ayı sözlük itiraf
ayı sözlük itiraf kısmında itiraf olmayan her entry i eksiliyorum. evet itiraf ediyorum.
28 yaşımdan sonra kendimi keşfettim. içim kıpır kıpır ama ah şu gizli kalma zorunluluğu...
sözlüğü çok özledim. bir yıl önce bugünlerde gezi heyecanı vardı, sosyal medya çıldırmıştı ve hepimiz birbirimizi arıyor, istanbul'dan ankara'dan haberler almaya çalışıyorduk. ne güzel günlerdi. sonra çiçek gibi soldu heyecanımız, umudumuz, çabamız. her yerden, her şeyden uzaklaştım. duyduğum keder, öfke içimde patladı. interneti yalnız iş için ve oyun oynamak için kullanır oldum. mutsuz, karamsar ve umutsuzum sözlük. ülkeme baktıkça canım yanıyor ve köşeye sıkışmış gibi hissediyorum.
gecenin bu saatinde kiremitte tavuk yedim. pişmanım. eve geldim swing republic dinleyip kendimi electro swing`in kollarına bıraktım. dans ederek az da olsa eritecem bu göbeği. ciddiyim.
artık yalnız kalmak beni ürkütüyor, ölüm yaklaştığında zamanında hiç bir insanla paylaşamadığım şeylere teselli olsun diye yoldan geçen tanımadığım insanlara bile selam verip her şeyi telafi etmeye çalışmak zorunda kalmak istemiyorum. öleceğim ama meğerse insanları hala seviyormuşum demek istemiyorum
sevdiğim değer verdiğim bir arkadaşım var. kendisiyle tanışalım 3 4 ay olmuştur ama baya sıkı fıkı olduk diyebilirim . yanında olduğumu her zaman hissettirdiğimi düşünüyorum. aramızda sadece arkadaşlık var . bu arkadaşlıkta baya güzel yani sohbet edebiliyoruz birşeyler paylaşabiliyoruz gibi gibi. ama nedense ona güvenemediğim yanları oluyor . yani ona yakın oluyorum sonra bi yanım bana diyorki güvenme. bunun nedenini sorguluyorum hemde çok sorguluyorum. güven problemi bazı kişilere karşı hayatım boyunca olmuştur diyebilirim. bu durum bana çok ilginç geliyor bilemiyorum....
en modern aile bile yeri geldiğinde sizi anlayamayabiliyor. bunu kabullendim artık içine doğduğun kültür böyle diyorum kendi kendime. öyle hayatlar yaşıyoruz ki aslında insanların yanlış olduğunu düşündüğü, yanlış değiliz ama gerçekten yalnızız. hayatıma giren gerek gay gerek lezbiyen gerek trans, ne kadar insan tanıdıysam %90' ı çok hasar almış insanlar. çünkü koduğumun yerinde sevgilin ile el ele otobüse binemiyorsun ya da her ortamda rahatlıkla bu insan benim sevgilim diyemiyorsun. çünkü insanların bunları gördüklerinde ya da duyduklarında tek düşünebildikleri şey acaba yatak muhabbetleri nasıl bunların oluyor. çünkü insanlar bizim de sevebileceğimiz ihtimalini düşünemiyorlar. çünkü eşcinseller üzerinden örnek vermek gerekirse onların gözünde tek tip eşcinsel var. benim 1.95 boyum ve yapılı bünyemle yoldan geçerken gay olabileceğime ihtimal dahi vermiyorlar fakat akıllarında oluşmuş bir eşcinsel tarzı var. geçenlerde kadın transların ne yazık ki toplum içinde kendileri gibi olamadıklarını söylediğim zaman "evet translar zaten sizi rezil ediyor ya haklısınız" şeklinde bir atar yedim. bu benim karar verebileceğim bir konu değil. bu her insana göre değişebilecek bir şey ben iyi ya da kötü bir izlenim bırakıyor diyemem ama bir izlenim bıraktığı gerçeğini de bir kenara atamıyorum. ama o kadar bunaldım ki sadece keşke herkes hissettiğini yaşayabilseydi diyorum. keşke normal gözüyle görseydi insanlar bizi de normal olmak bir boka yarasaydı.
*
entry okumadan önce gözlüğümü takıyorum ki entry'i daha iyi anlayabilmek için. sonra kırmızı başlıklı kız kapıyı çalıyor.
insanlarla olan iletişimimde yüksek ses kullanımı, bağırıp çağırma, kavga etme gibi faktörlerin yer almasından hoşlanmıyorum. sadece konuşarak, gerekirse susarak, diyaloğu azaltarak ya da ortamdan uzaklaşarak sorunları çözme eğilimindeyim. ama bu ılımlı ve kırılgan tavrın insanların sahte zaferler kazanmak adına daha çok savaşma isteğini tetiklediğinin de farkındayım. hayat ne yazık ki amaçlar ve onlara ulaşmak için kullanılan meşru olmayan yöntemlerle bezeli.
lütfen kendi güzelliğinizi koruyun. karşınızda çirkinleşen insan gelip geçicidir. kendinizi kabul edin. sert olmanız gerekiyorsa sert olun ama çirkin değil. sert ama güzel olun. herhangi bir tartışmadan çıkarken ne kadar güzel olduğunuzu görün ve yola devam edin. karşınızdakilerin sizi kirletmesine izin vermeyin. hep sevgiyle kalın, ondan güç alın.
belki alternatif bir evrende ben de mutluyumdur.
geçen hafta tek yönde kendimi
bankacibear olarak tanıtıp, bir kısım insanların canını yaktım. yakın zamanda bankacibear'a bela olacaklar gbi geliyor.
bugün sınıfımızdan bir arkadaş, yüksek lisans yapan bir arkadaşının tezinde kullanmak için hazırladığı bir anketi uygulamamız için sınıfa getirdi ve uygulamamızı rica etti, biz de kabul ettik, başladık anketi uygulamaya. sorulardan birinde cinsel olarak ilgi duyduğunuz cinsiyet yazıyordu ve şıklarda "karşı cinsim-hem cinsim-her iki cins-hiç kimse" yazıyordu. başta gaza gelip doğrusunu mu işaretlesem acaba dedim ama yazımdan ve eğitimimle ilgili özel ayrıntılardan kaynaklı, anketi getiren arkadaşın beni tanıyabileceği ihtimalini düşündüm ve vazgeçtim. tam o sırada yanımdaki bir arkadaş bana "ne kadar saçma bir soru ya! doğru cevabı vermek zorunda mıyım? doğru cevabı versem millet güler" dedi. gerizekalı ben istemsiz bir şekilde "evet ya belki ben hem cinslerimden hoşlanıyorum onlara ne ki!" dedim. yanımdaki arkadaş önce bir şok ardından "ben onu demiyorum ki" deyip saçma sapan bir soruyu gösterdi. ben de dumur olmuş bir şekilde "aa evet doğru söylüyorsun" deyip geçiştirdim. o da "sen de doğru söylüyorsun" deyip güldü ve ankete devam etti. bense mal gibi kaldım.
geçen sene bu zamanlar ne istiyorsam oldu. bir işim var, kendime ait tek başıma kaldığım sahil kenarı bir evde yaşıyorum ama mutlu olup olmadığımı bilmiyorum. sanırım mutsuz olduğumda anlayacağım mutlu olup omadığımı
insanlar ne kadar mantıklı, sağduyulu, tutarlı düşünse de bazı konularda olaylar düşüncelerini desteklediğinde çok salakça fikirlere kapılabiliyor. lise dönemi ergenliğiyle platonik bağlandığım okulumuzun müdür yardımcısı vardı. neredeyse aradan on sene geçmiştir. platoniklerin arasindan en tutkuyla bağlandığım adamdı. hayatta bana bir fırsat sunulsaydi, her türlü onunla değerlendirmeyi seçerdim. o kadar olağanüstü bir şey gibi geliyordu ki tenimin tenine değmesi; aşkı sevgiyi geçtim, sırf nasıl bir histir bu merağından belki de en çok istediğim şeydi. bilen bilir platonikler durup dururken birine bağlanma olayı değildir. dogru ya da yanlış karşı tarafın da tavırları seni buna sürükler. etkisini yitirdiğinde karşılık konusunda en iyimser düşündüğüm adamdı kendisi. yeni yaslarimin getirdiği tecrübe ve olaya birkac sene uzaktan bakınca en ufak bir alaka görmüyordum bile. hatta yakın zamanda onu gördüğümde karşılaşmamak için elimden geleni yaptım. ama dün telefona dalmışken iş yerinin oradan birinin geçtiğini farkederken kafamı kaldırır kaldirmaz birinin gözleriyle içeriye göz gezdirdigini gördüm. aynı zamanda yürüdüğü için tam gözler bana kayınca işyerini de geçmiş oldu. bir anlık noluyor lan dedim kendi kendime. anlam vermeye çalışıyorum. oldukça düşündüklerimden uzak ihtimallerden yana kullanıyorum mantığımı ama hafiften de aklım başka yana kaymiyor da değil. hani bir şey olacağından değil. biliyorum kırk yıl böyle sürse hiçbir şey olmaz ama içinin bi yerlerinde bir şeyler cız ediyor yine. gecem onu düşünerek geçti. hala karşıma çıkınca ayaklarım titriyor.
ergen kızlara sertçe dirsek atıyorum bazen.
buraya uzun yıllar boyunca ciddi emek veren kişilerin, sözlük sahibi ile ters düştüklerinde pat diye hemen atılmalarını, beraberinde de tüm emeklerinin yok edildiğini gördüğümden beri buraya yazma motivasyonum sıfırlanmış durumda. oysa ne çok sevip değer vermiştim, önemsemiştim burayı. atıldıklarından sonra arkalarından yapılan "ay ne olur yaz, sen yaz diye ölüyorduk sanki" tarzı cynical tavır da ziyadesiyle rahatsız edici. kalan bir avuç yazarın bir kısmının da atılanların arkasından bu tavra katılmaları da, sanki buradaki kendi varlıklarının da pamuk ipliğine bağlı değilmiş gibi görmeleri de kötü. sadece yazık diyebiliyorum, çok daha farklı yerlerde olabilirdi, çok daha etkin olabilirdi, çok daha izole kalmış insana ulaşabilir, onlara umut verebilirdi bu sözlük. vizyon darlığı dedikleri şey böyle birşeymiş.
laf olsun diye bıyık bıraktım. fakat fazla uzamamış oldukları için hafif bir fetullahçı ifadesi verdiğinden kuşkuluyum. belki bende ihale falan birşey kaparım!
biraz önce eşcinsel bir dostum çağırdı evine. bizden başka 2 gay insan evladı daha var. konu ilişkilere falan geldi. herkes saçma olan ilişkilerini anlatıyor falan. gördük ki hakkaten kimin eli kimin cebinde belli değil, dengesizlik mi ararsın, ruh hastası mı ararsın ve bu insanlarla 3 kişinin de bir temasının olması . enteresan. yanlış anlaşılmasın ne ben ne de arkadaşım dört dörtlük değiliz tabi ki. başkalarını aşağılamak adına da söylemiyorum bunları. ama hakkaten ortam çok saçma ve leş. bu bir hastalık olsa idi emin olun tedavi olur, düzgün bir kızla evlenir mutlu mesut yaşardım. bu ne abi.