ayı sözlük itiraf

  • /
  • 177
itiraf ediyorum. vaporwave dinleyen adam hesabını ben yönetiyorum. dark bear'tan özür diliyorum. eğer editörler uygun görürse eğer vaporwave hesabını kapatabilirler.
en sonunda tekyönle iletişime geçmeye karar verdim aralık ayında bir parti organize etmek için. 3-4 saat çalar eğleniriz. sizin parti organize edeceğiniz yok. iş başa düştü :). techno & trance sevenler takip etsin. sevmeyenler de gelsin çok eğleniriz. asiscrus olarak çalacağım benim sahne ismim. üniversite zamanlarında çalardım. sonrasında vakit ayırmakta sorun yaşadım. djlik kariyeri niyetim vardı ama hayat başka yönde ilerledi şimdilik. şimdilerde hiç bir kariyer umurumda değil. :) eğer siz de parti organize ederseniz ve ses sistemi iyi ise her zaman gelir çalarım bilginiz olsun. maksat eğlenelim güzel bir gece geçirelim.
sevgilime sürpriz yapıp ülkeye erken dönüş yapcem. sshhhh !
@monattan disco ve house müzikle aran nasıl?
üstteki yazarla ilgili bir sürü başlık açmak istiyorum. üstteki yazarların fantazisini tahmin et gibi...
kendimi yıllarca lezbiyen bir kadın olarak tanımlamışken an itibariyle bir erkekle görüşüyorum, öyle böyle değil düşüyorum adama arkadaşlar.
@thepillars - güzel disco ve house türler var. fakat techno & trance düşünüyorum o gece için.
geçen mailime bir davet geldi sözlük; bilmem ne kanalı bilmem ne işkolik programına davet edildim. gitmeyi düşünmüyorum da çok çalışıyorum hiç vaktim yok sizin programınıza katılmak için diyemedim beni davet eden bayana içimde kaldı.:))
ayı sözlüğe üye olalı 3(üç) gün oluyor ve ben entry giremiyorum.tıklamadığım yer kalmadı ancak mümkün değil olmuyor(gizli geçit mi var, ne var anlamadım yahu).. 5(beş) entry girmem gerekiyormuş ancak kes kafamı ben entry girmeyi beceremiyorum, daha doğrusu bilmiyorum.. yok ki bi yerde entry butonu veya kullanım klavuzu... beni de dahil etsenize yav şu sevdaya? he?!! (amma parantez kullanmışım be..)
ön edit: bu gerçek bir itiraf olacak.
itiraf ediyorum, ben aslında transsexuelim yani kendimi kadın gibi hissediyorum. ama zaten zor olan hayatımın daha da zorlaşmasını istemiyorum, ayrıca bedenimi o kadar da kötü bulmuyorum. buyüzden sanırım hayatımın sonuna kadar bir erkek olarak yaşayacağım. kılsız olmadığım ve feminen davranmadığım için sesimin ince olması hariç bu belli olmuyor ki zaten belli etmek te istemiyorum. sevişmek istediğim insanlara bunu söylemiyorum genelde çünkü benden soğuyacaklarını düşünüyorum. ama seviştikten sonra söylediğim birkaç kişi oldu ve olumsuz bir tepki vermediler. sonuçta ne kadar kadın gibi hissetsem de şu an bir erkeğim ve tabiki kadınları seven biri yerine erkekleri seven biriyle sevişmem gerekiyor. zaten artık kendimi pasif gay olarak görüyorum.
hamam fantezim var. ankara ve istanbul'dan hamam tavsiyelerini özelden alabilirim. :d
söylemesi biraz gülünç bir şey, çok sıkıcı biriyim sanırım. bugün su içtim. şimdiye kadar bir kez seviştim. bu duruma çok bir anlam yükleyecek değilim, bir kez seviştikten sonra zaten denemiş olmanın verdiği rahatlıkla, bir kez daha aynı şeyi yaşamak için istek duymadım. sevişmek, öyle üzerinde uzun uzun düşünülür diyebileceğim şeylerden olmadı. o heyecanı, deneyimin kendi duygusunu birkaç kez anlatıp bir kenara attıktan sonra tekrar yaşamak düşüncesini aklıma getirmedim değil. öyle anlarda belki bir video izlerken mastürbasyon yapıyorum.

yazı yazmayı, okumayı seviyorum. gerçek şeyleri, gerçek olduğunu düşündüğüm şeyleri, kendi görüşlerimi, düşüncelerimi falan yazmanın yanı sıra, gerçek olmaktan uzak, hikaye gibi ya da kurmaca diyebileceğim şeyleri de yazıyorum.
ergenlik döneminde oldukça sorunlu, yalnız ve tek çocuk olmamdan ötürü bir sürü tarz değişikline gittim. sanıyorum ki çoğunun sebebi dışlanmış olduğumu bir şekilde insanlara göstermekti. liseye kadarki sagopa kajmer ve ceza dönemimde herşey kargo pantolon ve bol t-shirt'ten ibaret olmalıydı. lise 1. sınıfta metal müzikle tanıştım ve farklı inançlarla ilgilenmeye başladım. asi bir akmar pasajı metalcisi gibi giyiniyordum. yoldan geçenler ürkmezse o kıyafet, kıyafet değildi. lise 3. sınıfa doğru internetten sanal arkadaşlıklar kurdum; lisede hiç arkadaşım yoktu o nedenle bu insanlar âdeta yol göstericiymiş gibi geliyordu. saçlarımı uzattım, damalı pantolon ve vans giyiyordum. evet, güzide emo dönemim. saçlar tiftik tiftik yapılıp, tek göz kapatılıp, kamera tepede olacak şekilde fotoğraf çekilen dönem. netlog'da saatlerce takılıp anlaşılmaz bir türkçe ile konuşmaya çalışıyordum.

üniversiteye başlayınca bu saçmalıklarımın hepsi tarihe karıştı, ta ki 1. sınıf boyunca arkadaşlarımla birbirimizi sürekli fast food ile beslemekten skinny fat'e döndüğümü fark edene kadar. hiç sağlıklı olmayan bir şekilde kendimi zayıflatmaya çalıştım, oturduğumda göbeğim katlanırsa bile huzursuz oluyordum. vücut geliştirme yaptığımı düşünüyordum ama model vücuduyla kafayı bozmuştum. bu zayıflığa skinny pantolonlar, boğaza kadar iliklenmiş gömlekler yakışır düşüncesindeydim. eşcinsel olduğumu birkaç kişi hariç kimseye söyleyemediğim için renkli hipster kıyafetlerle inceden herkese ben eşcinselim demek istiyordum sanki. ayrıca zayıflığımdan hem rahatsız oluyor hem de hoşlanıyordum. çok garip bir his. kimse kollarımın inceliğini görmesin diye hep uzun kollu giyinirdim, yazın ortasında ne yapıyorsun böyle diye sorarlardı hatta. üniversite 2. sınıfta black metal dünyasına adım attım. hipster dönemim yavaş yavaş kaybolmaya, corpse paint ve ormanda çekilmiş yüksek kontrastlı siyah beyaz fotoğraflar dönemim hayat bulmaya başladı. depresif temalı underground gruplar için bir blog ve youtube kanalı açmıştım. youtube'tan bir sürü arkadaşlıklar edindim fakat hepsinin ortak bir özelliği vardı: ruhsal bozukluk. depresyon, intihar, kendine zarar vermek... sürekli böyle müzikle haşır neşir olmak sağlıklı insanların yapacağı bir şey değil çünkü. o dönem terapiye de gidiyordum, hayatım aşırı düzensiz bir haldeydi. son sınıfta dayanamayıp tüm hesaplarımı sildim; her bir arkadaşımla konuşup iletişimi kesmek istediğimi, sağlığımın kötüye gittiğini söyledim. o zamandan sonra uzun bir süre hiçbir şeyle uğraşmadım.

üniversiteden sonra zevklerimi çöpe atmadım, aksine daha fazlasını keşfetmeye bakıyorum. askerliğin de üzerimde çok etkisi oldu, karakterimin oturmasını sağladı. tarza gelirsek... doğru düzgün vücut geliştirmeye başladığımdan beri pek kıyafet giyesim yok.* kendimi iyi hissedersem ayda yılda bir cyberpunk ya da ninja goth tarzı giyinirim. nereden nereye atladın derseniz iris van herpen, yohji yamamoto, demo & tono gibi isimleri keşfetmemin etkisi oldukça büyük.
feci şekilde bıkkınlık geldi. özgür olmak istiyorum.
bugüne kadar ne tutkuyla arzuladıklarıma ne de hırsla elde etmeye çalıştıklarıma ulaştım. -ne ... ne kalıbının sonunun olumlu olması gerektiği de yeni netleşti kafamda. bu da itiraf olabilir. – ulaştıklarım hep “keşke olsa ne güzel olur” naifliğinde arzuladıklarımdı. sonra bu durum üzerine şöyle düşünüyorum bazen; bu naif duygularım daha bana dair ya da daha mı saf duygular? çünkü bunları istediğimden eminim. bir diğer düşüncem istediklerim için emek vermesini, kalbimdekileri açığa çıkarmayı bilmeyip hayatın akışında savrulan bir insan olma ihtimalim. bu ikinciyi düşünmeme sebep olan istemekle birlikte peşine çok da düşmediğim, gerçekleşmediğinde bariz bir acı çektirme potansiyelinden ziyade gerçekleştiğinde şaşırtıcı bir anlam- doyum hissi veren isteklerimin gerçekleşmesinden. bu durumdan memnuniyetsiz değilim. çünkü ilginç bir şekilde bu şekilde gerçekleşenler beni çok mutlu etti, bana çok şey kattı. tutkuyla arzuladıklarıma gelince ya çok zor şeyler ya da ben kendimi onlara açmasını bilmiyorum. kendimi tanımıyor bile olabilirim. hırslandıklarım ise genel bir beceriksizlik korkusunun kendini yaratması bunu biliyorum. işte böyle olunca hayırlısı diyesim geliyor.
kendi dinimi kurucam yasakları olmayan
kişilik bunalımındayım, vücudumu beğenmiyorum ve geliştirmek istiyorum , ama nasıl yapacağımı bilmiyorum. üni 1 deyim ,ne değişikmiş ya hem dersler farklı hem her sınıfta farklı insan var. yeni kurduğum arkadaşlıkları nasıl ilerletir samimileştiririm bilmiyorum.
fark ediyorum ki, yaşadığım kötü şeyler bile birer anıya dönüşmüş. onları hatırladığımda garip bir hüzün duyuyorum. geçmişe özlem, acıya özlem gibi. o vakitlerdeki yaşadığım gerginlik ya da mutsuzluk hissinden eser yok, hatta o anlara geri dönmek ister gibiyim şimdilerde. insan anlıyor ki, sizi üzen insanlarla yaşadığınız tatsız olayların bile yokluğunu çekiyorsunuz. halbuki o zamanlar cehennemi yaşamıştınız. fakat bu, çektiğiniz acıların ruhunuzu nasıl olgunlaştırdığının da kanıtı. yaşamak lazım elbet. acıyı ve kederi en fazla. yoksa insan anlamıyor yaşamanın niçin güzel olduğunu. kalabalık caddelerden tenha sokaklara inerken, yüzünüze vuran ılık rüzgârı hissedebilmeniz için kederi de gamı da yaşamış olmanız gerek. yoksa insan yeterince tat alamıyor hayattan. şu günlerde iyiyim. yalnız değilim. kendimle vakit geçiriyorum zira; bunca yıl ihmal ettiğim kendimle. hayatımın büyük bir bölümünü başkalarına adamışım meğer, unutmuşum kendimi bir köşede, mahzun bakar olmuşum üvey oluşuma. kendimi sahiplendim yeniden. onlarlayken nasıl birer hain olduklarını anlayamadığım insanlar benim kendime kavuşmamı sağladılar. başkalarını umursamıyorum artık. kimseyi memnun etmek için bir nedenim yok. ne sözüm utanır da çıkmaz dudaklarımdan, ne de sokakta başım eğik yürürüm. yapacağım, söyleyeceğim hiçbir şeyin engeli olamaz artık başkaları. kendimi azımsamam; başkalarının gölgesinde ezdirmem varlığımı. güzel bir hayata başlıyorum otuzuma yakın. ölümü düşünmeyi bırakalı çok oldu. her sabah mutsuz uyanmıyorum artık, yalnızca yaşıyorum. ---yaz aylarında yazmıştım bunu bir yere, fark ettim ki, ruhumda iniş çıkışlar çok şiddetli.---

https://www.youtube.com/watch?v=-dmzgc-1...
türkiye'de almanca becerilerini geliştirmeye çalışmak çok saçma geliyor bana, bunu yapmak zorunda olmama rağmen. hani insan öğrendiği dilin ülkesine gidebilmek istiyor ama uçak biletleri çok pahalı ve euro uçuk. yunanca, bulgarca, gürcüce, kürtçe, arapça filan öğreniyor olsam bu kadar şikayet etmezdim çünkü bu dillerin konuşulduğu yerlere gitmek almanca kadar maliyetli değil. bazen sırf buyüzden kendi kendime oyun oynuyormuş gibi hissediyorum bu dil öğrenme konusunda.
chat uygulaması yüklemek istiyorum ama kendime ket vuruyorum. çünkü saçma sapan insanlarla uğraşacağım. ama aynı zamanda kendimi çok yalnız hissediyorum, tek gecelik bile olsa yanında özel hissedebileceğim ve sadece bana özel bir adama ihtiyaç duyuyorum bazen. burada daha önce bahsettiğim hoşlandığım kişi de çok çok uzaklarda çünkü ve onu görebilecek miyim belli bile değil. bir yandan da derslerimin hayatımın merkezinde olması gerektiğini, chat uygulaması ve o özel adamı bulmak için vakit olmadığını düşünüyorum. bayağı çelişkili düşüncelere sahibim, acaba hangisi kazanacak.
altı tane oyun belirledim uygun fiyatlı,önümüzdeki aylarda alacağım !
  • /
  • 177