunda pes eder.

takıntılı biçimde aşık olmak

neden bilmiyorum ama farklı zamanlarda ve değişik mekanlarda hayatıma dahil ettiğim insanlar oldu. bilmiyorum beni hiç böyle seven oldu mu ancak bu insanların en büyük ortak özellikleri kendilerine meyletmeyen insanları takıntılı bir biçimde sevmeleri. takıntıdan kastım kesinlikle salt sevgi olarak anlaşılmasın. zira sevgi öylesine bırakılacak bir şey değil. benim demek istediğim biraz "stalker"lığa kaçıyor. takip etmek ve aşık olunan kişinin hayatını adım adım izlemek gibi. onun iyiliğini ve mutluluğunu izlemekten çok "benimle iyi ve mutlu olsun yoksa bana ne?" gibi.

eğer izlemediyseniz masumiyet filmini tavsiye ediyorum.

masterpiece

gece gece gene son ses dinletmiş parça.

çok yüksek sesle, kulaklıkla dinlerseniz gerçek oluyor...
  • /
  • 96
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 1906

iğrençsin ama o kadar yol geldim sevişeyim bari

asla içinde bulunmadığımdır.

hayatımda bir kere sevişmek istemediğim birisiyle seviştim. o da hastalık gibiydi. uzun süre atamamıştım üzerimden.

artık "hayır," diyorum. "seninle sevişmeyeceğiz."

unutmayın, siz bir tanesiniz, kimseyle vakit harcamak peşkeş çekmek zorunda değilsiniz.

cinsel yönelim

herkes potansiyel biseksüeldir.

ayı sözlük'te dışlanmaktan korkmak

böyle biri/birileri var mı bilmiyorum ancak c tipi kişilik'e sahip olduklarını düşünüyorum.

vücut geliştirme

öncelikle bu sporun yüzde 60'ı yemek yüzde 20'si uyku ve yüzde 20'si harekettir. yani o vücutlar sadece ağırlığın altına yatarak gelişmiyor. tam tersine, uyku ve beslenmeyi yeterli almazsanız ağırlık çalışması sırasında parçalanan kaslarınız onarılmaz ve güçten düşerseniz. evet, ağırlık çalışırken kaslarınızı parçalarsınız. yemek ve uyku ile daha güçlü şekilde onarırsınız.

bir diğer yanlış ise pek çok spor salonunda verilen çoklu antreman programları. bu programların çoğu hiçbir işe yaramaz. neden mi? siz eğer pazartesi göğüs çalışıp haftaya pazartesiye kadar göğsünüzü çalıştırmazsanız doğru düzgün yol kat edemezsiniz. bakın, başlarda vücudu hızla gelişirken zamanla gelişimi duran ve sudak çıkmış ördek gibi salonlarda arkadaşlarına "abi benim vücudum neden artık gelişmiyor yaa" diye dolaşan arkadaşların en büyük sorunlarından birisi budur. çünkü bu spora yeni başlayan birisinin vücudu çok hızlı gelişecektir. bunu programla alakası yok. zamanal kas kütlesi artışı durur. işte sizin yapacağınız çoklu program bunu engeller.
peki çoklu programı kimler yapabilir? jay cutler yapabilir, arnold yapabilir. bu işi meslek haline getirmiş, hayvan gibi beslenip hayvan gibi yaşayan hayvanlar yapabilir. stereoid kullnananlar yapabilir. ancak onlarda gelişim olur.

yeni başlayanların yaptığı en büyük hatalardan birisi ise hemen ağır yüklerin altına girmeleri. okulun salonuna böyle haldır huldur gelen kaç arkadaşı ağırlıkların altından aldım bilmiyorum. vücut geliştirmeye yeni başlayan birinin kasları güçsüzdür. sinir sistemi güçsüzdür. sinir sistemi bu sporda çok önemlidir. bakın haltercilere ve hamallara... hiçbir çok kaslı değillerdir ancak oldukça kuvvetlidirler. neden? çünkü sinir sistemleri çok kuvvetli. sizinde ilk önceliğiniz sinir sisteminizi uyandırmak ve harekete geçirmek olmalıdır. zaten kaslarınız zamanla çalışmaya başlayacaktır. ama sinir sistemi önemli. sinir sistemini kuvvetlendirmek için ne yapmalı? aynı hareketli yavaş ve düzenli olarak yapmalısınız. aceleye gerek yok.

hah, aklıma gelmişken. bir de vücut geliştirme ekolü olarak brad pitt var. fight cluptaki gibi olsam yetercilere gelsin bu paragraf. ben hayvan gibi olmak istemiyorumculara gelsin. bu hatayı bu spora ilk başladığımda bende yapmıştım. spora başladığımda yağlarım vardı. az yiyordum. çünkü çok yersem "hayvan gibi olmaktan" korkuyordum. ama bir türlü doğru düzgün ilerleyemiyordum. sonra anladım ki bu sporu yapmak için "hayvan gibi yemek" gerekiyor. sonuçta o kaslar elma, armut yiyerek oluşmuyor. neler neler yiyorum gene de hayvan gibi olmuyorum. çünkü o hayvan gibi dediğiniz adamlar gerçekten hayvan gibi yiyen hayvanlar. stereoid almaları cabası.

şimdilik aklıma gelen bunlar. daha sonra güncellerim.

gay ilişkilerdeki en büyük sorun

erkeklerin sekse çok fazla önem vermesi. özellikle genç çiftlerin en büyük sorunu bu. seks, seks, seks. heteroseksüel bir çiftte en azından kadın ilişkinin duygusal tarafını sırtlayabilirken, bakınız lezbiyenlerin daha sağlam ilişkilerinin olması, bizde bu duygusal tarafı sırtlayacak kimsenin olmaması. bakınca otuza yaklaşmış veya otuzun üstünde geylerin ilişkileri daha sağlam. çünkü adamlar ancak belli cinsel hazzı içlerinde çürütünce ilişki yaşayabilecek kafaya gelebiliyorlar.

green apple'a cephe arkadaşları aranıyor

aziz ordumuzun uçaklarla cepheden cepheye uçuştuğu şu mübarek günlerde, sözlükte tek başına trollenmekten ve bilimum savaş karşıtı insana göğüs germekten memeleri sarkan, ışık ve sevgiyle, green apple'a cephe arkadaşları aramaktayız. eğer sizlerde 7/24 sol framei türklerin boklarının ne kadar pembe olduğuna dair doldurabilir, bütün bearhairy başlıklarının altına çemkirebilirseniz, durmayın başvurun.

aranan kriterlerimiz;

-düşük bir zeka
-bütün gün bilgisayarda vakit harcayacak kadar işsiz olmanız
-yazım yanlışları ve imla hatalarıyla dolu bir grameriniz
-2 veya 3 kelimeden fazla cümleler kurmamanız gerekmektedir.

hadi ne duruyorsunuz! dutchbear'ın eksikliğinde bu ablanıza sahip çıkmak, onu cephede bu savaş karşıtı çiçek çocuklarla yalnız bırakmamak için alın elinize klavyelerinizi.

onur yürüyüşünde iki kadının çırılçıplak soyunması

öncelikle herkesin yaptığı işe saygı duyuyorum. kimse oturduğum yerden eleştirmeye hakkım yok, biliyorum. sonuçta ben tüm lgbt'leri destekleyen arkadaşlarıma rağmen kendimde onur yürüyüşünde yürüyecek gücü bulamıyorum. sonuçta tüm arkadaşlarım facebook profillerini gökkuşaklarıyla döşerken ben hiçbir şey olmamış gibi devam ettim. türkiye'de yapılan onur yürüyüşüne de son derece saygı duyuyorum ancak zaman zaman kendime "neden onur yürüyüşüne katılmaktan bu kadar çekiniyorsun" diye sormadan edemiyorum.

şimdi izin verirseniz burada biraz bunu açıklayacağım. ama en başında şunu özellikle belirtmek istiyorum, bu uğurdan yapılan her şeye son derece saygı duyuyorum. sadece benimki biraz özeleştiri gibi.

eskiden en yakın arkadaşım olan çocukla, o da gay olduğunu öğrendim, onur yürüyüşü hakkında konuşurken "ya biz orada lgbt bireylerin hakkını savunuyoruz yoksa orospuların gördüğü polis şiddetini mi savunuyoruz?" diye sordum. "ben orada anneme aşkımı savunacağım yoksa aileme para karşılığı bedenini satmanın doğru bir şey olduğunu duyuracağım? ailem benim bir erkekle sevişmenin kabul edememişken beni bir hayat kadınıyla kol kola görseler ne düşünürler?" ki seks işçileriyle hiçbir problemim yoktur. ama benim yürüyüşümle bunun alakası ne?

biliyorsun türkiye'de tanzimattan sonra pek çok şey avrupa'dan direk alındı. biz roman üretmedik. şiir yazmadık. avrupa'dan alıp onu taklit ettik. bize hep batıyı takip etmek derken hep batıyı taklit etmeyi öğrettiler. şimdi onur yürüyüşünde yapılanda aynen bu. biz amerika'da bu yürüyüş nasıl yapılıyorsa aynen onu alıyoruz. taklit ediyoruz. senin muhattap olduğu adam obama değil ki? senin komşun kızını beceren adamla futbol izleyen john doe değil senin komşun kızını bir erkekle el ele görse tekme tokat döven onu eve kilitleyen hasan usta! seni nasıl bir amerika'lı gibi yaparsın?

recep ile şaban'ın arasın ramazan giremez! allah aşkına bu sloganı ne kadar düşündünüz? siz akp'nin yüzde 40 mhp'nin yüzde 16 aldığı bir ülkede, ki chp ile hdp'de ki muhafazakarları saymıyorum bile, bu şekilde saygı göreceğinizi mi bekliyorsunuz?

biraz önce paylaşılan görüntüleri izledim. yahu sen nasıl benim onur yürüyüşümde gidip oral seks yaparsın. bok. bok. bok. bok. boksunuz. ben anneme saatlerce iki erkeğin aşkını anlatayım, kalp hastası babamı iki erkeğin birbirini sevebileceğine ikna etmeye çalışacağım siz gidin benim cinsel yönelimimi içine aldığınız bir "onur yürüyüşü" düzenleyin ve çırılçıplak birbirinize oral seks yapın. boklar. boksunuz işte. şimdi bu görüntüyü ailem görse ben onlara ne derim? 1 senedir uğraştığım şeyi nasıl hiç edersiniz? hep üzülüyordum lgbt'ler haber programların yer bulmuyor diye. iyi ki bulmuyorlar. gerizekalılar.

bundan sonra bu ülkede tek kelime etmem lgbt hakları için. bana ne? yarın gidip ailemede tövbe ettim yok öyle bir şey derim. ne diye üzüyorum ki ben ailemi? sessiz sakin hayatımı yaşarım. okulumu bitirince de siktir olup giderim amerika'ya.

ayı sözlük itiraf

gay olmadığım halde erkeklerle cinsel ilişkim çok oldu (öpüşme ve sevişme hiç olmadı). anal ilişki ve düşüncesi bence çok çekici. yatsın yanıma götümü başımı dağıtsın sonra yatsın hali bence daha güzel.

her boku yiyip domuz eti yemeyen tipler

bıkmadınız milletin yediğini içtiğini eleştirmeye.

başkaları sizin yaşam tarzınıza karışsa "kömsö bözö önlömöyör" dersiniz. adam belki her boku yemeyi seviyor ama domuz eti yemeyi sevmiyor, olamaz mı?





30 yaşını geçtiği halde ailesiyle yaşayan adam

okullar okunmuş, iş güç sahibi olunmuş, evlenmemeyi tercih etmiş adamın ailesiyle yaşama durumudur. annesinin yaptığı yemekleri yemenin, temiz ve ütülenmiş çamaşırlar giymenin rahatlığını bırakamamış adamdır. muhtemelen ev işlerine uygun değildir. tek başına bıraksan ya yemeği yakar ya da gömlekleri ütülerken kat izi bırakır. aileyle oturmak demek, anne ve babanın otoritesini kabul etmek ve hayatını onların dünya görüşlerine göre şekillendirmek demektir. bir insan 30 yaşını geçtiği halde hala evin oğluşu muamelesi görüyorsa oturup düşünmesi gerekir.

tabii istisnası olanları bu durumun dışında tutuyorum.

edit: 30 yaşını geçtiği halde ailesiyle yaşayan adam beğenmedi.*

gay accountlarda feminenler ölsün akımı

genelde feminenleri rahatsız eden durum, anlıyorum.

ancak pek çok yazarında dediği gibi bir gey olarak maskülenlik arıyorum. pizzayı elleriyle yiyen, tornavidayı alıp ev işi yapan, araba bozulunca kendi işini görebilecek birisini. lady gaga dinleyip, skinny jeans pantolonların içinde kırıtan birisini değil. ben ilk kategorideyim ve ilk kategoriden hoşlanıyorum. bu yüzden arayışıma daha çabuk ulaşabilmek için feminenler yazmasın diyorum.

bir de kafa yapısı olarak çok farklıyız. etrafımdaki kadın arkadaşlarıma bakıyorum bir de feminen geylere bakıyorum... nasıl başarıyorlar bilmiyorum ama kadın arkadaşlarımdan daha kadın olmayı başarıyorlar. bilmiyorum belki burada da dendiği gibi aslında onlar gey değildir. transtırlar. ya da başka bir yaşam formu. gerçi onlar kendilerini ne olarak tanımlıyorlarsa o'durlar. benim haddime değil. ama hoşlanmıyorum işte. umarım onlarıda seven birileri vardır. hem benim sevgime muhtaç değiller ki. takılmasınlar bu kadar.

ülkede boğaziçi ve odtü'den başka üniversitenin olmaması

türkiye'nin acı gerçeği. eğer tıp fakültelerini ve hukuk fakültelerini çıkarırsanız bu okullar dışında türkiye'de doğru düzgün bir tane üniversite yok. belki itü veya bilkent'in bazı bölümleri bazı konularda iyi olabilir ancak genele baktığımızda bunlar bir üniversiteyi iyi yapmaya yetmiyor.

bir de şöyle bir tesellisi vardır bu okullara girmeyenlerin/giremeyenlerin* önemli olan nereden mezun olduğun değil nasıl mezun olduğun.*

eksi oy verenin kim olduğunu bilmediğimiz halde bir yazarı eksici olarak suçlamak

geçenlerde yukarıda bahsi geçen yazar bana mesaj atmış. benim yazdığım ikinci c sendin xxxxx, diye. çok şaşırdım ve üzüldüm. çünkü kendisine özel bir düşmanlığım yok. düşmanlığı bırakın sözlüğe ilk kayıt olduğum günlerde seri eksi verdiğim günün gecesinden dark bear tarafından uyarıldıktan sonra yaptığımın pasif-agresif ve sinsi bir davranış olduğunu fark edip seri eksi oy vermeyi bıraktım. ha,genelde artık eksi oy vermem ama hoşlanmadığım bir yazarın düşüncesini beğenmediysem anında eksiyi basarım ki tanım cümlelerini, bilgi cümlelerini asla eksilemem. dediğim gibi sevmediğim yazarların belli başlı görüşlerini eksilerim. ama beğenmediysem.

şimdi bu yazar bana öyle diyince ne yalan söyleyeyim üzüldüm. çünkü kendisiyle daha doğru düzgün tanışmadan onun düşmanı olduğumu düşünmüş. bir kaç gündür entrylerini gördükçe artılıyorum. kafasında soru işareti kalmasın diye. aman alt tarafı bir sözlük, eksi - artı için birbirimizi üzmeye değer mi? artılar feda olsun.*

mustafa kemal atatürk

(bkz: atam atam sen kalk ben yatam)

yok efendim o kadar şişirmeyin. özel bir adamdır. hatta bir dahidir. yaptığı pek çok şey vardır ancak kimse varlığını ona muhtaç değildir. kimse hiçbir şeyi kimseye muhtaç değildir. belki anne ve babamıza çok şey borçluyuz. ayrıca yaptığı bazı hatalar bugün pkk'nın doğmasına sebep olan bir domino halkasının ilk taşını devirmiştir.

götten gelen kanı alna sürmek

aktifin, bekaretini aldığı pasifinin, çatlayan deliğinden çıkan bir iki damla kanı pasifinin alnına sürme durumudur. bir kaç dakika göz göze gelinir. sonra yavaşça pasifin alnından öpüldükten sonra domaltılıp çatır çutur sikmeye devam edilir. ayrıca pasifin yüzüne attırmaktan daha romantik taam mı?!
Henüz takip ettiği biri yok.