sevgili günlük
bugün lisans hayatımın son sınavlarına girdim ve hiç çalışmadığım halde bütün sınavlarım çok güzel geçti * ama sırf arkadaşlarımın sınavları kötü geçti diye ve onlar üzülmesinler diye "çok zordu ya ühühü" diyerek yalan attım *. uzun süredir ilk defa bu kadar sorumsuz ve rahat hissediyorum ve deee çok mutluyuuuumm. gerçi birkaç güne yine mutsuz olurum zaten. o yüzden arada açıp okuyarak "oha lan bi ara ben de mutluymuşum :o " deyip tatmin olmak için sana da yazayım dedim. ok kib by.
kişinin yaklaşık 10 saat sonra iki tane finali olmasına ve bu finallerde çıkacak konularla alakalı hiçbir fikri olmamasına rağmen hala ders çalışmaması sonucu kendisine yönelik oluşturduğu duygu. örnek için (bkz: nikimsi)
böyle soruları soran ve tartışan kişilere vermek istediğim cevap: "manyak mısın lan olmaz mıııı!! tabi ki bulaşıcı!! en son 5 kişiyi eşcinsel, 2 kişiyi de biseksüel yaptım. gel seni de yapayım istersen"
neden olmasın ki? doğduğumuzdan, belki de ana rahmine düştüğümüzden beri eşcinsel olan bizler insanız da peygamberler değil mi? ama bunu diyebilmek için de kutsal kitapları meclis dışarı etmek gerekiyor sanırsam. çünkü onlara göre biz günahkarız. en basit örneği lut kavmi. bunun yanında kimi din adamlarına göre aslında lut kavminin helak edilmesinin sebebi eşcinsel yönelimler değil, toplumun huzurunu bitirecek derecede olan, aşırı cinsellik yüklü davranışlar. örneğin; pedofili, ensest gibi. buradan sonrası kişinin inancına kalmış. kişi şayet "bence bu konuşan kimi din adamları haklı, helak olmanın sebebi eşcinsellik değil. bizim dinimiz hoşgörü dini" diyorsa bu açıdan pek ala eşcinsel peygamberleri de kabul edebilir. fakat kişi "yok öyle bir durum. bariz belli, kavim eşcinseller yüzünden yok oldu. hasta ruhlu sapıklar" derse bu başlığa inanmayı bırak dile getirmesi bile beklenemez. bunlar dine inanan kişilerin vereceği tepkiler. tüm bunların yanında bu çelişkili ifadeleri görüp allah'a inanmayan kişiler "madem bu kadar kutsal bir kitap, niye bu kadar çelişkilerle dolu? madem günah o zaman niye yarattın? günah olduğunu söyleyen bir tanrı tabi ki eşcinsel peygamber yaratmaz hatta yaratmayı bırak böyle çelişkili bir varlık olamaz" diyebilir ya da şunu diyenler de olabilir: "tanrı var ama kutsal kitaplar denilen kitaplar yalan, onlar değiştirilmiş ve tanrı her insanı yarattığı gibi sorumluluğunu alıp onları tabi ki sevecek. o yüzden eşcinsel peygamberler olabilir".
keşke içeriği ve kullanış düzeyi biraz daha gelişse dediğim sözlük. birinci ve en büyük sorun uzun bir girdi yazarken sistemin birden bire sizi atması, bunun sonucunda mal gibi kalmanız. üstüne bir de yazdıklarınızı kopyalamayı unuttuysanız (kendi adıma bunu çok yapıyorum. entry yazmanın vermiş olduğu hazla kopyalamayı unutuyorum.) sıçtınız tebrikler. ikincisi telefon üzerinden internette dolaşırken gördüğüm komik bir caps ya da güzel, anlamlı bir sözü kullanım kolaylığı açısından screen shot yapıyorum. onları da bazen sözlükteki siz sevgili yazarcanlarla paylaşmak istiyorum ama yapamıyorum. keşke paylaşabilsek. *
neden bu kadar saldırgan ve öfkeli olduğunu anlamadığım yazar. farklı görüşlerle sözlüğün daha da zenginleşeceğini düşünen ve bu sebepten dolayı kendisinin sözlüğe dönmesine sevinen bir yazarı ağır laflarla eleştiren biri. kezo savunma birliği başlığındaki white wine girdisi. kezo kelimesini insanları dışlamak için kullanmıyoruz. fark ettiysen başlık kezo savunma birliği yani kezoları savunmaya çalışıyoruz ki bu başlık aynı zamanda şakasına açılan bir başlık zaten. içinde bir art niyet yok yani az rahatla işin eğlencesine bak. ayrıca kezo kelimesi insanların bir özelliğiyle dalga geçmek için kullanılan bir kelime değil. en azından bizim açımızdan. bu kelime kendini beğenmiş, kendi doğrularını en doğru sanan ve kendini komik hallere sokan insanlar için kullanılan bir kelime. ayrıca insanları kezo diyerek dışlıyorlar tavrını takınıp ardından "kezbanların halinden en iyi kezbanlar anlar" diyerek kezo savunma birliği adı altındaki kişileri kendince küçük görmeye çalışman kezban kelimesini kimin dışlamak için kullandığını gösteriyor.
arthanni'nin teorisini mantıklı buluyorum * sonuçta j.k. rowling, dumbledore'nin eşcinsel olduğunu söyleyen ve bunu twitter'da da çok güzel bir şekilde belirten birisi. bu mesajları da çok güzel bir şekilde vermek istemiş olabilir * http://www.telegraph.co.uk/culture/harry...
fetişten ziyade tahrik edici unsurlar olarak:
takım elbise
slip iç çamaşırı, slip mayo ya da slip şort
deri pantolon
sporcu atleti
motorcu kıyafetleri özellikle de motorcu montu ve botu
televizyonun günlük dile ne kadar etki ettiğini bir kez daha anlamamı sağlayan dizi. bu diziyi hiç izlemedim ve ilk defa duyuyorum ama şunu fark ettim. annem genelde çok çalıştırıldığı zamanlarda "köle isaura gibi kullandılar bizi" der. ben de her seferinde anlamadan hee der geçerdim. demek ki o kullanım buradan kaynaklıymış. şu an resmen aydınlandım.
yarın mezuniyet balomuz var sözlük. hepimiz şıkır şıkır, iki dirhem bir çekirdek modda olacağız. herkes gösteriş yarışına, en mutlu benim havasına girecek ve bu vaziyette eğleneceğiz. büyük ihtimal ben de sırf günü kurtarmak, dikkat çekmemek adına en sevimli, en eğlenceli maskemi takıp onlara eşlik edeceğim. o an bir şekilde idare edeceğim ama ya sonra? mezun olduktan sonra ne olacak? bu yorucu ve acımasız hayatla nasıl baş edeceğim tek başıma? eğleniyormuş gibi gözüken ama içinde derin korkular taşıyan bir vücut daha fazla ne kadar -mış gibi yapabilir? daha kaç kere bir başına sorumluluklarıyla mücadele edip gününü kurtarabilir? sanırım mezun olma ve hayata atılma fikri beni çok korkutuyor. belki de yalnız olduğumu hissettiğimden dolayı şu an bu kadar pesimistimdir bilemiyorum. umarım güzel bir hayat beni bekliyordur...
yaptığım gözlemlere dayanarak şunu söyleyebilirim ki: "bu şehir, türkiye'nin yakışıklı erkek barındırma yüzdesi en yüksek olan şehri"
yemek kültürü konusuna hiç girmiyorum bile. bu konuda bir hatay bir gaziantep neyse adana da odur.
sadece fiziksel ve sözel şiddetle sınırlı kalmayandır. bu konu, çok daha geniş bir yelpazede incelenmeli ve ona göre davranılmalı, önlemler alınmalıdır. *
halka sunulan, göz önünde bulunan ve daha çok dikkat çeken gaylerin kadınsı* özelliklere sahip olmasından kaynaklı durumdur. ülkemizde kadın gibi davranmak güçsüzlüğü, pasifliği sembolize eder, gaylik ise istenmeyen bir durumdur. bu iki özellik birleştirilerek tüm gaylerin kadınsı olduğu ve bunun ne kadar kötü(!) bir şey olduğu mesajı tüm beyinlere altttan alta işlenmektedir. çünkü gaylerin de maskülen* olabileceği ihtimalinden korkulur ve yokmuş gibi davranılır.
hacı misi ile parlattığım cemaatçi götü mü açıkta bırakacak kırmızı bir tanga ile katılacağım zirvedir. tüm şeriatçıların gözleriylen günah işlemelerine, cünüp olmalarına sebebiyet verip toplandıklarına pişman edip ardından "türkiye laiktir laik kalacak" nidalarıylan izmir büyükşehir belediyesi logolu sancağı mekana dikip atamın gücüylen son noktayı koyacağımdır.
kisinin icinde birbirinden farkli kisilikler hissedip, bu kisiliklere uyan davranislarda bulunmasi, bu kisiliklerin etkisi altinda oldugu anlarda yaptiklarindan habersiz olma halidir. bu kisilikler bireyin kendi cinsiyetinden, yas grubundan, sosyoekonomik ve kulturel durumundan farkli olabilir. bu kisiliklere ait kafasinin icinden gelen ve kendisini yonlendiren sesler duyabilir. farkli kisilikler var olan "evsahibi" kisilige zarar verici davranislar gosterebilir (es ya da karsi cinsle uygunsuz iliskiler, suca yonelik davranislar gibi). evsahibi kisiligi oldurup, yerine gecmek icin intihar girisimlerinde bulunabilirler.
nasil olusmaktadir?
genellikle cocukluk yaslarinda cok agir fiziksel (dovulme, agir cezalandirmalar), cinsel (tecavuz, cinsel tacizler) ve duygusal (sevgi gosterilmeme, saglik, egitim ihmalleri ve bakim gereksinimlerinin yerine getirilmemesi gibi) travma yasantilari sonrasinda gelisir. bu donemde cocuk bu olaylar esnasinda kendini olayin etkisinden kurtarmak icin bir savunma mekanizmasi seklinde o olayi yasayan ben degilim, bu olanlar bana yapilmiyor, ben bunlari hissetmiyorum vb dusunce degisiklikleri gelistirir. bu zamanla normal disi bir hal alip, bu bozukluga donusur. bu sekil bir savunma sureci, agir travmalara uyum saglamada onemli bir yere sahiptir.
iki ya da daha fazla birbirinden ayri kimligin ayni kiside varligi (herbirinin kendi icinde sureklilik gosteren cevre ve benlik algisi, iliski kurma ve dusunme bicimi vardir). bu kimliklerden en az ikisi zaman zaman tekrarlayarak kisinin davranislarini denetim altinda tutar. onemli kisisel bilgileri siradan bir unutkanlikla aciklanamayacak sekilde animsayamazlar.
toplumda ne oranda gorulmektedir?
% 5-10 arasinda gorulmektedirler. daha cok kadinlarda teshis edilmektedir. erkek hastalarin ise suc isledikleri icin daha cok adli sistem icinde olduklari ve bu nedenle tani konulamadigi dusunulmektedir. kisilerin ozellikle kafalari icinden gelen sesler duymalari, yaptiklarini hatirlamadiklari seylerle karsilasmalari gibi belirtilerin, ogrenilmesi halinde kendilerinin akil hastanesine kapatilacaklari ya da toplumda damgalanacaklari yonundeki inanclari nedeniyle tedaviye basvurmadiklari gorulmektedir.
tedavi:
hastalik bu rahatsizligi bilen psikiyatristlerce uzun dönemli psikoterapi ile tedavi edilmektedir. tedavide kisiliklerin bir araya getirilerek bir butun olusturmasi ve gecmiste yasanan ve bazi hallerde unutulmus olan travma doneminin aydinlatilip, bunun normal bilinc hali ile birlestirilmesi ve butunlestirme sonrasi eslik eden diger kisilik sorunlari ve yaklasimlarin tedavisi ile surdurulur. psikoterapi esnasinda farkli kisiliklerin etkisi ile sikayetlerde alevlenmeler gorulebilir. bu durumlarda ilac tedavileri ve kisa sureli yatakli tedaviler gerekebilir.
gerçek hayatta:
(bkz: voleybol) favorim, pek severim <3 sokak, salon, plaj. her türlüsü olur fark etmez.
(bkz: yakar top) ikinci favorim. her türlü kapışırız. * (bkz: istop) top havaya atılır. ebe topu tutana kadar herkes uzaklaşır ardından ebe bir renk söyler herkes onu bulmaya çalışır.
(bkz: 9 aylık) ön eleme olarak top ayakta sektirilir. en az sektiren kaleye geçer her gol 1 puandır-kafa hariç o 3 puan- 9 puan tamamlanınca kişiye şut çekilir hiç birini kurtaramazsa çocuk doğurmuş olur. nasıl saçma bi oyunmuş lan bu böyle. * (bkz: saklambaç) bir ebe gözlerini kapatıp belirlenen sayıya kadar sayar. sayma işi bitince saklananları bulmaya çalışır. bulduğu kişiyle adeta yarışa girer gözlerini kapattığı yere koşarlar ebe onu orada sobelerse yani sayı saydığı yere bulduğu kişiden önce ulaşırsa sıradaki ebe o sobelenen kişi olur.
(bkz: köşe kapmaca) genelde römork gibi köşeli yerlerde oynanır. ebe ortadadır köşelerdeki kişilerin kalkıp yerlerini değiştirmelerini bekler. kalkan kişilerden birinin yerini kaparsa yeri kapılan kişi ebe olur.
(bkz: sessiz sinema) bir kişi aklından bir film, dizi tutar. jest ve mimikleriyle karşısındaki kişilere bu filmi anlatmaya çalışır.
(bkz: ortada sıçan) diğer adıyla (bkz: can) yakar topun kardeşi. karşılıklı en az iki kişi vardır ve bunların ortasında bir ya da birden fazla kişi vardır. amaç bu kişileri topla vurup oyundan çıkarmaktır.
(bkz: dokuz taş) dokuz taş üst üste dizilir. sonra topla yıkılır ardından herkes kaçışır. ebeler bu kaçışan kişileri vurmaya ve bu sayede dokuz taşın tekrar üst üste dizilmesini önlemeye çalışır
(bkz: mendil kapmaca) ortada biri mendil tutar. iki kişi karşılıklı olarak aynı anda koşarlar. mendili ilk kapan oyunu kazanır.
(bkz: beş taş) beş tane taşın farklı şekillerde havaya atıp tutulması ve toplanmasıyla oynanan bir oyundur.
(bkz: ip atlama) hunharca zıplayıp kalorilerinizi yakmaya yardımcı olan oyun. * (bkz: aç kapıyı bezirgan başı)
(bkz: yakalambaç) bir ebe kendisinden kaçan herkesi yakalamaya çalışır. yakaladığı herkes onun tarafına geçer ve son kişi kalana dek devam ederler.
(bkz: yerden yüksek) mantığı köşe kapmaca ile aynıdır. herkes yerden yüksekte bir yerde durur. ebe yerdedir. kişiler yer değiştirirken ebe onlardan birinin yerini kapmaya çalışır.
(bkz: ali baba saatin kaç) ebe diğer oyunculara arkasını dönmüştür. diğerleri sırayla bu soruyu sorarlar. "ali baba saatin kaç?" mesela "5" der. oyuncular da 5 adım yaklaşırlar ebeye. tabi herkes kendince adım attığından kimi daha yakın, kimi daha uzak olur. ali baba döner bakar ne kadar yaklaşmışlar diye. tekrar arkasını döner, aynı şey tekrarlanır. amaç ali baba henüz arkası dönükken atılan adımlar esnasında ona ulaşıp, sırtına vurmaktır. bu olay gerçekleştiği anda herkes başlangıç çizgisine geri kaçar. ali baba kimi yakalarsa o ebe olur.
yapamadığımdır. özellikle uzun süre yapamıyorum maksimium 10-15 saniye. daha uzun süreli kapalı tutarsam aklıma berber konulu porno filmleri geliyor. bunun sonucunda da erekte olurum, mal gibi kalırım diye düşünüp geriliyorum (bkz: ayı sözlük itiraf) *
yerim neresi, kendimi nereye ait hissediyorum artık hiç bir fikrim yok sözlük. üniversitemin bulunduğu ildeyken kendimi oraya pek ait hissetmiyorum, 3 gündür ailemin yanındayım kendimi buraya da ait hissetmiyorum. gerçi bu durumu yaklaşık 1senedir yaşıyorum. yurt dışındayken de kendimi oraya ait hissetmiyordum ülkemde ülkem diyordum *. fransız şair charles baudelaire'e ait şu söze tamı tamına uyuyorum sanırım: "nerede değilsem orada iyi olacakmışım gibi geliyor."
ayı sözlük üyeleri üniversitelerin hangi bölümlerinde okuyorsunuz?
cevap: (bkz: pdr)
aynı ya da yakın bölümlerde okuyorsak birbirimize yardımcı oluruz iyi olur
çevresindeki kişilerde zerre yaşama hevesi bırakmayan insan modelidir. ya arkadaş bi insan her şeyden mi memnuniyetsiz kalır, hiç mi bir şeyi beğenmez. tamam o beğenmediğin şey mükemmel olmayabilir ama şunu da bilmen lazım hiçbir şey mükemmel olmak zorunda da değil. karşındaki insan belki de bin bir hevesle, araştırarak, okuyarak, deneyerek vs. bir şekilde bir ürün ortaya koymuş en azından bir teşekkür et o da olmadı bir tebessüm et. yok illa bir bok atmalar, bir iğnelemeler, bir burun kıvırmalar. sırf beğenmemek için gösterdiği o çabayı aslında az da olsa pozitif bir yöne kanalize edebilse aslında belki de yapıcı eleştiri yapıp katkıda bulunabilecektir bu insan ama hayır o en iyi bildiği şeyi yapacaktır "hıh bu ne be pööffss" demek. cidden böyle yapıcı olmak yerine yıkıcı davranan insanları hiç sevmiyorum. insanı yormaktan zevk alıyorlar herhalde. platon'un bir lafı var o sözü bu arkadaşlara hediye etmek istiyorum: insanlara karşı düşünceli olun. çünkü karşılaştığınız herkes en az sizin kadar zorlu bir mücadele veriyor.