alttaki yazara soracaklarım var

  • /
  • 127
sanırım bu resim için en doğru cümle şu:
(bkz: cinsel açlığın afrikasıdır türkiye).

bazı erkeklerin direkt göte kilitlenmiş olduğunu görmemek elde değil. bazıları genel bakıyor gibi. ama kravatlı abimiz sütyensiz oluşuna odaklanmış ki, fransız tipi dik meme beğenilerim arasında olduğu için (ama hanımefendi bu kapsama girmiyor) ben de memelere baktım.

her ne kadar ülkemizde cinsel açlık fazla desek de bence bu durum sadece erkeklere has da değil. haftasonu fenerbahçe’de bir partiye gittim, orada tanıştığım bir kadın dedi ki üzerindeki tam bir pezevenk gömleği. diyemiyorsun ki gel o zaman seni de pazarlayayım. aynı gün bir çifte üçüncü olup olamayacağım da soruldu.

yaklaşık 6 aydır ciddi anlamda spor yapmaktayım ve gelişmeye başladım. iri bir vücuda mı yoksa sixpack’li ince kaslı bir vücuda mı odaklanmalıyım?
bence düşünme bile. ince hatlı sıkı vücut hem estetik olarak göze daha güzel geliyor hem de uzun vadede formunu daha iyi korursun.

bir insanın sadece yürüyüşünden gay olma ihtimaline yüzde kaç oran verirsin?
bazıları %100 yürüyüşünden anlaşılır: *

https://twitter.com/Arda_bektas1/status/...

alttaki: vat iz yor pırablım?

--- childer them transleyt activated ---

pester said: "bu soruyu cevaplamadan önce "problem" kelimesini tanımlamamız gerekir ama şimdilik bunu geçelim. esas sorunum işsizlik. tamamen buna odaklanıyorum ve bi ilerleme kaydediyorum.

ayrıca başka bir problemim daha var. hayatımda tek bir kişiyi özlüyorum ama bu güzel bi şey. özlediğin kişiyle bir süreden sonra tekrar bir araya geliyorsanız bu harika bi şey."

--- childer them transleyt completed ---
to answer that question, we should define the word "problem" first. but let's skip that for now. my problem mainly focuses on being unemployed, but i'm making progress at the moment. also i have another problem, which is missing the one and only of my life, but that's actually fine. missing is great, if there is a reunion after a while.

alttaki, podcast dinliyor musun? dinliyorsan neleri dinliyorsun?


alttaki sen söyle bakalım; ele alınca uzayan, iki göğüsün arasından geçen ve hemen ardından bi deliğe giren şey nedir? *

cevap: emniyet kemeri olacaktı.
(bkz:afedersin ama yarrak)
2 saattir düşünüyorum herkesin tercümanı oldu bu cevap.

son zamanlarda yanlış yaptığın şey nedir?
hakkında hiç bilgi sahibi olmadığım ama uzun süreden beri ara sıra gördüğüm birine karşı beklenti içine girmem. eskiden de görürdüm, begenirdim ama hiç ihtimal vermezdim. zaten ancak memlekete tatile geldiğim zamanlar görürdüm onun dışında araya giren zamanda görmeyince unutulur giderdi. son gelişimde önümden geçerken detaylı izledim. içim gitti. bu kadar güzel bi vücut olamaz. her neyse bi kaç sefer daha önümden geçti ve gözlerimin içine bakıyordu. hani iyimser davranmiyayim insandir bakabilir, birine benzetmistir ne bileyim ben baktım diye bakmistir ama başka bi zaman geçerken ben dükkanin içindeyken ve çok ters bi açıdan göz göze geldik. az da olsa ihtimal oldu da bu yaptığım yanlısı telafi etmiyor. bi kere adam çok muhafazakar ve evli. zaten öyle bir şey olsa da konuya girmek işkence olacak benim için.


en sevdiğin kelime ya da kelimeleri yazar misin ? bi iş yeri için belki kullanırım.
reis, paşa, han, hacı.
(bkz: adam ülkücü çıktı rıza baba)

aslında siyasi ve dini açıdan akılda bıraktığı “kötü” şeylerden sıyırırsak, bu kelimeleri oldukça severim. siyasi olarak aklıma getirdikleri de zaten savunduğum şeyler arasında yer almıyor.

transfobik görünmek istemem ama geçen gün netflix’te “pose” adındaki diziyi izlerken bir şey aklıma takıldı. trans kadınlar gerçek bir kadın gibi algılanmak ve değer görmek istiyorsa, onlarla duygusal ya da fiziksel olarak ilişki yaşayan heteroseksüel erkekler onlara bir kadın gibi değer veriyorsa ve öyle de algılıyorsa, bu durumda bu ilişki heteroseksüel bir birliktelik midir? trans bir kadın başka bir kadınla ilişki yaşadığında bu durum eşcinsel birliktelik olarak geçiyormuş.
lgbt terimlerinin yetersiz olduğunu düşünüyorum. yani trans kadınla birlikte olan bir erkeğin hetero yada homo dışında başka bir sınıfa dahil olduğunu. skolioseksüel olarak tanımlanabilir. tabii bu da kendi içinde alt tanımlara ayrılıyor. sadece trans erkeklere ilgi duyuyorsa andro-skoliosexual * sadece trans kadınlara ilgi duyuyorsa jine-skoliosexual * olarak tanımlanır. heteroseksüellik natrans * iki karşıt cinsiyetin ilişkisidir. tabii heteroseksüelliğin de detaylandırılması gereklidir.

alttaki sen söyle röntgencilik doğamızda mı var yoksa koşullar mı neden oluyor. porno izlemek bir gereklilik mi?
tamamen koşullar sonucunda oluştuğunu düşünüyorum.
antalyada yaşayan bir kadın arkadaşım var istanbulda giyim tarzını değiştirdiği söylemişti. sebebi ise erkeklerin taciz ettigi, baktığını ve rahatsız olmasıymış. antalyada böyle bir durum yok en azından daha minimal seviyelerde.
neden anlattım bunu çünkü koşullar ve doyumlar bu iki ilde farklı. haliyle doyumu az olan, imkani olmayan insanların röntgencilik yapması daha olası. arketipleri değiştiren, güdümleyen şey zaten koşulun kendisi.
porno meselesine gelirsek -kendime bakarak- söylüyorum gerekli değil. elbet izledim ama oldum olası sevemedim pornoları. hep bana yapmacık ve bayağı gelmiştir. buna oranla seks hayatımın iyi olduğunu belirtmek isterim. düzenli seks hayatı olmayan insanlar için gerekli olabilir bu da olasılıklar dahilinde.
çelişkili bir fikir gibi gelebilir ama bende gereklilik kavramı -olmazsa olmaz- gibi bir algı yaratıyor.

alttaki birisi çıkıyor ve dünyaya diyor ki "eşcinsellik bir hastalıktır ve ben ilacını buldum. bu ilaci kullanan insanlar heteroseksüel olacak" ve dediği doğru çıkıyor. kullanır mıydın? (türkiye de eşcinsel olunmuyor, baskılar vs var gibisinden cevap istemiyoruz.)
kesinlikle hayır. ben bir erkekten etkilenme düşüncesinden etkilenmiş biriyim. bu yüzden söz konusu bile olamaz.
alttaki yazar sen ne dersin bu soruya?
bir şey diyemem.
sanal ortamda heteroların çoğunlukta olduğu bir mecrada gay biriyle chat yaptın mı?
twitter ve facebook sayılırsa evet diyebilirim.
alttakine sorum: türkiye'de büyük şehirler hariç, istediğin herhangi bir şehirde yaşama şansın olsaydı nereyi seçerdin ve neden?
sanliurfa ya da diyarbakirda yasamak isterdim. babamin gorevi nedeniyle kalmistik ve yine gitmek isterim. aslinda insanlarin sandigi gibi kucuk yerler degiller. erkekleri bi kere cok yakisikli ve sahipleniciler acikcasi, buyuksehirde yasayan insanlarda hizli tuketim her seyi ele geciriyor bu arkadaslik ve iliskiye de yansiyor ama orada o buyuksehirin telasesi yok. hep bir kosusturmaca yok, durup dusunebilme imkanin var.

alttakine sorum sence skinny jeans ve tayt giyen erkekler seks objesi gibi mi gozukuyor? baktiginda onlar hakkinda ilk dusuncen ne oluyor?
normal erkektir işte.
şehirler arası otobüstesin hoşlandığın biri senin yanına oturdu. tabi sende boş durmadın ve bacağına dokundun. bu arada adam sinirlendi. bu adamın herkesin gözü önünde sana hırsız demesini mi, yoksa eşcinsel olduğunu söylemesini mi tercih edersin?
bacağına dokunmam 2 saniyelik zevk için.

birini terk etmek için üst sınırların nelerdir?
onun beni hiç bir açıklama yapmadan terk etmiş olması. bencil ve empati yoksunu olması. laftan anlamaması. dengesiz ve tutarsız davranışları olması. böyle birinin özrünü yada geri dönüşünü kabul etmem.

alttaki kahve hangi renktir?
toprağın, ağaç gövdelerinin; bazen en güzel saçların, gözlerin rengi.
kim olduğunu nasıl öğrenirsin?
insan en iyi kendini bilir derler, gerçekten öyleyse kendimizi bu kadar iyi bilsek tanısak hayatımızda hiçbir problem olmazdı, ne istediğimizi bilir öyle hareket ederdik... kısacası “bilmiyorum” diyebilirim cevap olarak
alttaki yazar, istanbul’da vazgeçemediğin yeme içme mekanları nereler?
kadıköyde pilavcı bir de gözlemeci var. istiklalde bir ara sokakta hamsi tava yapan bir yer vardı duruyor mu bilmiyorum sene olmuştur gitmeyeli vazgeçmiş de olabilirim bu durumda. maltepe çınaraltı dürümcü. içmeye gelince mekan yerine sahiller vazgeçilmezim.

alttaki yazar sonunu bildiğimiz filmi izleriz bazen defalarca. bundan duyulan hazzın açıklaması nedir beğeni dışında?
  • /
  • 127