ayı sözlük itiraf

  • /
  • 91
psikozda olduğumu düşünüyorum ve birlikte çalıştığım insanın benden hoşlandığını düşünüyorum...bunların hepsi yalan!!!
devamlı bir müşterimiz var karşı apartmanda oturuyo 50li yaşlarında kafadan kırık azcık. geçen geldi sizin çamaşır suyu çok bozdu çok dedi. yanımda da müdür var anlamadık başta ne diyor bu yine hangi dünyada diye düşünüyoruz. geçen aldım tuvalete döktüm hiç temizlemedi koku bile yok ya çamaşır suyu, çamaşır suyu kokmuyo dedi. lan turp gibi kızardım gülemiyorum da abi sebebi neydi ki manyak mısın sen evde çamaşır suyu mu kokluyorsun nasıl bir fetiş boyutundasın dicem diyemiyorum.

yine bayadır oluyor sabah cuma açılışında müşterinin biri sensödin diş macununu gözüme sokar gibi uzattı. bu bozuk baksana mavi mavi şeyler. aha bu fişi gutusunu attım ben dedi. mavi jel olm o anlamazsın sen diyemedim tabi. biraz bekleyin alıcam iadenizi diye geçiştirdim adam öyle boşboş durcağınıza içini gontrol edin dedi aaslkdjdsklfj dedim abi gıda değil ki bu ağız kısmında koruyucu folyo var, olsun azımıza sürürüz ahahaa lan krize girdim be. bs geldi fermuar bu ne burda dedi dedim böyle böyle bilmediği şeyleri ağzına ne sürüyomuş o da dedi aslkdjaksd koptum yav. her gün bir ekşın yaşıyorum şube de zaten.
küçükken anneannemi severdim. şimdi bile sevmiyorum diyemem. birkaç yıl önce yaptıkları yüzünden onu uzun bir süre görmek istemedim ve görmedim de. gecen yıl ise onu içimde affettim ve fazla ömrünün kalmadığı düşüncesi yüzünden onu tekrardan ziyaret etmeye başladım. şu sıralar durumu giderek kötüleşiyor ve içimde bir ses onu bu yıl kaybedeceğimizi söylüyor. onu rüyalarımda zayıflamış ve kötü görmem de hayra alamet değil. böyle şeyleri rüyalarımda görmem bir şeylerin yaklaştığının habercisi. annem ve dedem adına üzgünüm. zaten hep böyle olmaz mı ama. kalanlar için üzülünmez mi hep.
yaptığım hiçbir şey doğru şeymiş gibi gelmiyor. hayatımdan memnun değilim, hiç olmadım, olacak gibi de görünmüyorum. öte yandan geçmişe bakınca güzel şeyler bulabiliyorum, fakat o sırada fark etmiyorum bunları. geçmişe bağlı yaşamak çok yorucu gerçekten, aylarca geriden takip ediyorum hayatı. bıkmıyorum bundan ama. asla da vazgeçmiyorum. eski kafalı, basit ve çelişkili olduğumdan bu kadar iticiyim belki de.
kendimi sevmiyorum evet ya. valla sevmiyorum.
son 2 yılda inanılmaz kırıldım sözlük
bir insanın kendini kendi içinde kabul edip, objektif şekilde bununla yüzleştiğini ifade etmesi kadar güzel şey yok. mesela yaptığı şeylerle söyledikleri çelişen biri "ben özünde kendiyle çelişen bir insanım ona göre" demesi, her çiçekten bal alan devinimci bir beyin "bana sakın güvenme ben piçin biriyim" demesi, ya da kendini beğenmeyen birinin samimi şekilde bir kabulle "dışardan gözler ne der bilemem ama bana göre çirkinin biriyim hehe" demesi gibi. sanırım birine karşı laf söylerken nasıl tepki vereceği yönünde bizi rahatlatan insanlara ihtiyaç var.

maalesef çevremde bu türden insan yok, olmasını çok isterdim. kimin ne bok olduğunu anlamak ve onu tanımaya çalışmak adına bin takla atmak zorunda olmaktan da yoruldum sanırım. tünelin sonu hep saçmalıklara çıkıyor.
geleceğe dair inanılmaz bir korkum var ya.
öncelikle ilk itirafım 2016 yılına gelsin, maşallah nasıl geldin sindire sindire ben bile anlamakta güçlük çekiyorum. güya seninle anlaşmıştık hoş süprizlerle geleceğine dair.. havada asılı kalmış sigara dumanından ibaretim. ne yerim belli ne yurdum, sürekli yeni tekliflerle köşeden çıkıyorsun korkutuyorsun beni 2016.

ikinci mevzu ise anladım ki ilişki dediğin anlardan belki de an'dan ibaretmiş. yani gözünün önündeki kareler.. ne ne kadar sürdüğünün bir önemi var ne de ne yaşadığının, sadece hissettiklerinden ibaretmiş. biliyorum her zaman "ilk uçuşlar hep en yüksekten olur" ama bu kitaplarda bilimsel hali ile mevcut. yaşayınca yine "nerde kalmıştık" deyip yine kaldığın yerden devam ediyorsun. çakılınca yere yine kendine üzülüyorsun..
çoğu zaman aileme ders çalışıyor gibi görünüp aylarca hiç ders çalışmadım. e övünüyor da değilim ama yine olsa yine çalışmam..
oyuna çocuk eklemişim. onu kaldırdım. büyüğe şiddetin şakası neyse de, çocuğa şiddetin şakası bile olmamalı.
annem son entry ciddi değil yav, tüm dünyayı gömüp asırlara meydan okuyan illet tip var bende bsnsnsnsjdmdd
kadınların kolundaki kıldan ben de acayip tiksiniyorum. bir de bıyıklarını almayanlar var. burak özçivit kadar bıyık yapmalarına az kalmıştır. yapmayın gözünüzü seveyim.
sözlükten biri daha uçmuş,epey merak ettim çünkü eksi oylarımda hissedilir azalma oldu. *
esim dunyanin en guzel kalpli erkegi. bu denli kendimi cok sansli hissediyorum. ilk basta alisamadigim seyler suan bana normal geliyor, insan belli bir yasta da olsa hosgorunun/sayginin onemini daha iyi bir sekilde kavriyor. aslinda tatli dil herseyi cozuyor.
bi keresinde sevgilimi uyutup porno izlemiştim. napiyim!
bugün ameliyat tarihi almak için doktora gittim. bi de ne göreyim. çok tatlı, galiba üniversiteli bir asistan. götümü soydu, götümün üstünü gördü. orada soyundurup beni halletseydi... ay neler düşünüyorum böyle. çok tatlıydı.
okuduğum kitap açıkken uyuyamıyorum.içindeki kahramanlar ben gece uyurken odamda dolaşırlar diye.
merhaba sözlük... itiraf ediyorum sözlüğe en son 2012 de girdim :) ... bu akşam otururken birden aklıma geldi ve açtım. entry de görünce birşeyler söylemek istedim... sözlüğe ve aranıza ayı sözlüğün 1. yaşındaki zirvesinde, bir arkadaşın zorlaması ve yancısı olarak katılmıştım. yine o zirvede (sözlükle alakası olmayan) tanıdığım ve 7 ay gibi bir ilişki yaşadığım ilk sevgilimle tanıştım. tabi sonrasında hunharca boynuzlandığımı öğrenip herşeyi bitirmiştim ki, geçen ay, yıllar sonra bir mekanda ilk defa yüzyüze geldik... tüm keyfim ve moralim yerlebir olmuş, tüm enerjimi somurtmaya harcarken, yan taraftan gelen "oooo göbek yapmışsın" diyen sese yöneldim ve dark bear (yazar etiketlemeyi unutmuşum) ile gözgöze geldik.(daha önce kendisiyle zirvelerde 2 defa konuşmuştum ama beni hatırladı). tam karnımı içime çekerken "göbek iyidir" dedi. herkes göbeğime bu ne diye laf ederken bunu duymak çok güzeldi... benim ağzım kulaklarıma vardı ve günü mutlu sonlandırdım... teşekkürler dark bear... çok parantez oldu ama itiraf ediyorum parantezi de seviyorum
(bkz: göbeğimle sev beni )
hepinize yalan söyledim.

bundan aylar önce dergi için bir röportaj hazırlamıştım. dergi zirvesine katılmış, arkamdan yalan yanlış konuşulanları bir bir yüzüme vuruluşunu oturup seyretmiştim. herhangi bir kimse ile ne alacağım ne de vereceğim vardı. bir an da sözlük ve sözlükteki yazarlardan soğumuştum. irtibatı kesmiş ve numaramı değiştirmiştim. o esna da elimde olan röportajı da kaybetmiştim. kızgındım evet. gıybet yapılmasını sevmeme rağmen insanların arkasından atılıp tutulmasının hiçte hoş bir davranış olmadığının yanı sıra hala bana karşı yüzlerinden gülücüklerinin eksik olmaması son derece motivasyon kaybıydı.
belki de iyi bir yazar değilimdir. sözlükten sevgili edinip anlaşmazlıklar sonucu ayrılıkta yaşayabilirim. ama sürekli dillerde pelesenk olan o yalanı sevmem cümlesini kurarken bile yalan söyleyen insanlarla bir arada durmayı da istemedim.
" peki hala sözlükte ne işin var? " diye sorabilirsiniz. buna ben bile kendi içimde cevaplayamıyorum. kopamadığım bir kaç insandan ibarette olabilir. diyeceğim şudur ki aylardır içimde tuttuğum onca şeyden sadece bir tanesiydi bu. yaptığım bu şeyin içinde tabi ki de vermiş olduğum sözü tutmamak gibi büyük bir hata var. sadece yanlış zaman da ortak oldum bu göreve.
sözlük içinde 'o bana arkamdan bunu dedi şu ona bunu önünden demedi lanet olsun' tarzı trajedi yaşayan ve yaşatanları çok seviyorum.

adeta türkiyenin paranoyak bir özeti gibi. mısır patlat izle.
  • /
  • 91