cikolatali kek

Durum: 1906 - 0 - 0 - 0 - 11.11.2016 23:35

Puan: 26948 - Sözlük Kaşarı

12 yıl önce kayıt oldu. 4.Nesil Yazar.

sometimes, change is everything
  • /
  • 96

somewhere i belong

orta okul yıllarımda defalarca dinlediğim linkin park şarkısı. şimdi rastgele başlık arayışı yaparken bir "eski günler"e döndüm.

şükrü özyıldız

çok yakışıklı. erkek güzeli diyeceğim türden.

en son kerem bürsin ile beraber oynadığı şeref meselesi'nde abi-kardeş biz fanilere göz banyosu yaptırırken şimdi küçük tatlı yalancılar adında güzel ülkemin en gereksiz yaz dizilerinden birisinden boy göstermektedir.

oğlum bak git

neredeyse unutulmuştur, bir aralar fena patlamıştı, hatta bu olaydan esinlenerek filmler yapışmış, dizilere konu olmuştu.*

şimdi tekrar unutabiliriz.

gökhan keser

tanım: fox tv'nin adını bilmediğim bir dizisinde oynamaktadır. reklamlarında gördüm.

adamın eli yüzü düzgün ama garip bir iticilik var. ayrıca sesini ve oyunculuğunu hiç beğenmiyorum. bence acilen kpss'ye girip atanmalı.*

gay temalı filmlerde gaylerin hep mağdur ve mağrur olması

hitap ettikleri kitlenin, heteroseksüel kitlenin, bizlere acıyıp sahiplenmelerini istedikleri için böyle bir yol çiziyorlar sanırım. çünkü bizler her an öldürülme ihtimali olan, bizden tiksinen insanlarla günlük hayatlarını devam ettirmek zorunda olan, "ıyyy iki erkeğin öpüşmesi bence çok öğğğreeençç" diyen ama sevgilisine arkadan vermek için yurt tuvaletinde lavman yaparken sıçan ve sıçtığı gibi temizlemeyen** pelinsularla muhattap bırakılan mağdur ve mağrur geyleriz.

aramızda hiç mutlu ve kötü geyler yok mu? mutlaka var ama heteroseksüeller ile tamamen bir eşitlik sağlanana kadar, ki bu eşitlik onların kafalarında sağlanmalı, bu tarz filmlerin gösterilmesi bence çok mantıklı.

sakalları kesince 10 yaş gençleşmek

sonuna kadar katıldığım önerme. 22 yaşındayım. sakallarım son bir senedir adam akıllı çıkmaya başladı. o heyecanla uzattıkça uzattım. uzadıkça uzadılar. geçen stresli bir anımda kaşınmaya başladılar. keseyim dedim. hem cildim hava alsın. o da ne? tekrar 22 yaşında göründüm. sakallıyken 32 falan görünüyordum. 12 olamadım ama 10 yaş gençleşme olayı doğru. zaten 12 yaşında görünseydim 20 yaş gençleşmiş olurdum.*

ayrıca 9gag'de 20 yaş gençleşen bir adamın karikatürü çizilmiştir.*


saça düşen ilk aklar

ak düşen saçların dökülmeyeceklerini gösterir-miş.

adriano celentano

italyan şarkıcı.

edit: başlık boştu doldurayım dedim.

gmail

30 günden eski spam ve trash klasöründeki mesajları otomatik olarak silen mesajlaşma şeysi.

çarşamba

ingilizcesi wednesday adını woden's day'den alır. yani odin'in günü anlamındadır.

interaktif sözlükler temmuz 2015 sıralaması

sinan'ın katkısı büyüktür. adam ansiklopedi gibi tıkladı sözlüğün her başlığını, entryisini.

penis pompası tanıtımı yapan abla

elindeki penis pompasını kameraya sallaya sallaya cesur bir şekilde ürününün reklamını yapan anadolu kadınıdır. cesurdur. muhtemelen seksle ilgili pek çok tabuyu aşmıştır. zaten kendisi pembe bulutlar adlı seks oyuncakları satan sitenin kurucusudur.

http://www.uzmantv.com/penis-pompasi-ned...

penis pompası

bir tür seks oyuncağı. ama diğer oyuncaklara nazaran faydalı bir oyuncak. yani çocukken oynadığınız legolar kadar faydalı ama bunun faydası zekaya değil pipiye. şimdi benim buraya yazacağım faydaları ben gördüm diye herkes görecek diye bir şey yok. elbette herkesin biyolojisinin farklı olduğu bilecek yaşta adamlarsınız. ama gerek benim gözlemlerim gerekse youtube ve diğer sitelerdeki kullanıcıların yorumlarına dayanarak gayet faydalı bir oyuncak olduğunu söyleyebiliriz, sanırım.

eğlenmek için her zaman kullanabilirsiniz ama eğer bir amaç doğrultusunda kullanıyorsanız çok abartmamak lazım. öncelikle günlük kullanımınız 10-15 dakikayı geçmeyecek. öbür türlü penise zarar verebilirsiniz. ve haftada 3 gün. daha fazlası zararlı.

öncelikle boşalma süreniz artıyor. hatta erken boşalma derdinden muzdarip pek çok heteroseksüel çift bu oyuncak ile mutlu sona ulaşmışlar.

daha uzun süreli ereksiyon sağlıyor. evet bir şekilde ereksiyon süresi artıyor. daha uzun süreli ve kuvvetli ereksiyon yaşıyorsunuz.

penis boyu uzuyor. şimdi bunun hakkında kesin bir şey diyemeyeceğim çünkü kilo verdiğim için büyük görünüyor olabilir. onunla ilgili kesin bilgiyi çok sonra paylaşabilirim.

pembe bulutlar

geçen madem uzun bir süre seks yapmaya ara verip derslerime verip derslerime odaklanacağım madem eğlenecek bir oyuncak alayım mantığı ile penis pompası almaya karar verince keşfettiğim sayfa. anladığım kadarıyla mavi bulutlar adında kapatılmış bir kardeş sitesi varmış. pembe bulutlar kadınlara, mavi bulutlar ise erkeklere hizmet etsin diye düşünülmüş ama şimdi iki sitede pembe bulutlarda toplanmış.

ama ürünü buradan almak yerine markanın distribütöründen almayı tercih ettim çünkü kapıda ödeme seçenekleri yok. kredi kartımla veya havale yoluyla ödemekte pek içime sinmedi. içime sinmemesinin sebebi tamamen siteye duyduğum güvensizlikten. şimdi ürünü getirmezler falan dava açamam. hakkımı arayamayınca içim şişiyor. avukata gidip diyemem ki "penis pompası sipariş ettim göndermediler," diye.*

çemberimde gül oya

bu yaz ara ara izleyerek 3. tekrarımı bitirmek üzere olduğum, türkiye'nin en başarılı dizilerinden birisidir. çağan ırmak mükemmel bir iş çıkarmış. dizinin pek çok sahnesi sinemayla yarışacak türden. tamam, bazen oyuncular -figüranlar- inandırıcılıktan uzak olabiliyor ama olsun bütüne vurunca mükemmel bir çalışmadır çemberimde gül oya.
konağıyla, cananıyla, madamıyla, suna ablası, ercan'ıyla, yurdanur'u, mehmet'iyle, sultan hanımı, dinçer beyiyle, gazi dedesiyle her şey bir masalın macerasıdır adeta. ama bu sefer masal geçmişe, ülkemizin yakın tarihine dayanmaktadır. öyle "sonsuza kadar mutlu" saçmalıklarıyla biten bir masal değildir.

çağan ırmak bu projesinde gene ne kadar başarılı bir senaryoya sahip olduğunu gözümüze gözümüze sokmuş sanki. yıllar geçse bile akıldan çıkmayan repliklerle döşemiş senaryosunu.

- nasıl birşey bu biliyor musun, hani böyle karanlık bir gecede ıssız bir yokuşu tek başına inerken bir köşeyi dönersin de deniz çıkar ya karşına, sonra o denizde bir gemi belirir. şıkır şıkır ışıklarla geçip gider. sen sevinirsin, hiç nedensiz ama, sonra için kıpırdar ya hani, öyle işte. seni tanıdığımdan beri bir gemi geçiyor içimden, hep ama…

- benim yerim burası senin yanın… sen benim hem ailem hem vatanımsın artık…

- çocukken yaşadıklarını hiçbir zaman unutmazsın. çünkü hafızanın en temiz, en güçlü olduğu zamanlardır çocukluk. büyüyünce bugünleri unutma. kitapların yakıldığı, insanların fikirleriyle suçlandığı bugünleri unutma. unutma ki anlatabilesin bunları. türkiye'yi sevmeyi anlat birilerine. birileri bunu hep yanlış anladı çünkü..

- biliyorsun, evlenecektik okul bitince. kısmet değilmiş. neyi bekledik diye düşünüyorum. onun okulu mu benim askerliğim mi. nolacaktı sanki, bunlar mı beklenecekti. birileri öğretmiş yaşayıp duruyoruz işte. sana bi şey diyeyim mi yurdanur kardeş, insan aşkını buldu mu bu dünyada, sonuna kadar gitmeli peşinden. keşke evleneydik. hasibeme bi kez dokunamadan kaybetmek varmış baksana. hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyoruz. ama ölüm var insanın başında. keşke..

- ölüm bir ülke mi dersin yurdanur kardeş? öyleyse eğer yazın ölmek zor... öyle bir ülke olsun ki bir ülke demeyelim, bir ev olsun herkes için... varsın duvarları olmasın, varsın soğuk girsin bi tarafından... sen, ben, biz olalım içinde... başkaları da olsun…çok mu zor yurdanur kardeş?

- kış iyice geliyor artık. biraz sonra suna abla gelecek ve bana soba yakmayı öğretecek. bakalım mehmet’e kışın aşık olmak nasıl bir şeymiş...

daha bir sürü replik yazabilirim bu diziden. ama bir kaçından sonrası okunmaya değer bulunmayacağı için burada duruyorum. çok güzel bir dizidir çemberimde gül oya. keşke ülkeyi doktorlar'a doyurmak yerine bu diziyi yayınlasaydılar 7/24. hele ki böyle bir zamanda...

ayrıca beni istanbul'a aşık eden ilk yapımdır.

dizinin hayranı tarafından bir facebook sayfası hazırlanmış. sanırım dizinin anısını canlı tutmak istiyor. takip etmek isteyenler olabilir diye şurada dursun;

http://www.facebook.com/cemberimde.gul.o...

4 temmuz 2015 devlet bahçeli manifestosu

başlığı aynen ekşi sözlükten aldım çünkü duruma cuk diye oturmuş.

yalnız rica ediyorum birisi şu adamın bilgisayarının fişini acilen çeksin. kendini kaybetti.

1) hayırlı akşamlar.

2) gündemde şeref tartışmalarının revaçta olduğunu izliyor, ipe sapa gelmez yorumları, mesnetsiz söz ve açıklamaları da ibretle takip ediyorum.

3) şerefi herkes bilir. bilmek bir şeye sahip olunduğunun delili değildir. şerefli olmak manevi bir mükâfat, insan varlığının beyannamesidir.

4) hayatta haklı ve meşru bir gayesi olan, müdafaa edeceği değerleri bulunan herkes için şeref vazgeçilmez bir nimetin doyumsuz lezzetidir.

5) şeref; kendimize ve çevremize duyduğumuz saygının vicdan, ruh ve münasebette somutlaşmış ve nüfus etmiş insani hal özetidir.

6) şöhret başka şey, şeref bambaşka bir şeydir. nitekim şöhret maddi imkanlarla alakalıyken, şeref maneviyatımızın bayraklaşmış simgesidir.

7) onurla çatallaşan bir hayatın; bencilleşen donuklaşan hissizleşen, milli ve manevi meselelere yabancılaşan bir ömrün şeref sayfası kapalıdır

8) gözyaşlarıyla şehit cenazeleri her gün omuzlardayken; şehitleri hatırlama, duayla yad etme zahmetine girmeyen kim varsa şeref yoksuludur

9) sözde demokrasi ve çözüm narkozuyla silahlar sussun, 90’lara dönülmesin, eller tetikten çekilsin diyenler pkk’ya yataklık edenlerdir.

10) bir dilim ekmek bulamazken, canını bu kutlu vatan için feda eden asil yüreklerin acılarını paylaşmayıp zulme ortak olanlar şeref kaçkınıdır.

11) boğaza nazır mekanlara, yazlıklara, yalılara, konaklara, villalara çöreklenip pkk’ya özgürlük kılıfı giydirenler milli şereften kopanlardır.

12) mazlumların feryadını duymak yerine, kandil-imralı ve oslo havarisi kesilerek değerlerine sırt dönenler şerefin karşı kıyısıdır.

13) şeref için fedakarlık yapmak yerine keyif için şerefe diyen bir avuç kaymak tabaka hdp ve pkk’nın kuyruğuna tutunmakla kaybetmişlerdir.

14) şeref; yanlışa direnmek, hakkın ve hakikatin yanında durmaktır. bohem tavırlar, bozuk fıtratlar, basit hevesler şerefle bağdaşmaz.

15) şerefi olan için bayrak namus, vatan sevda, millet mukaddes bir emanet, ecdat el üstünde tutulması gereken hatıralar toplamının eseridir

16) hırsıza hırsız demekten korkmamak ne kadar zorunluysa, şerefsize şerefsiz demek o kadar yüksek ve milli bir sorumluluktur.

17) şahsen bu sorumluluğu yerine getirmenin huzurunu yaşıyorum.

18) şeref bir isim değil, bir kıymettir. bu kıymeti ne akili anlar, ne kötü adamı bilir, ne de yattığı yerden kandil özlemi çekenler anlar.

19) bakın, bugün dört şehit verdik. dört eve ateş düştü dört ocak karalar bağladı. katillere ve destekçilerine şerefsiz demeyelim de ne diyelim?

20) kan döken, uyuyan evlatlarımıza kurşun sıkan, eşinin ve çocuğunun yanında askerlerimizi katledene tek kelimeyle şerefsiz denir

21) aziz şehitlerimize rahmet niyaz ediyorum kederli ailelerine ve milletimize bağ şağlığı diliyorum. son olsun istiyorum ama cani boş durmaz ki!

22) biraz daha sabredin, biraz daha bekleyin; umutlu yarınlar önümüzdedir.

23) büyük ozanımız yunus ne güzel de söylemiş: “sabır gözetsin devlet dileyenler, bil ki hak, sabredenlerle beraber.”

24) “sabırla halin güzel olur gayet, gelir sabreden hak’tan inayet.”

oben budak

korkunçlu klibin sahibi.

yatakta taş gibi bir herif yatıyor ama kameranın önüne suratını öyle bir yerleştirmiş ki yarı erekte haldeki penisim küçüldükçe küçüldü. abi n'aptın sen ya?

ayrıca bir grup feminen giyimli oğlanın kızlarla öpüşmesi biraz komik olmuş. anladık geylere klibinde yer vermek istiyor hatta "o çocuğu o kadar kıza rağmen yatağa en son ben attım ekiekieki" mesajı vermek istiyorsun ama olmamış.

bildiğin korkunç. ben ki hiç kolay kolay geri ereksiyon yaşamam. bunun suratı ne zaman çıksa yataktaki oğlana odaklanmaya çalıştım.

müzikte berbat olmuş.

sizin yazışmalarınızı okuyunca eksilenen entryleirme bakayım dedim. epeydir bakmıyordum. beğenilenlere hep bakarım, kim neyi beğeniyor anlamak için. beğenilmeyenlere bakmayı bırakmıştım, neyse. adam gayet sıradan entrylerimi eksilemiş. pasif-agresif işte. takılıyor. ben takıyor muyum? hayır.*

acıyı ve mutluluğu ulu orta yaşamak

facebook ve instagrama yaptığı ve yediği yemeğin fotoğrafını koyan hasta insan

instagramımı yeni kapattım. kapatmadan önce paylaştıklarım şunlardı;

yeni bir yemek denedim ve çok beğendim, arkadaşlarla paylaş. (gör)güsüz. yediği yemekle şov yapıyor.
spordan çıktım, kaslarım çok hoşuma gitti boy aynasında çek, arkadaşlarla paylaş. (gör)güsüz. kaslarıyla şov yapıyor.
arkadaşım doğum günümde çok istediğim ayakkabıyı aldı, onları giyip arkadaşlarla paylaştım. (gör)güsüz. ayakkabılarıyla şov yapıyor.
yazlığın önünde fotoğraf çekildim, arkadaşlarla paylaştım. (gör)güzü. çıktığı tatille şov yapıyor.
sınavda çok iyi puan aldım, arkadaşlarla paylaştım. (gör)güsüz. notuyla şov yapıyor.
oysa ben (gör)güsüz olduğum için değil anılarımı arkadaşlarımla, takipçilerimle paylaşmak için paylaşım yapıyordum. zaten (gör)mek istemeyenler unfollow diye bir şey yapıp (gör)müyorlar.*******
  • /
  • 96
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 1906

iğrençsin ama o kadar yol geldim sevişeyim bari

asla içinde bulunmadığımdır.

hayatımda bir kere sevişmek istemediğim birisiyle seviştim. o da hastalık gibiydi. uzun süre atamamıştım üzerimden.

artık "hayır," diyorum. "seninle sevişmeyeceğiz."

unutmayın, siz bir tanesiniz, kimseyle vakit harcamak peşkeş çekmek zorunda değilsiniz.

cinsel yönelim

herkes potansiyel biseksüeldir.

ayı sözlük'te dışlanmaktan korkmak

böyle biri/birileri var mı bilmiyorum ancak c tipi kişilik'e sahip olduklarını düşünüyorum.

vücut geliştirme

öncelikle bu sporun yüzde 60'ı yemek yüzde 20'si uyku ve yüzde 20'si harekettir. yani o vücutlar sadece ağırlığın altına yatarak gelişmiyor. tam tersine, uyku ve beslenmeyi yeterli almazsanız ağırlık çalışması sırasında parçalanan kaslarınız onarılmaz ve güçten düşerseniz. evet, ağırlık çalışırken kaslarınızı parçalarsınız. yemek ve uyku ile daha güçlü şekilde onarırsınız.

bir diğer yanlış ise pek çok spor salonunda verilen çoklu antreman programları. bu programların çoğu hiçbir işe yaramaz. neden mi? siz eğer pazartesi göğüs çalışıp haftaya pazartesiye kadar göğsünüzü çalıştırmazsanız doğru düzgün yol kat edemezsiniz. bakın, başlarda vücudu hızla gelişirken zamanla gelişimi duran ve sudak çıkmış ördek gibi salonlarda arkadaşlarına "abi benim vücudum neden artık gelişmiyor yaa" diye dolaşan arkadaşların en büyük sorunlarından birisi budur. çünkü bu spora yeni başlayan birisinin vücudu çok hızlı gelişecektir. bunu programla alakası yok. zamanal kas kütlesi artışı durur. işte sizin yapacağınız çoklu program bunu engeller.
peki çoklu programı kimler yapabilir? jay cutler yapabilir, arnold yapabilir. bu işi meslek haline getirmiş, hayvan gibi beslenip hayvan gibi yaşayan hayvanlar yapabilir. stereoid kullnananlar yapabilir. ancak onlarda gelişim olur.

yeni başlayanların yaptığı en büyük hatalardan birisi ise hemen ağır yüklerin altına girmeleri. okulun salonuna böyle haldır huldur gelen kaç arkadaşı ağırlıkların altından aldım bilmiyorum. vücut geliştirmeye yeni başlayan birinin kasları güçsüzdür. sinir sistemi güçsüzdür. sinir sistemi bu sporda çok önemlidir. bakın haltercilere ve hamallara... hiçbir çok kaslı değillerdir ancak oldukça kuvvetlidirler. neden? çünkü sinir sistemleri çok kuvvetli. sizinde ilk önceliğiniz sinir sisteminizi uyandırmak ve harekete geçirmek olmalıdır. zaten kaslarınız zamanla çalışmaya başlayacaktır. ama sinir sistemi önemli. sinir sistemini kuvvetlendirmek için ne yapmalı? aynı hareketli yavaş ve düzenli olarak yapmalısınız. aceleye gerek yok.

hah, aklıma gelmişken. bir de vücut geliştirme ekolü olarak brad pitt var. fight cluptaki gibi olsam yetercilere gelsin bu paragraf. ben hayvan gibi olmak istemiyorumculara gelsin. bu hatayı bu spora ilk başladığımda bende yapmıştım. spora başladığımda yağlarım vardı. az yiyordum. çünkü çok yersem "hayvan gibi olmaktan" korkuyordum. ama bir türlü doğru düzgün ilerleyemiyordum. sonra anladım ki bu sporu yapmak için "hayvan gibi yemek" gerekiyor. sonuçta o kaslar elma, armut yiyerek oluşmuyor. neler neler yiyorum gene de hayvan gibi olmuyorum. çünkü o hayvan gibi dediğiniz adamlar gerçekten hayvan gibi yiyen hayvanlar. stereoid almaları cabası.

şimdilik aklıma gelen bunlar. daha sonra güncellerim.

gay ilişkilerdeki en büyük sorun

erkeklerin sekse çok fazla önem vermesi. özellikle genç çiftlerin en büyük sorunu bu. seks, seks, seks. heteroseksüel bir çiftte en azından kadın ilişkinin duygusal tarafını sırtlayabilirken, bakınız lezbiyenlerin daha sağlam ilişkilerinin olması, bizde bu duygusal tarafı sırtlayacak kimsenin olmaması. bakınca otuza yaklaşmış veya otuzun üstünde geylerin ilişkileri daha sağlam. çünkü adamlar ancak belli cinsel hazzı içlerinde çürütünce ilişki yaşayabilecek kafaya gelebiliyorlar.

green apple'a cephe arkadaşları aranıyor

aziz ordumuzun uçaklarla cepheden cepheye uçuştuğu şu mübarek günlerde, sözlükte tek başına trollenmekten ve bilimum savaş karşıtı insana göğüs germekten memeleri sarkan, ışık ve sevgiyle, green apple'a cephe arkadaşları aramaktayız. eğer sizlerde 7/24 sol framei türklerin boklarının ne kadar pembe olduğuna dair doldurabilir, bütün bearhairy başlıklarının altına çemkirebilirseniz, durmayın başvurun.

aranan kriterlerimiz;

-düşük bir zeka
-bütün gün bilgisayarda vakit harcayacak kadar işsiz olmanız
-yazım yanlışları ve imla hatalarıyla dolu bir grameriniz
-2 veya 3 kelimeden fazla cümleler kurmamanız gerekmektedir.

hadi ne duruyorsunuz! dutchbear'ın eksikliğinde bu ablanıza sahip çıkmak, onu cephede bu savaş karşıtı çiçek çocuklarla yalnız bırakmamak için alın elinize klavyelerinizi.

onur yürüyüşünde iki kadının çırılçıplak soyunması

öncelikle herkesin yaptığı işe saygı duyuyorum. kimse oturduğum yerden eleştirmeye hakkım yok, biliyorum. sonuçta ben tüm lgbt'leri destekleyen arkadaşlarıma rağmen kendimde onur yürüyüşünde yürüyecek gücü bulamıyorum. sonuçta tüm arkadaşlarım facebook profillerini gökkuşaklarıyla döşerken ben hiçbir şey olmamış gibi devam ettim. türkiye'de yapılan onur yürüyüşüne de son derece saygı duyuyorum ancak zaman zaman kendime "neden onur yürüyüşüne katılmaktan bu kadar çekiniyorsun" diye sormadan edemiyorum.

şimdi izin verirseniz burada biraz bunu açıklayacağım. ama en başında şunu özellikle belirtmek istiyorum, bu uğurdan yapılan her şeye son derece saygı duyuyorum. sadece benimki biraz özeleştiri gibi.

eskiden en yakın arkadaşım olan çocukla, o da gay olduğunu öğrendim, onur yürüyüşü hakkında konuşurken "ya biz orada lgbt bireylerin hakkını savunuyoruz yoksa orospuların gördüğü polis şiddetini mi savunuyoruz?" diye sordum. "ben orada anneme aşkımı savunacağım yoksa aileme para karşılığı bedenini satmanın doğru bir şey olduğunu duyuracağım? ailem benim bir erkekle sevişmenin kabul edememişken beni bir hayat kadınıyla kol kola görseler ne düşünürler?" ki seks işçileriyle hiçbir problemim yoktur. ama benim yürüyüşümle bunun alakası ne?

biliyorsun türkiye'de tanzimattan sonra pek çok şey avrupa'dan direk alındı. biz roman üretmedik. şiir yazmadık. avrupa'dan alıp onu taklit ettik. bize hep batıyı takip etmek derken hep batıyı taklit etmeyi öğrettiler. şimdi onur yürüyüşünde yapılanda aynen bu. biz amerika'da bu yürüyüş nasıl yapılıyorsa aynen onu alıyoruz. taklit ediyoruz. senin muhattap olduğu adam obama değil ki? senin komşun kızını beceren adamla futbol izleyen john doe değil senin komşun kızını bir erkekle el ele görse tekme tokat döven onu eve kilitleyen hasan usta! seni nasıl bir amerika'lı gibi yaparsın?

recep ile şaban'ın arasın ramazan giremez! allah aşkına bu sloganı ne kadar düşündünüz? siz akp'nin yüzde 40 mhp'nin yüzde 16 aldığı bir ülkede, ki chp ile hdp'de ki muhafazakarları saymıyorum bile, bu şekilde saygı göreceğinizi mi bekliyorsunuz?

biraz önce paylaşılan görüntüleri izledim. yahu sen nasıl benim onur yürüyüşümde gidip oral seks yaparsın. bok. bok. bok. bok. boksunuz. ben anneme saatlerce iki erkeğin aşkını anlatayım, kalp hastası babamı iki erkeğin birbirini sevebileceğine ikna etmeye çalışacağım siz gidin benim cinsel yönelimimi içine aldığınız bir "onur yürüyüşü" düzenleyin ve çırılçıplak birbirinize oral seks yapın. boklar. boksunuz işte. şimdi bu görüntüyü ailem görse ben onlara ne derim? 1 senedir uğraştığım şeyi nasıl hiç edersiniz? hep üzülüyordum lgbt'ler haber programların yer bulmuyor diye. iyi ki bulmuyorlar. gerizekalılar.

bundan sonra bu ülkede tek kelime etmem lgbt hakları için. bana ne? yarın gidip ailemede tövbe ettim yok öyle bir şey derim. ne diye üzüyorum ki ben ailemi? sessiz sakin hayatımı yaşarım. okulumu bitirince de siktir olup giderim amerika'ya.

ayı sözlük itiraf

gay olmadığım halde erkeklerle cinsel ilişkim çok oldu (öpüşme ve sevişme hiç olmadı). anal ilişki ve düşüncesi bence çok çekici. yatsın yanıma götümü başımı dağıtsın sonra yatsın hali bence daha güzel.

her boku yiyip domuz eti yemeyen tipler

bıkmadınız milletin yediğini içtiğini eleştirmeye.

başkaları sizin yaşam tarzınıza karışsa "kömsö bözö önlömöyör" dersiniz. adam belki her boku yemeyi seviyor ama domuz eti yemeyi sevmiyor, olamaz mı?





30 yaşını geçtiği halde ailesiyle yaşayan adam

okullar okunmuş, iş güç sahibi olunmuş, evlenmemeyi tercih etmiş adamın ailesiyle yaşama durumudur. annesinin yaptığı yemekleri yemenin, temiz ve ütülenmiş çamaşırlar giymenin rahatlığını bırakamamış adamdır. muhtemelen ev işlerine uygun değildir. tek başına bıraksan ya yemeği yakar ya da gömlekleri ütülerken kat izi bırakır. aileyle oturmak demek, anne ve babanın otoritesini kabul etmek ve hayatını onların dünya görüşlerine göre şekillendirmek demektir. bir insan 30 yaşını geçtiği halde hala evin oğluşu muamelesi görüyorsa oturup düşünmesi gerekir.

tabii istisnası olanları bu durumun dışında tutuyorum.

edit: 30 yaşını geçtiği halde ailesiyle yaşayan adam beğenmedi.*

gay accountlarda feminenler ölsün akımı

genelde feminenleri rahatsız eden durum, anlıyorum.

ancak pek çok yazarında dediği gibi bir gey olarak maskülenlik arıyorum. pizzayı elleriyle yiyen, tornavidayı alıp ev işi yapan, araba bozulunca kendi işini görebilecek birisini. lady gaga dinleyip, skinny jeans pantolonların içinde kırıtan birisini değil. ben ilk kategorideyim ve ilk kategoriden hoşlanıyorum. bu yüzden arayışıma daha çabuk ulaşabilmek için feminenler yazmasın diyorum.

bir de kafa yapısı olarak çok farklıyız. etrafımdaki kadın arkadaşlarıma bakıyorum bir de feminen geylere bakıyorum... nasıl başarıyorlar bilmiyorum ama kadın arkadaşlarımdan daha kadın olmayı başarıyorlar. bilmiyorum belki burada da dendiği gibi aslında onlar gey değildir. transtırlar. ya da başka bir yaşam formu. gerçi onlar kendilerini ne olarak tanımlıyorlarsa o'durlar. benim haddime değil. ama hoşlanmıyorum işte. umarım onlarıda seven birileri vardır. hem benim sevgime muhtaç değiller ki. takılmasınlar bu kadar.

ülkede boğaziçi ve odtü'den başka üniversitenin olmaması

türkiye'nin acı gerçeği. eğer tıp fakültelerini ve hukuk fakültelerini çıkarırsanız bu okullar dışında türkiye'de doğru düzgün bir tane üniversite yok. belki itü veya bilkent'in bazı bölümleri bazı konularda iyi olabilir ancak genele baktığımızda bunlar bir üniversiteyi iyi yapmaya yetmiyor.

bir de şöyle bir tesellisi vardır bu okullara girmeyenlerin/giremeyenlerin* önemli olan nereden mezun olduğun değil nasıl mezun olduğun.*

eksi oy verenin kim olduğunu bilmediğimiz halde bir yazarı eksici olarak suçlamak

geçenlerde yukarıda bahsi geçen yazar bana mesaj atmış. benim yazdığım ikinci c sendin xxxxx, diye. çok şaşırdım ve üzüldüm. çünkü kendisine özel bir düşmanlığım yok. düşmanlığı bırakın sözlüğe ilk kayıt olduğum günlerde seri eksi verdiğim günün gecesinden dark bear tarafından uyarıldıktan sonra yaptığımın pasif-agresif ve sinsi bir davranış olduğunu fark edip seri eksi oy vermeyi bıraktım. ha,genelde artık eksi oy vermem ama hoşlanmadığım bir yazarın düşüncesini beğenmediysem anında eksiyi basarım ki tanım cümlelerini, bilgi cümlelerini asla eksilemem. dediğim gibi sevmediğim yazarların belli başlı görüşlerini eksilerim. ama beğenmediysem.

şimdi bu yazar bana öyle diyince ne yalan söyleyeyim üzüldüm. çünkü kendisiyle daha doğru düzgün tanışmadan onun düşmanı olduğumu düşünmüş. bir kaç gündür entrylerini gördükçe artılıyorum. kafasında soru işareti kalmasın diye. aman alt tarafı bir sözlük, eksi - artı için birbirimizi üzmeye değer mi? artılar feda olsun.*

mustafa kemal atatürk

(bkz: atam atam sen kalk ben yatam)

yok efendim o kadar şişirmeyin. özel bir adamdır. hatta bir dahidir. yaptığı pek çok şey vardır ancak kimse varlığını ona muhtaç değildir. kimse hiçbir şeyi kimseye muhtaç değildir. belki anne ve babamıza çok şey borçluyuz. ayrıca yaptığı bazı hatalar bugün pkk'nın doğmasına sebep olan bir domino halkasının ilk taşını devirmiştir.

götten gelen kanı alna sürmek

aktifin, bekaretini aldığı pasifinin, çatlayan deliğinden çıkan bir iki damla kanı pasifinin alnına sürme durumudur. bir kaç dakika göz göze gelinir. sonra yavaşça pasifin alnından öpüldükten sonra domaltılıp çatır çutur sikmeye devam edilir. ayrıca pasifin yüzüne attırmaktan daha romantik taam mı?!
Henüz takip ettiği biri yok.