aşk acısı

herkesin aşkı, herkesin yaşadığı iyi kötü anısı, ve bittiğinde acısı farklı..
daha öncesinde de hoşlantılarım sevmelerim olmuştu ama hiçbiri 3 yıl önce başlayan aşkım gibi omamıştı. beni en çok yıpratan en çok ağlatan en çok üzen oydu. oysa bunların hiçbirinden haberi de yoktu çünkü kendisi bir şey yapmamıştı. kendim yaşıyordum tüm acıları. tek taraflıydı her zamankı gıbı. en sonunda içimde büyüye büyüye dayanamadım bir gün söylemeye karar verdim. ve asıl aşk acısı o gunden sonra başladı benim icin.
senin yokluğun bana istemediğim şeyleri yaptırdı iyi veya kötü ben bu yaptıklarımın hesabını nasıl vereceğimi düşünürken sen ise daha fazlası yaptırtmaya çalışıyorsun
bazen bir sigarada, bazense diline pelesenk olan bir veyahut bir kaç şarkı sözlerinde gizlidir. unutamamaktan ziyade daha iyisini bulmanı bekler kalp. daha iyisine dokunabilmeni ister. bulamadığın zamanda genelde sürekli onu düşünür ve kendine psikolojik bir baskı uygularsın. özlersin. hatta dokunmak, öpmek, sarılmak, konuşmak, nefesini içine çekmek istersin. daha fazla kıskanırsın. kıskanırsın çünkü artık sana ait değildir. özgür ve hür bir iradeye sahiptir. bazen yalın davranmak isteyip cismini, ismini, kokusunu hatırlatacak bütün resim vb. özne ve nesnelerden uzak durmak istersin. ona dair herşeyi olumlu ve ya olumsuz istersin. gelsin istersin. gitsin istersin. sevsin istersin. ölsün istersin. elini tutsun, gözlerine baksın istersin. sana şiir okusun, sürekli seni düşünsün istersin. acı çeksin, ağlasın istersin. ama ne olursa olsun istersin. yerini dolduracak birini istersin. unutmak istersin. mutlu olmak istersin. yeri gelir onu düşünmek istersin. düşünürsün ağlamamak için kendini tutmak istersin. bu ana maddeler çok sevip ayrı olan ve platonik aşkı yaşayan her birey için gayet normaldir. unutmak için çabalanmamasında fayda vardır. kendinizi başka birini sevmeye endekslemeniz en makul olandır.
bu saatte uyutmayan acıdır. tanım için yeterli herhalde.
severek ayrılmak diye bir şeye inanmazdım ta ki yaşayana kadar. oluyormuş, ayrılmak gerekiyormuş. yatakta ölmeyi beklerken buluyorum kendimi her gece. içim acıyor yitirilenlere
onsuz yaşamayı düşünemediğin birisine, nasıl veda edebilirsin? hoşçakal demedim. hiçbir şey demedim. sadece yürüyüp gittim. o gecenin sonunda, karşıdan karşıya geçmek için en uzun yolu seçtim.
zor olan karşıdan karşıya geçmek değildir,karşıda sizi kimin beklediğidir.

my blueberry nights.
çektiğim şeydir. gerçekten katlanılması çok zordur ama mazoşikliğim sağ olsun bana zevk verir acı çektirirken.
kendinize daha büyük bir acı edinirseniz geçecektir.

mesela bisikletten düşüp ayağınızı kırmak gibi
son 1 senedir iliklerime kadar hissettiğim şey... geçen sene bu zamanlar benim ciddili aşık olmamı dillendiren yazarcanların kem gözlerine gelen aşkım ve bir sene sonra 7 sene sonradan gördüğüm canım ciğerimin içinde bulunduğu özel durumu sebebiyle şimdi olmaz ama belki yarın demesi ile içinde bulunduğum durum... acısı bile bal durumu... hala onu gördüğüm zaman yüzümde oluşan gülümseme hala ondan gelen mesajı okurken şebek şebek gülmem acılı turşu suyu içerken aldığı yüz ifadesi... lan yeter bu saatte ağlatacak mısınız lan yine
esas olarak aşık olduğun insanı kaybetmek üzere olduğunu hissedip o korkuyu yaşamaya başladığın anla tamamen umudu kesip vazgeçtiğin zaman aralığında yaşanan duygusal çöküntü halidir .sürekli aşkla nefret arasında gidip geliyorsun bu duygusal gelgitler içindeki dengesiz ruh hali daha çok hata yapmana neden oluyor ve çekilmez birine dönüşüyorsun.halbuki olduğun gibi davranıp psikopata bağlamasan seni seven insan elbet değerini anlayıp sana geri dönecek.ama o psikoloji içinde hiçbirşeyi farkedemiyorsun.sonunda mücadele edecek gücün kalmıyor ve yenilgiyi kabul edip herşeyden vazgeçiyorsun .aşk acısı çektiğin o dönem bu teslimiyet haliyle son buluyor.
alemin derdi ben olmuşum , demek ki zamanında iyi koymuşum , denilesi ;)
geçmez, sonsuza kadar devam eder sanırdım. ama her şey gibi aşk acısı da geçiyormuş, yeterki zaman tanıyın kendinize.
  • /
  • 2