kahve

candır. türk kahvesiyse hele ve bir de sadeyse baştacıdır. yanına en çok sigara yakışır.
belli bir üslup ile içilendir. (bkz: su)
koku seni çağırıyorun nesnesi.

(bkz: kahve kokusu)
misafirlikte ikramların başında gelen.
çocuklar içmeye kalkınca, anneleri tarafından rap olursun içme çocuğum diye haykırışlara sebep olan.
her yudumunda insana oh dedirten bir lezzet.
heleki çifte kavrulmuş bir türk kahvesi... şekeri bol demi yerinde olsada içsek.
kahve dediğin şey hem içecektir hem de oda parfümü
hayatımın 3 vazgeçilmezinden biridir, kendisine olan bağlılığımı ve aşkımı ifade eden bir dövmem bile vardır.

bakınız:
afein

(dövme gövdemin sağ tarafında, sağ göğsümün hemen yanında kaburgaların üzerinde)
günün en önemli öğünü.
bir kahve bağımlısıysanız ve uzun süre içmediyseniz kokusuyla bile sizi orgazm edebilen kutsal içecek.
çok güzel bir içecektir. lâkin, kahve çok çeşitli olup her çeşitin kendine özgü bir pişirilme şekli vardır. kendi özüne uygun hazırlanan kahvenin tadı muhteşemdir.

kahve, türkiye'ye ilk defa 1727 yılında brezilya'dan ithal edilmiştir. türkiye’deki en eski kahveci ise 1871 yılında kurulmuş olan kurukahveci mehmet efendi'dir. türkiye'de sadece mersin ve anamur'da kahve tarımı yapılmaktadır.
yeni çekilmiş kahvenin kokusu orgasm sebebidir.
fazlası mideye zarar olsa da fazlaca içilen enerji kaynağı
hastanede üç gün içmeme izin vermediler delirecek gibi oldum çıkınca damardan alacağım demeye başlamıştım ki günde bir taneye izin koparabildim. kahvenin ne kadar önemli bir ihtiyaç* olduğunu insan yokluğunda fark ediyor.
''kopi luwak'' tanrının yaptığı bir kahve olduğunu düşünüyorum. brezilyada yaşayan misk kedisigiller familyasına ait normalden daha büyük kedilerin dışkısında yetişir büyük bir önyargı ile kusabilirim ihtimalini düşünerek küçücük bir yudum aldım ve bir fincanı afiyetle içtim. öte yandan sabahları kahve içmeden olmaz her hangi bir kahve.
falına da bakılan içecek.
beni ayakta tutan tek şey
şeyhül islam ebu suud efendinin birazda siyasi-sosyal sebeplerden"koyu kavrulmuş şeyler haramdır" diye fetva verip,yasakladığı içecek. kahve dolu gemilerin marmara'da batırıldığı rivayet olunur. gerçi bu fetva padişah onayından geçmemiştir(yada böyle bir fetva verilmemiştir de denir) ama kendisinden sonra gelen bostanzade mehmet efendi, kahve haram değildir diye fetva yayınlamıştır. sanırım ingiltere'de bu fetva bir müzede bulunmaktadır.
damla sakızlısını beğendiğim, nerede ise her gün tükettiğim içecek. ama arada bir ara vermek gerek.
servis etmeden evvel mutlaka lokum veya koyu kıvamlı tatlılar ile ikram edilen bir sohbet eşlikçisi, kimi zaman da gelecekten haberler veren bir kâhin. yanında gelen suyun iki anlamı var: temiz, berrak bir tat ile kahveyi içmeye başlamak ya da nazikçe misafirin açlık durumunu sormak. misafirin suyu önce içmesi "karnım aç" anlamına geldiğinden, hemen sofra kurup ardından yeniden kahve ikram ettirecek kadar kültürel kodun içinde. damatlara tuzlusunu veya biberlisini içirip sabrını test etmek bir yana, kız isteme törenlerinde önce suyu içen damat adaylarının yol yordam bilmediklerine kanaat ettirecek kadar belirleyici. dünya üzerinde başka hiçbir dilde bir rengi tarif etmek için kahve kullanılmazken, bizde ise sütlüsü, koyusu, açığı ile degradasyon yapar. bir öğününe de adını vermiştir.* dilimizde "berberin solumazı, tellağın terlemezi, kahvecinin söylemezi yeğdir", "köylünün kahve cezvesi karaca amma, sürece", "bir acı kahvenin kırk yıl hatırı vardır", "gönül ne kahve ister ne kahvehane, gönül sohbet ister kahve bahane" gibi deyimlerin, atasözlerinin varlığı ne kadar önemli bir yeri olduğunu bir kez daha gösterir.

neticede bizim için, hep kırk yıl hatırı olandır... canı çeken? *