neden yalnızsınız

puslu soğuk hava
dökülen yapraklar
en sevdiğim mevsimdi
sarı sonbahar, artık değil

kalbimde hüzün
aynada üzgün yüzüm
beni tanıyanlar
buna birisi sebep diyor
susuyorum

yaptığım bir çok şeyin
hiç bir amacı yok
fotoğraflar çekmecede
anılarım direniyor

arkadaşlar nefretle
buna o sebep diyor
bir ben gerçeği biliyorum
ve gizlice ağlıyorum

onlar yanlış biliyor
kimsenin suçu değil bu
onun suçu değil bu
kader oyunu değil bu
bu benim suçum...

ömer hayyam o kadar güzel açıklamış ki başka bir söz söylemeye gerek yok*.

karanlık aydınlıktan, yalan doğrudan kaçar
güneş yalnız da olsa etrafına ışık saçar
üzülme, doğruların kaderidir yalnızlık
kargalar sürüyle, kartallar yalnız uçar*
çünkü üşeniyorum, önce bir ilişkiye başla onu besle büyüt ohooo zor işler :)
being single is awesome!
özgüvensizlik, kendinle barışamamak, asosyallik gibi sebeplerden mütevellit
daha flört döneminde sıçıp batırdığım için tabi ki. üstelik yıllarca bunun farkında bile değildim. sonunda biri açık sözlü davranınca öğrendim.

flört ederken en kötü ihtimalle bir nasılsın diye sormak gerekirmiş her gün. bir gün boyunca hiç yazışmamak tuhafmış. jsjsjdkdkeke. bence siz kafayı yemişsiniz abi. kendimden başka kimseyi her gün merak edemem kimse kusura bakmasın. *

anladım ki bu ilişki meselesi benden çok uzak. bazen kimseyle günlerce konuşasım gelmez benim. bunun yüzünden hesap vermem gereken bir duruma sokamam kendimi. ben bu haldeyken birbirlerinin arkadaş çevresine bile karışan çiftler görmek çok tuhaf geliyor. bu tiplerin karakterleri sanırım meyveli jöleden falan yapılma. *
tanıştığım/ seks yaptığım bütün erkekler sadece seks istiyor. bir tanesi bir kez olsun bir yerlere gidelim demedi. ben öyle çok şeyler isteyen birisi, takıldığım adamların parasını yemek isteyen bir insan değilimdir.

öyle bir insan olsaydım zaten çokça teklif geldi. yok gezeriz, yeriz, içeriz, istediklerini alırım zart zurt. parada gerçekten gözüm yok, ya da evde arabada şunda bunda. en basitinden bir kahve içmek bile güzel olabilir. çok büyük şeyler aramıyorum.

tabii bunlar sadece bana bağlı değil. karşı tarafında bu tarz güzel aktivitelerde gözü olması gerekir. yok, olmayınca olmuyor.

sanırım insanlar için ikili ilişkilerdeki "emek" süreci zor geliyor. romantik ilişkilenmeler, arkadaşlıklar gerçekten "zaman", "emek" yatırımı istiyor.

arkadaşlık olarak çevremde olabildiğince "arkadaşlık" sürecini yönetebilecek olgunlukta insanlar tutmaya çalışıyorum. az olsun, öz olsun mantığı ile ilerliyorum. zırt pırt konuşmasak da, konuştuğumuz; bir araya geldiğimiz zaman bana ilham kanallığını açan insanlara gerçekten arkadaşım diyebiliyorum. o kişiden gerçekten etkilenmeliyim, bana bir şeyler katabilmeli.

romantik bir yalnızlıktan konuşacaksak eğer, evet yalnızım. seks yaptığım insanlar bana iyi gelmiyorlar, sadece anlık haz koşuşturmaları. karşımdaki kişiyi gerçekten tanımış olmuyorum. hiç bilmediğim, tanımadığım biri ile sadece sevişiyorsun. içinde neler barındırıyor, hangi dereler çağlıyor, arzuları, hissettikleri neler hiçbir şey bilmiyorsun.

bir yerden sonra "objeleştirilme" durumu başlıyor. o çok seviştiğin adam için sadece bir seks objesi haline geliyorsun.

objeleştirilmekte yalnızlığın bir rengidir diyebilirim.

romantik ya da değil her türlü ilişkilenme için karşımdaki kişiye bağlı olarak "emek" ve "zaman" yatırımı yapmaya hazır bir insanımdır. benim gibi arkadaşlık / romantik ilişkilenmeleri hakkı ile işleyebilecek insanlar karşıma çıktıkça; zaten ilişkiler ilerliyor. romantik bir ilişkilenme için şuana kadar gerçekten gerekli uygunlukta bir insan çıkmadı karşıma. çıka da bilir, bunlar hep zaman oyunları. nasip, kısmet işleri. çok fazla üzülmemek, eksiklik olarak görmemek gerekiyor.

yalnızlık süreci belki de kendimiz ile ilişkilenmeyi öğrenmemiz gereken bir süreçtir? bu konuyu da düşünmek gerekiyor. kendimizle bir ilişkilenme başlarsa neler olur?



ilk başta "ilişkilenme" durumunun ne olduğunu düşünmeye başlayarak başlayabiliriz. bana göre ilişkilenmek demek kısaca "kendimiz haricindeki nesneler, durumlar, süreçler ve kişiler ile yapılan eylem" olarak tanımlardım.

yalnız, ipin ucu burada bir yerlerde kopuyor.
-eee kendin ile ilişkilenmeden bahsediyorsun, ama tanımında "kendimiz haricindekiler" kısmınız kullandın?

kendimizle olan, tekli sandığımız ama aslında çokluk barındıran ilişkilenme biçimi biz haricindeki dış unsurlarla olan ilişkilenmemizden önce gelmesi gereken bir ilişkilenme türüdür.

bizlerin aslında çokça tanımadığımız çokluklar barındırdığımızı hissediyorum. ben olarak tanımladığımız şey gerçekten biz mi ? bizim yapı taşlarımız neler ? bizi oluşturan çokluklar yani ben dediğimiz yapının dışındakiler kimler ?



yani konu "know thyself" "kendini bil" durumuna geliyor. başkalarını bilmek, onları deneyimlemeden önce ilk başta kendini deneyimle, kendini bil.

kendini bilen insan, zaten diğerleri ile de yeterli bir biçimde sağlıklı ilişkilenmeler kurabilir.

bu yüzden "yalnızlık" dediğimiz süreç aslında "kendimizi" bilmemiz için alan açan bir süreç.

"yalnızlık" sürecini iyi bir şekilde yönetebilen kişi zaten, diğerlerinin kalabalıklıkları ile de nitelikli bir şekilde ilişkilenebilecek olgunluğa gelmiş bir halde oluyor...
bir erkekle ilişki yürütebileceğimi düşünmüyorum.

sadece dört duvarın arasında yaşanabilen, dışarıda elini tutamadığın, gözlerine bakıp öpemediğin, başkalarına yakalanmamak için kelimelerine dikkat etmek zorunda olduğun, arkadaşlarından ve ailenden saklı tutmak zorunda olduğun, keyfince davranamadığın bir ilişkiyi yürütmek çok zor. dört duvar arasına girince herkesle her şeyi yaparsın zaten. bu sevgililik olmaz.

ayrıca çokça ilişki aşamasına gelen flörtüm oldu. bir yerden sonra iki erkeğin egosu yarışmaya başlıyor. halbuki ben ego yarıştıran birisi olmadım hiç. okuduğun okul, yaptığın iş, geldiğin aile konusunda bir taraf üstünlük kurmaya çalışıyor. oysa ortak bir hayatta bunların bir önemi olmamalı. iki taraf da birbirini olduğu gibi kabullenmeli. henüz böyle bir erkekle de tanışmadım.

biseksüel birisi olarak kadın tarafı var tabi bir de.

kadınlardan maddiyat odaklı olmayan birisini hiç tanımadım. tabi bunu yüzüne karşı söylemiyor hiçbirisi. biraz zaman geçirince söylemlerden anlaşılıyor. o zaman ben de güle güle diyorum.

maddiyat hiç önemli olmadı benim için. daha doğrusu bir amaç olmadı. peşinden koşmadım. bugün paran yoktur, yarın olabilir fakat bugün karakterin neyse yarın da odur. kadınlarda da karakteri sağlam biriyle karşılaşmadım.

bütün bunların toplamında da bana neşe verecek bir ilişki yerine sürekli düşüncelere daldıracak bir ilişki olacaksa, olmasın. yalnızlık çok daha iyi.
özdemir aşkı tek bir şahsa dedike edilemeyecek kadar güzel ve bundan mümkün olduğunca fazla insanın istifade etmesi için elimden geleni yapıyorum.* bu yüzden yalnızım ama bu benim için küçük insanlık için büyük bir yalnızlık.
çünkü kafama göre birileriyle buluşup tanışamıyorum. ayrıca eşcinsel camiada kimse kimseyi tanımak istemiyor. amaç tamamen cinsel tatmin. yanlış bir zamanda yanlış bir yönelimle dünyaya geldim muhtemelen.
sevgili olma potansiyeli taşıyan, 3-4 aydır görüştüğüm flörtüm yeni işi için başka bir şehre taşınıyor.

neyse bir kapı kapanır, bir kapı açılır. rahat rahat tinder'da gezme kapısı mesela*.
çünkü yalanlar söylüyorum buzdan
  • /
  • 2