ayı sözlük itiraf

  • /
  • 178
kendimi yıllarca lezbiyen bir kadın olarak tanımlamışken an itibariyle bir erkekle görüşüyorum, öyle böyle değil düşüyorum adama arkadaşlar.
@thepillars - güzel disco ve house türler var. fakat techno & trance düşünüyorum o gece için.
geçen mailime bir davet geldi sözlük; bilmem ne kanalı bilmem ne işkolik programına davet edildim. gitmeyi düşünmüyorum da çok çalışıyorum hiç vaktim yok sizin programınıza katılmak için diyemedim beni davet eden bayana içimde kaldı.:))
ayı sözlüğe üye olalı 3(üç) gün oluyor ve ben entry giremiyorum.tıklamadığım yer kalmadı ancak mümkün değil olmuyor(gizli geçit mi var, ne var anlamadım yahu).. 5(beş) entry girmem gerekiyormuş ancak kes kafamı ben entry girmeyi beceremiyorum, daha doğrusu bilmiyorum.. yok ki bi yerde entry butonu veya kullanım klavuzu... beni de dahil etsenize yav şu sevdaya? he?!! (amma parantez kullanmışım be..)
ön edit: bu gerçek bir itiraf olacak.
itiraf ediyorum, ben aslında transsexuelim yani kendimi kadın gibi hissediyorum. ama zaten zor olan hayatımın daha da zorlaşmasını istemiyorum, ayrıca bedenimi o kadar da kötü bulmuyorum. buyüzden sanırım hayatımın sonuna kadar bir erkek olarak yaşayacağım. kılsız olmadığım ve feminen davranmadığım için sesimin ince olması hariç bu belli olmuyor ki zaten belli etmek te istemiyorum. sevişmek istediğim insanlara bunu söylemiyorum genelde çünkü benden soğuyacaklarını düşünüyorum. ama seviştikten sonra söylediğim birkaç kişi oldu ve olumsuz bir tepki vermediler. sonuçta ne kadar kadın gibi hissetsem de şu an bir erkeğim ve tabiki kadınları seven biri yerine erkekleri seven biriyle sevişmem gerekiyor. zaten artık kendimi pasif gay olarak görüyorum.
hamam fantezim var. ankara ve istanbul'dan hamam tavsiyelerini özelden alabilirim. :d
söylemesi biraz gülünç bir şey, çok sıkıcı biriyim sanırım. bugün su içtim. şimdiye kadar bir kez seviştim. bu duruma çok bir anlam yükleyecek değilim, bir kez seviştikten sonra zaten denemiş olmanın verdiği rahatlıkla, bir kez daha aynı şeyi yaşamak için istek duymadım. sevişmek, öyle üzerinde uzun uzun düşünülür diyebileceğim şeylerden olmadı. o heyecanı, deneyimin kendi duygusunu birkaç kez anlatıp bir kenara attıktan sonra tekrar yaşamak düşüncesini aklıma getirmedim değil. öyle anlarda belki bir video izlerken mastürbasyon yapıyorum.

yazı yazmayı, okumayı seviyorum. gerçek şeyleri, gerçek olduğunu düşündüğüm şeyleri, kendi görüşlerimi, düşüncelerimi falan yazmanın yanı sıra, gerçek olmaktan uzak, hikaye gibi ya da kurmaca diyebileceğim şeyleri de yazıyorum.
feci şekilde bıkkınlık geldi. özgür olmak istiyorum.
bugüne kadar ne tutkuyla arzuladıklarıma ne de hırsla elde etmeye çalıştıklarıma ulaştım. -ne ... ne kalıbının sonunun olumlu olması gerektiği de yeni netleşti kafamda. bu da itiraf olabilir. – ulaştıklarım hep “keşke olsa ne güzel olur” naifliğinde arzuladıklarımdı. sonra bu durum üzerine şöyle düşünüyorum bazen; bu naif duygularım daha bana dair ya da daha mı saf duygular? çünkü bunları istediğimden eminim. bir diğer düşüncem istediklerim için emek vermesini, kalbimdekileri açığa çıkarmayı bilmeyip hayatın akışında savrulan bir insan olma ihtimalim. bu ikinciyi düşünmeme sebep olan istemekle birlikte peşine çok da düşmediğim, gerçekleşmediğinde bariz bir acı çektirme potansiyelinden ziyade gerçekleştiğinde şaşırtıcı bir anlam- doyum hissi veren isteklerimin gerçekleşmesinden. bu durumdan memnuniyetsiz değilim. çünkü ilginç bir şekilde bu şekilde gerçekleşenler beni çok mutlu etti, bana çok şey kattı. tutkuyla arzuladıklarıma gelince ya çok zor şeyler ya da ben kendimi onlara açmasını bilmiyorum. kendimi tanımıyor bile olabilirim. hırslandıklarım ise genel bir beceriksizlik korkusunun kendini yaratması bunu biliyorum. işte böyle olunca hayırlısı diyesim geliyor.
kendi dinimi kurucam yasakları olmayan
kişilik bunalımındayım, vücudumu beğenmiyorum ve geliştirmek istiyorum , ama nasıl yapacağımı bilmiyorum. üni 1 deyim ,ne değişikmiş ya hem dersler farklı hem her sınıfta farklı insan var. yeni kurduğum arkadaşlıkları nasıl ilerletir samimileştiririm bilmiyorum.
fark ediyorum ki, yaşadığım kötü şeyler bile birer anıya dönüşmüş. onları hatırladığımda garip bir hüzün duyuyorum. geçmişe özlem, acıya özlem gibi. o vakitlerdeki yaşadığım gerginlik ya da mutsuzluk hissinden eser yok, hatta o anlara geri dönmek ister gibiyim şimdilerde. insan anlıyor ki, sizi üzen insanlarla yaşadığınız tatsız olayların bile yokluğunu çekiyorsunuz. halbuki o zamanlar cehennemi yaşamıştınız. fakat bu, çektiğiniz acıların ruhunuzu nasıl olgunlaştırdığının da kanıtı. yaşamak lazım elbet. acıyı ve kederi en fazla. yoksa insan anlamıyor yaşamanın niçin güzel olduğunu. kalabalık caddelerden tenha sokaklara inerken, yüzünüze vuran ılık rüzgârı hissedebilmeniz için kederi de gamı da yaşamış olmanız gerek. yoksa insan yeterince tat alamıyor hayattan. şu günlerde iyiyim. yalnız değilim. kendimle vakit geçiriyorum zira; bunca yıl ihmal ettiğim kendimle. hayatımın büyük bir bölümünü başkalarına adamışım meğer, unutmuşum kendimi bir köşede, mahzun bakar olmuşum üvey oluşuma. kendimi sahiplendim yeniden. onlarlayken nasıl birer hain olduklarını anlayamadığım insanlar benim kendime kavuşmamı sağladılar. başkalarını umursamıyorum artık. kimseyi memnun etmek için bir nedenim yok. ne sözüm utanır da çıkmaz dudaklarımdan, ne de sokakta başım eğik yürürüm. yapacağım, söyleyeceğim hiçbir şeyin engeli olamaz artık başkaları. kendimi azımsamam; başkalarının gölgesinde ezdirmem varlığımı. güzel bir hayata başlıyorum otuzuma yakın. ölümü düşünmeyi bırakalı çok oldu. her sabah mutsuz uyanmıyorum artık, yalnızca yaşıyorum. ---yaz aylarında yazmıştım bunu bir yere, fark ettim ki, ruhumda iniş çıkışlar çok şiddetli.---

https://www.youtube.com/watch?v=-dmzgc-1...
türkiye'de almanca becerilerini geliştirmeye çalışmak çok saçma geliyor bana, bunu yapmak zorunda olmama rağmen. hani insan öğrendiği dilin ülkesine gidebilmek istiyor ama uçak biletleri çok pahalı ve euro uçuk. yunanca, bulgarca, gürcüce, kürtçe, arapça filan öğreniyor olsam bu kadar şikayet etmezdim çünkü bu dillerin konuşulduğu yerlere gitmek almanca kadar maliyetli değil. bazen sırf buyüzden kendi kendime oyun oynuyormuş gibi hissediyorum bu dil öğrenme konusunda.
chat uygulaması yüklemek istiyorum ama kendime ket vuruyorum. çünkü saçma sapan insanlarla uğraşacağım. ama aynı zamanda kendimi çok yalnız hissediyorum, tek gecelik bile olsa yanında özel hissedebileceğim ve sadece bana özel bir adama ihtiyaç duyuyorum bazen. burada daha önce bahsettiğim hoşlandığım kişi de çok çok uzaklarda çünkü ve onu görebilecek miyim belli bile değil. bir yandan da derslerimin hayatımın merkezinde olması gerektiğini, chat uygulaması ve o özel adamı bulmak için vakit olmadığını düşünüyorum. bayağı çelişkili düşüncelere sahibim, acaba hangisi kazanacak.
hep uzun süreli bir ilişkim olsun istedim ancak bunu başaramadım. şimdi ise yurt dışına gidiyorum ve işler benim açımdan daha da zorlaşıyor. yıllar boyu bir yurt dışı bir yurt içi mekik dokuyarak yaşayacağım bir hayatım olacak.
yalnızlık pek bana göre değil, hiçbir zaman da olmadı. tek gecelik vs. ilişkilere de hiçbir zaman sıcak bakmadım, bakmayı da düşünmüyorum. ne yapmalıyım bilmiyorum.
8 sene bekleyip de başkasına bakamak ne güzel be sözlük.
uluslararası afedersin geyler lezbiyenler kongresine gönüllü olarak katılıyorum gelecek hafta. heyecanlıyım. aktivizm işleri yapmayalı bir sene olacak neredeyse. tekrar erkeksi bağyanların, pembe boyalı saçlı erkeklerin arasında olacak olmak mutlu ediyor beni. bakalım ne maceralar yaşayacağım. seviyom lgbt aktivizmini, full adrenalin vallaha.
annemi, babamı, kardeşimi ve memleketimi çok özledim sözlük. kendimi çok çaresiz hissediyorum, şu an buz gibi bir odanın içinde yazıyorum bunları. arkadaş falan da çare olmuyor tüm bunlara. memleketimde kendi başıma deniz kenarında yürüyüş yapmayı özlemişim. oradaki arkadaşlarım öyle içtendi ki. kimseler buradakilerin yerini tutamıyor bende. bu esnada kalbim de boş olamadı. çok uzaklarda sevdiğim biri var, bazen aramız çok iyi bazen çalkantılı. sevgili de değiliz. hem zaten çok yorulmuşum. biriyle birlikte olmak bana yorucu gelirdi. ne bileyim sözlük, şükrediyorum ama dayanamıyorum da. sadece canım sıkkın. zaman geçsin ve ben buralardan gideyim istiyorum. sayılı gün geçer mi bilmem ama sayılacak kadar az günüm de olsaydı keşke.
“yatağımın karşısında bir pencere var. odanın duvarları bomboş. nasıl yaşadım on yıl bu evde? bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? ben ne yaptım? kimse de uyarmadı beni. işte sonunda anlamsız biri oldum. işte sonum geldi. kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım”. tutunamayanlar
dün bir proje için tanımadığım insanların olduğu bir organizasyona katıldım. projenin lgbt ile gram alakası yoktu. karşımda iki kişi vardı ve onlarla normal bir şekilde sohbet ediyorduk. sonra birden bire birbirlerine lgbt bireyler olduklarını açıkladılar. şok geçirdim. çünkü masada bir sürü insan var ve hiç korkmadan cinsel yönelimlerini açıklayabildiler. ben de onlara söylemek istedim ama işte bir türlü cesaret edemiyorum. biri duyacak mı endişesi yaşıyorum. ayrıca ilk kez katıldığım bir ortamda yerli yersiz insanların cinsel yönelimimi öğrenmesi de hoşuma gitmez açıkçası. ben mi korkağım insanlar mı fazla cesur anlayamadım.
  • /
  • 178