sevgili gay arkadaşım.. sana güvendim seni sevdim sana kardeş olarak baktım. peki sen ne yaptın? kendi götünü kurtarmak uğruna beni sevdiğim kadına ispitledin, neyim varsa yalan yanlış ortaya döktün. eline ne geçti peki? beni kaybettin, sevdiğim kadın seninle olan arkadaşlığını bitirdi (?) , ben sevdiğim kadınla düşman bile değilim artık.. değer miydi bunca kalp kırılmasına? merak ediyorum kalbin, vicdanın rahat mı? o kadar allahtan bahseden sen görmedi mi allahın bu yaptıklarını? onca şey yaptıktan sonra bile benim haberim olmadığını düşünerek bana nasıl kardeşim dedin ? kardeş kardeşin kuyusunu kazarmış senden öğrendim.. bana inancımı güvenimi kaybetmeme yol açtın.. sorarlar adama değdi mi diye ??
hep bana ilkokul zamanlarımı hatırlatır. ne güzel bayramlarımız vardı. sabah erkenden kalkar, güzel kıyafetlerimizi giyer çoşku ile bayram kutlamaya giderdik....
uluslararası af örgütü avusturya şubesi, ilk yarı finali yarın viyana'da gerçekleşecek olan 60. eurovision şarkı yarışması öncesi avrupa'daki lgbti topluluğunun karşılaştığı engellere karşı farkındalığı arttırmak amacıyla bir hafta sürecek bir kampanya başlattı. #respectdiversity (çeşitliliğe saygı) kampanyası, avrupa'nın birkaç bölgesinde ayrımcılığa karşı yeterli koruma sağlanamayışına vurgu yapıyor.
bu entry cevap içermektedir. admin tarafından uçurulabilir.
önce gelip mesajda taciz edip sonra burada taciz etmek. oldukça özgürlükçü bir tavrınız var sayın bear. demek ki rahatsız olan tek ben değilim ki yazarlardan biri seri eksilemis. eve gidince ben de yapayım bunu.
yazdıklarımız sadece bla bla ise nedir bu açıklama çabanız efendim ?? size saygılı idim ki yazar adı kullanmadım ama siz gelip burada döktürmüşünüz. kavramlarınızı yeniden gözden geçirmeniz dileği ile.
dışarıda ötekileştirilen biz neden kendi içimizde de ötekileştirme yapıyoruz?
hani gökkuşağının yedi rengiydik?
daha kendi bireyimize sahip çıkamazken dışarda haklarımızı nasıl savunalım?
bearhairy'i sevdiğim söylenemez. düşünceleri ile aynı düşüncede olmamam nefrette ettirmez. herkes aynı düşünecek diye bir sey de yok. ama hiçbir yazar silinmeyi haketmiyor. (hakaretler, tacizler, nefret söylemi olmadığı sürece)
özgürce yazabileceğimiz sınırlı platformlar varken bir de böylesine sansürü uygun bulmuyorum, bulmayacağım da.
ibrahim abinin bir röportajını okumuştum. ahmet yıldız'dan sevgiyle, aşkla, içtenlikle bahsediyordu. o an içime bir öküz oturdu.. bu güzel insan dürüst olma çabası ile bir katliama kurban gitmişti. ve bunu gerçekleştiren ise babası idi... bir baba bunu evladına nasıl yapabilirdi ki? bu ölüm kararına nasıl karar verebilirdi. o kararda biz de oradaydık. ailecek, mahallecek, toplumca... bir baba karar vermemişti buna, biz bunu hep birlikte vermiştik. oysa bir baba canından can olan bir evlada nasıl kıyabilirdi ki. o ki; hastalığında başucunda sabahlayan, karnesinde pekiler olunca hediyeler alan, kendisine almayıp çocuğuna alan bir babaydı. bu hale nasıl gelmişti.. onu bu hale biz getirmiştik. belki de içten içe ''elalem ne der'' diyordu..
doğduğumuz andan itibaren bizlere normalmiş gibi olan şeyler öğretildi. biz onları benimsedik. ''normal'in dışına çıkan herkes bizim için tehtitti, biz tehtittik. şimdi ahmet yıldız mücadelesi veriyoruz.. bu düşünceler bizimle olduğu sürece yarın da ahmet yıldız'lar olacak.. bu sistem, bu düzen değişmediği sürece nefret cinayetleri hep olacak.. o mezarda yatan ahmet yıldız değil bizim insanlığımızdır.
şu başlığa entry girilmemesine üzüldüm. bu kadar mı normalleşti sizin için "cinayet". cinayet diyorum çünkü bu intihar değildir.
abisinin tecavüze uğramış gencecik bir kadın. 2 kere intihara kalkışmış. hayatının en güzel yıllarını tecavüz, bunalım ve intiharla geçirmiş. içim acidi. biz dışarıda ki insanlara güvenmeye çalışırken 'aileden' böylesi iğrenç bir şey görmek. yazacak bir şey bulamıyorum. boğazım düğümleniyor.
yazıklar olsun bunu yapana, göz yumana, sessiz kalana!
şu başlık meni koksa idi eminim bir çok entry girilirdi. evet büyük bir eleştiri yaptım. buyrun eleştirin beni. hayatınız koli düşürmek, sex, sik olmuş. bir kadının katledilmesi umurunuzda bile değil!
dışarıda ötekileştirilen biz neden kendi içimizde de ötekileştirme yapıyoruz?
hani gökkuşağının yedi rengiydik?
daha kendi bireyimize sahip çıkamazken dışarda haklarımızı nasıl savunalım?
bearhairy'i sevdiğim söylenemez. düşünceleri ile aynı düşüncede olmamam nefrette ettirmez. herkes aynı düşünecek diye bir sey de yok. ama hiçbir yazar silinmeyi haketmiyor. (hakaretler, tacizler, nefret söylemi olmadığı sürece)
özgürce yazabileceğimiz sınırlı platformlar varken bir de böylesine sansürü uygun bulmuyorum, bulmayacağım da.
sözlükte propaganda yapıyoruz da bizim mi haberimiz yok. tek başlıkta değil. ayrı ayrı açılmış başlıklar. böyle bir bilgi vermek istiyorsan tek başlıkta topla. yapılan parti propagandasından başka bir şey değildir.