köprücük kemiği
(latince clavicula), insan anatomisindeki sternum ile kürek kemiğiarasında köprü görevi gören yetişkin bir insanda ortalama 15 cm boyundaki bir uzun kemiktir. anatomik pozisyondayken yatay olarak bulunan tek uzun kemiktir.
hatırlayamadım ben onu.
o kadar çok şey söyledi ki. sonuç olarak bana düşman bile değil. hii blogunda kahpe demişti bana. sonra pişman olmuş öyle duydum. kaldırmış yazdığını. ama ben de kopyasi var ve de aklımda neler yazdığı.
seviyorum ülkeyi. yemyeşil tarih kokuyor.az batum kıyılarına in bol rus gör yüz çık. güzelim yüksek dağlarında kayak yap. alkol sigara yemek ulaşım oldukça ucuz. hatta baya ucuz. hele bir de casinolari var ki 24 saat açık. zaten pek çok mekan 24 saat açık. bir kadın olarak eve 4-5 de gelirim dönüp bir kimse bakmaz. zaten her yer de polis devriyeleri vardır. kavga etmek yasak yani büyük cezası var. 2 yıldır burdayım 1 kere kavga gördüm.
insanları bana hep sovyeti hatırlatır. bazıları fazla soğuk. gençleri pek sevimli. kucumseyerek baktığınız tipler en az 3.dil bilirler. yemeyi sevmez ama giyinmeye bayılırlar. bugünü yaşarlar yarını düşünmezler.
gezilecek çok güzel yerleri vardır. bayramları ve tatilleri boldur. yılbaşı tatilini 3 hafta yaparız resmen.
dün bir de şarkı yarışmasında finale kaldı. güzel şarkı beğendim. kadın 20 yaşında imiş. kadınları güzeller evet. ama fazla büyük gösteriyorlar.
sevgili sözlük.. gece çok içtim ve de sızdım. sızdıktan 1buçuk saat sonra uyandım ve duşa girdim. duşta öylece oturdum ve düşündüm. sonra kalmaya çalışırken normal olarak ayağım kaydı ve başımı duvara gömdüm. sağlammış kafam.. 2ağrı kesici aldım ama ağrısından duramıyorum. mide bulantısı yok. sanırım yine ölmüyorum.
dışarıda ötekileştirilen biz neden kendi içimizde de ötekileştirme yapıyoruz?
hani gökkuşağının yedi rengiydik?
daha kendi bireyimize sahip çıkamazken dışarda haklarımızı nasıl savunalım?
bearhairy'i sevdiğim söylenemez. düşünceleri ile aynı düşüncede olmamam nefrette ettirmez. herkes aynı düşünecek diye bir sey de yok. ama hiçbir yazar silinmeyi haketmiyor. (hakaretler, tacizler, nefret söylemi olmadığı sürece)
özgürce yazabileceğimiz sınırlı platformlar varken bir de böylesine sansürü uygun bulmuyorum, bulmayacağım da.
ibrahim abinin bir röportajını okumuştum. ahmet yıldız'dan sevgiyle, aşkla, içtenlikle bahsediyordu. o an içime bir öküz oturdu.. bu güzel insan dürüst olma çabası ile bir katliama kurban gitmişti. ve bunu gerçekleştiren ise babası idi... bir baba bunu evladına nasıl yapabilirdi ki? bu ölüm kararına nasıl karar verebilirdi. o kararda biz de oradaydık. ailecek, mahallecek, toplumca... bir baba karar vermemişti buna, biz bunu hep birlikte vermiştik. oysa bir baba canından can olan bir evlada nasıl kıyabilirdi ki. o ki; hastalığında başucunda sabahlayan, karnesinde pekiler olunca hediyeler alan, kendisine almayıp çocuğuna alan bir babaydı. bu hale nasıl gelmişti.. onu bu hale biz getirmiştik. belki de içten içe ''elalem ne der'' diyordu..
doğduğumuz andan itibaren bizlere normalmiş gibi olan şeyler öğretildi. biz onları benimsedik. ''normal'in dışına çıkan herkes bizim için tehtitti, biz tehtittik. şimdi ahmet yıldız mücadelesi veriyoruz.. bu düşünceler bizimle olduğu sürece yarın da ahmet yıldız'lar olacak.. bu sistem, bu düzen değişmediği sürece nefret cinayetleri hep olacak.. o mezarda yatan ahmet yıldız değil bizim insanlığımızdır.
şu başlığa entry girilmemesine üzüldüm. bu kadar mı normalleşti sizin için "cinayet". cinayet diyorum çünkü bu intihar değildir.
abisinin tecavüze uğramış gencecik bir kadın. 2 kere intihara kalkışmış. hayatının en güzel yıllarını tecavüz, bunalım ve intiharla geçirmiş. içim acidi. biz dışarıda ki insanlara güvenmeye çalışırken 'aileden' böylesi iğrenç bir şey görmek. yazacak bir şey bulamıyorum. boğazım düğümleniyor.
yazıklar olsun bunu yapana, göz yumana, sessiz kalana!
şu başlık meni koksa idi eminim bir çok entry girilirdi. evet büyük bir eleştiri yaptım. buyrun eleştirin beni. hayatınız koli düşürmek, sex, sik olmuş. bir kadının katledilmesi umurunuzda bile değil!
dışarıda ötekileştirilen biz neden kendi içimizde de ötekileştirme yapıyoruz?
hani gökkuşağının yedi rengiydik?
daha kendi bireyimize sahip çıkamazken dışarda haklarımızı nasıl savunalım?
bearhairy'i sevdiğim söylenemez. düşünceleri ile aynı düşüncede olmamam nefrette ettirmez. herkes aynı düşünecek diye bir sey de yok. ama hiçbir yazar silinmeyi haketmiyor. (hakaretler, tacizler, nefret söylemi olmadığı sürece)
özgürce yazabileceğimiz sınırlı platformlar varken bir de böylesine sansürü uygun bulmuyorum, bulmayacağım da.
sözlükte propaganda yapıyoruz da bizim mi haberimiz yok. tek başlıkta değil. ayrı ayrı açılmış başlıklar. böyle bir bilgi vermek istiyorsan tek başlıkta topla. yapılan parti propagandasından başka bir şey değildir.