barcelona

ispanya liginde madrid'in ardında ikinci sıradaki futbol takımı. sevmem ben bu takımı. dünyanın en iyi oyuncularına sahip de olsalar bile futbol ahlak oyunudur bunlarda o yoktur çirkeftir bu katalanlar. hiçbir zaman madrid'in yerini tutamayacaklar benim için.
woody allen yapımı film. "inci küpeli kız" daki rolüyle sevgimi kazanmış güzel hatun, scarlett johansson rol almıştır.
1992 yılında olimpiyat oyunlarına ev sahipliği yapan, ispanya'nın katalunya bölgesinin başkenti olan şehirdir.
freddie mercury ile diva monserrat ceballe'nin gerçekleştirdiği güzel bir düet.

ayrıca ispanya'nın katalonya özerk bölgesinin başkentidir.
bu hafta sonu gerçekleşecek olan seçimlerde muhtemelen ayrılıkçıların galip geleceği, gıcık katalanlar'a yar olmuş güzelim akdeniz şehri. yaşanır ki burada...
picasso nun bir süre yaşamış olduğu şehir.
mekan: bershka deneme kabinleri
gay1: aşkım nasıl olmuş?
gay2: göbeğini yerim (göbeğine dokunup öpüp dudaktan öper) ama çok dar olmuş çıkar bunu beden sorayım
gay1: tamam çıkarıyorum (perde hafif kapanır)
...... konuşma sırasında 2 kabin yanda 3-4 yaşındaki marc ve annesi bir kadını beklemektedirler ve marc şaşkındır iki erkeğin birbirini öpmesinden..
marc(peltek ağız tatlılıkla): annee, erkekler dudaktan öpüşebilir mi?
anne: tabi ki, birbirini seven iki insan birbirlerini öperler değil mi marc? (yanak/ense karışımı öper oğlunu) onlar da birbirlerini çok seviyolar der. (bu arada dışarıda bekleyen gay2 marc'a sen ne tatlısın öyle der, anne de gay2ye tebessüm eder...)

çevredeki herkes tebessüm ederken ve mutluyken; ben donakalmış ve tekrar beni düşüncelere sokan barcelonaya ve kadersizliğe küfrediyordum... anılar.

güzeldir, gayler için huzur doludur.
bilgisayar oyunlarında bile yapılması zor bir düzene sahip güzel şehir
sadece gaudi eserleri için bile gidip görülmesi gerekendir.
insanın kayboldukça kaybolası geliyor.
kaybolmak hiç bu kadar keyifli olmamıştı.
benim bu yazımı geçirdiğim ve her şeyiyle aşık olduğum şehir. kendi perspektifimden subjektif sıralayacak olursam nedenleri:

1) renkli bir şehir. her çeşit insanı görebiliyorsun. yerli halk maksimum %50 sini oluşturuyor popülasyonun. kalanı öğrenciler, turistler ve farklı yerlerden gelip yerleşmiş olanlar.
2) haftasonu çılgın atıp haftaiçi çalışalımdansa her gün eğlenelim mantığında bir şehir. o yüzden haftanın her günü farklı bir bölgede parti var, eğlence, aktivite var.
3) çok pahalı yerleri kadar çok ucuz yerleri de var, şehrin göbeğinde bile yemek yemek istiyorsan, ara sokaklarda efsane şeyler bulabilirsin.
4) şehir planı grid sistem olduğundan kaybolması neredeyse imkansız şehir.
5) insanlar delice sıcak kanlı. ispanyolca ya da katalanca haricinde bir şey konuşamayan adam bile yardımcı olmak için çaba sarfediyor.
6) bütün şehir bisiklete biniyor. araba trafiği yok denecek kadar az. en fazla 5-6 araba arka arkaya görmüşümdür.
7) her tarafı sanat kokuyor ancak bildiğimiz müze sanatı değil, urban art. sokakların her birinde sizi bir kaç dakika büyüleyecek şeylere rastlıyorsunuz. keza tasarımcıya da hayli önem veriyor.
8) gelelim gay hayata. çokça dolaştım ama barcelona kadar açığına rastlamamıştım. amsterdam halt etmiş yanında açıkçası. pek çok barı, gece kulübü, plajı, çıplak plajı vs. si olmasının yanında pek ihtiyaç bile duyulmuyor denebilir. sokakta yürürken adamın biri çok rahat bir şekilde gelip flört etmeye başlayabiliyor. belki bazıları için fazla girişken ama kimse yapışmıyor. keza gay nüfus çok fazla. toplum tolerans göstermiyor, bunu tolere edilebilecek bir konumdan çıkarmış durumda. pek çok gece kulübü hali hazırda karışık. şahsen içeride iki hemcinsin öpüşmesiyle alakalı bir problemi olan en ufak bir işletmeye girmedim.
9) mimari hayli tatmin edici. restorasyondan ziyade koruma mantığındalar. şayet bir bina yenilenecekse, cepheyi sağlam tutup içini yıkıp, yeniden yapıyorlar. alanım olmasına rağmen bu uygulamayı ilk kez gördüm, ağzım açık kaldı.
10) şayet benim gibi çalışan biriyseniz, ne kadar rahat bir şehir olduğunu anlamamanız mümkün değil. her şey çalışan odaklı, kesinlikle müşteriyi yukarı taşıyan saçma sapan ayrıcalıklar yok. günde kafadan 2 saat siesta yapıyor adamlar, daha ne olsun.

ez cümle: nyc ve londra'dan sonra benim favorim şehrim haline geldi. uzunca bir süre geçirildiğinde sıkabilir diye tahmin ediyorum, çünkü çok delice büyük bir yer değil. ancak amaç sadece yaz tatiliyse, biraz da parti yapar eğlenirim, azıcık kültür turu da olsun diyorsanız kesinlikle başka bir arayışa girmenize gerek yok. * *
herkesin sevdiği şehir. h.alanında telefonunuzu şarj edecek priz yok ordan başlayayım, tek olumsuz şey de buydu sanırım. ulaşım çok rahat, metro ve tren her yere gidiyor. tertemiz bir şehir, plajları, gece hayatı, mimarisi, yemekleri..her şeyi çok güzel. bana rio de janeiro yu anımsattı belki ondan çok sevdim. rio nun daha küçük, güvenli ve tarihi versiyonu.
gay bir bölgesi de var ama yakınlarındaki sitges tam bir gay kasabası olduğundan ve zaten şehir başlı başına gay friendly olduğundan çok fazla alternatif yok şehirde, özellikle eşcinsel kadınlar için.
ispanyolca'nızı geliştirmek için gitmeyin sakın. her tarafta katalanca konuşurlar. benzemekle birlikte ispanyolca'yı iyi bilenler için bile güçtür katalanca konuşan biriyle anlaşabilmek. ispanyolca geliştirmek için madrid daha iyi bir seçenektir.

bir şarkı adıdır aynı zamanda barcelona.

freddie mercury & montserrat caballé - barcelona (original album version) :

nehir bakır'ın kaleminden barcelona;

http://homojen.ayisozluk.com/barcelona/
sıcak, nemli, extra düzenli yaşanılası şehir. gördüğüm yerler içinde bu kadar "ben burda yaşamalıyım" dedirten başka bi şehir olmadı.