senden başkası kimmiş, neymiş?
bilmiyorum.
birileri zile basmış.
yok, ben duymuyorum.
fırtına çıkmış göğsünde,
dinliyorum seni sevgilim.
büyük aşklar hep bitermiş.
tamam, korkmuyorum.
atlarıyla geldi ordu, ben gitmiyorum.
soruları sorunlara çarptım,
sana bölmüyorum beni sevgilim.
son zamanlarda her yerde olduğu gibi burada da görülmektedir. her şeyin fazlası zarar diye boşuna denmiyor.. şuraya kafa dağıtmak için giriyorum ama sürekli aynı meseleler.. hoş değil.
yahu arkadaşım sana nötr biriyim ben. şu an yazdıklarınla yorum yaptım. hala sen kin diyorsun. beni suçlamadan önce kendine bak be arkadaşım. neyse demek ki ben a desem tava bana nefret kusuyor dersin.
kin nefret dolu deyip hala bidi bidi ettiğine göre sen baya baya nefret dolusun. oldu o zaman.
insanlara ırkçı deyip büyük ırkçılık yapan yazar. sayesinde türk kurt ayrımını çok fazla yaşıyorum sözlükte. ölen askerlere entry girmek yerine aaa patlayıcı sayısı yanlış yazılmış der. molotof atılsa da 2 ton patlayıcı olsa da ne fark eder. orada insanın öldüğünü idrak etmek istemez. ama lakin kürt vatandaşımız ölse burada insan sevgisi, üzüntüsünü cümlelerle döktürür. insanı kategorize etmediği gün entrylerini büyük dikkatle okurum.
patlayıcının miktarı önemli mi anlamadım. orda yaralanan ölen ana kuzusu, bizim insanımız. yukardakiler birbirini yiyor olan gencecik fidanlara oluyor.
dışarıda ötekileştirilen biz neden kendi içimizde de ötekileştirme yapıyoruz?
hani gökkuşağının yedi rengiydik?
daha kendi bireyimize sahip çıkamazken dışarda haklarımızı nasıl savunalım?
bearhairy'i sevdiğim söylenemez. düşünceleri ile aynı düşüncede olmamam nefrette ettirmez. herkes aynı düşünecek diye bir sey de yok. ama hiçbir yazar silinmeyi haketmiyor. (hakaretler, tacizler, nefret söylemi olmadığı sürece)
özgürce yazabileceğimiz sınırlı platformlar varken bir de böylesine sansürü uygun bulmuyorum, bulmayacağım da.
ibrahim abinin bir röportajını okumuştum. ahmet yıldız'dan sevgiyle, aşkla, içtenlikle bahsediyordu. o an içime bir öküz oturdu.. bu güzel insan dürüst olma çabası ile bir katliama kurban gitmişti. ve bunu gerçekleştiren ise babası idi... bir baba bunu evladına nasıl yapabilirdi ki? bu ölüm kararına nasıl karar verebilirdi. o kararda biz de oradaydık. ailecek, mahallecek, toplumca... bir baba karar vermemişti buna, biz bunu hep birlikte vermiştik. oysa bir baba canından can olan bir evlada nasıl kıyabilirdi ki. o ki; hastalığında başucunda sabahlayan, karnesinde pekiler olunca hediyeler alan, kendisine almayıp çocuğuna alan bir babaydı. bu hale nasıl gelmişti.. onu bu hale biz getirmiştik. belki de içten içe ''elalem ne der'' diyordu..
doğduğumuz andan itibaren bizlere normalmiş gibi olan şeyler öğretildi. biz onları benimsedik. ''normal'in dışına çıkan herkes bizim için tehtitti, biz tehtittik. şimdi ahmet yıldız mücadelesi veriyoruz.. bu düşünceler bizimle olduğu sürece yarın da ahmet yıldız'lar olacak.. bu sistem, bu düzen değişmediği sürece nefret cinayetleri hep olacak.. o mezarda yatan ahmet yıldız değil bizim insanlığımızdır.
şu başlığa entry girilmemesine üzüldüm. bu kadar mı normalleşti sizin için "cinayet". cinayet diyorum çünkü bu intihar değildir.
abisinin tecavüze uğramış gencecik bir kadın. 2 kere intihara kalkışmış. hayatının en güzel yıllarını tecavüz, bunalım ve intiharla geçirmiş. içim acidi. biz dışarıda ki insanlara güvenmeye çalışırken 'aileden' böylesi iğrenç bir şey görmek. yazacak bir şey bulamıyorum. boğazım düğümleniyor.
yazıklar olsun bunu yapana, göz yumana, sessiz kalana!
şu başlık meni koksa idi eminim bir çok entry girilirdi. evet büyük bir eleştiri yaptım. buyrun eleştirin beni. hayatınız koli düşürmek, sex, sik olmuş. bir kadının katledilmesi umurunuzda bile değil!
dışarıda ötekileştirilen biz neden kendi içimizde de ötekileştirme yapıyoruz?
hani gökkuşağının yedi rengiydik?
daha kendi bireyimize sahip çıkamazken dışarda haklarımızı nasıl savunalım?
bearhairy'i sevdiğim söylenemez. düşünceleri ile aynı düşüncede olmamam nefrette ettirmez. herkes aynı düşünecek diye bir sey de yok. ama hiçbir yazar silinmeyi haketmiyor. (hakaretler, tacizler, nefret söylemi olmadığı sürece)
özgürce yazabileceğimiz sınırlı platformlar varken bir de böylesine sansürü uygun bulmuyorum, bulmayacağım da.
sözlükte propaganda yapıyoruz da bizim mi haberimiz yok. tek başlıkta değil. ayrı ayrı açılmış başlıklar. böyle bir bilgi vermek istiyorsan tek başlıkta topla. yapılan parti propagandasından başka bir şey değildir.