sinan

Durum: 2325 - 0 - 0 - 0 - 21.03.2016 03:52

Puan: 34498 - Sözlük Kaşarı

12 yıl önce kayıt oldu. 5.Nesil Yazar.

Türkiye'yi ailemle birlikte temelli terk ediyorum. - Düzenimi kurunca yurtdışında, uğramaya çalışacağım buraya. - Yıkık fildişi kulemin enkazında 22.yy.´ı arıyorum.
  • /
  • 117

the raspberry reich

aslında bu filmin iki versiyonu vardır. yaygın olarak bilinenindeki pornografik unsurlar efektif geçişlerle yumuşatılmıştır. godard'ın filmlerinde sıkça kullandığı ekrana gelen kocaman mesaj içerikli yazılar da kullanılmıştır bolca. bu iki versiyonun da süreleri aynıdır. herkesin bildiği versiyon, "cut" olandır. öteki ise "uncut" olarak nitelendirilmez çünkü o tanıma uymaz. her anlamda kült film sayılan bir filmdir.

saten pijama

saten çarşaflar üzerinde yatarken kayganlaştırıcı etkisi olan pijama cinsidir saten pijama.

beyaz atlet

atletizm yapan sporcuya da "atlet" dendiğinden, ırkçı bir söylemdir "beyaz atlet".*
ne o öyle? beyaz atlet, kara atlet, sarı atlet?! atlet, atlettir.*

alaimisema

ebem kuşağı olarak da bilinir. doğru yazılışı da şöyle: "alaim-i sema".*

kutsal kase

batı aleminde ve ezoterik inanışlarda "graal" (holy grail) olarak bilinir.

amanda lear

"my life with dali" adında bir kitabı bulunmaktadır amanda lear'in. kendisi ve salvador dali hakkında ilginç bilgilere ulaşılabilecek bir kaynaktır. bildiğim kadarıyla türkçe'ye henüz çevrilmedi.

1968

mayıs 1968... 68 kuşağı. efsanevi bir yıl. devrim ve başkaldırı yılları tüm dünyada. sonu fos çıktı; o ayrı...

deep purple

anthem

1968 tarihli the book of taliesyn albümünden bir deep purple parçası. barok klavye ile yapılmış hüzünlü dokunuşlar içerir.

şuradan dinlenebilir: (bkz:#258924)

sözleri:

when the night wind softly blows through my open window
then i start to remember the girl that brought me joy
now the night wind softly blows sadness to tomorrow
bringing tears to eyes so tired
eyes i thought could cry no more

if the day would only come
then you might just appear
even though you'd soon be gone
when i reached out my hand

if i could see you
if only i could see you
to see if you are laughing or crying
when the night winds softly blow

in my dark and whispering room
memories still bring me a numbness to my feelings
take my hand and brush my brow
in the warm and fevered dark
heart is madly beating
my crazy thoughts are burning
when the night winds softly blow

if the day would only come
then you might just appear
even though you'd soon be gone
when i reached out my hand

if i could see you
if only i could see you
to see if you are laughing or crying
when the night winds softly blow

if the day would only come
then you might just appear
even though you'd soon be gone
when i reached out my hand

if i could see you
if only i could see you
to see if you are laughing or crying
when the night winds softly blow

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

deep purple - anthem:



alternatif bağlantı:



sözleri için: (bkz:#258926)

doğu ve güneydoğu'ya giden yolcu otobüslerine saldırı

pkk terör örgütünün isyan provaları ve verilen şehitler yüzünden galeyana gelen halkın sabrının taşması sonucu olan hadiselerden biri. elbette yanlış ve kınanmalı. bir etnik köken ile bir terör örgütü aynı kefeye konulmamalı.

hdp bergama ilçe binasına saldırı

pkk terör örgütünün isyan provası nedeniyle galeyana getirilen vatandaşların neden olduğu bir durum.

cizre'de ohal ilan edilmesi

pkk terör örgütünün "kalkışması", isyan provası yüzünden olan durum.

e.e. cummings

eserlerinde e.e. cummings adını kullanan ve o şekilde bilinen ve asıl adı "edward estlin cummings" olan abd'li bir şair, yazar, ressam, sanatçıdır.
cummings, eserlerinde büyük harf kullanmamıştır ve adını da küçük harflerle yazmıştır. bu bakımdan büyük harf kullanılmayan internet sözlükleri'nin, " suser" olarak öncüsü bile sayılabilir!* 1894 doğumlu cummings, 1962'de ölmüştür. küçük harflerle yazışının mütevazılıktan mı, kibirden mi olduğu halen tartışma konusudur.

karantina

italyanca "kırk" demek olan "quaranta" sözcüğünden türemiş "quarantina" sözcüğünden gelir. bulaşıcı hastalık, veba şüphesi duyulan kişi veya kişilerin zamanında kırk gün tecrit altına alınmalarından dolayı, kırk sözcüğünden türemiştir. özellikle eskiden veba, humma, kara humma salgınları sırasında, limana girmek üzere olan gemiler denetlendiklerinde, hastalık olduğu şüphesi varsa gemilerin limana yanaşmasına izin verilmez, açıkta demirletilip, karantinaya alınırlardı.

karantina bir kişiye, bir taşıt aracındakilere, bir köydeki, yöredeki, bölgedeki insanlara uygulanabilir. hastalık şüphesi duyulan kişiler müşahede altına alınır. gözlemlenirler ve hastalığın ortaya çıkış süresi geçirilirse, hastalık belirtileri görülmezse serbest kalırlar. kuduz gibi hastalıklarda da uygulanır.

gönderilen mesajı telefonun otomatik olarak düzelteyim derken sıçması

telefondaki ilgili yazılımın, bunu yaparken, çoğu kez, daha önceden eski iletilerde kullanılmış olan sözcükleri seçip yaptığı düzeltme durumunun ifadesidir.

salyangoz

fransızlar'ın "escargot"* dedikleri ve yedikleri naif canlı.

haldun dormen

türk tiyatro dünyasının duayenlerinden, beyefendi bir kişiliği olan, iyi eğitimli ve kıbrıs türkü kökenli kişi, yönetmen, aktör... tam adı ahmet haldun dormen'dir. 1928 mersin doğumludur.

sokak kızı irma

irma la douce (1963) filminden yola çıkıp uyarlanan bir müzikal. görevden el çektirilen bir polisin bir hayat kadınına* aşık olması temalı eser. haldun dormen tarafından sahnelenmiştir.

sokak kızı

  • /
  • 117
  • /
  • 39

amfi


ada


atina


whoami


bağlanmamayı marifet sanan hastalıklı kişi


çingenelerin sitesi


şoför


baby jane


love


nori


justin trudeau


browsec


diyojen


megafon


mezi


müfteri


singapur


brexit


dert


bozacının şahidi şıracı


  • /
  • 39
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 2325

benlik uyuşmazlığı kuramı

carl gustav jung'un " gölge benlik" kavramı ile harmanlanırsa tadından yenmeyecek olan* kuramdır benlik uyuşmazlığı kuramı. kuramın adı, kendini açıklar niteliktedir.
edward tory higgins tarafından geliştirilen sosyal psikoloji kuramıdır*.
kurama göre üç farklı benlik bulunuyormuş:
- gerçek benlik
- ideal benlik
-(bkz:#zorunlu benlik)
bana biraz sigmund freud'un id, ego, süperego'sunu çağrıştırmadı* değil.

mobbing

sydney pollack'ın 1993 yapımı the firm filminde de işlenmiştir mobbing konusu.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

pluviophile

nasıl ki bibliophile / bibliyofil'i "kitapsever" diye türkçeleştirebiliyorsak, "yağmursever" diye türkçeleştirilebilecek bir kavram.
aşırı ve zarar verici yağmurlar, abartılı sağanaklar hariç, sanırım ben de yağmurseverim.

kaplumbağalar da uçar

bir filmdir. türkiye-ırak sınırının ırak tarafında geçer öykü. iran-ırak savaşı sonrası saddam hüseyin'in katliamından kaçan kürt sığınmacıların olduğu bir mülteci kampındaki hüzünlü, oldukça acıklı bir öyküdür.
lakposhtha parvaz mikonand'dır asıl adı. 2004, iran-fransa-ırak ortak yapımıdır.

https://www.imdb.com/title/tt0424227/

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

seri eksi oy veren ezik

eksilenen bazı girilerime, hatta hepsine baktığımda, aslında eksilenecek bir şey olmadığını, eksileyen tarafın farklı düşünmekten değil de sırf eksilemek için eylemde bulunduğunu ve bana takmış bir psikopatın varlığını duyumsadığımı, dolayısıyla "seri eksi oy veren ibne" gibi seksist bir tanımlama yerine, "seri eksi oy veren psikopat" tanımlamasını yeğlediğim "sözde" yazardır.

edit: bunu da eksileyeceğini düşünüyordum. haklı çıktım. meraklısı profilimden eksilenen girilerimi görebilir ve yazdıklarımın haklılığını da teyid eder.

edit-2: umursamadığım ama ne olduğunun bilinmesini istediğim kişi ve durumdur.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

türk

türk, yüzyıllardır etnik bir tanımlama olmaktan çıkmış, kültürel bir tanımlamadır.
türkiye cumhuriyeti için konuşursak, türkiye cumhuriyeti vatandaşı olan herkestir türk.
amerika birleşik devletleri'nde yaşayıp yerleşmiş olan italyan, meksika, çin, japon, alman, isviçreli, ingiliz vb. asıllı, kökenli herkes nasıl ki "i'm an american" diyebiliyorsa, türkiye'de etnik, dini, mezhepsel farklılıklardan dolayı kendini farklı hissedenler de bu söylemi dikkate almalıdır.
türk olmak, türklük'ten gurur duymak, ırkçılık değil, ne olduğunun, kendini nasıl ve ne hissettiğinin bir ifadesidir.
ben bir azınlık ile, ermeni ile, rum ile, yahudi ile, levanten'le hatta kürt ile kendi dillerinde değil türkçe konuşup anlaşıyorum. onlar da öyle...
bilmem hiç düşünebiliyor musunuz?
türkçe, dil bayrağıdır.
içeriden-dışarıdan etnik, bölücü, kuyruk acısı olanların çıkardığı söylemlere, piyonların kendilerinin piyon olduklarının farkına varmayışlarına, "takmayınız".
türk, kendini türk hisseden herkestir.
"ne mutlu türk'üm diyene!" söylemi, etnik değil, kültüreldir, ekinseldir. bu da böyle biline... *

bi

hem latince, hem arapça, hem farsça kökenli* bir önektir ama her dilde ayrı anlamlar yükler başına geldiği sözcüğe. her üç dilden de türkçe'ye girişi olmuştur bu ekin.

şöyle ki:

latince olarak, çift - iki anlamı taşır. biseksüel'deki, bipolar'daki "bi", budur.

farsça olarak, bitaraf örneğindeki gibi , tarafsızlık, taraf olmama, tarafsız yani "sız" eki üzerinden, yoksunluk, olmama durumu (susuz, kayıtsız gibi) belirtir. bihaber* - habersiz vb. ...

arapça üzerinden bir kullanım örneği verecek olursam, ki arapça'da " ile" karşılığı kullanılmaktadır "bi", bi'l - umum yani bilumum, genel ile, hepsi, tümü, "tüm çeşitleri ile" anlamında.

tüm anlamlarıyla bir tümce*de kullanırsam şöyle bir şey olur*: bilumum ayı sözlük yazarları, biseksüelliğe karşı aynı bakış açısının sergilenmesine karşı bitaraf olmalılar mı?*

how i met your mother'ın tek cümlelik özeti

dizi izlemeye yönlendirilerek uyuşturulmuş kitlelerin izledikleri amerikan dizilerinden biri.*

mustafa kemal atatürk

varlıklarını kendisine borçlu olduklarını algılayamayacak derecede olup, ötekileştirildiği halde ötekileştirme yapabilen zevatın dahi çamur atmaya yeltendiği fakat altının çamura düşmesiyle altın olma niteliğini kaybetmeyeceği misali, hala ışıldayan, ebediyen de ışıldayacak insan.

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

ivana sert

iyi ki ivana sert. ya sert olmayıp yumuşak olsaydı ivana? bu sıcaklarda hiç çekilmezdi.*

bedri baykam

sanatçı ve aydın bir kişilik. yazarlığı da vardır. "kemik" adlı romanını önerebilirim.
yıllar önce sanırım ist./ortaköy'de işlettiği bir parda yarı çıplak hatunlara çamur güreşi yaptırmaktan, ergenlikte yaptığı bir masturbasyonun kalıntısı olan sperm lekeli peçeteyi saklayıp, yıllar sonra bu kurumuş sperm lekeli peçeteyi sergilemeye ve daha neler neler... inanmayana google bir tık kadar yakın! velhasıl-ı kelam, ilginç bir kişiliktir.