sinan

Durum: 2325 - 0 - 0 - 0 - 21.03.2016 03:52

Puan: 34498 - Sözlük Kaşarı

12 yıl önce kayıt oldu. 5.Nesil Yazar.

Türkiye'yi ailemle birlikte temelli terk ediyorum. - Düzenimi kurunca yurtdışında, uğramaya çalışacağım buraya. - Yıkık fildişi kulemin enkazında 22.yy.´ı arıyorum.
  • /
  • 117

yegane

yegâne (şapkalı a=â ile hafif a'yı uzatarak telaffuz edilmeli) / yegane, farsça'dan osmanlı türkçesi'ne geçmiş ve tek, eşsiz anlamında bir sözcüktür.
benzer şekilde, aynı kök sözcükten türeme (yek = bir) "yegânegi", teklik, eşsizlik* anlamındadır.
"yegân yegân" şeklindeki kullanımsa, birer birer* demektir.

perde takmak

yılda en az iki kere ve iki farklı daire için yaptığım, yapmak zorunda kaldığım lanet olası iştir perde takmak.
dikkatsiz davranırsanız, ters takıp, yeniden aynı işlemi yapmanız gerekebilir. özene bezene, titizce yapılmalı! tam bir vakit kaybı.

çıkarması da cabası. önce çıkaracaksınız... tülü var, güneşliği var.
eski tarz antikalarla döşeli evlerde rastlanan cinsten kadife ve ağır olanları var. kuşakları var... var oğlu var.
yıkanır ve/veya temizleyiciye gönderilir takılmadan evvel doğal olarak. hepsi ayrı işkence. fuzuli masraf!
tutturucuları* sökmek ve takmak da bela işler kategorisindedir üstelik.

en iyisi modern stor tarzı perdeler. kedili evler için de ideal.

yakın arkadaşın adım adım uzaklaşması

aynaya bakıp düşünülmesi gereken bir haldir.

zira, yakın arkadaş, sizin yakın arkadaşınızdır. kimden adım adım uzaklaşmaktadır? el cevap: sizden!

kişi bazen kendine dönüp bir bakmalı, belki onu üzecek bir davranışınız olmuştur; gönlünü almanız gerekirken, umursamamış veya farkına dahi varmamışsınızdır kırılışının nedeninin.
kötü anılarla birikmişliklerin, ağzına kadar dolu bardağa damlayan son damlanın suyu taşırması gibi, arkadaşınızın da canına tak etmiş olabilir.

düşünce suçu

suçların en asil olanıdır kanımca. eğer hakikaten suçsa elbet.

insanın insan oluşu beyni sayesindeyse, beynin ürettiği düşüncelerin suç sayılması da insanlığın en rezil hallerinden sayılmalı.
beğenirsiniz, beğenmezsiniz... kendi düşüncelerinize saygı duyulmasını istiyorsunuz. pekala... ötekinin, ötekileştirilmişin, sizinle aynı cenahta bulunmayaların düşüncelerine de saygı duymadan nereye varılır? hiç düşündünüz mü? aman dikkat! suç işlemiş olabilirsiniz. düşünmeyin ya hu!*

düşünce, eyleme dökülüp ötekine, bir gruba, azınlığa veya çoğunluğa, yek diğerine zarar vermedikçe, suç olarak addedilmesi kadar anlamsız ve çağdışı bir suçlama düşünemiyorum!
bırakınız insanlar istedikleri gibi düşünsünler, düşünmeleri engellenmesin ve yönlendirilmesin. özgür ve bilinçli insanın düşünceleri mühim öncelikle.

düşünceyi ifade etmek, kışkırtma maksatlı olmadıktan ve cana, mala zarar verici, barışçıl olmayan eylemler haline gelmedikten sonra neden suç olsun? zırvalık.
descartes nam zat kefere, "düşünüyorum öyleyse varım" demişse, düşünmüyorsan yoksun dostum. yoksun. hazır düşünmeye başlamışken, iki kere düşün. düşünde de düşün! uyuşmuş, uyuşturulmuş zihnini aç.
(bkz: cogito ergo sum)

--- spoiler ---

http://www.dusuncesuclarimuzesi.net/ müzesi kurulmuştur. henüz yeterince işlevsel ve içeriği kapsamlı bulmasam da, ilginç bir sitedir. bakılmalı.

--- spoiler ---

huzurlu uzun ilişki vs şehvet dolu kısa ilişki

şehvet dolu ilişkilerin nisbeten genç yaşlarda yaşanması kişinin hayrına olur.
"kırkından sonra azanı teneşir paklar" misali, yaş aldıkça huzurlu ve uzun ilişkilere yönelmek daha akıl karı bir eylem olacaktır.
her birey kerameti kendinden menkul, kendine özgü davranışsal özelliklerde bulunacağı, diğer bireylerden farklı karakteristik yapılar göstereceği için de, tüm genellemelerin yanlışlanması gibi, yukarıda yazdıklarım da doğrulanamaz.
nasıl ve neyi hissediyorsanız onu yaşayın. içi geçmiş yirmili yaşlardaki bazıları huzurlu ama durağan, güvene dayalı ama monotonluk döngüsüne girmiş ilişki seçiminde bulunuyorsa yadsınamaz. kendi tercihidir bu.
keza, kırklı, ellili yaşlarda şehvetin içine dalmış, hedonist ve ruhu genç tipler de var bu dünyada.
diğer yandan şu da sorgulanmalı:
bu " vs", versus olmak zorunda mı? huzurlu ve uzun ilişkilerin içinde şehvet dolu anlar olamaz mı veya şehvet dolu kısa ilişkilerde hiç mi huzur bulunamaz?
  • /
  • 117
  • /
  • 39

amfi


ada


atina


whoami


bağlanmamayı marifet sanan hastalıklı kişi


çingenelerin sitesi


şoför


baby jane


love


nori


justin trudeau


browsec


diyojen


megafon


mezi


müfteri


singapur


brexit


dert


bozacının şahidi şıracı


  • /
  • 39
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 2325

benlik uyuşmazlığı kuramı

carl gustav jung'un " gölge benlik" kavramı ile harmanlanırsa tadından yenmeyecek olan* kuramdır benlik uyuşmazlığı kuramı. kuramın adı, kendini açıklar niteliktedir.
edward tory higgins tarafından geliştirilen sosyal psikoloji kuramıdır*.
kurama göre üç farklı benlik bulunuyormuş:
- gerçek benlik
- ideal benlik
-(bkz:#zorunlu benlik)
bana biraz sigmund freud'un id, ego, süperego'sunu çağrıştırmadı* değil.

mobbing

sydney pollack'ın 1993 yapımı the firm filminde de işlenmiştir mobbing konusu.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

pluviophile

nasıl ki bibliophile / bibliyofil'i "kitapsever" diye türkçeleştirebiliyorsak, "yağmursever" diye türkçeleştirilebilecek bir kavram.
aşırı ve zarar verici yağmurlar, abartılı sağanaklar hariç, sanırım ben de yağmurseverim.

kaplumbağalar da uçar

bir filmdir. türkiye-ırak sınırının ırak tarafında geçer öykü. iran-ırak savaşı sonrası saddam hüseyin'in katliamından kaçan kürt sığınmacıların olduğu bir mülteci kampındaki hüzünlü, oldukça acıklı bir öyküdür.
lakposhtha parvaz mikonand'dır asıl adı. 2004, iran-fransa-ırak ortak yapımıdır.

https://www.imdb.com/title/tt0424227/

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

seri eksi oy veren ezik

eksilenen bazı girilerime, hatta hepsine baktığımda, aslında eksilenecek bir şey olmadığını, eksileyen tarafın farklı düşünmekten değil de sırf eksilemek için eylemde bulunduğunu ve bana takmış bir psikopatın varlığını duyumsadığımı, dolayısıyla "seri eksi oy veren ibne" gibi seksist bir tanımlama yerine, "seri eksi oy veren psikopat" tanımlamasını yeğlediğim "sözde" yazardır.

edit: bunu da eksileyeceğini düşünüyordum. haklı çıktım. meraklısı profilimden eksilenen girilerimi görebilir ve yazdıklarımın haklılığını da teyid eder.

edit-2: umursamadığım ama ne olduğunun bilinmesini istediğim kişi ve durumdur.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

türk

türk, yüzyıllardır etnik bir tanımlama olmaktan çıkmış, kültürel bir tanımlamadır.
türkiye cumhuriyeti için konuşursak, türkiye cumhuriyeti vatandaşı olan herkestir türk.
amerika birleşik devletleri'nde yaşayıp yerleşmiş olan italyan, meksika, çin, japon, alman, isviçreli, ingiliz vb. asıllı, kökenli herkes nasıl ki "i'm an american" diyebiliyorsa, türkiye'de etnik, dini, mezhepsel farklılıklardan dolayı kendini farklı hissedenler de bu söylemi dikkate almalıdır.
türk olmak, türklük'ten gurur duymak, ırkçılık değil, ne olduğunun, kendini nasıl ve ne hissettiğinin bir ifadesidir.
ben bir azınlık ile, ermeni ile, rum ile, yahudi ile, levanten'le hatta kürt ile kendi dillerinde değil türkçe konuşup anlaşıyorum. onlar da öyle...
bilmem hiç düşünebiliyor musunuz?
türkçe, dil bayrağıdır.
içeriden-dışarıdan etnik, bölücü, kuyruk acısı olanların çıkardığı söylemlere, piyonların kendilerinin piyon olduklarının farkına varmayışlarına, "takmayınız".
türk, kendini türk hisseden herkestir.
"ne mutlu türk'üm diyene!" söylemi, etnik değil, kültüreldir, ekinseldir. bu da böyle biline... *

bi

hem latince, hem arapça, hem farsça kökenli* bir önektir ama her dilde ayrı anlamlar yükler başına geldiği sözcüğe. her üç dilden de türkçe'ye girişi olmuştur bu ekin.

şöyle ki:

latince olarak, çift - iki anlamı taşır. biseksüel'deki, bipolar'daki "bi", budur.

farsça olarak, bitaraf örneğindeki gibi , tarafsızlık, taraf olmama, tarafsız yani "sız" eki üzerinden, yoksunluk, olmama durumu (susuz, kayıtsız gibi) belirtir. bihaber* - habersiz vb. ...

arapça üzerinden bir kullanım örneği verecek olursam, ki arapça'da " ile" karşılığı kullanılmaktadır "bi", bi'l - umum yani bilumum, genel ile, hepsi, tümü, "tüm çeşitleri ile" anlamında.

tüm anlamlarıyla bir tümce*de kullanırsam şöyle bir şey olur*: bilumum ayı sözlük yazarları, biseksüelliğe karşı aynı bakış açısının sergilenmesine karşı bitaraf olmalılar mı?*

how i met your mother'ın tek cümlelik özeti

dizi izlemeye yönlendirilerek uyuşturulmuş kitlelerin izledikleri amerikan dizilerinden biri.*

mustafa kemal atatürk

varlıklarını kendisine borçlu olduklarını algılayamayacak derecede olup, ötekileştirildiği halde ötekileştirme yapabilen zevatın dahi çamur atmaya yeltendiği fakat altının çamura düşmesiyle altın olma niteliğini kaybetmeyeceği misali, hala ışıldayan, ebediyen de ışıldayacak insan.

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

ivana sert

iyi ki ivana sert. ya sert olmayıp yumuşak olsaydı ivana? bu sıcaklarda hiç çekilmezdi.*

bedri baykam

sanatçı ve aydın bir kişilik. yazarlığı da vardır. "kemik" adlı romanını önerebilirim.
yıllar önce sanırım ist./ortaköy'de işlettiği bir parda yarı çıplak hatunlara çamur güreşi yaptırmaktan, ergenlikte yaptığı bir masturbasyonun kalıntısı olan sperm lekeli peçeteyi saklayıp, yıllar sonra bu kurumuş sperm lekeli peçeteyi sergilemeye ve daha neler neler... inanmayana google bir tık kadar yakın! velhasıl-ı kelam, ilginç bir kişiliktir.