yani ramazan davulcusunun sessiz olmasını beklemek.. neden anlamadım. bu sonuçta bir gelenektir. oruç tutar ya da tutmaz olabilir insan. ama gelenekler (ben ne kadar sevmesem de) istesek de istemesek de devam edecektir.
sonunun nereye varacağının bilinmesine rağmen vazgeçilmeyen, umutsuzlukta umut aratan eylem. fakat doğal bir arayış bu, arama çabasına girmek değil. kaldırımda yürürken insanların gözüne bakmak, "sen misin?" diye sormak bir bakıma. ya da otobüste sırt sırta ayakta beklediğin insanın seni fark etmesini istemek. olmadı yalnız başına gittiğin bir romantik komedide salonda kendinden başka yalnız bir erkeği araması gözlerinin.
evet, sonuç hüsran her seferinde. ama beklemenin getirdiği o umut anı sonuç ne olursa olsun tadılmaya değer. değmese de verdiği ilham yeter.
daha önce birden çok kez denediğim ve en uzun sürelisini 4 ay olarak gördüğüm ilişki türü. denemeye kalkışmayın derim çünkü iki taraf için de çok yıpratıcı olabiliyor.
"olur da başıma bir iş gelir ayrılır ya da anlaşamazsam eski sevgiliye geri dönerim" durumu. tabi burada ortada gerçek bir aşk var mı sorgulamak lazım. birine aşık olduğunu iddia edip başka birini kenara ayırmak samimi değil.