tek eşlilik

öncelikle sana aşığım, asla aldatmam, sen teksin der; sonra bir kere yakalarsın. ancak sen aşıksındır ona ve inanmak istersin söylediği yalanlara. aradan bir süre daha geçer, bir kere daha kesinlike olmaz dersin. ancak yine yakalarsın. bakarsın bu böyle olmuyor. aşıksındır, ama onun da sana aşık olduğuna hâlâ inanıyorsundur garip bir şekilde. yine de tek eşliliğe olan güvenin yıkılmıştır. sen de onu aldatmaya başlarsın. buluştuğunuzda sevgilisinizdir; ancak ikiniz de başkalarıyla yatarsınız. derken karışına bir adam çıkar. artık onunla muhabbetin sadece sex değildir. aşık olduğun biri olduğunu söylersin. kendisini çeker, ve ilişkinizi öğrenmeye çalışır. anlatırsın ve onun seni hak etmediğine inandırmaya çalışır. hep tek eşliliği savunur. aklın karışır. gerçekten birileri tek eşliliğe inanıyor mudur senin gibi? acaba tek eşliliğe inanan biri mi seni hak ediyor? cevap bulmaya çalışırsın. ama gerçekten var mıdır, bilemezsin.
benim hayatımda biri varken -şu an olduğu gibi- kendime rağmen başarabildiğim durum. tebrikler bana, üç senedir başkasıyla olmadım.
tek bir eşim bile yok 'yok eşli'yim ben. *
gûvenlidir ve midesizlik degildir
hayatım boyunca, oldum bittim tekeşli yaşadım, sanırım benim cinsel karakterim bu şekilde. bunun nedeni olarak geç açılmam, ondan önce kızlarla ilişki yaşamış olmam mı nedendir bilmiyorum, kızlarla da tekeşliydim, kimseyi aldatmadım, açıldıktan kısa bir süre sonra da sevgilim oldu ve hala devam ediyoruz. açılma süreci çalkantılarımda bir ara çokeşli diyemeyeceğim ama, tek gecelik yaşadığım bir çok kişinin girip çıktığı çalkantılı, sıkıntılı ama bence yaşanması gereken bir dönem de yaşadım, o kısımdan da aslında pişman değilim, ama öyle o kucaktan bu kucağa bir hayat nasıl geçer bilmiyorum zira benim hissettiğim, bir noktadan sonra, kalktığım her yataktan içimde derin bir duygusal boşluk, bir tükenmişlik hissiyle kalktığımdı. bir noktadan sonra bu duygu benim içimi yemeye başladığında durup "ne yapıyorum ben amk?" demiştim kendime. burada tekeşli yaşamı övüp orta sınıf ahlakı dayatmacılığı yapmak da istemiyorum, sonuçta herkes nasıl rahat ediyorsa öyle yaşasın derim, yalnız bir ilişkide güzel bir cinsel uyum, güzel bir arkadaşlık, güven, sevgi ve şefkat olması beni daha çok mutlu ettiriyor, onu biliyorum. bir de belki de öyle dramatik ayrılıklar, aldatmalar falan da yaşamadım ben, o nedenle ruhum da fazla örselenmedi o konuda, bu nedenle de böyle rahat konuşabiliyorum, bilmiyorum. açık ilişki yaşayanlar da öyle mutluysa sorun yok bence, hatta romantik ilişki yaşamayıp farklı kişilerle sadece seks ilişkisi yaşayanlar da ok, ama "etrafta bir sürü bal toplayacak çiçek varken neden sadece tek bir çiçekle yetineyim" veya "zaten bi yaştan sonra seçeneklerim azalacak, o zaman durulmak zorunda kalacağım, hazır gençken seksin dibine vurayım" şeklinde artık bir cinsel gözü doymama mı denir ne denir, bana pek uymuyor. bir de ben biraz da mr. play it safe, yani fazla riske atılmayı, maceradan maceraya koşmayı falan seven biri değilim, nedeni o da olabilir, kafamın rahat olması, huzurlu olmak daha önemli benim için, maceraları başka konularda yaşamayı tercih ediyorum. bunun dışında tekeşli bir eşcinsel yaşam da bu ülkede çok süper kolay birşey değil, yine de her sıkıntınızı paylaşabileceğiniz, derdinizi dinleyip ortak olan, size yardım eden, iş yerindeyken size komikli resimler gönderen, tatillerde beraber dünyayı gezdiğiniz bir eşinizin olması dünyanın en güzel zenginliklerinden biri bence. kendimi kısıtlanmış hissediyor muyum? pek değil aslında. elbette orada burada görüp çok beğendiğim, cinsel çekim hissetiğim başka erkekler oluyor, ama zaten her cinsel çekim duyduğunuz insanla yatıyor değilsiniz zaten, hatta çok az bir yüzdesiyle yatabilirsiniz (çoğu karşıcinsel zaten muhtemelen), bir de yatsanız nolcak zaten, yatmak için bir sürü emek, diyelim işler yolunda gitti yattınız, sonrasında gene aynı boşluk, anlamsız geliyor. bir de yani sevgiliyle abazan muhabbeti yapmak konusunda bir sıkıntım yok, bu da aklıma gelenleri paylaşma konusunda da beni kısıtlamıyor, o yüzden genel olarak kısıtlanmış hissetmiyorum diyebilirim.
insanlık tarihinin en büyük yalanı falan herhalde. başka hiçbir sosyal ilişkide tek bir kişiye bağımlı olmamız gerekmezken neden burada kendimizi sınırlandırıyoruz ki?
bana kalırsa belirli bir süre sürdürülebilecek sonra da çeşitli nedenlerden ötürü biten bir durum. hele ki ortalamanın üstünde biriyseniz ve özellikle gayseniz tek eşliliği sürdürmek daha da zor. insan doğasında tek eşlilik olduğuna pek inanmıyorum. sosyal yaşantımızın, kültür ve medeniyetimizin bir sonucu bence tek eşli hayatın tercih edilmesi.
ne irade meselesidir ne başka bir şey; bağlanmakla, sevgiyle, saygıyla ilgilidir. ve kesinlikle imkansız değildir. iyi ki gayim bile dedirtir insana. çünkü artık eşini bulmuşsundur. ciğeri beş para etmez, dünya görüşü olmayan, saygısız, midesiz insanlarla bir daha görüşmeyeceksindir. özgüvenin artar, kendine saygı bile duyar insan. dediklerim yanlış anlaşılmasın. sex, drugs and rock n roll kafasında olan insanlardan olmadığım için bana tek düze, sakin ve huzurlu sevdiğinle paylaşabildiğin bir hayat dünyanın en seksi şeyi gibi geliyor.
gay topluluğunu bu konu hakkında heterolara göre çok daha ikiyüzlü ve samimiyetsiz buluyorum. bunun temelinde yatan faktör heteronormatif değerler üzerine kurulu sistemi gay communitynin sorgusuz sualsiz, filtrelemeden ve adapte etmeği gereği duymadan kabul etmesidir.bu durum bize nasıl bir feedback verir peki?

-aktif ve pasif gibi iki korkunç kavram ortaya çıkmıştır. kullandığınız kelimeler düşünce biçiminizi ve yaklaşımınızı temelden şekillendirir ve bu durum etiketi yapıştırdığımız o insanlara karşı bütün davranışlarımızı/düşüncelerimizi belirler. örneğin; “pasif” kelime itibari ile birçok kavramı bilinçaltı çağrıştırır: edilgenlik, itaat, zayıflık, aciziyet belki bir nebze aşağılanma.(bu bireylere yapılan muamelenin birçoğu buradan gelir aslında). bu korkunç kelime yetmediği gibi size bir de heteroseksüel ilişkilerdeki kalıplaşmış (aslında hiçbir geçerliliği olmayan) erkek-kadın rolleri verilir.

ne kadar hoşlanmasam da literatür bazında konuşacak olursam, pasif bir erkeğin maskülenliği şaşırtır sizi veya feminen bir aktifi komik bulursunuz. içinizde bulunduğunuz toksik döngünün ve anlamsız rol dağılımlarını asla sorgulamazsınız çünkü “doğru” dediğiniz kavram sizin alışageldiğiniz ve yıllarca heteroseksüel çevrenizden ve çoğunlukla da gay community tarafından maruz bırakıldığınız bir kurallar bütünüdür. sistem önünüze yiyeceği koyar, bak herkes bunu yiyor düşüncesini dikte eder o yüzden olması gerektiğinin bu olduğunu düşünürsünüz, onu yemek isteyip/istememeniz ya da farklı bir yiyecek talebiniz gibi sorular ve endişelere yer yoktur, çoğulculuk sizin hayatınızın her bölgesine nüfuz etmiştir.

bu açıklamalardan sonra monogami ile ilgili kısmın daha iyi anlaşılmasını umuyorum. monogami heteroseksüel kültürün bir parçasıdır, bunda medeni kanun, toplumsal yaklaşım, bazı durumlarda din ve çok daha önemlisi toplumsal formun kontrolü düşüncesi etkilidir. avcı-toplayıcı kültürde çok eşliliğin ve nerdeyse eşit rol dağılımının olduğunu bilerek, herkesin monogami bazlı bir ilişkide mutlu olması gerektiğine inancım tamamen sıfır. birçok tek eşli hetero neden birbirini aldatıyor sorusunun önemli nedenlerinden biri budur. ki aldatmak homo ilişkilerde çok ama çok daha yaygındır. hepimiz çok eşli mi olmalıyız? hayır. hepimiz tek eşli mi olmalıyız? yine hayır. bu tamamen bireylerde çeşitlilik gösterir, siz nasıl mutlu ve özgür hissediyorsanız sizin için doğrusu odur.

tıpkı yukardaki örnek gibi eşcinsel topluluğu, bu algıyı doğrudan hayatına yedirmeye çalışır sanki hep bir parçamız olmuş gibi. siz topluluk olarak kendi kurallarınızı/kuralsızlığınızı var edebilecekken hetero ilişki simülasyonunu uygulamaya çalışırsınız. ne istediğini bilemeyen, hayatı boyunca kendisine sormayan, sorgulamadan ve düşünmeden yaşayan o kadar çok insan var ki bu sistemin içerisinde, umarım herkes öz farkındalık geliştirebilecek kadar şanslı olur bu hayatta.
korkusuz, kaygısız mis gibi hayat tarzıdır efendim.
dışarıda farklı lezzetler olduğu aşikardır fakat evde bir mutfağınızın olduğu ve gerekli malzemeleri kullanırsanız her lezzeti evdeki o mutfakta hazırlayabilirsiniz. birbirine mutfak olma durumudur tek eşlilik.

malzemeler:
✓ inanmak
✓ ne istediğini bilmek
✓ gayret etmek /çabalamak
✓ iki ayrı insan olduğunu unutmamak
✓ sorunları konuşmak
✓ kendine has bir dil geliştirmek
✓ ben buyum tuzağına düşmemek. gibi.
dünya'da canlılar üremek ve nesillerini devam ettirme içgüdüsüyle donatılmışlardır. dişiler belli sayıda yumurta hücresi üretebilirlerken erkekler milyonlarca sperm hücresi üretebiliyor ve üreme döneminde de dölleyebildikleri kadar dişiyi dölleme yarışına giriyorlar.

bu durum aslında insanlarda da farklı değil. doğal seçilim kuralları her zaman işliyor. insanları tek eşliliğe yönelten etken ise toplumsal normlar ve kişisel çıkarlar. daha ilkel toplumlarda ise durum değişmiyor. bir eve getirilen birden fazla dişi ile üreme şansını artırmak amaç. gelişmiş ülkelerde refah seviyesi yükseldikçe hayatta kalma ve üreme ikinci plana atılıyor. kaldı ki o toplumlarda da aldatma ilkel beyinlerde ön planda.

o nedenle insan doğasından gelen tek eşliliğe cinsel yönelim farketmeksizin inanmıyorum. kimi bedensel olarak başka vücutlarla olur, kimi zihinsel. bunun sonu yok maalesef.
aslında olması gereken lakin lgbt ortamında olmayan bir yaşam şekli ne acı , anlamıyorumda bir yandan her kes birbiriyle yatarsa , azınlık olduğumuzu göz önüne alırsak , bi noktadan sonra tek eşli olmayanlar ne halt edicek yada yaş aldıktan sonra anca eskortlarla olabilecekler .
en azından bazı şeylere hiç girmeden rahat yaşamak en iyisi .
  • /
  • 2