sinan

Durum: 2325 - 0 - 0 - 0 - 21.03.2016 03:52

Puan: 34498 - Sözlük Kaşarı

12 yıl önce kayıt oldu. 5.Nesil Yazar.

Türkiye'yi ailemle birlikte temelli terk ediyorum. - Düzenimi kurunca yurtdışında, uğramaya çalışacağım buraya. - Yıkık fildişi kulemin enkazında 22.yy.´ı arıyorum.
  • /
  • 117

flat eric

escinsellik.net

pembe sermaye'ye örnek olarak gösterilebilecek sitelerden biridir muhtemelen.

sözlüğe ölü toprağı serpilmesi

sözlüğe ölü toprağı serpilmesi, tam da şu andaki durumdur. saatler 00:00'ı geçeli yarım saatten fazla olduğu halde, günün ilk girisi henüz yazılmamıştır. bir önceki cümle, kendini yalanlamaktadır!

dario moreno

ölümü hakkında çeşitli rivayetler olan yahudi asıllı türk sanatçı.

--- spoiler ---alıntıdır---
moreno'nun ölümüne ilişkin söylentiler değişiktir. bunlardan birisi 1 aralık 1968 günü istanbul hilton oteli'ndeki odasında ölü bulunduğudur. diğeri ise havaalanına taksi ile giderken geçirdiği bir kalp krizi sonucunda öldüğüdür.

ancak bu söylentilerin aksine ölümü, paris'te galası gerçekleşecek oyununa ve paris'te ilk kez yapılacak türk gecesine gideceği uçağına geç kalması ve uçağa bindirilmemesi üzerine havaalanındaki görevliyle girdiği münakaşa üzerine rahatsızlanmıştır.[kaynak belirtilmeli] hipertansiyon hastası olan moreno bu tartışmanın ardından hastaneye kaldırılmış fakat hastanede ilk müdahaleyi yapan doktorun ifadesine göre hastaneye geldiğinde hayatını kaybetmiş durumdadır. istanbul'da ölen dario moreno, izmir'de gömülmesini vasiyet etmiştir. fakat ölümünün ardından izmir'den israil'e yerleşmiş annesi madam roza, oğlu dario moreno'yu gömülmek üzere israil'deki holon kenti gömütlüğüne götürmüş ve moreno orada toprağa verilmiştir.
--- spoiler ---alıntıdır----

şu gazete haberinde de görülebileceği üzere, havaalanında rahatsızlanmış ve akabinde ölmüştür; toprağı bol olsun: http://cdn.gecmisgazete.com/assets/haber...

dario argento

giallo türü filmlerin, unutulmaz yönetmenidir.

giallo

italyanca " sarı" rengi anlamına gelen " giallo", aynı zamanda bir korku filmi alt türünün de adıdır.
bu tür, italyan tarzı "b-movie" olarak özetlenenebilse de, korku-gerilim, bazen " film noir" ögeleri de içerir. fantastik, mistik, gizem sosu eklenir... genellikle güzel bir kadınının veya kadınların kurban olarak seçildiği filmlerdir. çıplaklık ve sevişme sahneleri de aralara serpiştirilir. " kitsch" amerikan etkisi vazgeçilmezleridir. " gore" sinema ile karıştırılmaması gereken bir türdür. gore'daki kan, vahşet, şiddet ve dehşet unsurları giallo'da daha yumuşaktır. dario argento, türün en bilindik yönetmenidir.

suspiria

i want you

aynı zamanda bir the beatles şarkısıdır.

the beatles - i want you (she's so heavy):


sözleri:

i want you
i want you so bad
i want you
i want you so bad
it's driving me mad
it's driving me mad

i want you
i want you so bad, babe
i want you
i want you so bad
it's driving me mad
it's driving me

i want you
i want you so bad, babe
i want you
i want you so bad
it's driving me mad
it's driving me mad

i want you
i want you so bad
i want you
i want you so bad
it's driving me mad
it's driving me

she's so
heavy
heavy, heavy, heavy

she's so
heavy
she's so heavy, heavy, heavy

i want you
i want you so bad
want you
i want you so bad
it's driving me mad
it's driving me mad

i want you
you know i want you so bad, babe
i want you
you know i want you so bad
it's driving me mad
it's driving me mad

yeah

she's so...

moshi moshi

japonca'da telefonda "alo" yerine kullanılan ikileme sözdür "moşi moşi" veya "moshi moshi".

pronto

italyanca olarak telefonda "alo" demektir. aynı zamanda "hazır", "hazırım", "buyrun" anlamlarına da gelir.

hello

anglo-sakson kökenli uluslarda, telefondaki "alo" karşılığı da kullanılır.

sevgilisi olan biriyle sevişmek

sevgilisi olan birinin sevgilisi zaten sizseniz, olması gereken durumdur. bir önceki cümlenin ışığında, sevgilisi olmayan biriyle sevişmek ise, sıkıntılı bir durum olacaktır.

sealand

gerçek bir devletin egemenlik sembollerinden olan para, bu mini ülke tarafından kendi adlarına bastırılmıştır. internet sitesinden para karşılığı soyluluk ünvanları da dağıtmaktadır. ülke yöneticilerine göre ülkeleri prenslik statüsündedir. 2. dünya savaşı'nda almanlar'a karşı ingilizler'in savunma amaçlı yaptığı bir "kale ada" kalıntısı üzerine kurulmuştur. britanya karasularının dışında, uluslararası sulardadır. ülkenin adı da, deniz ülkesi anlamına gelir. ülkede internet sunucuları da vardır. "micronation" ve korsan bir oluşumdur aslında.

resmi sitesi:
alnd

sie

almanca kibar bir şekilde "sen" demektir, yani "siz". üçüncü çoğul şahıs olan, "onlar" anlamına da gelir.

al dente

"dişe gelir" diye türkçe'ye çevirebileceğimiz italyanca söz.
rahatça çiğnenerek yenilip lezzetinin zevki alınabilir kıvamda, ne fazla pişmiş, eprimiş, hamurlaşmış, ne de çok sert ve çok az pişmiş olan makarna ve hamur işleri için yani italyanca terimiyle "pasta"* için kullanılır genellikle. "dente", italyanca diş demektir.
bizde az pişmiş makarna karşılığı kullanılması aslında yanlıştır. sorun, türk mutfağında makarnaları gereğinden fazla pişirmemizden kaynaklanmaktadır. bu şekilde, içindeki vitaminleri de minimuma indirgiyoruz...

ayı sözlük'ten beklenen hizmetler

zam!
ücretsiz ve sansürsüz, hızlı internet bağlantısı.
ayrıca zam. malum, döviz fiyatlarındaki son artışların, türk lirası cinsinden maaş alan yazarlara yansıtılması lazım!
zam demiş miydim?
ha, unutmadan, zam yapılsa fena olmazdı hani.*

zeki müren

1970'lerin sonlarındaki ve 1980'lerin gırgır mizah* dergisinde, ki o zamanlar dünyanın en çok satan 3. mizah dergisiydi o eski gırgır, karikatürlere konu olduğu zaman, karikatürlerde ve seri çizgilerde "zevki süren" adı verilirdi sanat güneşi lakaplı zeki müren'e.

geçmiş zaman olur ki

devamı "hayali cihan değer" veya "hayali cihana değer" şeklinde olan geçmişe serzenişli bir özlem girizgahı.

jetonlu telefon

zamanının çakal gençliğinin jetonların ucuna matkapla minik bir delik açıp, olta ipi yani misina ile bağlayıp, görüşme bittikten sonra, jetonu tekrar geri çektiği şeklindeki şehir efsanesini anımsatan başlık. buzdan yapma sahte jetonlar da ayrı bir şehir efsanesiydi; belki de gerçekti.

ayı sözlük için link kısaltırken etiket girmek

verilen bağlantının çağrıştırdığı harf veya rakamlardan ve kısaltmalardan olanı makbul olup, altı karakter sınırı vardır.
istisnasız, bağlantı verirken kullanmaya çalıştığım bir hededir.

etiketlere verilen bağlantılarda "https" olanların sonundaki s'i kaldırıp "http" yapılmazsa, küser bu sistem.
  • /
  • 117
  • /
  • 39

amfi


ada


atina


whoami


bağlanmamayı marifet sanan hastalıklı kişi


çingenelerin sitesi


şoför


baby jane


love


nori


justin trudeau


browsec


diyojen


megafon


mezi


müfteri


singapur


brexit


dert


bozacının şahidi şıracı


  • /
  • 39
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 2325

benlik uyuşmazlığı kuramı

carl gustav jung'un " gölge benlik" kavramı ile harmanlanırsa tadından yenmeyecek olan* kuramdır benlik uyuşmazlığı kuramı. kuramın adı, kendini açıklar niteliktedir.
edward tory higgins tarafından geliştirilen sosyal psikoloji kuramıdır*.
kurama göre üç farklı benlik bulunuyormuş:
- gerçek benlik
- ideal benlik
-(bkz:#zorunlu benlik)
bana biraz sigmund freud'un id, ego, süperego'sunu çağrıştırmadı* değil.

mobbing

sydney pollack'ın 1993 yapımı the firm filminde de işlenmiştir mobbing konusu.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

pluviophile

nasıl ki bibliophile / bibliyofil'i "kitapsever" diye türkçeleştirebiliyorsak, "yağmursever" diye türkçeleştirilebilecek bir kavram.
aşırı ve zarar verici yağmurlar, abartılı sağanaklar hariç, sanırım ben de yağmurseverim.

kaplumbağalar da uçar

bir filmdir. türkiye-ırak sınırının ırak tarafında geçer öykü. iran-ırak savaşı sonrası saddam hüseyin'in katliamından kaçan kürt sığınmacıların olduğu bir mülteci kampındaki hüzünlü, oldukça acıklı bir öyküdür.
lakposhtha parvaz mikonand'dır asıl adı. 2004, iran-fransa-ırak ortak yapımıdır.

https://www.imdb.com/title/tt0424227/

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

seri eksi oy veren ezik

eksilenen bazı girilerime, hatta hepsine baktığımda, aslında eksilenecek bir şey olmadığını, eksileyen tarafın farklı düşünmekten değil de sırf eksilemek için eylemde bulunduğunu ve bana takmış bir psikopatın varlığını duyumsadığımı, dolayısıyla "seri eksi oy veren ibne" gibi seksist bir tanımlama yerine, "seri eksi oy veren psikopat" tanımlamasını yeğlediğim "sözde" yazardır.

edit: bunu da eksileyeceğini düşünüyordum. haklı çıktım. meraklısı profilimden eksilenen girilerimi görebilir ve yazdıklarımın haklılığını da teyid eder.

edit-2: umursamadığım ama ne olduğunun bilinmesini istediğim kişi ve durumdur.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

türk

türk, yüzyıllardır etnik bir tanımlama olmaktan çıkmış, kültürel bir tanımlamadır.
türkiye cumhuriyeti için konuşursak, türkiye cumhuriyeti vatandaşı olan herkestir türk.
amerika birleşik devletleri'nde yaşayıp yerleşmiş olan italyan, meksika, çin, japon, alman, isviçreli, ingiliz vb. asıllı, kökenli herkes nasıl ki "i'm an american" diyebiliyorsa, türkiye'de etnik, dini, mezhepsel farklılıklardan dolayı kendini farklı hissedenler de bu söylemi dikkate almalıdır.
türk olmak, türklük'ten gurur duymak, ırkçılık değil, ne olduğunun, kendini nasıl ve ne hissettiğinin bir ifadesidir.
ben bir azınlık ile, ermeni ile, rum ile, yahudi ile, levanten'le hatta kürt ile kendi dillerinde değil türkçe konuşup anlaşıyorum. onlar da öyle...
bilmem hiç düşünebiliyor musunuz?
türkçe, dil bayrağıdır.
içeriden-dışarıdan etnik, bölücü, kuyruk acısı olanların çıkardığı söylemlere, piyonların kendilerinin piyon olduklarının farkına varmayışlarına, "takmayınız".
türk, kendini türk hisseden herkestir.
"ne mutlu türk'üm diyene!" söylemi, etnik değil, kültüreldir, ekinseldir. bu da böyle biline... *

bi

hem latince, hem arapça, hem farsça kökenli* bir önektir ama her dilde ayrı anlamlar yükler başına geldiği sözcüğe. her üç dilden de türkçe'ye girişi olmuştur bu ekin.

şöyle ki:

latince olarak, çift - iki anlamı taşır. biseksüel'deki, bipolar'daki "bi", budur.

farsça olarak, bitaraf örneğindeki gibi , tarafsızlık, taraf olmama, tarafsız yani "sız" eki üzerinden, yoksunluk, olmama durumu (susuz, kayıtsız gibi) belirtir. bihaber* - habersiz vb. ...

arapça üzerinden bir kullanım örneği verecek olursam, ki arapça'da " ile" karşılığı kullanılmaktadır "bi", bi'l - umum yani bilumum, genel ile, hepsi, tümü, "tüm çeşitleri ile" anlamında.

tüm anlamlarıyla bir tümce*de kullanırsam şöyle bir şey olur*: bilumum ayı sözlük yazarları, biseksüelliğe karşı aynı bakış açısının sergilenmesine karşı bitaraf olmalılar mı?*

how i met your mother'ın tek cümlelik özeti

dizi izlemeye yönlendirilerek uyuşturulmuş kitlelerin izledikleri amerikan dizilerinden biri.*

mustafa kemal atatürk

varlıklarını kendisine borçlu olduklarını algılayamayacak derecede olup, ötekileştirildiği halde ötekileştirme yapabilen zevatın dahi çamur atmaya yeltendiği fakat altının çamura düşmesiyle altın olma niteliğini kaybetmeyeceği misali, hala ışıldayan, ebediyen de ışıldayacak insan.

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

ivana sert

iyi ki ivana sert. ya sert olmayıp yumuşak olsaydı ivana? bu sıcaklarda hiç çekilmezdi.*

bedri baykam

sanatçı ve aydın bir kişilik. yazarlığı da vardır. "kemik" adlı romanını önerebilirim.
yıllar önce sanırım ist./ortaköy'de işlettiği bir parda yarı çıplak hatunlara çamur güreşi yaptırmaktan, ergenlikte yaptığı bir masturbasyonun kalıntısı olan sperm lekeli peçeteyi saklayıp, yıllar sonra bu kurumuş sperm lekeli peçeteyi sergilemeye ve daha neler neler... inanmayana google bir tık kadar yakın! velhasıl-ı kelam, ilginç bir kişiliktir.