sinan

Durum: 2325 - 0 - 0 - 0 - 21.03.2016 03:52

Puan: 34498 - Sözlük Kaşarı

12 yıl önce kayıt oldu. 5.Nesil Yazar.

Türkiye'yi ailemle birlikte temelli terk ediyorum. - Düzenimi kurunca yurtdışında, uğramaya çalışacağım buraya. - Yıkık fildişi kulemin enkazında 22.yy.´ı arıyorum.
  • /
  • 117

m'li ikilemeler

dama - mama
yama - mama
kama - mama
...

dünyayı kurtaran adam

fantastik türk filmlerinden, b-film kategorisinden bir kült filmdir.

ben sizin babanızım

hepiniz benim bebeğimsiniz

ayı sözlük yazarlarının şu an dinlediği şarkılar

super furry animals - it's not the end of the world :

kült film

zamanında değeri anlaşılmamış, " kitsch" öğeler barındıran, genellikle " b-film" kategorisinde sınıflandırılan ve sonradan kıymetlenen filmlerdir.

yerli filmlerden bir örnek vermek gerekirse, " dünyayı kurtaran adam" kült filmdir.

o kadar da değil

yok daha neler

varoluşçuluk

egzistansiyalizm diye de bilinen varoluşçuluk'un dört temel ilkesi vardır; özetlemeye çalışayım:

i) hep tek ve bireyseldir varoluş; varoluşçuluk, tin, us, bilinç ve düşünceye öncelik veren idealizm ve türevlerinin zıttıdır.

ii) varoluş, insanın ama birey olarak insanın, insanlığın değil, içlerinden birini seçebileceği bir olasılıklar ve olanaklar bütünüdür; gerekirciliğin, zorlamacılığın zıttıdır bu bağlamda.

iii) varoluş, kendi varoluş sorunsalını içinde taşır; bu meyanda varlık olgusunun varoluşsal olarak araştırılması ve anlamlandırılması, anlamınının bulunması da bir ilkedir.

iv) birey, insan olarak her zaman seçimlerini sınırlandıran bir tarihsel oluş içerisindedir; insanın içinde bulunduğu tarihsel konum, içinde bulunduğu şartlar, dönemsel etkiler ve diğer bireylerle, insanlarla olumlu-olumsuz ilişkileri, bireyin seçimlerini kısıtlar ve bu durum kesinlikle somuttur; soyut olasılıklar dikkate alınmamalıdır.

egzistansiyalizm

italya

maalesef hırsızlığın, dolandırıcılığın ve turist kazığının en çok görüldüğü ülkelerden, avrupa'da ise birincisi. gidenler dikkatli ve uyanık olmalı. turistik amaçlı gidişleri mümkünse yaza bırakmamalı. hele herculanum ve pompei gibi tarihi yerleri de görecekseniz, ilkbahar ve sonbahar daha uygun zaman. yazın cehennem gibi olabiliyor.

tanım: güneyinden çok kuzeyini sevdiğim, romalılar'ından çok da etrüskler'ini sevdiğim ülke.*

roozi ke zan shodam

---- hafiften spoiler içerir ----

--- spoiler ---

ilk öyküde o gün çarşafa girecek/sokulacak bir kızın son kez arkadaşıyla (erkek) oynama isteği,

ikinci öyküde bisiklet yarışına katılan evli bir kadının, kocası, akrabaları ve yandaşlarıyla, atlarla gelerek yarıştan kadını çekme çabaları,

üçüncü öyküdeyse, ömrünün sonlarına doğru mirasa konmuş yaşlı bir kadının, o zamana dek parasızlıktan edinemediği mobilya ve ev eşyalarını almaya çalışması konu ediliyor.

finalde tüm ana karakterler bir şekilde birbirine bağlanıyor ve süresi de 75 dakika civarıydı.
kadın sorunlarını irdeleyen filmlerden, yer yer şiirsel. meraklısı izlemeli.

--- spoiler ---

freeheld

takibe aldığım film. trailer'ını pek sevmedim fakat konusu açısından ilginç bir film.
yapımda, hollywood klişelerinin olmadığını veya abartılmadığını umayım.

2007'deki aynı adlı belgesel niteliğindeki kısa film üzerinden geliştirilerek, 2015'in freeheld'i yapılmış. filmdeki olaylar, gerçeğe dayalıymış.
freeheld'i izlemeden, 2007 freeheld'ini de izlemekte fayda var kanımca.

izledikten sonra boş bir zamanımda, unutmazsam değerlendiririm filmi buralarda.

alttaki yazara soracaklarım var

bulgur pilavı.
ayrıntıya gerek yok ama daha sağlıklı olduğundan diyebilirim.

alttaki yazara sorum: on gün deniz kenarında, sahilde tatil mi yoksa otuz gün ormanda, dağda, ovada, bayırda, yaylada mı tatil?

halam geldi

2013 yapımı bir film. mekan kktc, yönetmen erhan kozan. ilginç ve hüzünlendirici bir film.

--- spoiler ---

film, kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti'nde medeniyetlerin iç içe geçtiği, birden fazla kültürün bir arada yaşadığı köylerden biri olan akıncılar’da yaşayan diyarbakırlı ve henüz 13 yaşındaki üç genç kızın hazin öyküsünü anlatıyor ve ülkemizin halen kanayan yaralarından biri olan, “çocuk gelinler” gerçeğini beyazperdeye taşıyor. çocuk gelinlerin uzaktan uzağa seyrettiğimiz dramını, akraba evliliğinden doğan engelli çocukların yaşamını çocukların gözünden anlatan film aynı zamanda sosyal sorumluluk projesi olarak hayat buluyor. film, aynı zamanda kıbrıs'ın kuzeyi ve güneyi arasındaki sınır sorununu da insani yönleriyle ele alışıyla ön plana çıkıyor. 50. uluslararası antalya altın portakal film festivali'nde özel bir gösterimle galası yapılan filmin senaryosu, gazeteci evrim kanpolat tarafından gerçek bir olaydan uyarlanarak yazıldı. filmde türk oyuncuların yanı sıra, kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti'nde yaşayan oyuncular da yer alıyor.

--- spoiler ---

imdb: http://www.imdb.com/title/tt3463014/

regl

kadınlar regl olmak üzere olduklarında yakın oldukları kişilere, özellikle erkeklere bunu bir şekilde belirtmeliler ki, anlayışlı davranabilsinler öküz cinsinden değilseler. "arif olan anlar" deyip geçmeyin, anlamıyorlar çoğu zaman. çünkü kabul etsin veya etmesinler, kadınların "muayyen günleri" davranışlarının, diğer günlere göre farklılaştığı zamanlar. öncesi var, sırası var, sonrası var; hassas olunmalı. şimdi feminist tavırlarla üzerime gelen olursa diye açıklayayım, seksist bir yaklaşım içerisinde olmamaya çalışıyorum. bilimin ve hayatın gerçekleri bunlar.

alttaki yazara soracaklarım var

vampir olsam ilk işim, sevdiklerimi ısırıp vampir yapmak oldurdu ki benimle birlikte ölümsüz olsunlar.

alttaki yazara sorum: küçük bir uçağın mı olsun isterdin, ferrari gibi lüks bir araban mı olsun isterdin ve neden?

alttaki yazara soracaklarım var

öncelikle sorulan sorudaki "kaybetmek" fiilini "ölüm" olarak algıladığımı belirteyim.

şimdiye kadar, aile büyüklerini, babasını, yakın arkadaşlarından üçünü, eş-dost-akraba-tanıdıklardan onlarcasını kaybetmiş birisi olarak, berbat bir duygu olduğunu söyleyebilirim.

her durumun kendine göre bir sıkıntısı var. ileri yaşta ve yıllarca çeken birini kaybetmek başka, benzer özellikteki birini aniden kaybetmek başka, genç yaşta birinin ölmesi, ani ölümler vb. çok daha başka. her birinde farklı farklı sarsılırsınız. kiminde rahatlarsınız (ölen çekmiyor artık - huzura kavuştu diye), kiminde sinirleriniz çok fena bozulur, günlerce iç acısı sarar benliğinizi. kaybedilen kişiyle yakınlık derecesine ve yaşanmışlıklara göre de değişiyor yani.

neticede çok kötü bir duygudur genellikle. kimse, kimseyi kaybetmesin, sevdikleriyle birlikte yaşasın gitsin derdim de, boş laf olurdu. hayat böyle değil.

-------

alttaki yazara sorum: neden şu an bu başlıkta sorumu yanıtlıyorsun; canın mı sıkılıyor?**

m'li ikilemeler

koyu - moyu
soyu - moyu
mayo - mayo (!)
bikini - mikini
tekila - mekila
uzay - muzay
saç - maç
mala - mala (!)
para - mara
alet - malet
silgi - milgi
iletki - miletki
tapon - mapon
japon - mapon
strapon - mtrapon
gaye - maye
amaç - mamaç
yamaç - mamaç
erek - merek
erkek - merkek
süt - müt
eziyet - meziyet
meziyet - meziyet (!)
istanbul - mistanbul
sinema - minema
kulaç - mulaç
aroma - maroma
roma - moma
pencere - mencere
tencere - mencere
kerpeten - merpeten
sulu - mulu
kuru - muru
maaş - maaş (!)
yaş - maş
kaş - maş
baş - maş
taş - maş
lavaş - mamaş
salaş - malaş
selam - melam
eski - meski
yeni - meni
öptüm - möptüm
seviştik - meviştik
papatya - mapatya
kereviz - mereviz
otoban - motoban
ban - man
kan - man
bakan - makan
yakan - makan
takan - makan
tak - mak
sök - mök
kök - mök
...
..
.

günün sözü

"festina lente"* yani "yavaşça acele et".
  • /
  • 117
  • /
  • 39

amfi


ada


atina


whoami


bağlanmamayı marifet sanan hastalıklı kişi


çingenelerin sitesi


şoför


baby jane


love


nori


justin trudeau


browsec


diyojen


megafon


mezi


müfteri


singapur


brexit


dert


bozacının şahidi şıracı


  • /
  • 39
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 2325

benlik uyuşmazlığı kuramı

carl gustav jung'un " gölge benlik" kavramı ile harmanlanırsa tadından yenmeyecek olan* kuramdır benlik uyuşmazlığı kuramı. kuramın adı, kendini açıklar niteliktedir.
edward tory higgins tarafından geliştirilen sosyal psikoloji kuramıdır*.
kurama göre üç farklı benlik bulunuyormuş:
- gerçek benlik
- ideal benlik
-(bkz:#zorunlu benlik)
bana biraz sigmund freud'un id, ego, süperego'sunu çağrıştırmadı* değil.

mobbing

sydney pollack'ın 1993 yapımı the firm filminde de işlenmiştir mobbing konusu.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

pluviophile

nasıl ki bibliophile / bibliyofil'i "kitapsever" diye türkçeleştirebiliyorsak, "yağmursever" diye türkçeleştirilebilecek bir kavram.
aşırı ve zarar verici yağmurlar, abartılı sağanaklar hariç, sanırım ben de yağmurseverim.

kaplumbağalar da uçar

bir filmdir. türkiye-ırak sınırının ırak tarafında geçer öykü. iran-ırak savaşı sonrası saddam hüseyin'in katliamından kaçan kürt sığınmacıların olduğu bir mülteci kampındaki hüzünlü, oldukça acıklı bir öyküdür.
lakposhtha parvaz mikonand'dır asıl adı. 2004, iran-fransa-ırak ortak yapımıdır.

https://www.imdb.com/title/tt0424227/

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

seri eksi oy veren ezik

eksilenen bazı girilerime, hatta hepsine baktığımda, aslında eksilenecek bir şey olmadığını, eksileyen tarafın farklı düşünmekten değil de sırf eksilemek için eylemde bulunduğunu ve bana takmış bir psikopatın varlığını duyumsadığımı, dolayısıyla "seri eksi oy veren ibne" gibi seksist bir tanımlama yerine, "seri eksi oy veren psikopat" tanımlamasını yeğlediğim "sözde" yazardır.

edit: bunu da eksileyeceğini düşünüyordum. haklı çıktım. meraklısı profilimden eksilenen girilerimi görebilir ve yazdıklarımın haklılığını da teyid eder.

edit-2: umursamadığım ama ne olduğunun bilinmesini istediğim kişi ve durumdur.

düşün ki o bunu okuyor

ölmedik biz. ayrı ayrı uyuyoruz. belki derin komadayız ama ölmedik biz. sen de, ben de hala hayattayız. öküz ölünce ortağını satanlardan değil, yeni bir öküz alanlardan olmak gerek. bu devirde düzgün ortak bulmak çok güç.

hayatlarımız birbirine örüldü bir kez ve bu rastlantıdan fazla bir şeydi. ölmedik biz, hala varız. sen ve ben, ayrı ayrı varız. birlikte fenafillah olmak varken, bunun deneyimlerini yaşamışken ve ötesini de tahayyül edebilirken ve nasılsa günün birinde zaten ölecekken, yaşarken biz'in ölmesi ne kadar da gereksiz ve boşuna.

içinde yaşıyorum; içimde yaşıyorsun. yeniden biz olmak zor değil. anlayış ve kabulleniş, özgürlükten taviz vermek değildir. kavuşmak mümkün. istemek yeter. seni yıkıp geçen hatalarım, beni böyle kabul ettiğinde, yıkıcı değil yapıcı olacaktır. ben seni, her şekilde kabul edebilmişken hele. kalp kırıklıkları, yüce bir sevgiyi kaybetmeyi istemek için yetersiz. ölümcül sanılan hatalar, kahredici, üzücüydü ama ölümcül değildi.

bak, yaşıyorsun. yaşıyorum. yazıyorum. okuyorsun. gel. canım cananım, gel. bir ders alınması gerekiyorsa, ikimiz de aldık aynı dersi. gel. hep gel. gitme daha fazla. gel biriciğim, gel...*

türk

türk, yüzyıllardır etnik bir tanımlama olmaktan çıkmış, kültürel bir tanımlamadır.
türkiye cumhuriyeti için konuşursak, türkiye cumhuriyeti vatandaşı olan herkestir türk.
amerika birleşik devletleri'nde yaşayıp yerleşmiş olan italyan, meksika, çin, japon, alman, isviçreli, ingiliz vb. asıllı, kökenli herkes nasıl ki "i'm an american" diyebiliyorsa, türkiye'de etnik, dini, mezhepsel farklılıklardan dolayı kendini farklı hissedenler de bu söylemi dikkate almalıdır.
türk olmak, türklük'ten gurur duymak, ırkçılık değil, ne olduğunun, kendini nasıl ve ne hissettiğinin bir ifadesidir.
ben bir azınlık ile, ermeni ile, rum ile, yahudi ile, levanten'le hatta kürt ile kendi dillerinde değil türkçe konuşup anlaşıyorum. onlar da öyle...
bilmem hiç düşünebiliyor musunuz?
türkçe, dil bayrağıdır.
içeriden-dışarıdan etnik, bölücü, kuyruk acısı olanların çıkardığı söylemlere, piyonların kendilerinin piyon olduklarının farkına varmayışlarına, "takmayınız".
türk, kendini türk hisseden herkestir.
"ne mutlu türk'üm diyene!" söylemi, etnik değil, kültüreldir, ekinseldir. bu da böyle biline... *

bi

hem latince, hem arapça, hem farsça kökenli* bir önektir ama her dilde ayrı anlamlar yükler başına geldiği sözcüğe. her üç dilden de türkçe'ye girişi olmuştur bu ekin.

şöyle ki:

latince olarak, çift - iki anlamı taşır. biseksüel'deki, bipolar'daki "bi", budur.

farsça olarak, bitaraf örneğindeki gibi , tarafsızlık, taraf olmama, tarafsız yani "sız" eki üzerinden, yoksunluk, olmama durumu (susuz, kayıtsız gibi) belirtir. bihaber* - habersiz vb. ...

arapça üzerinden bir kullanım örneği verecek olursam, ki arapça'da " ile" karşılığı kullanılmaktadır "bi", bi'l - umum yani bilumum, genel ile, hepsi, tümü, "tüm çeşitleri ile" anlamında.

tüm anlamlarıyla bir tümce*de kullanırsam şöyle bir şey olur*: bilumum ayı sözlük yazarları, biseksüelliğe karşı aynı bakış açısının sergilenmesine karşı bitaraf olmalılar mı?*

how i met your mother'ın tek cümlelik özeti

dizi izlemeye yönlendirilerek uyuşturulmuş kitlelerin izledikleri amerikan dizilerinden biri.*

mustafa kemal atatürk

varlıklarını kendisine borçlu olduklarını algılayamayacak derecede olup, ötekileştirildiği halde ötekileştirme yapabilen zevatın dahi çamur atmaya yeltendiği fakat altının çamura düşmesiyle altın olma niteliğini kaybetmeyeceği misali, hala ışıldayan, ebediyen de ışıldayacak insan.

sinan

bu kadar hızlı yazar yapılmasını hazmetmeye* çalışan dünkü çömez.

kırım'dan gelirim, adım da sinan'dır.*
sinan, bazen sinan cemgil'dir; mimar sinan'dır kimi zaman.
sin'dir**. an'dır*. nan'dır**. inan'dır*; sina'dır**... si'dir*.
velhasıl-ı kelam, mızrağın ucundaki lüledir. sivridir.*

teşekkür ederim " sözlük".

ivana sert

iyi ki ivana sert. ya sert olmayıp yumuşak olsaydı ivana? bu sıcaklarda hiç çekilmezdi.*

bedri baykam

sanatçı ve aydın bir kişilik. yazarlığı da vardır. "kemik" adlı romanını önerebilirim.
yıllar önce sanırım ist./ortaköy'de işlettiği bir parda yarı çıplak hatunlara çamur güreşi yaptırmaktan, ergenlikte yaptığı bir masturbasyonun kalıntısı olan sperm lekeli peçeteyi saklayıp, yıllar sonra bu kurumuş sperm lekeli peçeteyi sergilemeye ve daha neler neler... inanmayana google bir tık kadar yakın! velhasıl-ı kelam, ilginç bir kişiliktir.