sebastien tellier
bu adamda eskiden inanılmaz bir arap vibe vardı da son yıllarda ya ben doğru taraftan bakmaya başladım yada adam toparladı. ama tip olarak hala benzetirim. müziği ise ayrı iyi.
(youtube:
https://youtu.be/dcsRiuzZbSU?si=g1kn8LeW...)
sebastien tellier
ellie goulding
eşcinsellik tercih değil yönelimdir
bence bu konu tartışılabilir bir konu, kime göre neye göre. bu hayatta her şeyin tercihler doğrultusunda ilerlediğini düşünüyorum. yönelim değil demiyorum ama eşcinsel olmayı tercih eden insanlar var ne yazık ki. tıp ki eşcinsel olup evlenenler gibi, yönelimi değil belki ama seçimi o.
ankara pavyonları
aaah, sırf pavyona gitmek için ankara’ya gitmedim demem sanırsam. daha önce neden bir pavyon deneyimim olmamış şaşırdım. baya farklı bir ortama sahip, hele konslarla yapılan o uçsuz bucaksız sohbetler varya tam bir eğlence merkezi. olgun meraklıları gözle tahrik olmak için gidebilir o ayrı. hiç bir şekilde sınır tanımadan kadınlarla göbek atıp kalça sallayan koca koca adamlar. ben lgbt klüplerinde böyle hunharca dans eden dayılara şahit olmadım. ankara havası bilmediğimden, devrelerime de rezil olmamak için hiç pek kalkmadım masadan. merak ettiğim diğer şey, istanbul pavyonları bu derece hareketli mi? ayrıca ortam bilmeyen kimseyle gitmeyin ultra kabarık hesaplar ile yüz yüze kalırsınız. bir daha gider miyim bilmiyorum, eğlencesi her şeyi bir yana sık sık gidildiği taktirde tarla satma boyutuna gelinebilir galiba. çatlak şanzel’i merak ediyordum ona da denk düşmedik. belki pavyon kapanışımı çatlak’la yaparım.
geldi yine tipini siktiğimin
bazı insanların beni gördüklerinde içlerinden söylediğine inanıyorum.
iftar yemeği
bugün telefonum çaldı ve lisem her yıl ki iftar organizasyonunu bu yılda yapacağının ve benim mezun olduğum yılın öğrencilerinin 24 mart’ta okula iftara bekliyorlarmış. pilav günü ayarlasa okul kurucumuz fırat bey anlarımda iftar organizasyonu ne be. neyse bende katılacağımı belirttim, 17 senesinden bu yana 8 yıldır görüşmediğim insanlarla yıllar sonra yeniden görüşmek, önceki yıllar katılmamıştım bu yıl bir farklılık yapacağım. umarım taşlamazlar.
ramazan ayı
yine geldi ve her yıl on gün daha fark atmaya devam ederek gelecek. insan ömrü boyunca yaz ve kış aylarından birine iki kez denk gelirmiş. bir diğerine ikinci gelişi görürsede oruç tutmaya takati kalmazmış. vay be. tutan müslümanların ki kabul olsun, tutan eşcinsellere diyecek lafım yok. görüşlerim pek beğenilmiyor.
gülümse
belki şehr’e bir film gelir
bir güzel orman olur yazılarda
iklim değişir, akdeniz olur
gülümse
sözleri daima manidar gelmiştir bana. ah be minik serçe, gene yaktırdın.
xhamster
opera mini demiş birisi. aaaah mazi, xhamster’dan bağımsız bir entry ama ne şartlarda internete giriliyordu o yıllar. 1-2 gb internet ile bir ayı nasıl tamamlıyorduk. 25’inden gün alan biri olarak yeni nesil ne şanslı lan. her şey çok kolay. kolaylaşmayada devam ediyor.
konumuza gelirsek günümüzde xhamster’a kalmadan bir çok site kurulmuş ve kurulmaya devam edecekte lakin insanlar artık arama motoruna bile girmeden “x” üzerinden işlerini hallediyorlar sanırsam. bu ülkeyi geçelim milyonlar hafif kalır, milyarları tatmin etmiş uygulama.
cinsel yolla bulaşan hastalıklar
bence cinsel yolla bulaşan hastalıklar değilde cinselliğe bağımlılık hastalığından korkulmalı. çünkü o korkulan hastalıkların hepsi cinselliğe bağımlı, seksten vazgeçemeyen insanların hazin sonu. nereye kadar “özgürce” seks yapabilirsiniz. fazlanın zararı öngörülemez değil öngörülür olmalı ki cinselliğe olan bağımlılık ile manevi kayıpların farkındalığı gelişmeli. şimdilerde herkesin tek güyası sex olmuş ki bu acınası geliyor bana, anlamsızca. çalışırken, film izlerken, okurken veya yürürken sürekli bir partner arayışı hastalık boyutunda bağımlılık değilde nedir. kimisinin kendini kandırma şekli şu “bir daha mı geleceğim dünyaya, yaşamaya geldim, sex yapmasamda öleceğim” hayretlere düşürücü. bakıyorumda gencinden yaşlısına, yaş ayırt etmeden insanlar bir ömür boyunca partner arıyor, aramışlar. bitmek bilmeyen bir arayış ve bunun bir sonu yok. bırakın bir kişiden bulaşan bulaşsın, birlikte arının bir ömür partner aramak için harcadığınız zamanı birbirinize ayırın ve mutlu olun, ama yok olmayacakta. bu bilinçte bu farkındalığa sahip kimse yok. bir ömür boyunca partner arayışına devam edin ve bir ömür boyunca her ilişkinizde tereddüt edin, korkun. bir ömür her partnerinizden bulaşma korkusu buda ayrı bir konu. lakin bakınca kimsede korku felan da yok, önüne gelenle hiç tereddüt etmeden her şeyi yaşayabilen insan çoğunluğunuda görmezden gelmeyelim.
çello
lise yıllarında eğitimini almıştım lakin keman kadar bütünleşemediğim doğrudur. tahmin edildiğinden çok daha zor ve yorucu bir çalgı. müzik’te naifliği seven biriyim ondan belki ısınamam. çok sert ve kalın bir sesi var ve şarap yanında güzel giden alet. onda bile sakin ve yavaş çalınmasını tercih ederim.
ayı sözlük'te yazmak
bazen kendimi sorgulamıyor değilim, ne işin var burada, maksadın ne, güyan? neden yazıyorsun, pek sevilmediğini farkındayken birde. neyse.
ayı sözlük yazarlarının sahip olmak istedikleri olağanüstü güçler
yok etmek gibi bir gücüm olmalıydı, lakin tanrı beni tanıyor olsa gerek ki vermemiş. yoksa çoktan insanoğlunun sonu gelmişti. her şey bir yana var etme ve yok etme gücüm olsun isterdim.
buika
kesinlikle katılıyorum, sigara içtikçe kadının sesine ayrı bir haz geliyor. o kadar mükemmel eserlerde imzası var ki, seslendirdiği parçalar adete onun sesine özel kılınıyor. özellikle istanbulda 2 kez bu kadını canlı dinleme fırsatım olduğu için ekstra kendimi şanslı hissediyorum. bu yıl ispanya’da bir ayakkabı fuar gerçekleşecek ve umarım buika’nın konserlerinden birine denk gelirim. kayıt dinlemesi ayrı bir haz verirken canlı dinlemesi ekstra muazzam bir haz veriyor.
başucu şarkıları
seyyan hanım
aaah şu hayatta canlı canlı dinlemek istediğim isimlerden sadece birisi. günümüz yüzyılına ayak uyduramazken, belki nefret ederken; seyyan oskay (seyyan hanım), rüçhan çamay, celal ince, cher, cevahir, paloma san, maria dolares gibi isimleri dinledikçe daha çıkılmaz bir hal almaya başlıyorum. hele ki günümüz yüz yılındaki leş seviyedeki müziklere maruz kalmak cidden can sıkıcı. yok olmaya resmen yüz tuttu bu tarz naif eserlerin dinleyicileri.
sommerfield
başlıklarımda ki noktalarla kafayı bozmuş yazar, kaçtır müdahale edip edip duruyor. o söylenmeyene kadar da yerinde duruyor, sal başlıklarımı.
bugün gördüğünüz en anlamlı söz
“ne çok gülmüşümdür, içinde binlerce kötülük bulunan ama kendini iyi biri zanneden zayıflara”
-nietzche
manevi boyutta seks vs fiziksel boyutta seks
(bkz:
435925) şu entryi videoyu görünce aklıma cuma namazı fantezisi geldi. garip fantezileri olan yazar özlendi sanırsam, yeni yeni, uçuk fanteziler öğreniyorduk sayesinde.