örümcek adam beyaz ve heteroseksüel kalmalı
spiderman'in zaten siyahi bir halinin olması, ve siyahi halinin de çoğu geek tarafından en az beyaz hali kadar sevilmesiyle çöpe atılacak laftır. gwen, felicia gibi karakterler sebebiyle heteroseksüel kalmasına okayim (ki bi ya da pan da olabilir), ancak yapma be stan be. sen bundan daha iyisin.
örümcek
dünyanın en en en en korkunç varlıkları.
pardon, ikincisi de olabilirler. o durumda ilki (bkz:
ilk okuldaki zorbalar)
erkeklik
dünyanın en gereksiz, en içi boş, en tehlikeli olgusu. bacak arasındaki bir uzuv sonucunda hem kişi hem de çevresi ona dünyanın kralı muamelesi yapar, yere göğe sığdıramaz; en sonunda da sevecen bir şekilde "fuckboy" dediğimiz insanlar ortaya çıkar (en iyi ihtimalle). erkek olmak bir cinsiyettir, errrkek olmak ise ayrı bir dünya. peki ya siz hangisisiniz?
baldır
aileden gelen bir özellik sağolsun, her zaman için kalın kalacağını düşündüğüm vücut parçası. optimum kiloma indiğim zaman duruma göre bunu kendi lehime kullanmaya çalışacağım, belki bubble butt oluruz kim bilir.
ilgi orospusu
ilginin orospusu olanlara değil onları bu hale sokan topluma laf edelim lütfen.
ben de ilgi orospusuydum zamanında, hala da öyleyim galiba. sadece artık birisinin benimle konuşurken bana odaklanmasını istemek yanlış bir şeymiş gibi gelmiyor. ya da son anda ekilince kızarken kendimi "ay dur sakin ol çok ilgi orospusu gibi gözükeceksin" diye bastırmaya çabalamıyorum.
bir günde 40 entry girmek
ilk günün heyecanıyla 60 tane girmişim, bugün spesifik olarak 40 girmeye çabalayacağım. şans dileyin.
x men de hangi karakter
storm.
şimdi düşünüyorum, güç olarak onu aşabilecek karakterlerin çoğu güçlerini kontrol etmek konusunda sıkıtnı yaşayan insanlar. (bkz:
jean grey) (bkz:
rogue). kendisi black panther'la aşk yaşıyor, mistik güçlere sahip, yalnızca dünyadaki havayı değil uzaydakini de (dalgaları ve ışığı) kontrol edebiliyor, zihin saldırılarına karşı savunması var, ayrıca muhteşem bir karakter gelişimine sahip. ayrıca, doğanın bir parçasını kontrol etmek avatar'dan beridir hayalimdir.
x men
bir yandan son filmiyle yine hayranlarının ağzına dışkı bırakan, diğer yandan da marvel'ın sırf film hakları fox'un elinde diye çizgiroman dünyasında ağzına sıçmaya çalıştığı süper kahraman grubu. dünya tarihinin en başarılı "event"lerinden bazıları onların üzerinden çıkmadır, house of m ilk aklıma gelenlerden bir tanesidir. ayrıca wolverine'den çok daha fazlasıdır, bunu da unutmamak gerekir.
ayı sözlük yazarlarının gördüğü ilginç rüyalar
geçen gün hamile kaldığımı ve hastaneye gittiğimi gördüm. doktor arıyordum, doktor yoktu ortalıkta böyle koridorlar labirent gibiydi, aldırmak istiyorum bakamam ben buna diye bağırıp duruyordum. karnım saniye saniye büyüyordu. en sonunda tam suyumun geldiğini hissederken uyandım. hayır, altıma kaçırmamıştım. hayatımda gördüğüm en garip rüyalardan birisiydi, hem de içinde beni yemeye çalışan örümcekler olmamasına rağmen.
fal bakmak
arkadaşlarımın artık yapmamdan korktukları iş.
en son bir tanesinin yan komşusunun öleceğini, diğerinin de sevgilisinin onu aldattığı kızın adını bildim. ama tabi bu yeni tanıştığım insanların "bana da bak!!!!" diyip sonra kötü şeyleri bilince de yine bana sinirlenmelerine engel olmuyor. yav canım, ben mi yazdım geleceğini? elçiye zeval ne zamandan beri olmaya başladı?
5 yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz
mümkünse amerika'da, hatta daha spesifik olmak gerekirse columbia'da masters yaparken. ha o olmadı mı? londra'da. o da mı olmadı?
olacak efendim, illa ki olacak.
sözlükten kanka kaldırmak
sene bitmeden başarmayı umduğum şeyler listesinin yeni üyesi.
ayı
1) içi de dışı gibi güzel mekanlardan birisi, favorim bağdat caddesi'ndeki şubesidir.
2) sebebi kilosu, vücut yapısı, errrkekliği, kılı değilse neye göre seçildiği/dahil olunduğunu bir türlü anlayamadığım eşcinsel alt kültürü. kime göre kilolu, kime göre kıllı şimdi? metrekareye düşen oran mı var?
gece hayatı
şahsımca dört türlü geceden oluşur:
1) daha sakin bir yere küçük bir arkadaş grubuyla ya da tek bir kişiyle gidip öküz gibi içerek dertleşilen geceler.
2) tabiri caizse "girls night out" diyelim, yine arkadaşlarla bu sefer yüksek ses ve müzik ve gereksiz yoğunlukta dans ile kafa dağıtma geceleri. asıl amaç onlarla vakit geçirmektir, geceyi başkasıyla tamamlamak değil.
3) avcı geceleri. cinsel açlık zirvededir, her yer libido kokar, kimse evine yalnız dönmek istemez.
4) başarısız gece. yukarıdaki üçünden birisi için çıkarsın, sonra bir boklar olur, gece berbat geçer, sen daha çok içersin, sonun kusmak olur.
kilo kaybı
1.5 aydır içinde bulunduğum garip süreç, hadi 2 ay diyelim hatta, bir türlü kilo veremediğim o 2 haftayı da işin içine alarak.
bazı günler kendinizi inanılmaz iyi hissediyorsunuz, kıyafetleriniz bol geliyor, çekildğiniz fotoğraflarda daha ince çıkıyor yüzünüz; diğer günlerde sanki kilo vermemiş de almış gibisiniz, kendinizden nefret edip her şeyi bırakmak istiyorsunuz. kendime bu yola başlamadan önce bir hedef koymuştum, onu yarıladım diyebilirim, nasıl hissetmem gerektiğini bilmiyorum. bu maceradaki en büyük iki amacım 1) kendimi sevmek ve 2) başkalarının beğenisini toplamaktı. doğru sebeplerle mi giriştim bu işe acaba? başkaları için bedenimi eğip bükmek ne kadar sağlıklı bir karardı?
iki amacımın ikisini de başardığım söylenemez. evet, kendimi daha çok seviyorum ve daha çok beğeniyorum; ama insanların ilgisini daha çok çekmediğimi (ve belki de daha az çektiğimi) fark ettiğim her gün biraz daha sorun kilomda falan değil de direkt bendeymiş gibi geliyor.
ha bir de, ne olursa olsun tartıya çıktığınızda o sayı değişimini görmek kına yakmaya sebep. ilk 5 kilomu verdiğimde yakmıştım, oradan biliyorum.
110 kilo olup ben seçilmem seçerim diyen ayı
110 kiloda da, 105 kiloda da, 100 kiloda da bulunmuş bir insan olarak özgüvenine hayran kaldığım insan. bazen diyorum ki, kendini kimsenin sevmeyeceğini düşünmektense bu kadar egoist olmak daha mı iyidir acaba?
ayı sözlük itiraf
haftaya hiv testi olacağım ilk kez. pozitif çıksam bile hiçbir şeyin değişmeyeceğini, sadece ilaç kullanmam gerektiğini adım kadar iyi bilsem de ödüm kopuyor. böyle itiraflar yazılır mı ki buraya yah?
aileye açılmak
yılda 38 kere "emin misin" sorusunu duymama sebep olan durum.
ancak minnettarım, çünkü hayatımın çok kötü bir dönemiydi ve aynı evde yaşayıp her gün gördüğüm insanlardan saklayacak yeterince sırrım vardı zaten, artık dayanamıyordum. elbette ki kollarını açıp "ayyy canım iyi ki" diye karşılamadılar; ama artık görmezden gelmek mi denir umursamamaya çalışmak mı, yaptığım hiçbir şeye de karışmadılar. yalnızca her sene onur haftası döneminde ufak kızışmalar yaşıyoruz, galiba akıllarına geliyor durum. ama iyiyiz, daha iyi olacağız, umarım.
umarım herkes bunu söyleyebilir günün birinde. kimse kimseye açılmak zorunda değil zaten de, açılmanın inanılmaz bir yükü ortadan kaldırdığı da gerçek.
arkadaşa eşcinsel olduğunu söylemek
en yakın arkadaşımı gecenin üçünde arayıp söyledikten sonra aldığım cevap "sabaha kadar bekleyemediğin şey bu muydu allahın belası, iyi git nedimen olduğum sürece ne bok yersen ye" olmuştu. galiba zaten arkadaşlarımı içten içe hep bu soruya verecekleri tepkiyi bilerek seçmişim, o yüzden hiç kötü tepki almadım. hatta çoğu zaman kötü tepkilere karşı beni savunanlar onlar oldular, canlarım.
oyuncak
bir tane ayım vardı, babamın adını koymuştum. çocukken benim boyum kadardı (1 metre falan), her akşam ona sarılır uyurdum. en sonunda kulakları koptu, pislikten rengi siyaha döndü, benim çocukluğum bitmek zorunda kaldı. özlerim kendisini hala.