ayı sözlük itiraf

  • /
  • 91
.yalnız olmaktan bir hayli sıkıldım.hayatımda birisi olsun istiyorum artık.bunu,kendime çok sık itiraf eder oldum.oysaki büyük beklentiler içerisinde de değilim.ne zamana kadar böyle devam edecek,merak etmekteyim.
uzay bilimlerindeki tatlı gözlüklü çocukla sonunda tanıştım sözlük. ilginçtir ki, bugün arkadaş ortamımıza geldi ve "merhaba" falan dedi. normalde hiç konuşmazdı. benim elim ayağım titriyordu "sınavın nasıl geçti hehe" diyerek konu açtım ve gerisi geldi. çok konuşkan. dolu sohbet ettik. yine ilginçtir ki, yanımızdan öyle hemen ayrılmadı. bayağı takıldı bizle. niye bilmiyorum. bir ara eski kız arkadaşından bahsetti. o ara bir moralim bozuldu, sinir oldum ama sonra düzeldim birazcık. zaten ilişki istemiyordum ben, ama yine de kızdan bahsedince bir kıskançlık oluştu. ben oyun, kod vb. muhabbeti edince bir anda uyuşukluğu kesildi ve konuşkanlaşmaya başladı. geek olduğu besbelli. zaten böyle çok çalışmayı falan da seviyormuş. oynadığı oyunları falan anlattı. yerim ben bunu ya. yarın imkan bulursam omzuna yaslanıcam. * *
çalıştığım projeden iki kaltak iskoçya'ya eğitime gönderilmiş! kıskandımmmm...
geçtiğimiz gün hornetten bir mesaj aldım* . mesajda fotoğrafı olmayan bir kullanıcı bana '' naringergedan, senin seks düşkünü biri olduğunu zannediyordum ama geçen gün sözlükten yapılan buluşmaya katıldığını duyunca öyle olmadığını anladım, özür dilerim '' dedi. kim olduğunu sorduğumda şaşırtmayacak şekilde yanıtlamadı. aslında birinin bana seks düşkünü deyip dememesi ya da beni öyle bilip bilmemesi önemli değil ama sözlükten fazla kişiyle diyaloğum yokken, üstelik özel hayatımı pek kimse bilmiyorken insanların bununla ilgilenmesi çok aptalca geldi bana. herhalde seks düşkünü insanın insan içine çıkmaya vakti yok, her saati randevuyla dolu. arada bir siz de dışarı çıkın da '' seks düşkünü '' olmadığınız anlaşılsın.
yine kafamda dönen binbir bela, yine karabaht.

ilk olarak, her şeye rağmen yarım dönem de uzasa okulun biteceği umuduyla biraz daha optimisttim, hatta değişen sistem ve mezuniyetimin tehlikeye girmesine rağmen yine de ucundan sıyırıp mezun olabiliyordum rahatlıkla. bu sabah aldığım haberse yine çöktü göğsüme, okul sistemi değiştirmiş evet ama devamında bana yapılacağı ve benim ucundan yırttığım kredi değişiklikleri yapılmadığından 1 ders alamıyorum, bahar dönemi de dersim olmadığından 1 ders yüzünden yaz okuluna falan kalabilir, mezuniyetimi anlamsızca 1 yıl uzatabilirim ki bu olursa çok kötü şeyler olur.

ikinci olarak, açılma konusu kafamda uzun zamandır, yoğun bir biçimde dönerken yine rafa kaldırmaya,çok da yüksek değil ama, karar verdim. neden bilmiyorum ama belki sürekli bu negativite içerisinde böyle bir konuyu aradan geçiştirmek istemiyorum, o doğru zaman hissiyatı yok içimde, bir kırıntı bile.

bütün yaz nasıl olduysa hiçbir şey almamış, yine bütün yazı depresif ama bir nebze de olsa daha iyi ayakta kalmayı başarmış geçirmişken geçen gün nasıl olduysa kaybettiğim beğeni duygum geri geldi, gelmesiyle beraber de bu ay daha ilk haftadan maddi olarak göçtüm.

arkadaşlarımın ihanetlerinden, ikiyüzlülüklerinden usandım. öyle ki zaten doğru dürüst dost diyeceğim 2 arkadaşım varken, sırf olay çıkarmamak için beni ''en iyi arkadaşı'' gören sözde arkadaşlarla yapmacık yapmacık görüşmek zorunda kaldım, hele de önceden dostum diyeceğim şimdilerde ise hiç de hakkı olmadığı halde mızmızlanması-söylenmesi yüzünden soğuduğum arkadaşımla görüşmek bile bana yapmacık geliyor. okulda tanıdığım herkes bir yana, 7 yıldır özellikle de 4 yıl üniversitede farklı okullarda olmamıza rağmen hep görüşüp, beraber olduğum arkadaşımın bu hippie, sürekli of ben napıcam diyip iş görüşmelerinden iş görüşmelerine koşması, olaylara girişmesine rağmen hala gelip de şu durumdaki bana ''hayatım çok kötüüğ'' diye söylenmesi artık bende sıfırı tükettim, yapmacık sırıtmaktan yanaklarım acıyor.

12 aylık bitmeyen öğrenciliğime rağmen 10 gün bir dinlenme fırsatım oldu. zaten deniz-kum-güneş insanı değilim, babamın olmaz demesiyle de hayalini kurduğum 5-6 günlük avrupa tatilim de yalan oldu. bu beni baya kötü etkiledi çünkü 2 kere yurtdışına çıktım ve her seferinde gerçekten de çok olmasa da epey huzurlu, dinlenmiş, mutlu ve 5er kilo kaybetmiş geri döndüm. neyse, olmayacak duaya amin denmez diyerek zorlamadan benim için ikinci tatil olan evde yalnız kalıp sabahlara kadar film izleyip klima altında yuvarlanayım dedim. hiç yoktan kafa dinlerim düşündüm. sınavlarım bitip kafamı yastığa koyduğum günün akşamı abim geldi.kendisini anlatmayacağım zira über homofobik abi başlığında eh de olsa kan kustum. kendisi bırakın eve gelmeyi, geçen sene ameliyat olan babama zahmet edip bile gelmezken istanbul'a uğrayacağı tuttu. hani ben ne zaman refaha ersem bir nebze hakikaten benim huzurlu olduğumu hissediyor da içine etmeye geliyor. neyse dedim dışarı çıkayım oyalanıyım vs derken ikinci günü kız arkadaşını getirdi. evi otel gibi kullanmaya bayılır kendisi. neyse dedim, kuzenim evlendi gitti odas boş 1-2 gün kalır giderler. kendi 4-5 gün sonra gitti, son 10 gündür getirdiği kız arkadaşıylayız. baya bildiğin teyzem,eniştem,ben ve kız yaşıyoruz şu an. üstüne teyzem tam bir tontiş teyze olmasından kendisini pek bi sevdi ama ben... allahım, kız abimin daha insan ama aynı entellikte, aynı poserlıkta dişi versiyonu. ilk başta bana bir-iki adım attı diye ben de kibarlıktan sürekli hı hı evet diye ufak muhabbetler yaptım ama şu son 3 gündür... ben 4 yıldır yaşadığım bu eve bırakın kalmaya misafirliğe bile bir arkadaşımı getirmezken bu, hakikaten çok ayıp. neyse ben yine kendi odamda takılırım derken sürekli kız benle iletişimde, en son aldığım oyuna taktı. sürekli bir ilgisi falan, en son bu gece bilgisayarları değişelim mi falan oldu. ben de ise hakikaten bardak taşmaya bir kala, sınır noktasındayım ağzını vermemek için. aynı günün içerisinde gelmiş bana o çocukluğumda bana yapmadığı şey kalmayan abimi överken kendisine nasıl bir psikopat olduğunu anlatınca vay efendim toz kondurmamalar falan. allahım 22 yıldır tanıdım boku bana savunuyor kız, gel de çıldırma. sonra bir de üstüne kendince beni eleştirmeye başlıyordu ki orada teyzemin hatrına çok abartmadan ağzının payını aldı da sustu kız. üstüne kendisiyle aramızda 1 yaş var. hani ne bileyim, insanda biraz ar olur, utanır ya. bi mahcubiyet falan, yok.

hayır bir de bütün bu olayın yanı sıra, daha bir hafta önce kuzenim mutlu mesut evlenip gitmişken saniyesinde bunun da eve biriyle gelmesi de nedir ya? bu bile birini bulmuş yani. allahım bu egoist pisliği bile sevebilen birileri varsa yani bu hayat... hakikaten ben bunu, bu yalnızlığı, başarısızlığı falan hak etmiyorum ya, hakikaten. içine ettiğimin iyi bir insanıyım yani ne anladım o zaman ben bu hayattan

sözlükten 12 kişiyle yattım.
tinder vb. platformlardan eş bulma fikrine artık sıcak bakamıyorum. hook-up olayı için elverişli, ama ciddi bir ilişki ararken bir karın ağrısına dönüşüyor. içine kapanık birisi olduğumdan buluşmalarda garip sessizlikler yaşıyorum. hesapların %80'inin bio'su boş olduğundan, %17'sinin de "yazmayacaksan eşleşme.s.ss"den ibaret olması yüzünden muhabbet de açamıyorum. ilk mesajı hep ben atıyorum zaten (ne anlamı var ilk mesajı alan kişi olmanın, anlamadım gitti)."yer var mı", "arayışın ne" soruları... bunaldım sözlük.
nereden, nasıl, kimle tanışacağım da bir ilişki başlatacağım hiç bilmiyorum. böyle mal gibi kaldım, galiba ciddi ciddi forever alone'um.
hastalıktan öldüğüm şu iki gündür başıma gelen tek ve en iyi şey sevgilimin bütün gün ve gece yanımda olmasıydı. uyurken ara ara soğuk avcunu alnımda hissettim. birlikte yattığımız yataktan sırf sıcaklık beni rahatsız ediyor diye (ki ona belli etmemeye çalışıyordum çünkü yanımda istiyordum.) kalkıp bütün geceyi yere attığı battaniyede başucumda bekleyerek geçirdi. az önce ilaç almak için nöbetçi eczane bakmaya gitti, böyleliklen buraya yazabiliyorum. işin itiraf kısmıysa sözlük, bu hayattaki en ama en kötü duygu yalnızlıkmış. çoğu acı bir süre sonra külleniyor fekat yanında biri olmadığı sürece yalnız olmaya devam ediyorsun.
o kadar kırgınım ki sözlük. içim o kadar dolu ki. olan bana oldu. kimse bilmiyor. uzaktan konuşmak çok kolay. zaten takıntılı bir insanım. zaten kimseye güvenemiyorum. beni haklı çıkardılar sözlük. bu haklılığımdan dolayı hiç mutlu değilim. ama pes etmeyeceğim. şu an hissiz olabilirim. ama önce öfkemi yeneceğim. sonra sevmeyi yeniden öğreneceğim.
itiraf ediyorum buradaki itiraflara bakıp "bu da dert mi ya peh" diyorum ama sonra hüzünlü piyano müziği eşliğinde arıların ölmesine falan üzülüyorum.
7 aydır sözlüğe girmemişim. hayatım çok yolunda sözlük. maşallah deyim.
geçecek biliyorum. sabrediyorum...
yaşlanmak bencilleşmek demekmiş meğer.kimseye halinin kalmaması demekmiş.kendine bile tahammül edememekmiş.en garibi de bunun aslın da olması gerektiği için olmasıymış.
bugün beyoğlu' ndaydım. istanbul lgbtt dayanışma derneği diye bi yere gidecektim. gittim, eski püskü bir bina, tepesinde gökkuşağı bayrağı asılı hah dedim geldim. neyse içeri girdim, birde ne olsa beğenirsiniz, orada ayakkabıcılar var ve ayakkabı boyalarının kokusu o kadar kötü ki... birden başım döndü ve midem bulandı, zaten etraf bi acayipti emeneke, yukarıdan inen bir kız mıdır travesti midir çözemediğim biri vardı. insanlık etti de yukarı çıkmama yardımcı oldu. ama benim başım fenaağ! sonra daha yukarı çıkacaktım ama cesaret edemedim, zaten karanlıktı. daha daha sonra dolandım beyoğlu' nda, bir süre sonra derneğin yakınlarında dört beş tane garip tip gördüm. gey idiler. ama varya, gece rüyamda görsem altıma sısardım emeneke. o nasıl bi tip lan! burada fiziki olarak değil, giyiniş ve davranış olarak bahsediyorum, yoksa öbür türlü yaradılanı hoş gördük yaradandan ötürü. emocu saçlar, kulakta şu kulak derisini sündüren, kulak memesine takılan küpeler, yüzde bin çeşit boya, dötte bacakları et döner misali sıkıştırmış daracık bir pantolon. üstelik tek bi tanesi böyle değildi, hepsi öyleydi. zaten tansiyonu 8 lere düşmüş olan bendeniz bu manzarayla karşı karşıya kalınca iyice kötülendim, gözlerim kocaman olmuştu, yüzüm kireç gibi bembeyaz kesildi. eve gidince hemen kendimi yatağa attım zaten, hiçbi şey düşünmeden.
ama yol boyunca düşündüğüm tek bişey varsa o da bu tipler bu dernektemi emeneke, öyleyse vay halime, bunlar beni evire çevire fafeynklerler oldu. tırstım ve bu legebetete derneği işini bir süreliğine daha kenara attım.
gay dediğin kesinlikle böyle olmamalı, her daim farklı gözükmeli ama güzel gözükmeli.
ve şu an sizlerden de yardım bekliyorum canlar. eğer bi lgbt derneği üyesi falan olmuşunuz/olanınız varsa beni bilgilendirsin, çok rica ediyorum...
not: fazla sansürlü entry, biliyorum.


çok uzun zamandır yalnızım sözlük. yaklaşık 5 senedir ciddi bir ilişkim bulunmuyor. bununla beraber cinsel hayatım bitmiş durumda. hiçbir sevişmenin beni tatmin etmeyeceği düşüncesinin huzursuzluğunda sağlıklı bir seks nasıl olur onu bile unuttum. yaşadığım ilişkilerde hep mağdur edildiğimi düşünerek her aldatılmamda, her kavga da öyle intikamlar aldım ki bütün ekslerim sanırım benden nefret ediyor. son 4 yıl içerisindeki ilişki denemelerimdeki bütün adamlar yanımda ezildikleri bahanesiyle benden ayrılmış ve beni aldatmışlardır. sonucunda yine canavara dönüşen ben ve nefret edilen ben. işin korkunç tarafı oturup değerlendirme yaptığımda genç yaşlarımda yaşadığım ilişkimde aldığım darbeler, çocuk yaşta boynuzları kafama takmaları öyle paranoyak, öyle takıntılı bir ben yaratmış ki, flört etmeye kalktığım herkes üzerine kusulması ve öldürülmesi gereken birer orospu gibilermiş gibi geliyor bana. ikili ilişki içerisine girmediğim sürece çok sağlıklı, mutlu ve hayatı yolunda giden birisiyim. onun dışında tetiklenen duyguları tarif etmem o kadar zor ki inanamazsınız. sevgili istiyorum ama istemiyorum da. çünkü olursa yaşayacaklarımı çok iyi biliyorum. bunun çıkışı nerededir bilemem ama daralmaya başladım.
yaklaşık 9 aydır kendimden 30 yaş büyük biriyle birlikteyim ve inanılmaz derecede mutluyum...
18 yaşındaysan ama ailenle yaşıyorsan 18 in hiçbir kıymeti yokmuş meğer sözlük
ne göründüğüm kadar mutluyum ne de psikolojik olatak normal. kendi kendimi tahkik edecek bir alt yapım olduğunu düşünüyorum. bütün bu gece yarısı nefes nefese uyanmalarımın ya da kafamın içinde dönüp duran dip akıntıların sebebi bu.muhtemelen etrafımda bunun fatkında olan insanlar da var fakat onlar da bu gerçeklerimle yüzleşmek istemiyorlar.başımdan bazı şeyler geçti ve beni çok yıprattı tüm bunlar. sevdiklerim hep yanımda oldu kaldı ki bu zarfta onlar elene elene bir elin parmakları kadar kaldılar. ama en sevdiğim ve canımın içi olmasaydı herşey daha kötü de olabilirdi. hayatımızı paylaştığımdan beri pek çok şeye sadece onun için tahammül ediyorum. biliyorum o da sık sık ağlıyor. ama varız işte bir şekilde.
gay görünümlü herifleri kızlarla el ele görmek çok koyuyor (şimdi gay görünümü bilmemne şey yapmayın, anladınız). gidip böyle bırak onun elini falan diye ayırasım geliyor bazen. yalnızlık zor sevgili günlük.


  • /
  • 91