sinan

Durum: 2308 - 0 - 0 - 0 - 21.03.2016 03:52

Puan: 34252 - Sözlük Kaşarı

Live Seviyesi: Yayıncı

12 yıl önce kayıt oldu.
5.Nesil Yazar.

Türkiye'yi ailemle birlikte temelli terk ediyorum. - Düzenimi kurunca yurtdışında, uğramaya çalışacağım buraya. - Yıkık fildişi kulemin enkazında 22.yy.´ı arıyorum.
  • /
  • 116

dul

eşi ölmüş kişi.

(bkz: karadul)
(bkz: şendul)

şen

neşeli, sevinçli, hareketli, kıpır kıpır olan kişi ve bu kişinin durumu.

(bkz: ali şen)
(bkz: şener şen)
(bkz: şendul)
(bkz: şen dul)
(bkz: sendul)

şen dul

şendul

genellikle evliliği iyi geçmemiş ama boşandıktan veya daha doğrusu kocası öldükten sonra dul kalmış kadınların, bu durumdan sonra şen-şakrak bir halde "ortamlarda" boy göstermesine(!), kocasından kalan mirası yemesine denen durum ve bu durumdaki kadın kişisi.*

günümüzde, seksist olmayan bir yaklaşımla şendulu tanımlarsak, yukarıdakine ek olarak, kadın olmayabilecek başka bir cinsten, cinsel yönelimden kişi de olabilir. kocası yerine, karısı, eşi, sevgilisi, partneri de denebilir...

şendul, ayrı da yazılır " şen dul" olarak. tdk'nın nice bileşik isimlere katliamından nasibini almıştır.

sendul

nick'lerde türkçe karakter kullanımı sorun çıkardığından*, rumuzunu şen dul yani şendul diye tahmin ettiğim yazar.

(bkz: hg)

osmanlıca

osmanlı türkçesi

osmanlıca denen dilin doğru ifade edilmiş şekli. başta arapça ve farsça'dan olmak üzere, imparatorluk yapısı gereği, çokça dilden ( ermenice'den yunanca'ya, say say bitmez!) binlerce sözcük ve deyim almışsa da, temel yapısı, grameri yüzünden ve sarayda, divan edebiyatında kullanılan ağdalı kalıplar haricinde, bu dil türkçe olduğundan, osmanlıca değil, osmanlı türkçesi terimi kullanılmalıdır.

bir diğer doğru ifade şekli de eski türkçe'dir. ancak eski türkçe dendiğinde, daha eski türkçe dilleri ile (göktürkçe, oğuzca, kıpçakça, çağatayca vb.) karışabileceğinden, osmanlı türkçesi denmesi daha akla yakın gelmektedir ve doğrusu da budur.

zeval

" elçiye zeval olmaz" üzerinden günümüzde de yaşamaya çalışan zeval sözcüğünün anlamları şunlardır:

1) yok olma, ortadan kaldırma, yok etme.
2) öğlen vakti, öğle.
3) bozunum, bozulma, bozuluş.
4) suç, kabahat, mesuliyet-sorumluluk.

arapça kökenli bir sözcük olup, osmanlı türkçesi'ne girmiştir.

gece sozluk elcisi0

elçiye zeval olmaz

"bir kurum, kuruluş veya kimsenin lafını bir başka kurum, kuruluş veya kimseye iletmekle görevli olan, illettiği laftan, bu sözlerden sorumlu değildir.
sözler kime aitse, günahı da, sevabı da ona aittir; dolayısıyla bunda aracı olan elçinin hiçbir suçu ve hatası yoktur" anlamındaki atasözü.

(bkz: zeval)

kale

eski kaynaklarda "kal'a"* diye de geçen, önem taşıyan bir bölgeyi ve kale içindekileri korumak için yapılmış, duvarlarla çevrili, burçları olan, topun icadından sonra burçlarına top da konulmuş olan, mazgallı, asker barındıran, korunaklı alan ve geniş yapı. ahşap örnekleri de vardır ama genellikle taştan olur kaleler.
kalenin koruma amaçlı yapıldığı yerdeki halk veya halkın bir kısmı, o bölge düşman tarafından işgale uğradığında, kuşatıldığında kaleye sığınırdı. ayrıca kalelerin önemli olanlarında, tahkim edilmiş bir "iç kale" bulunurdu. son bir savunma yapabilmek veya fırsatını bulursa düşmanı püskürtmek adına, kale duvarlarını düşman aşarsa, en önem taşıyan kişiler bu iç kaleye sığınırdı. en çok ortaçağ'da revaçta olmuşlardır.

(bkz: hisar)
(bkz: sur)
(bkz: burç)
(bkz: mazgal)
(bkz: kale gibi sağlam)
(bkz: kaleyi içinden fethetmek)

kurokuma karşılama komitesi

kkk'nın kuruluşundan evvel yazar olma talihine veya talihsizliğine uğramış olduğum için, kkk tarafından karşılanamayışımın derin hüznü veya neşesi içinde oluşumun, duygusal olarak bir tezahürüne neden olabilecek komite.**

bale

bale yapan kişilerin tanımlanması için seksist olmayan sözcük önerisi: baletrin(!)*

alternatifi: balerinet.

bale

yapanın erkeğine balet, kadınına balerin denir.

yaran başlıklar

boşaltın sözlüğü almanyadan kolim gelecek

" boşaltın sözlüğü almanyadan kolim gelecek" şekinde yazılmış olan, doğrusunun " boşaltın sözlüğü almanya'dan kolim gelecek" şeklinde olması gereken ve cümleyi parçaladığımızda, farklı anlamlara garkeden(!) bir başlık:

- boşaltın sözlüğü: "sözlüktekileri boşaltmak" ile "sözlüğü boşaltmak" arasında anlam vermekte bocaladığım ifade.

- almanya'dan kolim gelecek: ev sahiplerinin kiracı çıkarmak için kullandıkları bahaneye kinaye üzerinden, en az her iki anlamdaki " koli" ifadesi ile cümlenin en anlamlı bulduğum kısmı.*

genel olarak, almanya'dan gelecek olan kolinin, sözlüğün içindekiler yani yazarlar olduğu sürece, sözlüğe sığamayacağını düşündürten; buradan da, almanya'dan gelecek olan koli kişisi veya nesnesinin, oldukça iri olduğunu çıkarsayabileceğimiz bir ifadedir. gelecek olan kolinin, sözlüğü doldurabileceği zannına kapılıp da açılmış bir başlık, edilmiş bir ifade olabilir kanımca.

(bkz: yaran başlıklar)

dia

aksanlı "i" ile ispanyolca olarak "día", gün, gündüz, gün ışığı, doğumgünü ve mecazi olaraksa, yaşam-yaşanmış yıllar anlamlarına gelir. çoğulu días'tır yani "günler" veya doğumgünü anlamlarındadır.

amy winehouse

bugün dördüncü ölüm yıldönümü (23 temmuz 2011 - 23 temmuz 2015).

back to black ile anıyorum bu harika sesi:










game of thrones izlemeyi bırakmak

game of thrones izlemeyi bırakamam.
bırakamam, çünkü hiç izlemeye başlamamıştım.
sözüm meclisten dışarı...
dizi izleyeceğime, aynı vakti dünya sinemasının kaliteli örneklerine ve kitap okumaya harcamayı tercih ediyorum çünkü.

filmozof

"film filozofu" (?) gibi bir şeyi çağrıştıran başlık.
  • /
  • 116
  • /
  • 39

amfi


ada


atina


whoami


bağlanmamayı marifet sanan hastalıklı kişi


çingenelerin sitesi


şoför


baby jane


love


nori


justin trudeau


browsec


diyojen


megafon


mezi


müfteri


singapur


brexit


dert


bozacının şahidi şıracı


  • /
  • 39
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 2308

benlik uyuşmazlığı kuramı

carl gustav jung'un " gölge benlik" kavramı ile harmanlanırsa tadından yenmeyecek olan* kuramdır benlik uyuşmazlığı kuramı. kuramın adı, kendini açıklar niteliktedir.
edward tory higgins tarafından geliştirilen sosyal psikoloji kuramıdır*.
kurama göre üç farklı benlik bulunuyormuş:
- gerçek benlik
- ideal benlik
-(bkz:#zorunlu benlik)
bana biraz sigmund freud'un id, ego, süperego'sunu çağrıştırmadı* değil.

mobbing

sydney pollack'ın 1993 yapımı the firm filminde de işlenmiştir mobbing konusu.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

pluviophile

nasıl ki bibliophile / bibliyofil'i "kitapsever" diye türkçeleştirebiliyorsak, "yağmursever" diye türkçeleştirilebilecek bir kavram.
aşırı ve zarar verici yağmurlar, abartılı sağanaklar hariç, sanırım ben de yağmurseverim.

kaplumbağalar da uçar

bir filmdir. türkiye-ırak sınırının ırak tarafında geçer öykü. iran-ırak savaşı sonrası saddam hüseyin'in katliamından kaçan kürt sığınmacıların olduğu bir mülteci kampındaki hüzünlü, oldukça acıklı bir öyküdür.
lakposhtha parvaz mikonand'dır asıl adı. 2004, iran-fransa-ırak ortak yapımıdır.

https://www.imdb.com/title/tt0424227/

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

seri eksi oy veren ezik

eksilenen bazı girilerime, hatta hepsine baktığımda, aslında eksilenecek bir şey olmadığını, eksileyen tarafın farklı düşünmekten değil de sırf eksilemek için eylemde bulunduğunu ve bana takmış bir psikopatın varlığını duyumsadığımı, dolayısıyla "seri eksi oy veren ibne" gibi seksist bir tanımlama yerine, "seri eksi oy veren psikopat" tanımlamasını yeğlediğim "sözde" yazardır.

edit: bunu da eksileyeceğini düşünüyordum. haklı çıktım. meraklısı profilimden eksilenen girilerimi görebilir ve yazdıklarımın haklılığını da teyid eder.

edit-2: umursamadığım ama ne olduğunun bilinmesini istediğim kişi ve durumdur.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

türk

türk, yüzyıllardır etnik bir tanımlama olmaktan çıkmış, kültürel bir tanımlamadır.
türkiye cumhuriyeti için konuşursak, türkiye cumhuriyeti vatandaşı olan herkestir türk.
amerika birleşik devletleri'nde yaşayıp yerleşmiş olan italyan, meksika, çin, japon, alman, isviçreli, ingiliz vb. asıllı, kökenli herkes nasıl ki "i'm an american" diyebiliyorsa, türkiye'de etnik, dini, mezhepsel farklılıklardan dolayı kendini farklı hissedenler de bu söylemi dikkate almalıdır.
türk olmak, türklük'ten gurur duymak, ırkçılık değil, ne olduğunun, kendini nasıl ve ne hissettiğinin bir ifadesidir.
ben bir azınlık ile, ermeni ile, rum ile, yahudi ile, levanten'le hatta kürt ile kendi dillerinde değil türkçe konuşup anlaşıyorum. onlar da öyle...
bilmem hiç düşünebiliyor musunuz?
türkçe, dil bayrağıdır.
içeriden-dışarıdan etnik, bölücü, kuyruk acısı olanların çıkardığı söylemlere, piyonların kendilerinin piyon olduklarının farkına varmayışlarına, "takmayınız".
türk, kendini türk hisseden herkestir.
"ne mutlu türk'üm diyene!" söylemi, etnik değil, kültüreldir, ekinseldir. bu da böyle biline... *

bi

hem latince, hem arapça, hem farsça kökenli* bir önektir ama her dilde ayrı anlamlar yükler başına geldiği sözcüğe. her üç dilden de türkçe'ye girişi olmuştur bu ekin.

şöyle ki:

latince olarak, çift - iki anlamı taşır. biseksüel'deki, bipolar'daki "bi", budur.

farsça olarak, bitaraf örneğindeki gibi , tarafsızlık, taraf olmama, tarafsız yani "sız" eki üzerinden, yoksunluk, olmama durumu (susuz, kayıtsız gibi) belirtir. bihaber* - habersiz vb. ...

arapça üzerinden bir kullanım örneği verecek olursam, ki arapça'da " ile" karşılığı kullanılmaktadır "bi", bi'l - umum yani bilumum, genel ile, hepsi, tümü, "tüm çeşitleri ile" anlamında.

tüm anlamlarıyla bir tümce*de kullanırsam şöyle bir şey olur*: bilumum ayı sözlük yazarları, biseksüelliğe karşı aynı bakış açısının sergilenmesine karşı bitaraf olmalılar mı?*

mustafa kemal atatürk

varlıklarını kendisine borçlu olduklarını algılayamayacak derecede olup, ötekileştirildiği halde ötekileştirme yapabilen zevatın dahi çamur atmaya yeltendiği fakat altının çamura düşmesiyle altın olma niteliğini kaybetmeyeceği misali, hala ışıldayan, ebediyen de ışıldayacak insan.

how i met your mother'ın tek cümlelik özeti

dizi izlemeye yönlendirilerek uyuşturulmuş kitlelerin izledikleri amerikan dizilerinden biri.*

zürefa

bedri baykam

sanatçı ve aydın bir kişilik. yazarlığı da vardır. "kemik" adlı romanını önerebilirim.
yıllar önce sanırım ist./ortaköy'de işlettiği bir parda yarı çıplak hatunlara çamur güreşi yaptırmaktan, ergenlikte yaptığı bir masturbasyonun kalıntısı olan sperm lekeli peçeteyi saklayıp, yıllar sonra bu kurumuş sperm lekeli peçeteyi sergilemeye ve daha neler neler... inanmayana google bir tık kadar yakın! velhasıl-ı kelam, ilginç bir kişiliktir.

homofobiye karşı sokakta soyunan çift

wagaman'ın yazdıklarını okuduktan sonra tekrar düşündüm.

başlıktaki ilk girimde, gece vakti kimsecikler etrafta yokken eylemin yapılmasından dem vurmuştum. gündüz vakti, cadde işlekken, insanla dolup taşarken yapılsa ne olacaktı? belki birileri linç etmeye kalkacaktı; belki birileri üstlerine örtünebilecekleri bir şeyler vermeye kalkacaktı; nihayetinde muhtemelen polis gelecekti.

bu tür protestolarla bir yere varılmıyor. lgbti akımına, hareketine sempatiyle bakan kimi heteroseksüelleri bile bakışlarından soğutabilir ve antipati duyar hale getirebilirsiniz bu tür eylemlerle. peta'nın hayvan hakları için yaptıklarına veya femen tarzı eylemlere benzemez sonuçları. benzemiyor da... istiklal'deki eylem, kesinlikle hareketin o anki tüm büyüsünü bozdu. benzer bir başka eylem de "recep ile şaban'ın aşkına ramazan karışamaz" olandı. belki bu sonuncusu söylem olarak doğruydu ama hangi topluma ne sunuldu? sonuç: harekete yarar değil, zarar verdi.

lgbti hareketi, bana göre toplumda kendine sıkı bir destek istiyorsa, daha çok kariyer sahibi insan dolaptan çıkmak eylemini yapmalı. daha kuvvetli örgütlenmeler ile politik destek alınmalı ve verilmeli. heteroseksüel kesimden de daha çok dost edinebilmeli ki toplumdan ayrı düşmesin, entegrasyon olsun. şimdilik düşüncelerim bu yönde.
devark.cloud tarafından geliştirildi.